Miras HukukuBağlı olduğu rehber: Miras Hukuku, Miras Davaları ve Diğer Veraset İşlemleri
Yasal Mirasçılar Kimlerdir? Zümre Sistemi, Mirasçılık Sırası ve Miras Payları 2026
Yasal Mirasçılar Kimlerdir?
Yasal mirasçılar, mirasbırakanın (murisin) bir vasiyetname ya da miras sözleşmesi yapmasına gerek olmaksızın doğrudan kanun gereğince mirasçısı olan kişilerdir. Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre yasal mirasçılar; mirasbırakanın altsoyu (çocukları, torunları), ana ve babası ile onların altsoyu (kardeşleri, yeğenleri), büyük ana ve büyük babaları ile onların altsoyu (amca, hala, dayı, teyze ve onların çocukları), sağ kalan eşi, evlatlığı ve evlatlığının altsoyudur. Bunların hiçbiri yoksa miras Devlete geçer.
Yasal mirasçılar mirasa aynı anda çağrılmaz. Kanunumuz zümre sistemini benimsemiştir: mirasbırakana daha yakın zümrede tek bir mirasçının bulunması, sonraki zümredeki hısımları mirastan dışlar. Sağ kalan eş ise zümrelerin dışında, hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre mirasın dörtte birini, yarısını, dörtte üçünü ya da tamamını alır.
Yasal mirasçılık, mirasbırakanın iradesiyle belirlenen atanmış mirasçılıktan farklıdır. Mirasbırakan vasiyetname ile yasal mirasçılarının paylarını değiştirebilir; ancak altsoyun, ana ve babanın ve eşin saklı paylarına dokunamaz. Makalemizde önce zümre sistemini ve sağ kalan eşin payını, ardından evlatlık, evlilik dışında doğan çocuk ve ana rahmindeki çocuğun durumunu, mirasçılık sıfatının kaybedildiği hâlleri, örnek pay hesaplarını, saklı payları ve eski tarihli ölümlerde uygulanacak kuralları Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alıyoruz. Konunun genel çerçevesi için miras hukuku rehberimize de bakabilirsiniz.
Randevu İçin Arayınız
Görüşmeler randevu ile, büroda ya da telefonla veya WhatsApp, Google Meet ya da Zoom Meetings gibi araçlarla çevrim içi olarak yapılabilir.
Zümre Sistemi Nedir? Mirasçılık Sırası Nasıl Belirlenir?
Zümre, mirasbırakanın kan hısımlarının ortak bir üstsoy etrafında toplandığı mirasçı grubudur. TMK’nın 495 ilâ 497. maddeleri üç zümre düzenler: birinci zümrede mirasbırakanın altsoyu, ikinci zümrede ana ve babası ile onların altsoyu, üçüncü zümrede büyük ana ve büyük babaları ile onların altsoyu yer alır. Kanun üçüncü zümreden öteye gitmez; büyük ana ve büyük babaların ana ve babaları ile onların diğer altsoyu yasal mirasçı değildir.
Mirasçılık sırası üç ilkeye göre belirlenir:
- Zümre önceliği: Önceki zümrede sağ bir mirasçı varsa sonraki zümreye geçilmez. Örneğin mirasbırakanın tek bir torunu bile sağsa kardeşleri mirasçı olamaz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi de, 20.03.2013 tarihli ve 2012/8673 E., 2013/3977 K. sayılı kararında, “Türk Medeni Kanununun 496. maddesi hükmüne göre ikinci zümrede mirasçı varken üçüncü zümredeki mirasçıların mirastan pay alamamalarına” dayanarak üçüncü zümredeki hısımların davasını reddeden kararı onamıştır.
- Eşitlik: Zümre başları eşit pay alır. Çocuklar eşit, ana ve baba eşit mirasçıdır; üçüncü zümrede mirasın yarısı ana tarafına, yarısı baba tarafına ayrılır.
- Halefiyet: Mirasbırakandan önce ölen mirasçının yerini, her derecede kendi altsoyu alır. Mirasbırakandan önce ölen çocuğun payı torunlara, önce ölen babanın payı kardeşlere, önce ölen kardeşin payı yeğenlere geçer. Sağ kalan eş varken üçüncü zümrede bu kuralın bir istisnası vardır (aşağıda, eş varken kuzenler başlığına bakınız).
a) Birinci Zümre: Altsoy
Türk Medeni Kanunu’nun 495. maddesi:
“1. Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur.
2. Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar.
3. Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.”
Birinci zümrenin başında mirasbırakanın çocukları bulunur. Evlilik içinde doğan çocuk ile soybağı kurulmuş evlilik dışı çocuk arasında, kız çocuk ile erkek çocuk arasında ve farklı evliliklerden doğan çocuklar arasında pay farkı yoktur. Torun, dedesine ya da ninesine ancak kendi anne veya babası mirasbırakandan önce ölmüşse (ya da aşağıda anlatılan hâllerin çoğunda olduğu gibi mirasçılık sıfatını kaybetmişse) mirasçı olur ve ana veya babasına düşecek payı kardeşleriyle eşit olarak paylaşır.
Birinci zümrede mirasçı bulunduğu sürece mirasbırakanın ana ve babası, kardeşleri ve diğer hısımları mirastan pay alamaz.
b) İkinci Zümre: Ana, Baba ve Onların Altsoyu
Türk Medeni Kanunu’nun 496. maddesi:
“1. Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar.
2. Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.
3. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.”
Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirası ana ve babası arasında yarı yarıya bölünür. Ana veya babadan biri önce ölmüşse onun yarısı kendi altsoyuna, yani mirasbırakanın kardeşlerine geçer; kardeş de önce ölmüşse payı yeğenlere kalır.
Kardeşlerin payı, ortak oldukları ana ve babaya göre hesaplanır. Ana-baba bir kardeş hem ananın hem babanın payından, ana bir ya da baba bir kardeş (halk arasında bunlar da üvey kardeş diye anılır) yalnızca ortak olduğu ebeveynin payından pay alır. Mirasbırakanla ortak ana veya babası olmayan kişi ise, örneğin üvey annenin önceki evliliğinden olan çocuğu, mirasçı değildir. Bir tarafta hiç mirasçı yoksa o tarafın payı diğer tarafa geçer; bu durumda mirasın üçüncü zümreye kaydırılması mümkün değildir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.05.2011 tarihli ve 2011/80 E., 2011/3495 K. sayılı kararına konu olayda mirasbırakan 2007’de bekâr olarak ölmüş, babası ondan çok önce altsoy bırakmadan ölmüş, annesinin ise ikinci evliliğinden doğan çocukları kalmıştı. Önceki mirasçılık belgesi mirasın tamamını mirasbırakanın amcasına vermiş, yerel mahkeme mirası amca ile ana bir kardeşler arasında yarı yarıya paylaştırmıştı. Daire, ikinci zümrede mirasçı varken üçüncü zümreye geçilemeyeceğini belirterek “mirasın tamamının ikinci zümreden ana bir kardeşlerine kalacağı kuşkusuzdur” demiş ve kararı bozmuştur.
c) Üçüncü Zümre: Büyük Ana, Büyük Baba ve Onların Altsoyu
Türk Medeni Kanunu’nun 497. maddesi:
“1. Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, büyük ana ve büyük babalarıdır. Bunlar, eşit olarak mirasçıdırlar.
2. Mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.
3. Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan biri altsoyu bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır.
4. Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de altsoyları bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
5. Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük babalardan birinin mirasbırakandan önce ölmüş olması hâlinde, payı kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya; bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları hâlinde onların payları diğer tarafa geçer.”
Üçüncü zümreye ancak birinci ve ikinci zümrede hiç mirasçı yoksa geçilir. Miras önce ikiye ayrılır: yarısı ana tarafındaki büyük ana ve büyük babaya (anneanne ve dede), yarısı baba tarafındaki büyük ana ve büyük babaya (babaanne ve dede) düşer. Önce ölen büyük ebeveynin payı onun altsoyuna, yani mirasbırakanın dayı, teyze, amca ve halasına, onlar da önce ölmüşse kendi çocuklarına geçer.
Üçüncü zümrede de yarım kan hısımlığı önemlidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 20.10.2011 tarihli ve 2011/4122 E., 2011/6234 K. sayılı kararında, babasının ana-baba bir kardeşinin mirasçılarının hem büyük babadan hem büyük anneden, babanın yalnızca büyük anneden olan kardeşinin mirasçılarının ise yalnızca büyük anneden pay alacağını; ana tarafındaki büyük ebeveynlerin başka altsoyu bulunmadığından o tarafın payının baba tarafına geçeceğini belirtmiştir. İptali istenen belgede üçüncü zümrede mirasçı varken mirasbırakanın annesinin dedesinin altsoyuna da pay verilmiş olması Daire tarafından hatalı bulunmuş ve iptal davasının reddi bozulmuştur.
Sağ Kalan Eş Mirastan Ne Kadar Pay Alır?
a) Eşin Payı Zümrelere Göre
Türk Medeni Kanunu’nun 499. maddesi:
“Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur:
1. Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,
2. Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,
3. Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.”
Sağ kalan eş hiçbir zümreye dahil değildir; her zümreyle birlikte mirasçı olur ve önce kendi payı ayrılır, kalan kısım zümredeki mirasçılar arasında paylaştırılır:
- Çocuk veya torun varsa eş 1/4, altsoy 3/4 alır.
- Altsoy yok, ana-baba ya da kardeşler (yeğenler) varsa eş 1/2, ikinci zümre 1/2 alır.
- İlk iki zümre yok, büyük ana-babalar ya da amca, hala, dayı, teyze varsa eş 3/4, üçüncü zümre 1/4 alır.
- Bunların hiçbiri yoksa mirasın tamamı eşe kalır.
Eşin bu payı, ölen eşin terekesi üzerinden hesaplanır. Sağ kalan eşin evlilik mal rejiminden doğan hakları (katılma alacağı gibi) miras payından ayrıdır ve mal rejiminin tasfiyesiyle belirlenir. Bu konunun ayrıntısı sağ kalan eşin mirasçılığı yazımızda, mal rejimleri ise evlilikte mal rejimleri yazımızda anlatılmıştır.
b) Eş Varken Kuzenler Mirasçı Olur mu?
01.01.2002’den sonraki ölümlerde hayır. Sağ kalan eş varsa üçüncü zümrede halefiyet büyük ana ve büyük babaların çocuklarında durur. Bu kural hem 497. maddenin beşinci fıkrasından (“payı kendi çocuğuna”) hem 499. maddenin üçüncü bendinden (“büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte”) çıkar. Dolayısıyla mirasbırakandan önce ölen amca, hala, dayı veya teyzenin çocukları, yani kuzenler, eşle birlikte mirasçı olamaz; üçüncü zümrede eşle birlikte mirasçı olabilecek kimse kalmamışsa mirasın tamamı eşe kalır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 19.09.2018 tarihli ve 2016/395 E., 2018/5825 K. sayılı kararına konu olayda mirasbırakan 2010’da evli ve çocuksuz ölmüş; annesi, kardeşi ve ana tarafındaki büyük ebeveynleri, teyzesi ve dayıları ondan önce ölmüştü. Mirasçılık belgesinin iptalini isteyenler, mirasbırakandan çok önce ölen dayının torunlarıydı. Yerel mahkeme davayı kabul etmiş, Daire ise 499. maddenin üçüncü bendine göre mirasbırakanın tek mirasçısının eşi olduğunu belirterek kararı bozmuştur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.06.2010 tarihli ve 2010/2407 E., 2010/3866 K. sayılı kararı da aynı yöndedir: eşle birlikte mirasçı olunan durumda, mirasbırakandan önce ölen halanın altsoyuna pay verilmesi bozma sebebi sayılmıştır.
Mirasbırakanın eşi yoksa kural değişir. Bu durumda 497. maddenin ikinci fıkrasındaki “her derecede halefiyet” uygulanır ve kuzenler, hatta kuzenlerin çocukları da mirasçı olabilir. Eski tarihli ölümlerde de sonuç farklı olabilir: 743 sayılı Kanun’un ilk hâli eşi, büyük ana ve büyük babaların altsoyu (füruu) ile birlikte mirasçı saydığından, 23.11.1990’dan önceki ölümlerde kuzenler eşle birlikte mirasçı olabilir (aşağıda, eski tarihli ölümler başlığına bakınız).
c) Resmî Nikâh Olmadan Birlikte Yaşanan Kişi Mirasçı Olur mu?
Hayır. Sağ kalan eş sıfatı resmî evliliğe dayanır. Yalnızca dinî nikâhla ya da nikâhsız birlikte yaşanan kişi, ne kadar uzun süre birlikte yaşanmış olursa olsun yasal mirasçı değildir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 23.06.2015 tarihli ve 2015/2019 E., 2015/6983 K. sayılı kararında, nüfus kaydında başka bir kadınla resmî evli görünen mirasbırakanın nikâhsız eşine pay verilmesini bozmuş ve “Resmi kayıtlar iptal edilmedikçe geçerliliğini koruyacağından nikahsız eşe pay verilemez.” demiştir. Aynı kararda, nikâhsız birliktelikten doğan çocukların mirasbırakanın altsoyu olarak mirasçı olduğu, nikâhsız eşin başka bir evlilikten doğan çocuğunun ise mirasçılık sıfatı bulunmadığı belirtilmiştir.
d) Boşanma Davası Sürerken Eşlerden Biri Ölürse Ne Olur?
Türk Medeni Kanunu’nun 181. maddesi:
“1. Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.
2. Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.”
Boşanma kararı kesinleşmeden eşlerden biri ölürse evlilik ölümle sona erer ve boşanma davası konusuz kalır. Bu durumda sağ kalan eş kural olarak mirasçıdır. Ancak ölen eşin mirasçıları davaya devam ederek sağ kalan eşin boşanmaya sebep olacak derecede kusurlu olduğunu ispat ederse eş mirasçılık sıfatını kaybeder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.06.2020 tarihli ve 2017/2296 E., 2020/476 K. sayılı kararında bu imkânı şöyle açıklamıştır: “Türk Medeni Kanunu’nun 181. maddesinin ikinci fıkrası boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçılarına sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olup olmadığının tespitine yönelik olarak davaya devam etme imkânı sağlamıştır.” Kurul, mirasçıların bu davada sınırlı haklara sahip olduğunu da vurgulamıştır: “Mirasçılar tarafından sürdürülen boşanma davalarında ölen eş delillerini sunmuş ise mirasçıların yeniden delil gösterme hakları bulunmamaktadır.”
Mirasçıların davaya devam edebilmesi için mirasbırakanın sağlığında açılmış bir boşanma davası bulunmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.10.2023 tarihli ve 2023/4163 E., 2023/4942 K. sayılı kararında, mirasçıların bu hakkı kullanabilmesi bakımından “… en önemli koşul, murisin sağlığında açılmış ve ölümünden sonra da devam eden bir boşanma davasının bulunmasıdır.” demiştir. Aynı kararda, kadının yalnızca suç işleme sebebine dayanarak açtığı ve ölen erkeğin karşı dava açmadığı dosyada davacının kusuru araştırılamayacağı için erkeğin mirasçılarının kadının kusurunu ispat edemeyeceği kabul edilmiş ve kadının kusurlu olduğunu tespit eden hüküm bozulmuştur. Anlaşmalı boşanma davası da aynı niteliktedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.09.2017 tarihli ve 2016/8497 E., 2017/9546 K. sayılı kararına göre “Anlaşmalı boşanma davasında, mirasçılar sağ kalan eşin herhangi bir kusurunu kanıtlayamayacaktır.”
Evlatlık, Evlilik Dışı Çocuk ve Ana Rahmindeki Çocuk Mirasçı Olur mu?
a) Evlatlık
Türk Medeni Kanunu’nun 500. maddesi:
“1. Evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder.
2. Evlât edinen ve hısımları, evlâtlığa mirasçı olmazlar.”
Evlatlık, evlat edinenin birinci zümre mirasçısıdır ve evlat edinenin çocuklarıyla aynı payı alır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.07.2024 tarihli ve 2023/422 E., 2024/370 K. sayılı kararında (karar oy çokluğuyla verilmiştir; ayrılık, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasındaki hak düşürücü süreye ilişkindir) bu hükmün anlamını, evlatlık ve altsoyunun evlat edinenin birinci zümre mirasçısı olarak mirasta hak sahibi olacağı biçiminde açıklamış ve “Evlatlık ve altsoyunun varlığı mirasın ikinci zümreye geçmesine engel olur.” demiştir. Evlatlık ilişkisi, evlat edinmeye ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesiyle kurulur.
Evlatlığın mirasçılığı tek yönlü ve sınırlıdır. Evlatlık, kendi ailesine mirasçı olmaya devam eder; buna karşılık evlat edinen ve onun hısımları evlatlığa mirasçı olamaz. Evlatlık da evlat edinenin anne, baba veya kardeşlerine mirasçı olmaz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 04.03.2026 tarihli ve 2025/3367 E., 2026/1255 K. sayılı kararında bu kuralı şöyle ifade etmiştir: “Türk Medeni Kanunu'nda evlatlık ve alt soyunun yasal mirasçılığı sınırlıdır. Bunlar sadece evlat edinene yasal mirasçı olur. Evlat edinenin hısımlarına yasal mirasçı olamazlar. Dolayısıyla evlatlık ve alt soyunun kendilerinden önce ölmüş olan evlat edinenin yerine geçip (halefiyet ilkesinden yararlanarak) onun hısımlarından miras almaları söz konusu değildir.” Olayda mirasçılık iddiasında bulunanlar, mirasbırakanın halasının evlatlığının çocuklarıydı; hala da evlatlık da mirasbırakandan önce ölmüştü. Daire, evlatlığın çocuklarının mirasbırakana mirasçı olamayacağını belirtmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli ve 2022/4608 E., 2023/6019 K. sayılı kararı da, evlat edinen kendi mirasbırakanından önce ölmüşse evlatlığın o mirasbırakana mirasçı olacağına dair kanunda hüküm bulunmadığını belirterek aynı sonuca ulaşmıştır.
Bu kural, evlat edinenin kendi ana veya babasından sonra öldüğü durumla karıştırılmamalıdır. Evlat edinen, ana veya babasının ölümüyle onun mirasçısı olmuşsa, bu yoldan kendisine geçen pay da evlat edinenin terekesine girer ve evlat edinen öldüğünde evlatlığa geçer. Bu, TMK’nın 580. maddesinin ikinci fıkrasının sonucudur: mirasın açıldığı anda sağ olan mirasçının miras hakkı, sonradan ölürse kendi mirasçılarına kalır.
Evlat edinmenin koşulları ve diğer sonuçları için evlat edinme davası yazımıza bakabilirsiniz.
b) Evlilik Dışında Doğan Çocuk
Türk Medeni Kanunu’nun 498. maddesi:
“Evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar.”
Evlilik dışında doğan çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla kurulur; bu nedenle çocuk annesine ve anne tarafındaki hısımlarına başka bir işleme gerek olmaksızın mirasçı olur. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 21.09.2016 tarihli ve 2016/5729 E., 2016/7234 K. sayılı kararında, “4721 sayılı TMK'nın 282/1. maddesinde çocuk ile ana arasında soybağının doğumla kurulacağı belirtilmiştir.” diyerek, çocuk ile mirasbırakan anne arasında tanıma veya babalık davası sonucu soybağı kurulmadığı gerekçesiyle annesine ait mirasçılık belgesi talebini reddeden kararı bozmuştur.
Baba yönünden mirasçılık için soybağının tanıma veya babalık davası sonucunda verilen hükümle kurulmuş olması gerekir. TMK’nın 295. maddesinin birinci fıkrasına göre “Tanıma, babanın, nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla olur.” Babalık davası baba öldükten sonra da açılabilir; TMK’nın 301. maddesinin ikinci fıkrasına göre “Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.” Soybağı sonradan kurulursa, çocuğu içermeyen mirasçılık belgesinin iptali istenebilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.05.2025 tarihli ve 2025/1409 E., 2025/2396 K. sayılı kararına konu olayda baba 2011’de ölmüş, çocuk ile baba arasındaki soybağı 2022’de babalık davasıyla kurulmuştu. İlk derece mahkemesi 2011 tarihli mirasçılık belgesini iptal ederek çocuğun da payını gösteren yeni belge düzenlenmesine karar vermiş, bu karar istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek onanmıştır. Babalık davasının koşulları için babalık davası yazımıza bakabilirsiniz.
c) Ana Rahmindeki Çocuk (Cenin)
Türk Medeni Kanunu’nun 582. maddesi:
“1. Cenin, sağ doğmak koşuluyla mirasçı olur.
2. Ölü doğan çocuk mirasçı olamaz.”
Babası öldüğü sırada ana rahminde bulunan çocuk, sağ doğarsa diğer çocuklarla eşit payla mirasçı olur. TMK’nın 643. maddesinin birinci fıkrasına göre “Mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek bir cenin varsa paylaşma doğumuna kadar ertelenir.”
Mirasçı Olmak İçin Mirasbırakanın Ölümünde Sağ Olmak Gerekir mi?
Evet. Mirasçılık, mirasbırakanın öldüğü an itibarıyla belirlenir.
Türk Medeni Kanunu’nun 580. maddesi:
“1. Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır.
2. Mirasın açıldığı anda sağ olan mirasçı sonradan ölürse, onun miras hakkı kendi mirasçılarına kalır.”
a) Mirasbırakandan Kısa Süre Sonra Ölen Mirasçı
Mirasbırakandan bir gün sonra bile ölen mirasçı, mirasçılık sıfatını kazanmış olur ve payı kendi mirasçılarına geçer. Bu kural, aynı aile içinde art arda gerçekleşen ölümlerde payların kime geçeceğini tamamen değiştirebilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.05.2011 tarihli ve 2011/1157 E., 2011/3494 K. sayılı kararına konu olayda mirasbırakan çocuksuz ölmüş, eşi ondan iki gün sonra ölmüştü. Daire, mirasbırakanın ölümünde hayatta olan eşe düşen yarı payın eşin kendi altsoyuna, diğer yarının ise mirasbırakanın ana ve babası, onlar da hayatta olmadığından onların altsoyu arasında paylaştırılması gerektiğini belirterek payları farklı hesaplayan kararı bozmuştur.
b) Birlikte Ölüm Karinesi: Deprem ve Kazalarda Mirasçılık
Türk Medeni Kanunu’nun 29. maddesi:
“1. Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır.
2. Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır.”
Deprem, trafik kazası ya da yangın gibi olaylarda aile bireylerinden hangisinin önce öldüğü belirlenemezse hepsi aynı anda ölmüş sayılır ve birbirlerine mirasçı olamazlar. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 31.03.2011 tarihli ve 2010/7589 E., 2011/2040 K. sayılı kararında, aynı evde birlikte öldürülmüş olarak bulunan mirasbırakan ile annesinin “aynı anda ölmeleri nedeniyle T.M.K 29/2 maddesi uyarınca, birbirlerine mirasçı olamayacakları” sonucuna varmıştır. Bir kişinin diğerinden sonra öldüğünü ileri süren taraf bunu ispatlamak zorundadır.
Bu kural, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinden sonra açılan mirasçılık belgesi davalarında da uygulanmıştır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.04.2025 tarihli ve 2024/3975 E., 2025/2075 K. sayılı kararına konu olayda anne, baba ve üç çocuk aynı binanın enkazında ölmüştü. Davacılar, bir çocuğun cansız bedeninin diğer aile bireylerinden bir gün sonra çıkarılması nedeniyle onu anne ve babasından sonra ölmüş kabul eden mirasçılık belgesinin iptalini istemişti. İlk derece mahkemesi, enkazdan daha sonra çıkarılmanın tek başına daha sonra ölmüş olmanın kanıtı sayılamayacağı gerekçesiyle bu belgeyi iptal etmiş ve bütün aile bireylerinin aynı anda öldüğünü kabul etmiştir. Daire de, “getirtilen savcılık kayıtlarında dava konusu kişilerin deprem nedeniyle öldükleri, otopsilerinin yapılmadığı, ölüm tarihlerinin tespit edilemediği anlaşıldığından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 29. maddesi uyarınca hepsinin aynı anda öldüğü kabul edildiğinden” kararı yerinde bularak onamıştır.
Nüfus kaydındaki ölüm tarihi de bu konuda kesin değildir. TMK’nın 30. maddesine göre nüfus sicilindeki kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü delille ispat edilebilir. Depremde enkazdan çıkarılma ya da defin tarihinin ölüm tarihi olarak kaydedildiği durumlarda, ölüm sırasını değiştiren deliller (hastane kayıtları, tanık beyanları, ölü muayene tutanakları) mirasçılığı doğrudan etkiler.
Yasal Mirasçı Hangi Hâllerde Mirastan Pay Alamaz?
Yasal mirasçı sıfatı kendiliğinden doğar; ancak kanunda sayılan bazı hâllerde mirasçı mirastan pay alamaz. Bu hâllerin çoğunda mirasçının payı, onun mirasbırakandan önce ölmüş sayılmasıyla altsoyuna geçer.
a) Mirastan Yoksunluk
TMK’nın 578. maddesine göre şu kişiler mirasçı olamaz: mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler; onu kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getirenler; aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla bir ölüme bağlı tasarruf (vasiyetname ya da miras sözleşmesi) yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini sağlayanlar ya da bunu engelleyenler; mirasbırakanın artık yeniden yapamayacağı bir durumda ölüme bağlı tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar. Madde, “Mirastan yoksunluk, mirasbırakanın affıyla ortadan kalkar.” hükmünü de içerir. TMK’nın 579. maddesine göre yoksunluk yalnızca yoksun olanı etkiler: “Mirastan yoksun olanın altsoyu, mirasbırakandan önce ölen kimsenin altsoyu gibi mirasçı olur.”
b) Mirasçılıktan Çıkarma
Mirasbırakan, kanundaki sebeplerin varlığı hâlinde saklı paylı bir mirasçısını ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 511. maddesi:
“1. Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis davası da açamaz.
2. Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.
3. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.”
Çıkarma sebepleri ve çıkarmanın iptali için mirasçılıktan çıkarma yazımıza bakabilirsiniz.
c) Mirastan Feragat
TMK’nın 528. maddesine göre mirasbırakan, bir mirasçısıyla karşılıklı veya karşılıksız mirastan feragat sözleşmesi yapabilir ve “Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.” Feragatin altsoya etkisi sözleşmenin türüne göre değişir: “Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.” Ayrıntı için mirastan feragat sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
d) Mirasın Reddi
Yasal mirasçı, kanuni süre içinde mirası reddederek mirasçılıktan kurtulabilir. TMK’nın 611. maddesinin birinci fıkrasına göre “Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.” Bu nedenle mirası reddeden çocuğun payı kural olarak kendi çocuklarına geçer. Ancak en yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse miras torunlara geçmez; TMK’nın 612. maddesinin birinci fıkrasına göre “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.” Reddin süresi, biçimi ve hükmen ret için mirasın reddi yazımıza bakabilirsiniz.
e) Boşanma
Boşanmanın kesinleşmesiyle eşler birbirinin yasal mirasçısı olmaktan çıkar (TMK’nın 181. maddesinin birinci fıkrası). Boşanma davası sırasında ölüm hâli yukarıda anlatılmıştır.
Kimler Yasal Mirasçı Değildir?
Yasal mirasçılık yalnızca kan hısımlığı, evlilik ve evlat edinmeyle kurulur. Bu nedenle aşağıdaki kişiler, mirasbırakanla ne kadar yakın olurlarsa olsunlar yasal mirasçı değildir; mirastan pay almaları ancak vasiyetname veya miras sözleşmesiyle mümkündür:
- Resmî nikâh olmadan birlikte yaşanan kişi ve nişanlı,
- Boşanmış eş,
- Üvey çocuk (evlat edinilmemişse) ile üvey anne ve üvey baba,
- Gelin, damat, kayınvalide, kayınpeder, baldız gibi kayın hısımları,
- Mirasbırakanla ortak ana veya babası olmayan üvey kardeş,
- Sağ kalan eş varken, mirasbırakandan önce ölen amca, hala, dayı ve teyzenin çocukları (kuzenler; 01.01.2002’den sonraki ölümlerde),
- Büyük ana ve büyük babaların ana ve babaları ile onların diğer altsoyu (örneğin dedenin kardeşleri),
- Evlat edinen ve onun hısımları (evlatlığa karşı).
Üvey çocuk, üvey anne veya babasına mirasçı olmasa da kendi anne ve babasına mirasçıdır. Aynı şekilde gelin veya damat, eşinin ana ve babasına mirasçı değildir; ancak eşi kendi ana veya babasından sonra ölürse, eşinden kendisine geçen pay içinde o mirasın bir kısmı da bulunabilir.
Mirasçı Yoksa Miras Kime Kalır? Devletin Mirasçılığı
Türk Medeni Kanunu’nun 501. maddesi:
“Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer.”
Devlet, ancak üç zümrenin hiçbirinde mirasçı bulunmaz ve sağ kalan eş de yoksa mirasçı olur. Zümre içinde bir tarafta mirasçı bulunmaması Devlete pay doğurmaz; 496. maddenin üçüncü fıkrası ile 497. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca o tarafın payı diğer taraftaki mirasçılara geçer.
Mirasçı olduğunu ileri süren kişinin kanunen mirasçı sayılmaması da mirasın Devlete kalmasıyla sonuçlanabilir. Yukarıda anılan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2025/3367 E., 2026/1255 K. sayılı kararına konu olayda mirasbırakan 2017’de bekâr ve çocuksuz ölmüş; ana ve babası ile bekâr ve çocuksuz kardeşi ondan çok önce ölmüştü. Mirası isteyenler, mirasbırakanın halasının evlatlığının çocuklarıydı. Daire, nüfus kayıtlarındaki aile ilişkilerini tek tek saydıktan sonra evlatlığın çocuklarının mirasbırakana mirasçı olamayacağını ve Hazinenin mirasçı olarak gösterilmesinin doğru olduğunu belirtmiş; ancak mirasçılık belgesinin iptalini Hazine değil davacılar istediği için yeni belge düzenlenmesini talep aşımı sayarak kararı bozmuştur.
Yasal Miras Payları Nasıl Hesaplanır? Örneklerle Pay Tablosu
Yasal miras payı bir orandır. Önce mirasın hangi zümreye geçtiği belirlenir, sağ kalan eş varsa onun payı ayrılır, kalan kısım zümre içinde ana ve baba tarafına, kök başlarına ve halefiyetle altsoya bölünür. Terekedeki malların değeri bu oranla çarpılarak her mirasçının hakkı bulunur. Aşağıdaki örnekler 1 Ocak 2002’den sonra gerçekleşen ve vasiyetname bulunmayan ölümler içindir; sonuçlar sitemizdeki miras payı hesaplayıcısıyla karşılaştırılmıştır.
1) Eş ve iki çocuk:
- Eş: 1/4
- Her çocuk: 3/8
2) Eş, bir çocuk ve mirasbırakandan önce ölmüş diğer çocuğun iki çocuğu (torunlar):
- Eş: 1/4
- Sağ çocuk: 3/8
- Her torun: 3/16 (önce ölen çocuğun 3/8’lik payı iki torun arasında bölünür)
3) Çocuk yok; eş, anne ve baba sağ:
- Eş: 1/2
- Anne: 1/4
- Baba: 1/4
4) Çocuk yok; eş ve anne sağ, baba önce ölmüş; iki ana-baba bir kardeş var:
- Eş: 1/2
- Anne: 1/4
- Her kardeş: 1/8 (babanın 1/4’lük payı iki kardeş arasında bölünür)
5) Eş ve çocuk yok; anne ve baba önce ölmüş; bir ana-baba bir, bir baba bir kardeş var:
- Ana-baba bir kardeş: 3/4 (annenin payının tamamı ve babanın payının yarısı)
- Baba bir kardeş: 1/4 (yalnızca babanın payının yarısı)
6) İlk iki zümrede kimse yok; eş ile dört büyük ebeveyn sağ:
- Eş: 3/4
- Anneanne, anne tarafındaki dede, babaanne, baba tarafındaki dede: her biri 1/16
7) İlk iki zümrede kimse yok; eş sağ, büyük ebeveynler ve amca, hala, dayı, teyze önce ölmüş, yalnızca kuzenler var:
- Eş: mirasın tamamı (kuzenler eşle birlikte mirasçı olamaz)
- Aynı durumda eş de yoksa: miras kuzenlere kalır.
8) Hiçbir zümrede mirasçı ve eş yok:
- Mirasın tamamı Devlete geçer.
Gerçek olaylarda payları değiştiren başka unsurlar da bulunabilir: mirası reddeden veya mirastan yoksun olan mirasçı, mirasbırakandan kısa süre sonra ölen mirasçı, vasiyetname ve sağlığında yapılan karşılıksız devirler. Pay hesabında ilk adım, ölüm tarihlerinin ve soybağı ilişkilerinin nüfus kayıtlarından eksiksiz çıkarılmasıdır.
Saklı Pay Nedir, Hangi Yasal Mirasçıların Saklı Payı Vardır?
Saklı pay, mirasbırakanın vasiyetname ya da bağış gibi tasarruflarla ortadan kaldıramayacağı, kanunun belirli yasal mirasçılara güvence altına aldığı miras payı bölümüdür. Saklı payların dışında kalan kısma tasarruf edilebilir kısım denir; mirasbırakan bu kısmı dilediği kişiye bırakabilir.
a) Saklı Pay Oranları ve Tasarruf Edilebilir Kısım
Türk Medeni Kanunu’nun 505. maddesi:
“1. Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.
2. Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.”
Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesi:
“Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:
1. Altsoy için yasal miras payının yarısı,
2. Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,
3. (Mülga:4/5/2007-5650/2 md.)
4. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.”
Saklı pay, yasal miras payının bir kesridir. Yukarıdaki örneklere uygulandığında sonuçlar şöyledir:
- Eş ve iki çocuk: Eşin saklı payı 1/4, her çocuğun saklı payı 3/16; saklı paylar toplamı 5/8, tasarruf edilebilir kısım 3/8.
- Eş, anne ve baba: Eşin saklı payı 1/2, anne ve babanın her birinin saklı payı 1/16; saklı paylar toplamı 5/8, tasarruf edilebilir kısım 3/8.
- Eş ve büyük ebeveynler: Yalnızca eşin saklı payı vardır (3/4 × 3/4 = 9/16); tasarruf edilebilir kısım 7/16.
- Yalnızca eş: Eşin saklı payı 3/4; tasarruf edilebilir kısım 1/4.
- Yalnızca kardeşler veya üçüncü zümre: 10.05.2007 ve sonrasındaki ölümlerde saklı pay yoktur; mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, 24.04.2024 tarihli ve 2022/380 E., 2024/192 K. sayılı kararında (oy çokluğuyla verilmiştir), “Saklı pay hakkı; miras bırakanın sadece altsoyu, ana-babası ve eşi için söz konusudur” demiştir. Saklı payı zedelenen mirasçının başvuracağı yol tenkis davasıdır; ayrıntı için tenkis davası ve saklı pay yazımıza bakabilirsiniz.
b) Kardeşlerin Saklı Payı Kaldırıldı mı?
Evet. Kardeşlerin saklı payını düzenleyen 506. maddenin üçüncü bendi, 10.05.2007 tarihli ve 26518 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5650 sayılı Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır (Kanun’un kabul tarihi 04.05.2007’dir; bazı kararlarda bu tarih anılır). Hukuk Genel Kurulu yukarıdaki kararında bunun sonucunu şöyle ifade etmiştir: “kardeşler saklı pay sahibi olamaz ve saklı paylarının ihlâl edildiğinden bahisle tenkis davası açamazlar.”
Değişiklikten önce ölenlerin kardeşleri bakımından durum farklıdır; çünkü saklı pay da ölüm tarihindeki kanuna göre belirlenir. 01.01.2002 ile 10.05.2007 arasındaki ölümlerde, Türk Medeni Kanunu’nun ilk hâline göre kardeşlerden her birinin saklı payı yasal miras payının sekizde biriydi (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.11.2017 tarihli ve 2015/4101 E., 2017/6233 K. sayılı kararı). 01.01.2002’den önceki ölümlerde ise saklı paylar 743 sayılı Kanun’un hükümlerine göre belirlenir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 08.03.2021 tarihli ve 2021/845 E., 2021/2371 K. sayılı kararında, 09.01.2006’da ölen mirasbırakanın kardeşi bakımından “mirasbırakanın ölüm tarihi de gözetildiğinde, kardeşi olan davacının saklı paylı mirasçı olduğu ortadadır” diyerek tenkis isteminin reddini bozmuştur.
Eski Tarihli Ölümlerde Mirasçılar Hangi Kanuna Göre Belirlenir?
Mirasçılık belgesi bugün alınsa bile mirasçılar ve payları, mirasbırakanın öldüğü tarihteki kanuna göre belirlenir.
Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 17. maddesi:
“Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.”
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 04.02.2014 tarihli ve 2013/5319 E., 2014/1700 K. sayılı kararında uygulanacak hükümleri ölüm tarihine göre şöyle ayırmıştır:
- 04.10.1926 ile 23.11.1990 arasındaki ölümler: 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin ilk hâli,
- 23.11.1990 ile 01.01.2002 arasındaki ölümler: 3678 sayılı Kanun’la değiştirilmiş 743 sayılı Kanun,
- 01.01.2002’den sonraki ölümler: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu.
Daire aynı kararda, zincirleme ölümlerde sonradan ölen her mirasçının payının da onun kendi ölüm tarihindeki kanuna göre paylaştırılacağını vurgulamıştır: miras payları “… alt mirasçıların ölüm tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre belirlenmelidir.”
04.10.1926’dan önceki ölümlerde ise Medeni Kanun hiç uygulanmaz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarihli ve 2021/5780 E., 2021/1910 K. sayılı kararına göre bu ölümlerde emlak niteliğindeki taşınmazlarda feraiz hükümleri, arazi niteliğindeki taşınmazlarda ise ölüm tarihine göre İlk veya İkinci Tevsii İntikal Nizamnamesi uygulanır; mirasçılardan Medeni Kanun yürürlüğe girdikten sonra ölenlerin payları ise mülk ve arazi ayrımı yapılmaksızın Medeni Kanun hükümlerine göre belirlenir.
Eski dönemlerde öne çıkan farklardan biri sağ kalan eşin payıdır. 743 sayılı Kanun’un ilk hâlinde altsoyla birlikte mirasçı olan eş, dörtte bir mülkiyet ile terekenin yarısı üzerinde intifa hakkı arasında seçim yapardı; ana-baba ya da büyük ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olan eş ise mülkiyetle birlikte intifa hakkı da alırdı. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 06.07.2023 tarihli ve 2022/1613 E., 2023/3685 K. sayılı kararında, 743 sayılı Kanun’un 444. maddesinin ilk hâlini şöyle aktarmıştır: “(f.1) Müteveffanın karı veya kocası, füruu ile içtima ettikde muhayyerdir; dilerse terekeden yarısının intifa hakkını, dilerse dörtte birinin mülkiyetini alır. (f.2) Müteveffanın babası, anası veya bunların füruu ile içtima eden karı veya koca, mirastan dörtte birinin mülkiyeti ile beraber yarısının intifa hakkına; ve büyük babaları ve büyük anaları veya bunların füruları ile içtima eden karı veya koca, terekeden yarısının mülkiyeti ile beraber dörtte birinin intifa hakkına ve bunlar da yoksa bütün mirasın mülkiyetine sahip olur.”
Bu dosyada mirasbırakan 1964’te çocuksuz ölmüş, 2007’de alınan mirasçılık belgesinde ise 1990 değişikliğine göre eşe mirasın yarısı verilmişti. Yerel mahkeme bu belgeyi iptal ederek eşe 1/4 mülkiyet payı vermiş, karar istinafta onaylanmıştır. Daire de uygulanacak hükmün 444. maddenin değişiklikten önceki hâli olduğunu belirterek eşe dörtte bir mülkiyet ile terekenin yarısı üzerinde intifa hakkı düştüğünü açıklamış ve kararı onamıştır. Daire, eşin ölümüyle intifa hakkının mirasçılarına geçmeyeceğini de vurgulamıştır: “intifa hakkı, mirasçılara geçmeyen kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklardandır.”
Ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olan eşin hakkı konusunda Yargıtay daireleri arasında farklı bir ifade de bulunmaktadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 28.09.2020 tarihli ve 2016/15052 E., 2020/5492 K. sayılı kararında, 1983’te ölen mirasbırakanın eşi için bu hâli de seçimlik saymıştır: “… sağ kalan eş, miras bırakanın ana, baba veya bunların füruu ile birlikte mirasçı olursa seçimlik olup mirastan 1/4 oranında mülkiyet veya yarısının intifa payı hakkına sahip olacaktır.” Oysa 7. Hukuk Dairesinin aktardığı kanun metni bu hâlde eşin “mirastan dörtte birinin mülkiyeti ile beraber yarısının intifa hakkına” sahip olacağını öngörmektedir.
Altsoyla birlikte mirasçı olan eşin seçim hakkı ise mirasçılık belgesinde gözetilmelidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi yukarıda anılan 2013/5319 E., 2014/1700 K. sayılı kararında, 1990 değişikliğinden önceki hüküm uyarınca eşin payının dörtte bir mülkiyet veya yarı intifa olduğunu, sağ olan eşe tercihi sorulmadan mülkiyeti seçmiş gibi hüküm kurulmasının doğru olmadığını belirterek kararı bozmuştur.
743 sayılı Kanun’un ilk hâli eşi büyük ana ve büyük babaların “füruları” ile, yani her derecedeki altsoyları ile birlikte mirasçı saydığından, 23.11.1990’dan önceki ölümlerde kuzenler de eşle birlikte mirasçı olabilir. 1990–2002 dönemindeki ölümlerde ise 3678 sayılı Kanun’la değiştirilen metne göre ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Bu nedenle dede veya nineden kalan ve uzun süre paylaşılmamış taşınmazlarda, her ölüm için ayrı bir dönem değerlendirmesi yapılması gerekir. Paylaşma ve tapuya tescil adımları için miras paylaşımı ve intikal işlemleri yazımıza bakabilirsiniz.
Mirasçılık Nasıl Belgelenir? Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı)
Mirasçılar mirası mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden kazanır. TMK’nın 599. maddesinin birinci fıkrasına göre “Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.” Ancak bankada, tapuda ve diğer kurumlarda mirasçılığın ispatı için mirasçılık belgesi (halk arasındaki adıyla veraset ilamı) gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları:
“1. Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.
3. Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.”
Mirasçılık belgesi kesin bir hüküm değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, yukarıda anılan 2025/3367 E., 2026/1255 K. sayılı kararında, “Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar, adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur.” demiştir. Bu nedenle bu yazıda anlatılan kurallara aykırı düzenlenmiş bir belgenin (örneğin eşle birlikte kuzenlere pay veren, eski bir ölümde yeni kanunu uygulayan ya da aynı anda ölenleri birbirine mirasçı gösteren belgenin) iptali her zaman istenebilir. Belgenin nereden ve nasıl alınacağı mirasçılık belgesi (veraset ilamı) yazımızda, iptal davası ise mirasçılık belgesinin iptali davası yazımızda anlatılmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular
Mirasbırakanın çocukları varsa kardeşleri mirasçı olur mu?
Hayır. Kardeşler ikinci zümrededir ve ancak mirasbırakanın hiç altsoyu (çocuğu, torunu, torununun çocuğu) yoksa mirasçı olabilir. Birinci zümrede tek bir mirasçının bulunması kardeşleri mirastan dışlar.
Torun, dedesinden veya ninesinden miras alır mı?
Kendi anne veya babası dede ya da nineden önce ölmüşse evet. Bu durumda torun, ana veya babasına düşecek payı kardeşleriyle eşit olarak paylaşır (TMK’nın 495. maddesinin üçüncü fıkrası). Ana veya babası sağsa torun kural olarak mirasçı olmaz; ana veya baba mirası reddetmiş, mirastan yoksun olmuş ya da mirasçılıktan çıkarılmışsa torun yine onun yerine geçebilir (yukarıda, mirastan pay alamama hâlleri).
Mirasbırakanın eşi ve çocukları varsa anne ve babası mirasçı olur mu?
Hayır. Altsoy bulunduğu sürece mirasbırakanın ana ve babası mirasçı olamaz; miras eş ile altsoy arasında paylaşılır (eşe 1/4, altsoya 3/4).
Eş tek başına mirasın tamamını alabilir mi?
Evet, mirasbırakanın ilk iki zümrede hiç mirasçısı yoksa ve üçüncü zümrede büyük ana-babalar ile onların çocukları da sağ değilse mirasın tamamı eşe kalır. 01.01.2002’den sonraki ölümlerde bu durumda kuzenler eşle birlikte mirasçı olamaz.
Kuzenler mirasçı olur mu?
Ancak mirasbırakanın eşi yoksa ve ilk iki zümrede mirasçı bulunmuyorsa. 01.01.2002’den sonraki ölümlerde eş sağsa, amca, hala, dayı ve teyzenin çocukları mirasçı olamaz (TMK’nın 497. maddesinin beşinci fıkrası). 23.11.1990’dan önceki ölümlerde ise kuzenler eşle birlikte de mirasçı olabilir.
Yeğenler mirasçı olur mu?
Evet; mirasbırakanın altsoyu yoksa, kardeşle ortak olan ana veya baba mirasbırakandan önce ölmüşse ve yeğenin anne veya babası olan kardeş de mirasbırakandan önce ölmüşse. Yeğen, kardeşin payını halefiyet yoluyla alır. Mirasbırakanın ana ve babası sağsa kardeşler de yeğenler de mirasçı olamaz.
Üvey çocuk veya üvey anne mirasçı olur mu?
Hayır. Evlat edinme yoksa üvey çocuk ile üvey anne veya baba arasında yasal mirasçılık doğmaz. Üvey çocuk kendi anne ve babasına mirasçıdır.
Dinî nikâhlı eş mirasçı olur mu?
Hayır. Sağ kalan eşin mirasçılığı resmî evliliğe bağlıdır. Ancak bu birliktelikten doğan ve babayla soybağı kurulmuş çocuklar mirasçıdır.
Boşanma davası sürerken eşlerden biri ölürse sağ kalan eş mirasçı olur mu?
Kural olarak evet; evlilik ölümle sona erer. Ancak ölen eşin mirasçılarından biri davaya devam eder ve sağ kalan eşin boşanmaya sebep olacak derecede kusurlu olduğunu ispat ederse eş mirasçılık sıfatını kaybeder (TMK’nın 181. maddesinin ikinci fıkrası). Anlaşmalı boşanma davasında mirasçılar kusur ispat edemez.
Evlatlık, evlat edinenin anne ve babasına mirasçı olur mu?
Hayır. Evlatlık yalnızca evlat edinene mirasçı olur; evlat edinen önce ölmüşse evlatlık onun yerine geçerek evlat edinenin anne, baba veya kardeşlerinden miras alamaz.
Kardeşlerin saklı payı var mı?
10.05.2007 ve sonrasında gerçekleşen ölümlerde yoktur. Bu ölümlerde mirasbırakan, yalnızca kardeşleri kalmışsa mirasının tamamını vasiyetnameyle başkasına bırakabilir. 01.01.2002 ile 10.05.2007 arasındaki ölümlerde kardeşlerin saklı payı vardır; daha eski ölümlerde 743 sayılı Kanun’un hükümleri uygulanır.
Depremde aynı anda ölen aile bireyleri birbirine mirasçı olur mu?
Hangisinin önce öldüğü ispat edilemezse hayır. Hepsi aynı anda ölmüş sayılır (TMK’nın 29. maddesinin ikinci fıkrası) ve her birinin mirası, kendisiyle birlikte ölmeyen mirasçılarına göre belirlenir.
Dedem 1970’li yıllarda öldü; mirasçılar bugünkü kanuna göre mi belirlenir?
Hayır. Mirasçılar ve paylar ölüm tarihindeki kanuna göre belirlenir. 23.11.1990’dan önceki ölümlerde 743 sayılı Kanun’un ilk hâli uygulanır. Bu dönemde çocuklarla birlikte mirasçı olan eş, dörtte bir mülkiyet ile terekenin yarısı üzerinde intifa hakkı arasında seçim yapar; çocuk yoksa eşe mülkiyetle birlikte intifa hakkı da tanınır. Eş varken kuzenler de mirasçı olabilir. Sonradan ölen her mirasçının payı ise onun kendi ölüm tarihindeki kanuna göre paylaştırılır.
Randevu İçin Arayınız
Görüşmeler randevu ile, büroda ya da telefonla veya WhatsApp, Google Meet ya da Zoom Meetings gibi araçlarla çevrim içi olarak yapılabilir.
