top of page

Mirasçılık Belgesinin (Veraset İlamının) İptali Davası Nedir, Nasıl ve Nerede Açılır? 2026

  • Yazarın fotoğrafı: Avukat Baran DELİL
    Avukat Baran DELİL
  • birkaç saniye önce
  • 31 dakikada okunur

Delil Hukuk Bürosu

mirasçılık belgesinin iptali veraset ilamının iptali

Makale İçeriği:

  1. Mirasçılık Belgesi Nedir?

  2. Mirasçılık Belgesinin(Veraset İlamının) İptali Davası

    1. Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında Taraflar

      1. Davacı Taraf: Kim İptal Davası Açabilir?

        1. Yasal Mirasçılar

        2. Atanmış Mirasçılar ve Vasiyet Alacaklıları

        3. Alacaklılar ve Hukuki Yararı Bulunan Üçüncü Kişiler

      2. Davalı Taraf: Kime Husumet Yöneltilir?

        1. Zorunlu Dava Arkadaşlığı

        2. Yargılama Sırasında Mirasçının Ölümü Hali

  3. Mirasçılık Belgesinin İptali Sebepleri

    1. Gerçek Mirasçının Belgede Yer Almaması

    2. Mirasçı Olmayan Kişinin Belgede Mirasçı Gösterilmesi

    3. Miras Paylarının Hatalı Belirlenmesi

    4. Soybağı ve Nüfus Kaydı Hataları

    5. Miras Bırakanın Ölüm Tarihinin Yanlış Tespiti

    6. Mirastan Feragat, Mirasın Reddi veya Iskatın Belgeye Yansıtılmaması

    7. Vasiyetname veya Miras Sözleşmesinin Dikkate Alınmaması

    8. Sonradan Ortaya Çıkan Mirasçı veya Ölüme Bağlı Tasarruf

  4. Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında İspat Yükü ve Deliller

    1. Nüfus Kayıtları ve Vukuatlı Nüfus Kayıt Örnekleri

    2. Kesinleşmiş Mahkeme Kararları

    3. Vasiyetname ve Miras Sözleşmesi

    4. DNA Testi Raporları

    5. Tanık Beyanları

    6. Mirastan Feragat Sözleşmesi ve Iskat Belgesi

    7. Bilirkişi İncelemesi

    8. Yargıtay'ın Delillere Dair Uygulamaları

  5. Dava Açılış Aşaması

    1. Dava Dilekçesinin Hazırlanması

    2. Harç, Gider Avansı ve Vekalet Ücreti (2026)

    3. İhtiyati Tedbir Talebi

  6. Dilekçeler Teatisi Aşaması

  7. Ön İnceleme Duruşması

  8. Tahkikat Aşaması

    1. Delillerin Toplanması ve Değerlendirilmesi

    2. Bekletici Mesele: Nüfus Tespiti ve Soybağı Davaları

    3. Sözlü Yargılama ve Hüküm

    4. Görevli ve Yetkili Mahkeme

    5. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

  9. Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında Karar ve Sonuçları

    1. Kararın Hukuki Niteliği

    2. Yeni Mirasçılık Belgesi Alınması

    3. Hatalı Belgeye Dayalı İşlemlerin Akıbeti

      1. Tapu İntikallerinin Düzeltilmesi

      2. Banka, SGK ve Diğer Kurum Kayıtları

      3. Veraset ve İntikal Vergisi Beyanı

  10. Mirasçılık Belgesinin İptali ile İlişkili Diğer Davalar

    1. Miras Sebebiyle İstihkak Davası

    2. Tenkis Davası

    3. Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davası

    4. Vasiyetnamenin İptali Davası

    5. Soybağının Reddi, Tanıma ve Babalık Davaları

    6. Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası

  11. Mirasçılık Belgesinin İptali Davasına İlişkin Yargıtay Kararları


Mirasçılık Belgesi Nedir?


Mirasçılık belgesi, diğer adıyla veraset ilamı kimlerin mirasçı olduğunu ve mirasçıların her birinin miras hakkının ne kadar olduğunu belgeleyen resmi bir evraktır. Noter veya sulh hukuk mahkemesinden alınan mirasçılık belgesinde kimi zaman bazı hukuka aykırılıklar mevcut olabilmektedir. Örneğin öncelikle mirasbırakan ile mirasçı arasında kurulmamış olan soybağının tespiti gerekebilmekte veya aslında mirasçı olmayan 3. bir kişinin nüfus kaydında yer alan hatalardan dolayı mirasçıymış gibi görünebilmesi söz konusu olabilmektedir.


Miras hukukumuza göre mirasçıların miras malları üzerindeki miras hakları, mirasbırakanın ölümüyle birlikte doğmaktadır. Yani mirasçılık belgesinin, miras haklarının doğması açısından kurucu değil, bildirici bir nitelik taşıdığı söylenilebilir. Mirasçılar tarafından miras malları üzerinde işlem yapmadan önce veya mirasın taksimi davası ve miras paylaşım sözleşmesi gibi davalar ve hukuki işlemlere başlanılmadan önce mutlaka mirasçılık belgesi alınmalıdır.


Mirasçılık belgesinin iptali konusuna geçmeden önce mirasçılık belgesi hakkında daha detaylı bilgi edinmek için konuya ilişkin makalemizi okuyabilirsiniz: Mirasçılık Belgesi(Veraset İlamı) Nedir?



Mirasçılık Belgesinin(Veraset İlamının) İptali Davası


Mirasçılık belgesinde yer alan bilgiler kimi zaman gerçek hak durumunu yansıtmamaktadır. Örneğin mirasçılardan biri veya birkaçı mirasçılık belgesinde yer almayabilir ya da aslında mirasçı olmaması gereken 3. bir kişi mirasçılık belgesinde mirasçı sıfatıyla hak sahibi olabilir. Bu tip durumların varlığı halinde mahkemeye başvurup mirasçılık belgesinin iptali davası ya da diğer adıyla veraset ilamının iptali davası açılmalı ve bu davada hatalı mirasçılık belgesi iptal ettirilip, yeni tarihli ve gerçek hak durumunu gösteren mirasçılık belgesinin düzenlenmesi talep edilmelidir.


Mirasçılık belgesinin iptali davası açılmazsa ve mirasçılık belgesi geçerliliğini sürdürürse, yapılacak olan tüm miras hukuku işlemlerinde hatalı olan mirasçılık belgesi esas alınır ve olası hak kayıpları gündeme gelir. Çünkü mirasçılık belgesi hatalı dahi olsa, iptali talep edilip mahkeme tarafından iptal hükmü verilinceye dek fiilen geçerliliğini koruyacaktır.


a) Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında Taraflar


Mirasçılık belgesinin (veraset ilamının) iptali davası, usul hukuku bakımından taraf teşkili ve husumet kurallarının en katı uygulandığı dava türlerinden biridir. Zira bu dava sonucunda verilecek karar, mirasçılık sıfatını ve pay oranlarını doğrudan etkiler. Yerleşik Yargıtay uygulamalarında da vurgulandığı üzere, tarafların doğru belirlenmesi kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re’sen gözetilmesi gereken bir husustur.


Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2021/2704 E., 2021/1615 K. sayılı kararında; mirasçılık belgesinin iptali davalarında, belgede mirasçı olarak yer alan tüm kişilerin davada taraf olması gerektiği, aksi hâlde kararın usulden sakatlanacağı açıkça ifade edilmiştir.


a.1) Davacı Taraf: Kim İptal Davası Açabilir?


Mirasçılık belgesinin iptali davası, yalnızca belirli bir kişi grubuna özgü olmayıp, hukuki yararı bulunan herkes tarafından açılabilir. Ancak bu yetki sınırsız değildir; davacının dava açmakta meşru ve güncel bir menfaatinin bulunması gerekir.


a.1.i) Yasal Mirasçılar

Yasal mirasçılar, mirasçılık belgesinin iptali davasını açabilecek en temel ve doğal dava ehliyetine sahip kişilerdir.


  • Mirasçılık belgesinde kendisine yer verilmemiş olan yasal mirasçılar,

  • Miras payı eksik veya hatalı belirlenen mirasçılar,

  • Başka kişilerin haksız şekilde mirasçı gösterildiğini ileri süren mirasçılar

bu davayı açabilirler.


Yasal mirasçılar bakımından hukuki yarar çoğu zaman karine olarak kabul edilir, ayrıca ispatına gerek yoktur.


a.1.ii) Atanmış Mirasçılar ve Vasiyet Alacaklıları

Atanmış mirasçılar ve vasiyet alacaklılarının dava açma ehliyeti, yasal mirasçılara göre daha sınırlıdır.

  • Eğer mirasçılık belgesi yalnızca yasal mirasçılık ilişkisini gösteriyorsa, atanmış mirasçının doğrudan iptal davası açma hakkı her zaman kabul edilmez.

  • Bu husus, Yargıtay uygulamasında özellikle vurgulanmıştır. Örneğin bir kararda, yalnızca atanmış mirasçı sıfatına sahip kişinin, yasal mirasçılık belgesinin iptalini isteyemeyeceği belirtilmiştir.


Buna karşılık:

  • Vasiyetnamenin kesinleşmiş olması ve

  • Miras payının doğrudan etkilenmesi

durumlarında, atanmış mirasçıların da dava açma ehliyetinin bulunduğu kabul edilmektedir.


a.1.iii) Alacaklılar ve Hukuki Yararı Bulunan Üçüncü Kişiler

Mirasçılık belgesinin iptali davası yalnızca mirasçılar arasında bir uyuşmazlık değildir.


  • Murisin alacaklıları,

  • Mirasçıların alacaklıları,

  • Tapu, banka veya icra işlemleri bakımından menfaati etkilenen üçüncü kişiler

de bu davayı açabilir.


Örneğin:

  • Bir alacaklı, borçlusunun miras payını tahsil edebilmek için,

  • Hatalı düzenlenmiş mirasçılık belgesinin iptalini talep edebilir.


Bu durumda aranan temel şart, doğrudan ve somut bir hukuki yararın varlığıdır.


a.2) Davalı Taraf: Kime Husumet Yöneltilir?


Mirasçılık belgesinin iptali davasında en kritik noktalardan biri, davanın kime karşı açılacağıdır. Bu konuda yapılan hatalar, davanın doğrudan usulden reddine yol açabilir. Mirasçılık belgesinin alınması işlemi çekişmesiz bir yargı işi olsa da, mirasçılık belgesinin iptali davası çekişmeli bir yargı işidir, dolayısıyla dava dilekçesinde ilgili muhataplara husumet gösterilmelidir. Örneğin: 2. zümrede yer alan kardeşler arasında miras paylaşımı yapılacaksa ve aslında kardeş olmayan 3. bir kişi de mirasçılar arasında görünüyorsa, mirasçılık belgesinde yer alan her taraf, davalı olarak gösterilmelidir.


Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından 2021/1310 E. ve 2021/834 K. sayılı, 20.09.2021 tarihli kararda da ifade edildiği üzere:

"Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda 'taraflarca hazırlama ilkesi' geçerlidir. Hakim tarafların talepleriyle bağlı olup talepte bulunan tarafın iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re'sen araştırma ilkesi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir."

Mirasçılık belgesinin iptali davasında davalı, hatalı olarak düzenlenmiş olan mirasçılık belgesinde mirasçı sıfatıyla buluyor olan herkestir. Yukarıda alıntılamış olduğumuz Yargıtay kararında da açıkça ifade edildiği üzere mirasçılık belgesinin iptali davasında husumet, mutlaka hukuka ve usule uygun olarak yönlendirilmelidir. Ayrıca dava esnasında kendisine husumet yöneltilmiş olan mirasçılardan birinin ölümü halinde ölen mirasçının kendi mirasçılarının da davaya katılımının sağlanması gerekmektedir. Bunun için de genellikle davacıya, veraset ilamının çıkarılması ve taraf teşkilinin sağlanması için süre verilmektedir.


a.2.i) Zorunlu Dava Arkadaşlığı

Mirasçılık belgesinde yer alan kişilerden birinin dahi davaya dahil edilmemesi hâlinde taraf teşkili eksikliği ortaya çıkar. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re’sen gözetilmesi gereken bir husustur. Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2021/2704 E., 2021/1615 K. sayılı kararında açıkça;

Kural olarak mirasçılık belgesinin iptali sonucunda hakları zedeleneceğinden açılacak bu tür davalarda iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı gösterilen ve kendilerine mirastan pay verilen tüm kişilerin hasım olarak gösterilmeleri zorunludur. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olduğundan, taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden incelenmesi gerekir.

şeklinde ifade edilmiştir. Aynı kararda ayrıca;

...mirasçı sıfatı bulunmayan TC. Ziraat Bankası A.Ş.’ne husumet yöneltilmiş olması doğru görülmemiştir. Davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.

denilerek, husumetin yanlış kişiye yöneltilmesinin doğrudan bozma sebebi olduğu vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, davanın esası incelenmeden önce taraf teşkilinin eksiksiz şekilde sağlanması zorunlu olup, aksi hâlde usulden ret veya bozma sonucu ile karşılaşılması kaçınılmazdır.


a.2.ii) Yargılama Sırasında Mirasçının Ölümü Hali

Mirasçılık belgesinin iptali davası devam ederken taraflardan birinin, özellikle davalı mirasçılardan birinin ölmesi hâlinde, yargılamanın mevcut taraflarla sürdürülmesi mümkün değildir. Bu durumda ölen kişinin mirasçıları, onun yerine davaya dahil edilmek zorundadır. Çünkü dava konusu hak ve yükümlülükler, ölümle birlikte mirasçılara geçer ve yargılamanın doğru taraflar arasında yürütülmesi gerekir.


Ölen tarafın mirasçılarının davaya katılması, usul hukuku bakımından taraf değişikliği olarak değil, tarafın halefleriyle birlikte yargılamaya devam edilmesi olarak değerlendirilir. Bu kişiler davaya mecburi dava arkadaşı sıfatıyla katılır ve yargılama bu şekilde sürdürülür. Eğer bu işlem yapılmadan yargılamaya devam edilirse, verilen karar usul yönünden sakatlanır ve bozma sebebi oluşturur; dolayısıyla taraflardan birinin ölümü hâlinde mahkemenin, derhal vefat eden mirasçılarını tespit ederek davaya dahil etmesi zorunludur.


b) Mirasçılık Belgesinin İptali Sebepleri


Mirasçılık belgesi, mirasçılık sıfatını kuran değil, mevcut hukuki durumu gösteren ve aksi her zaman ileri sürülebilen bir belgedir. Mirasçılık belgesi ile gerçek mirasçılık durumu arasında bir uyumsuzluk bulunduğu takdirde, ilgililer tarafından mirasçılık belgesinin iptali ve yeni bir belge düzenlenmesi talep edilebilir. Türk Medeni Kanunumuzun 598. maddesi uyarınca mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir; bu durum, iptal davasının herhangi bir hak düşürücü süreye tabi olmaksızın açılabilmesini sağlar.


İptal sebepleri, genel olarak belgenin gerçek mirasçılık durumunu yansıtmaması temelinde ortaya çıkar. Bu kapsamda mirasçıların eksik veya hatalı gösterilmesi, mirasçı olmayan kişilerin belgeye dahil edilmesi, miras paylarının yanlış belirlenmesi, soybağı veya nüfus kayıtlarına ilişkin hatalar, ölüm tarihinin yanlış tespiti gibi maddi hatalar iptal sebebi oluşturur. Bunun yanında mirastan feragat, mirasın reddi, mirastan çıkarma(ıskat), vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarrufların belgeye hiç yansıtılmaması ya da yanlış değerlendirilmesi de uyuşmazlığa yol açabilir.


Uygulamada iptal davalarının önemli bir kısmı, tek başına veraset ilamından değil; nüfus kayıtları, soybağı ilişkileri, yabancı ülke belgeleri veya daha önce düzenlenmiş çelişkili mirasçılık belgelerinden kaynaklanan çok katmanlı uyuşmazlıklardan doğmaktadır. Dolayısıyla davayı inceleyen mahkeme, yalnızca mevcut mirasçılık belgesini incelemekle yetinemez; mirasçılık sıfatını belirleyen tüm maddi ve hukuki olguları kapsamlı şekilde araştırmak zorundadır. Nitekim Yargıtay kararlarında da mirasçılık belgesinin iptali davalarının, çoğu zaman nüfus kayıtlarının düzeltilmesi, soybağının tespiti veya ölüme bağlı tasarrufların geçerliliği gibi diğer uyuşmazlıklarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.


Bu çerçevede aşağıda, uygulamada en sık karşılaşılan mirasçılık belgesinin iptali sebepleri, Yargıtay içtihatları ışığında ayrı başlıklar altında incelenmektedir.


b.1) Gerçek Mirasçının Belgede Yer Almaması


Mirasçılık belgesinin iptalini gerektiren en temel sebeplerden biri, gerçekte mirasçı olan bir kişinin belgede hiç yer almamasıdır. Bu durum çoğunlukla nüfus kayıtlarının eksikliği, soybağı ilişkisinin hiç kurulmaması ya da kurulmuş olmasına rağmen belgeye yansıtılmaması gibi nedenlerle ortaya çıkar. Belgeye dahil edilmeyen kişi yasal mirasçı ise miras payından tamamen mahrum kalmakta; bu da belgenin maddi gerçeği yansıtmadığını göstermektedir.


Yargıtay da bu durumda esas olanın, kişinin gerçekten mirasçı olup olmadığının ispatı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2017/766 E., 2021/395 K. sayılı kararında;


“Mirasçılık belgesinin iptali davalarında, davacı taraf miras bırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini veya mirasçı gösterilmesine rağmen mirastan kendisine olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki günlü mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır.”


denilmek suretiyle, mirasçının belgede yer almamasının tek başına değil, ispatla birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.


b.2) Mirasçı Olmayan Kişinin Belgede Mirasçı Gösterilmesi


Mirasçılık belgesinde gerçekte mirasçı olmayan bir kişinin mirasçı olarak gösterilmesi de iptal sebebidir. Bu durum çoğunlukla soybağı bulunmayan kişilerin mirasçı yazılması, yanlış muris üzerinden değerlendirme yapılması veya sahih olmayan belgelere dayanılması sonucu ortaya çıkar.


Örneğin Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/4045 E., 2024/5707 K. sayılı kararına konu olayda, önceki tarihli veraset ilamında yer alan bir kişinin, nüfus kayıtları ve soy ilişkisi bakımından mirasçı olmadığı ileri sürülmüş; bu nedenle söz konusu veraset ilamının iptali talep edilmiştir. Uyuşmazlık, doğrudan “mirasçı olmayan kişinin belgeye dahil edilmesi” iddiasına dayanmaktadır.


Benzer şekilde Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2022/5278 E., 2024/570 K. sayılı kararında, yabancı ülke makamlarından alınan mirasçılık belgesinin gerçeğe uygun olmadığı tespit edilmiş; buna dayanılarak düzenlenen veraset ilamı iptal edilmiştir. Bu karar, yalnızca soybağı değil, dayanak belgenin güvenilirliği bakımından da iptal sebebinin doğabileceğini göstermektedir.


b.3) Miras Paylarının Hatalı Belirlenmesi


Mirasçıların doğru belirlenmiş olmasına rağmen pay oranlarının hatalı gösterilmesi de iptal sebebidir. Özellikle sağ kalan eşin payının yanlış hesaplanması, altsoy ve yan soy mirasçılarının paylarının hatalı belirlenmesi veya Devletin mirasçılığının yanlış kurulması uygulamada sık karşılaşılan hatalardandır.


Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2022/1744 E., 2023/4294 K. sayılı kararında, sağ kalan eşin miras payının hatalı belirlendiği ve bu nedenle veraset ilamının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmüş; pay dağılımındaki bu hatanın iptal sebebi oluşturduğu kabul edilmiştir.


b.4) Soybağı ve Nüfus Kaydı Hataları


Mirasçılık belgesinin iptali davalarında en yoğun uyuşmazlık alanı, soybağı ve nüfus kayıtlarına ilişkin hatalardır. Nüfus kayıtlarının eksik, hatalı veya gerçeğe aykırı olması durumunda veraset ilamı da buna paralel şekilde hatalı düzenlenmektedir.


Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2018/328 E., 2021/2152 K. sayılı kararına konu olayda, nüfus kaydı bulunmayan bir kişinin murisin çocuğu olduğu ileri sürülerek mirasçılık belgesinin iptali talep edilmiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda mahkeme, yalnızca nüfus kaydına bağlı kalmayıp gerçek soybağını araştırmak zorundadır.


b.5) Miras Bırakanın Ölüm Tarihinin Yanlış Tespiti


Mirasçılık, mirasbırakanın ölüm anında açıldığından, ölüm tarihinin yanlış belirlenmesi veraset ilamının hatalı düzenlenmesine yol açabilir. Özellikle yabancı ülke kayıtları ile Türkiye’deki nüfus kayıtları arasında farklılık bulunması durumunda bu husus iptal sebebi haline gelir.


Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2023/2422 E., 2024/3236 K. sayılı kararında, murisin ölüm tarihinin nüfus kayıtlarında hatalı olduğu, sonradan yapılan düzeltme ile gerçek ölüm tarihinin değiştiği ve bu nedenle mirasçılık belgesinin iptalinin gerektiği kabul edilerek hüküm bozulmuştur.


b.6) Mirastan Feragat, Mirasın Reddi veya Iskatın Belgeye Yansıtılmaması


Mirastan feragat, mirasın reddi veya mirastan çıkarma (ıskat) gibi hukuki durumların veraset ilamına hiç yansıtılmaması ya da hatalı yansıtılması da iptal sebebidir. Ancak Yargıtay uygulamasında bu hususlar, mirasçılık sıfatını tamamen ortadan kaldıran değil, çoğu zaman payın dağılımını etkileyen unsurlar olarak değerlendirilmektedir.


Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2025/1973 E., 2025/5175 K. sayılı kararında, mirastan feragat sözleşmesinin altsoya etkisi tartışılmış ve bu durumun miras paylarının yeniden belirlenmesini gerektirdiği kabul edilmiştir.


b.7) Vasiyetname veya Miras Sözleşmesinin Dikkate Alınmaması


Geçerli bir vasiyetname veya miras sözleşmesinin dikkate alınmaması da veraset ilamının iptaline yol açabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, her vasiyetnamenin doğrudan veraset ilamını ortadan kaldırmayacağı; tasarrufun niteliğine göre değerlendirme yapılması gerektiğidir.


Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2023/1360 E., 2023/3088 K. sayılı kararında, miras sözleşmesi ve feragat gibi ölüme bağlı tasarrufların, mirasçılık belgesi davasında tüm uyuşmazlığı tek başına çözmeye yetmeyebileceği ve ayrıca yargılama gerektirebileceği ifade edilmiştir.


b.8) Sonradan Ortaya Çıkan Mirasçı veya Ölüme Bağlı Tasarruf


Veraset ilamı düzenlendikten sonra yeni bir mirasçının ortaya çıkması veya daha önce bilinmeyen bir vasiyetnamenin bulunması da iptal sebebidir. Bu durumda önceki belge, düzenlendiği anda doğru olsa bile sonradan ortaya çıkan gerçek durum karşısında geçerliliğini yitirir.


Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2018/328 E., 2021/2152 K. sayılı kararı bu duruma örnek teşkil etmekte olup, sonradan ileri sürülen soybağı iddiası nedeniyle veraset ilamının yeniden değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.


c) Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında İspat Yükü ve Deliller


Mirasçılık belgesinin iptali davasında temel ispat yükü, mevcut belgenin maddi gerçeğe aykırı olduğunu ileri süren tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre, kendi lehine hukuki sonuç bağladığı vakıaları ileri süren taraf bunları ispatla yükümlüdür. Bununla birlikte bu dava, mirasçılık sıfatı ve kişilik halleriyle yakın bağlantısı nedeniyle klasik anlamda yalnızca taraflarca getirilme ilkesiyle yürümez. Hâkim, maddi gerçeğe ulaşmak için nüfus kayıtlarını, dayanak belgeleri, önceki veraset ilamlarını ve gerekli gördüğü diğer delilleri kendiliğinden toplamakla da yükümlüdür. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2017/3394 Esas, 2021/2382 Karar sayılı ilamında, davanın salt kesin süreye uyulmadı diye reddedilemeyeceği; eksik görülen kayıtların mahkemece de araştırılması gerektiği kabul edilmiştir. Yine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2024/4045 Esas, 2024/5707 Karar sayılı ilamında, nüfus ve atik kayıtlar, tapu tescil tutanakları, tanık anlatımları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek maddi gerçeğe ulaşılmıştır.


Bu davalarda tek bir belgeye mutlak üstünlük tanınması gibi bir durum söz konusu değildir. Yalnızca DNA kayıtlarının bir nebze olsun kesinlik sağladığı ileri sürülebilir. Bu vesileyle daha önce mesleki deneyimimizde bizzat yaşadığımız bir olguyu paylaşmak isteriz. Ayaş/ANKARA'da bulunan nüfus kayıtları ve tapu kayıtlarının, yanlış hatırlamıyorsam


Mirasçılık belgesi de dahil olmak üzere hiçbir kayıt, gerçek hukuki durumu değiştiren kesin kurucu belge niteliğinde değildir. Bu nedenle hâkim, davacı tarafın sunduğu nüfus kayıtlarını, kesinleşmiş mahkeme kararlarını, vasiyetname ve miras sözleşmelerini, feragat yahut ıskat belgelerini, gerekirse DNA incelemesini ve bilirkişi görüşünü birlikte tartmak zorundadır. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımı da, özellikle soybağı ve mirasçılık statüsü tartışmalı ise, biçimsel değil bütünsel bir ispat değerlendirmesi yapılması gerektiği yönündedir.


c.1) Nüfus Kayıtları ve Vukuatlı Nüfus Kayıt Örnekleri


Nüfus kayıtları ve vukuatlı nüfus kayıt örnekleri, mirasçılık ilişkisinin ispatında ilk başvurulan ve kural olarak en önemli resmi delildir. Doğum, ölüm, evlilik, boşanma ve soy bağına ilişkin bilgiler önce bu kayıtlar üzerinden okunur. Ancak resmi sicilin ispat gücü mutlak değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 30. maddesine göre, nüfus sicilinde kayıt yoksa veya kaydın doğru olmadığı anlaşılıyorsa gerçek durum her türlü delille ispat olunabilir. Bu nedenle veraset ilamında görünen soy zinciri ile maddi gerçek arasında çatışma varsa, mahkeme yalnızca nüfus müdürlüğünden gelen kayıtla yetinemez. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2017/3394 Esas, 2021/2382 Karar sayılı ilamında da, tüm çocukları gösterir kayıtlar sunulmadı diye davanın reddi doğru bulunmamış; hâkimin, eksik kayıtları usule uygun şekilde tamamlatarak sonuca gitmesi gerektiği vurgulanmıştır.


Nüfus kayıtlarındaki çelişki veya eksiklik, özellikle eski tarihli veraset ilamlarında daha belirgin hâle gelir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2022/6890 Esas, 2023/621 Karar sayılı kararında, murisin resmi nikâhlı eşine ilişkin kayıt ile bankaya verilen kefalet ve taahhütname belgeleri arasındaki uyumsuzluk dikkate alınmış ve maddi gerçeğin yalnızca bir veraset ilamı metnine bakılarak saptanamayacağı kabul edilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/4617 Esas, 2023/5805 Karar sayılı ilamında, ölüm tarihinde hayatta olan annenin nüfus kayıtları incelenmeden Hazineyi mirasçı gösteren belgenin iptali istenmiş; anne üzerinden gelen yasal mirasçıların belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2024/4045 Esas, 2024/5707 Karar sayılı kararında da farklı murislere ait iki veraset ilamının karışması nedeniyle nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve tarihsel belgeler karşılaştırılarak sonuca ulaşılmıştır.


c.2) Kesinleşmiş Mahkeme Kararları (Soybağının Reddi, Tanıma, Babalık, Evlat Edinme)


Kesinleşmiş mahkeme kararları, mirasçılık belgesinin iptali davasında doğrudan belirleyici delil niteliğindedir. Çünkü soybağını kuran, ortadan kaldıran veya kişi statüsünü değiştiren bir ilam, veraset ilamının dayanağını doğrudan etkiler. Özellikle babalık hükmü, tanımanın iptali, soybağının reddi veya evlat edinmeye ilişkin kararlar, kimin mirasçı olduğu sorusunu belge düzeyinde değil, esas itibarıyla çözen hükümlerdir. Bu sebeple veraset ilamının önceki içeriği ile kesinleşmiş mahkeme ilamı arasında uyumsuzluk varsa, hâkim yeni duruma uygun bir mirasçılık tablosu çıkarmak zorundadır.


Burada en kritik ayrım, nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile soybağı davasının birbirine karıştırılmamasıdır. Hukuk Genel Kurulunun 2017/1920 Esas, 2018/1432 Karar sayılı kararında, gerçekte başka bir kişinin çocuğu olan davalının yanlış haneye yazılması olayı soybağı davası değil, nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak nitelendirilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 2020/269 Esas, 2021/228 Karar sayılı kararında da, başkasından olma bir çocuğun muris ve eşinin çocuğuymuş gibi nüfusa yazılması olgusunun, her olayda otomatik olarak soybağı reddi davasına dönüştürülemeyeceği; önce davanın hukuki niteliğini doğru belirlemek gerektiği ortaya konulmuştur. Buna karşılık Hukuk Genel Kurulunun 2023/383 Esas, 2024/294 Karar sayılı kararında babalık hükmünün, çocuk ile baba arasındaki soybağını hâkim kararıyla kuran asli mekanizma olduğu ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Bu nedenle mirasçılık belgesinin iptalinde kesinleşmiş soybağı ilamları, sadece yardımcı delil değil, çoğunlukla sonuç belirleyici delildir.


c.3) Vasiyetname ve Miras Sözleşmesi


Vasiyetname ve miras sözleşmesi, mirasçılık belgesinin iptali davasında yalnızca ek belge değil, kimi zaman davanın merkezindeki delildir. Geçerli bir el yazılı vasiyetname, resmi vasiyetname veya miras sözleşmesi varsa, bunların veraset ilamına ne şekilde yansıyacağı tartışılmak zorundadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/3178 Esas, 2023/4917 Karar sayılı kararında, murisin el yazılı vasiyetnamesinin göz ardı edilerek verilen mirasçılık belgesinin iptali talep edilmiş; ilk derece mahkemesi, vasiyetnamedeki eşime de mutlaka verilsin iradesini dikkate almıştır. Bu karar, ölüme bağlı tasarrufun belgeye hiç yansıtılmamasının doğrudan iptal sebebi olabileceğini göstermektedir.


Bununla birlikte, her vasiyetname veya miras sözleşmesi veraset ilamında matematiksel pay dağıtımı şeklinde gösterilmez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/2458 Esas, 2022/965 Karar sayılı ilamı, vasiyetname ile atanmış mirasçının payının her zaman belge metninde sayısal dağıtım şeklinde kurulmayıp paylaşım aşamasında gözetilmesi gerektiği yönünde anılmıştır. Aynı şekilde Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/3178 Esas, 2023/4917 Karar sayılı ilamı, mirasçı atama iradesinin vasiyetnamede açık bir oran veya pay içermesi gerektiğini; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2024/860 Esas, 2024/4724 Karar sayılı ilamı ise üçüncü kişi lehine yapılan miras sözleşmelerinde aktif husumetin, doğrudan hak sahibi olmayan herkes için kendiliğinden kabul edilmeyeceğini göstermektedir. Bu nedenle mahkeme, belgenin varlığıyla yetinmeyip tasarrufun türünü, kapsamını ve davacının bu belgeye dayanma ehliyetini de ayrı ayrı incelemelidir.


c.4) DNA Testi Raporları


Soybağı bağlamında ciddi bir tereddüt varsa, DNA incelemesi maddi gerçeğe ulaşmada en güçlü bilimsel delildir. Özellikle nüfus kaydı ile fiili aile ilişkisi arasında uyumsuzluk bulunan, resmi belgelerin eksik kaldığı veya tanık anlatımlarının birbiriyle çeliştiği dosyalarda, biyolojik bağın bilimsel yöntemle ortaya konulması gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 2017/1920 Esas, 2018/1432 Karar sayılı kararında da, davanın esasına girilmeden önce hakları etkilenecek mirasçıların davaya katılımının sağlanması, delillerin toplanması ve DNA incelemesi yapıldıktan sonra sonuca gidilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu tespit, DNA testinin veraset kaynaklı soybağı uyuşmazlıklarında tali değil asli delil karakteri taşıdığını göstermektedir.


Hukuk Genel Kurulunun 2017/1922 Esas, 2018/1305 Karar sayılı kararının biyolojik gerçeğin tespiti için DNA incelemesini zorunlu gördüğü; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/5738 Esas, 2024/177 Karar sayılı ve 2022/1702 Esas, 2023/2672 Karar sayılı ilamlarının ise tartışmalı mirasçı sıfatı ve eksik mirasçı tespitinde bilimsel ve nüfus temelli araştırmayı ön plana çıkardığı belirtilmiştir. Dolayısıyla DNA raporu, tek başına her davada zorunlu olmasa da, biyolojik bağ tartışmalı ise mahkemenin bunu göz ardı ederek yalnızca biçimsel nüfus kaydıyla yetinmesi Yargıtay denetiminden geçmeyebilir.


c.5) Tanık Beyanları


Tanık beyanları, mirasçılık belgesinin iptali davasında özellikle eski tarihli olaylarda, kayıtların eksik olduğu veya arşivsel boşluk bulunduğu hallerde önemli bir tamamlayıcı delildir. Ancak tanık, resmi sicilin yerine geçen asli delil değil, resmi sicilin doğruluğunu destekleyen veya çürüten yardımcı delildir. Bu nedenle tanık anlatımları, tek başına nüfus kaydını geçersiz kılan nihai veri olarak kabul edilmez; tapu kayıtları, kadastro tutanakları, banka belgeleri, tarihsel resmi evrak ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle birlikte değerlendirilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2024/4045 Esas, 2024/5707 Karar sayılı ilamında da, uzun bir aile silsilesine ilişkin uyuşmazlıkta nüfus kayıtlarıyla birlikte tanık anlatımları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilmiş, yalnızca sözlü beyana dayalı bir kabul yoluna gidilmemiştir.


Hukuk Genel Kurulunun 2020/569 Esas, 2022/1709 Karar sayılı ilamı, tanık anlatımlarının murisin gerçek iradesinin tespitinde rol oynayabileceğini; buna karşılık Hukuk Genel Kurulunun 2019/589 Esas, 2022/333 Karar sayılı ilamı ise, objektif verilerle desteklenmeyen soyut beyanların tek başına yeterli görülemeyeceğini gösteren bir çizgiye işaret etmektedir. Bu nedenle mirasçılık belgesinin iptalinde tanık deliline dayanılacaksa, tanığın kim olduğu, olaya nasıl vakıf olduğu ve anlatımın hangi resmi veriyle veya başkaca delillerle örtüştüğü mutlaka ortaya konulmalıdır.


c.6) Mirastan Feragat Sözleşmesi ve Iskat Belgesi


Mirastan feragat sözleşmesi ve ıskat belgesi, mirasçılık sıfatı ile payın akıbetini doğrudan etkileyen özel belgelerdir. Bu nedenle veraset ilamının düzenlenmesi veya iptali sırasında bu belgelerin hiç dikkate alınmaması, hatalı değerlendirilmesi ya da altsoya etkisinin yanlış kurulması belgenin iptaline yol açabilir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2019/2152 Esas, 2019/7969 Karar sayılı kararında, ivazsız mirastan feragatin kural olarak feragat edenin altsoyunu bağlamayacağı; hatta ceninin de sağ doğmak koşuluyla mirasçı olabileceği belirtilmiş ve feragat eden eşin altsoyunun mirasçılık durumunun korunması gerektiği kabul edilmiştir.


Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/1360 Esas, 2023/3088 Karar sayılı ilamı da, ıskat ve feragat sonrasında payın altsoya geçişinin belge düzeyinde doğru yansıtılması gerektiğini gösteren kararlar arasında sayılmıştır. Aynı şekilde Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2024/860 Esas, 2024/4724 Karar sayılı ilamında, üçüncü kişi lehine düzenlenen feragat veya miras sözleşmesinden kimin hangi kapsamda dava hakkı çıkarabileceği, aktif husumet meselesiyle bağlantılı olarak tartışılmıştır. Sonuç olarak feragat ve ıskat belgeleri, veraset ilamında sadece ad çizme mantığıyla değil, soy zinciri, altsoy etkisi ve hak sahipliği bağlamında değerlendirilmelidir.


c.7) Bilirkişi İncelemesi


Bilirkişi incelemesi, özellikle çok eski tarihli veraset ilamlarında, atik kayıtlara dayanan silsilelerde, yabancı belgelerin kullanıldığı dosyalarda ve teknik belge karşılaştırması gerektiren uyuşmazlıklarda vazgeçilmez delil aracıdır. Hâkim hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar; ancak tarihsel nüfus silsilesinin çıkarılması, farklı dillerdeki belgelerin karşılaştırılması, sahtecilik emarelerinin değerlendirilmesi veya kadastro ve tapu belgeleri arasındaki bağın kurulması gibi teknik meselelerde bilirkişi görüşüne başvurabilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2024/4045 Esas, 2024/5707 Karar sayılı kararında da, uzun geçmişli ve karışık muris silsilesi, bilirkişi raporları ve tanık anlatımlarıyla birlikte değerlendirilmiş; mahkemenin teknik araştırma yapmadan karar vermesi yeterli görülmemiştir.


Yabancı belgeye dayalı mirasçılık iddialarında bilirkişi incelemesi daha da önem kazanır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2022/5278 Esas, 2024/570 Karar sayılı kararında, Bulgaristan kaynaklı mirasçılık belgesinin format, içerik ve apostil şerhi bakımından sorunlu olduğu ileri sürülmüş; belge sahihliği tartışması davanın merkezine yerleşmiştir. Bu tür dosyalarda, tercüme doğruluğu, belge formatı, apostil uygunluğu ve yabancı makam kaydının gerçekten o belgeye karşılık gelip gelmediği gibi teknik meseleler bilirkişi veya uzman incelemesi olmaksızın sağlıklı biçimde çözümlenemez. Bu sebeple bilirkişi, veraset ilamında hukuki sonucu tayin eden değil, o sonuca götüren maddi zemini açıklatan teknik yardımcı delildir.


c.8) Yargıtay'ın Delillere Dair Uygulamaları


Yargıtay'ın bu davalardaki genel delil standardı, maddi gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılmasıdır. Bu standarda göre, mahkeme ne yalnızca biçimsel bir nüfus kaydına dayanarak ne de yalnızca soyut tanık anlatımlarıyla yetinerek karar verebilir. Tüm resmi kayıtlar, önceki ilamlar, teknik veriler, objektif belgeler ve tarafların hukuki durumunu etkileyen kişi statüsü unsurları birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2017/3394 Esas, 2021/2382 Karar sayılı ilamı, davanın reddi için kesin süre kurumunun kullanılamayacağını; mahkemenin önce maddi zemini tamamlaması gerektiğini açıkça göstermektedir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/4617 Esas, 2023/5805 Karar sayılı kararı da, annenin nüfus kayıtları incelenmeden Hazineyi mirasçı gösteren veraset ilamının ayakta tutulamayacağını ortaya koymaktadır.


Bu bütünsel standart, Yargıtay'ın genel ispat anlayışıyla da uyumludur. Hukuk Genel Kurulunun 2020/569 Esas, 2022/1709 Karar sayılı ilamı, tanık anlatımlarının objektif olgularla birlikte değerlendirilmesini; Hukuk Genel Kurulunun 2019/589 Esas, 2022/333 Karar sayılı ilamı ise somut verilerle çelişen soyut beyanlara ihtiyatla yaklaşılmasını gerektiren bir çizgiyi temsil etmektedir. Mirasçılık belgesinin iptali davasında da aynı mantık geçerlidir: delil değerlendirmesi parçalı değil, bütüncül olmak zorundadır. Hâkim, hangi delilin neden üstün tutulduğunu, nüfus kaydı ile diğer objektif veriler arasındaki ilişkiyi ve bunların mirasçılık sıfatına nasıl etki ettiğini gerekçeli olarak göstermeden sağlıklı bir hüküm kuramaz.


d) Dava Açılış Aşaması


Mirasçılık belgesinin iptali davası, mevcut bir belgenin hukuki geçerliliğini ortadan kaldırmayı hedefleyen kurucu nitelikte bir davadır. Bu aşamada davanın doğru temellendirilmesi, yargılamanın usul ekonomisine uygun ilerlemesi için elzemdir.


d.1) Dava Dilekçesinin Hazırlanması


Dava dilekçesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesindeki unsurları içermekle birlikte, mirasçılık belgesinin iptali özelinde "taraf teşkilinin sağlanması" hususunda yüksek bir hassasiyet gerektirir. Yargıtay, iptali istenen belgede hak sahibi olarak görünen herkesin davalı olarak gösterilmesini kamu düzeninden saymaktadır. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2019/109 K. 2019/7630 sayılı ilamında şu ifadelere yer vermiştir:

"Mirasçılık belgesinin iptali halinde, hukuksal durumlarının etkilenmesi söz konusu olabileceğinden iptali istenilen mirasçılık belgesinde hak sahibi olarak gösterilen kişilerle, davadan önce ölmüş ise bunların tüm mirasçılarının davada taraf olarak gösterilmesi... bir zorunluluktur."

Dilekçede ayrıca, iptali istenen belgenin hangi mahkeme veya noterlikten alındığı, karar tarih ve sayısı ile belgedeki maddi hatanın veya mirasçılığa engel durumun somut gerekçeleri yer almalıdır.


d.2) Harç, Gider Avansı ve Vekalet Ücreti(2026)


2026 yılı itibarıyla davanın mali yükümlülükleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yeniden değerleme oranları ve Türkiye Barolar Birliği'nin güncel tarifeleriyle belirlenmiştir. Mirasçılık belgesinin iptali davası maktu harca tabidir.


  • Harçlar: 2026 yılı tarifesine göre asliye hukuk mahkemelerinde dava açılışında tahsil edilen başvurma harcı 732 TL, karar ve ilam harcı ise yine maktu olarak belirlenmiştir.

  • Gider Avansı: Tebligat sayısının çokluğu miras davalarında gider avansını artırabilmektedir. Başlangıçta yaklaşık 3.000 TL ile 4.500 TL arası bir avansın yatırılması, yargılamanın durakamaması adına kritik bir dava şartıdır.

  • Vekalet Ücreti: 2025-2026 dönemi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi(AAÜT) uyarınca, bu tür davalar için öngörülen maktu vekalet ücreti 45.000 TL olarak uygulanmaktadır. Ancak tarafların tavsiye niteliğindeki baro tarifeleri üzerinden yaklaşık 74.000 TL seviyelerinde akdi vekalet ücreti belirlediği görülmektedir.


d.3) İhtiyati Tedbir Talebi


Hatalı mirasçılık belgesine dayanılarak tereke mallarının kaçırılma riski varsa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep edilmelidir. Özellikle tapu kayıtlarına "davalıdır" şerhi işlenmesi, mülkiyetin el değiştirmesini engelleyerek iptal kararının uygulanabilirliğini güvence altına alır.


e) Dilekçeler Teatisi Aşaması


Mirasçılık belgesinin iptali davası yazılı yargılama usulüne tabidir. Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren taraflar, ikişer dilekçe sunma hakkına sahiptir. Davalı tarafın bu aşamada, özellikle pasif husumete ilişkin itirazlarını ileri sürmesi gerekir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2024/2640 K. 2025/958 sayılı kararında vurgulandığı üzere;

"Kural olarak, mirasçılık belgesinin iptali davasının, mirasçılık belgesinde kendisine pay verilen kişilere husumet yöneltilerek açılabileceği... mirasçı sıfatı bulunmayan davalıya husumet yöneltilmiş olmasının doğru görülmediği"

hususu dilekçeler teatisi aşamasında netleştirilmelidir.


f) Ön İnceleme Duruşması


Bu aşamada hakim, dava şartlarını ve ilk itirazları inceler; uyuşmazlık noktalarını belirleyerek tarafları sulhe teşvik eder. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında, uyuşmazlığın genellikle nüfus kayıtlarındaki bir hataya veya vasiyetnameye dayandığı bu aşamada saptanır. Hakim, taraf teşkilinin tamamlanıp tamamlanmadığını re-sen kontrol etmekle yükümlüdür.


g) Tahkikat Aşaması


Yargılamanın maddi gerçeğe ulaşıldığı aşamadır. Miras hukukunda re-sen araştırma ilkesi hakim olduğundan, mahkemenin delil toplama yetkisi geniştir.


g.1) Delillerin Toplanması ve Değerlendirilmesi


Temel ispat vasıtası olan nüfus kayıtları, mahkemece ilgili idareden re-sen getirtilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2024/4045 K. 2024/5707 sayılı ilamında belirtildiği üzere;

"Mahkemece... mirasbırakanın, mirasçılarının ve ölüm tarihlerinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tek tek tespit edilmesi ve bunun için gereken her türlü delil ve araştırmaya başvurulması... mirasbırakanın öldüğü tarih dikkate alınarak feraiz hukukuna ehil bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak yeni bir mirasçılık belgesi düzenlenmek suretiyle bir karar verilmelidir."

g.2) Bekletici Mesele: Nüfus Tespiti ve Soybağı Davaları


İptal davasının sonucunu etkileyebilecek bir soybağı veya nüfus kaydı düzeltme davası mevcutsa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesi uyarınca bu davaların sonucu beklenmelidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2023/1464 K. 2024/2177 sayılı kararında bu zorunluluk şöyle ifade edilmiştir:

"....'in nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası açıldığı... yargılama sonucunun iş bu dava sonucunu etkileyeceği... dosyasının bekletici mesele yapılarak sonuçlandıktan sonra esas talep hakkında bir karar verilmesi gerekir."

g.3) Sözlü Yargılama ve Hüküm


Tahkikatın bitiminde taraflar son sözlerini söyler. Mahkeme, iptal sebeplerinin somut olayda mevcut olması durumunda mevcut belgenin iptaline ve maddi gerçeğe uygun "yeni mirasçılık belgesi" düzenlenmesine hükmeder. Hüküm fıkrası, mirasçıları ve paylarını tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça göstermelidir.


g.4) Görevli ve Yetkili Mahkeme


01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile görev ayrımı netleşmiştir. Mirasçılık belgesinin iptali davası, doğası gereği hasımlı ve çekişmeli bir yargı işi olduğu için genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülür. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/1724 K. 2015/5520 sayılı kararında bu durum kesin bir dille belirtilmiştir:

"...mirasçılık belgesinin değiştirilmesi veya daha önce verilen mirasçılık belgesinin iptali davalarının sulh hukuk mahkemesinde görülemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Kaldı ki mirasçılık belgesinin iptali davalarının hasımlı olarak açılması zorunlu bulunduğundan çekişmesiz yargı kapsamından çıkıp çekişmeli yargı mahiyetini aldığı da bir gerçektir. Bu durum karşısında HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılan bu dava bakımından HMK'nın 382/2-c maddesinin 6. bendi uyarınca asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan ve mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiğinden mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. ..."

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 11. maddesinin 3. fıkrasına göre; mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E. 2024/10756 K. 2025/2750 sayılı ilamında bu seçimlik hakka vurgu yaparak;

"Mirasçılık belgesi verilmesi davalarında kesin yetki kuralı bulunmayıp mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu... davanın ilk açıldığı... Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği"

hükmünü tesis etmiştir.


g.5) Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler


Türk Medeni Kanunu'nun 598. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir" hükmü uyarınca, iptal davası herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Mirasçılar, belgedeki hukuka aykırılığı tespit ettikleri her an, mülkiyet haklarının korunması amacıyla bu davayı ikame etme hakkına sahiptirler.



Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında Karar ve Sonuçları


Mirasçılık belgesinin iptali davasında verilen hüküm, mirasçılık sıfatını kuran bir inşai karar değil, mevcut mirasçılık durumunu doğru biçimde ortaya koyan ve önceki belgenin hukuki değerini ortadan kaldıran bir tespit hükmü niteliği taşır. Zaten Türk Medeni Kanunu'nun 598. maddesine göre mirasçılık belgesi, başvurusu üzerine yasal mirasçı olduğu belirlenen kişilere verilir; belge, mirasçılık sıfatını yaratmaz, bu sıfatı görünür ve ispat edilebilir hale getirir. Bu nedenle iptal kararı da gerçekte var olmayan bir hakkı sona erdirmekten çok, hatalı belgenin sonuç doğurmasını önleyen ve gerçek mirasçılık durumunu esas alan bir yargısal düzeltme işlevi görür.


a) Kararın Hukuki Niteliği


Kararın hukuki niteliği bakımından en önemli husus, mirasçılık belgesinin kendisinin maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesidir. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2018/4863 Esas, 2019/4063 Karar sayılı kararında bu durum, “Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.” sözleriyle açıkça ortaya konulmuştur. Bu tespit, iptal davasının neden mümkün olduğunu da açıklamaktadır. Önceden alınmış bir veraset ilamı bulunması, onun her durumda doğru ve değiştirilemez olduğu anlamına gelmez. Özellikle nüfus kaydı, soybağı, atanmış mirasçılık, vasiyetname veya miras paylarının hesabında hata varsa, mahkeme hasımlı davada gerçek hukuki durumu tespit ederek önceki belgeyi iptal edebilir.


b) Yeni Mirasçılık Belgesi Alınması


İptal kararı verildiğinde uygulamada çoğu kez aynı hüküm içinde yeni mirasçılık durumunun da gösterilmesi gerekir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, yeni belgenin önceki hatalı belgenin sadece düzeltilmiş bir kopyası gibi düzenlenemeyeceğidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/2458 Esas, 2022/965 Karar sayılı kararında, “mahkemece murisin tüm mirasçılarının gösterilerek yasal miras paylarının dağıtılması, vasiyetname ile atanmış mirasçının miras payının ne şekilde dağıtılacağının ise terekenin bölüştürülmesi sırasında gözetileceğine hükmedilmesi gerekmektedir” demek suretiyle yeni belgenin nasıl kurulması gerektiğini göstermiştir. Aynı kararda, “Mahkemece söz konusu mirasçılık belgesi iptal edilse de yeni verilen mirasçılık belgesinde miras payları, iptal edilen mirasçılık belgesindeki paylarla aynı oranda dağıtılması doğru görülmemiştir.” denilerek, iptal edilen belgedeki yanlış payların yeni hükme taşınamayacağı da vurgulanmıştır. Dolayısıyla yeni mirasçılık belgesi, iptal edilen eski belgenin devamı değil, gerçek mirasçılık tablosuna dayanan müstakil ve doğru bir tespit olmalıdır.


c) Hatalı Belgeye Dayalı İşlemlerin Akıbeti


Mirasçılık belgesinin iptali kararı, hatalı belgeye dayanılarak daha önce yapılmış tüm işlemleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İptal kararı önce belgenin hukuki dayanağını çökertir; buna dayanılarak yapılmış tapu, banka, kurum ve vergi işlemlerinin düzeltilmesi ise çoğu zaman ayrıca maddi hukuk ve usul hukuku çerçevesinde değerlendirilir. Bu sebeple uygulamada iptal davası ile sonraki düzeltici davalar veya idari başvurular birbirinden ayrılmalıdır.


c.1) Tapu İntikallerinin Düzeltilmesi(Yeni Dava Zorunluluğu)


Hatalı veraset ilamına dayanılarak tapuda intikal yapılmışsa, sırf mirasçılık belgesinin iptaline ilişkin karar alınmış olması tapu kaydını kendiliğinden düzeltmez. Tapu kaydı üzerinde ayrı bir hukuki sonuç doğduğundan, çoğu durumda ayrıca tapu iptali ve tescil davası açılması gerekir. Özellikle taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse, mesele artık yalnızca mirasçılık sıfatının tespiti olmaktan çıkar; yolsuz tescil, ketmi verese ve üçüncü kişinin iyiniyeti gibi konular da uyuşmazlığın parçası haline gelir.


Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4050 Esas, 2025/3886 Karar sayılı kararında uyuşmazlık açık biçimde “ketmi verese hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir” şeklinde nitelendirilmiştir. Aynı kararda, “yargısal uygulamalar ile ketmi verese hukuki nedenine dayalı olarak mirasçı olmayan kişiye karşı dahi pay oranında iptal-tescil istemiyle dava açılabileceği benimsenmiştir” denilerek, iptal edilen veraset ilamına dayanılarak yapılan taşınmaz devrine karşı ayrıca tapu davası açılabileceği kabul edilmiştir. Ancak bu halde mirasçılık belgesinin iptali yoluyla mirasçılığı ispatlanan kişi yalnızca kendi miras payı için talepte bulunabilecektir. Bunun yanında, üçüncü kişinin TMK 1023. maddesi kapsamındaki iyiniyeti varsa durum değişebilir. Bu nedenle tapu intikalinin düzeltilmesi, iptal kararının doğal uzantısı olmakla birlikte, usulen ayrı bir dava konusudur.


c.2) Banka, SGK ve Diğer Kurum Kayıtları


Banka mevduatı, SGK ölüm aylığı, alacak tahsili, belediye, trafik veya benzeri kurumlardaki mirasçılık esaslı kayıtlar bakımından da aynı ilke geçerlidir. Mirasçılık belgesinin iptali kararı, bu kurumların işlem dayanağını sarsar; fakat her kurum nezdindeki kayıt ve ödeme süreçlerinin ayrıca düzeltilmesi gerekir. Uygulamada bankaya veya ilgili kuruma kesinleşmiş mahkeme kararı ile başvurularak yeni mirasçılık durumuna göre ödeme, bloke çözümü ya da kayıt tashihi talep edilir. İdare veya kurum buna rağmen işlem tesis etmezse, uyuşmazlığın niteliğine göre ayrıca dava açılması gündeme gelebilir. Özellikle sosyal güvenlik alanında hak sahipliğinin tespiti ve kurum işlemlerinin iptali ayrı bir dava konusu oluşturabilir. Bu nedenle mirasçılık belgesinin iptali kararı, kurum kayıtlarının düzeltilmesi bakımından güçlü bir dayanak sağlar; ancak her kurumsal sonucun kendiliğinden değişeceği söylenemez.


c.3) Veraset ve İntikal Vergisi Beyanı


Veraset ve intikal vergisi bakımından mirasçılık belgesinin düzelmesi, beyanın da gerçek mirasçı ve gerçek pay oranlarına göre gözden geçirilmesini gerektirebilir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın açıklamalarına göre veraset yoluyla meydana gelen intikallerde, intikal eden malların toplam değeri istisna haddinin altında kalsa bile beyanname verilmesi zorunludur. Kanunda da veraset tarikiyle gerçekleşen intikaller için beyan süreleri ayrıca düzenlenmiştir. Bunun yanında, verginin ödenmesinden sonra bir malın vergi verenden başka bir kişiye ait olduğu mahkeme kararıyla sabit olursa, kararın vergi dairesine ibrazı üzerine gerekli düzeltmenin yapılacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla iptal kararı sonrasında önceki beyanın yanlış mirasçıya veya yanlış pay oranına göre verilmiş olması halinde vergi dairesi nezdinde düzeltme süreci işletilmelidir.


Mirasçılık Belgesinin İptali ile İlişkili Diğer Davalar


Mirasçılık belgesinin iptali davası çoğu zaman tek başına yeterli olmaz. Çünkü uyuşmazlık sadece kimin mirasçı olduğu meselesinden ibaret olmayabilir; terekeye el atma, saklı pay ihlali, muris muvazaası, vasiyetnamenin geçersizliği veya soybağının yanlış kurulması gibi daha geniş bir hukuki sorunun ilk görünümü de olabilir. Bu nedenle veraset ilamının iptali davası ile bazı davalar arasında sıkı bir maddi ve usuli bağlantı vardır.


a) Miras Sebebiyle İstihkak Davası


Gerçek mirasçı belgede yer almamış, buna karşılık tereke malları başka biri tarafından zilyetlik veya tasarruf altına alınmışsa, mirasçılık belgesinin iptali davası çoğu zaman miras sebebiyle istihkak davasının ön meselesi niteliğinde olur. Önce mirasçılık sıfatı kesinleştirilir; ardından terekeye dahil mal veya hakların gerçek mirasçıya teslimi istenir. İptal davası burada sıfatı, istihkak davası ise malın iadesini hedefler.


b) Tenkis Davası


Mirasçılık belgesinde payların yanlış gösterilmesi ile saklı payın ihlali aynı şey değildir. Ancak uygulamada, özellikle vasiyetname veya atanmış mirasçılık bulunan dosyalarda bu iki mesele iç içe geçebilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin yukarıda değinilen kararında da, mirasçılık belgesinde atanmış mirasçının durumunun doğru kurulması gerektiği, buna karşılık paylaşım ve tasarrufun etkisinin terekenin bölüştürülmesi sırasında dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu nedenle mirasçılık belgesinin iptali davası, saklı payın ihlali iddiasını kendiliğinden çözmez; saklı pay gerçekten zedelenmişse ayrıca tenkis davası açılması gerekir.


c) Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davası


Bazı dosyalarda hatalı veraset ilamı, muris muvazaasıyla gerçekleştirilen taşınmaz kaçırma işlemlerinin yalnızca bir halkasıdır. Böyle bir durumda mirasçılık belgesinin iptali davası, önce gerçek mirasçı çevresini belirler; muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası ise murisin görünüşte satış, gerçekte bağış niteliğindeki tasarrufunu hedef alır. İki dava aynı hukuki sebebe dayanmaz; fakat çoğu kez aynı tereke ve aynı taraf çevresi içinde birbirini tamamlar.


d) Vasiyetnamenin İptali Davası


Uyuşmazlığın kaynağı vasiyetnamenin yokluğu veya hatalı yorumundan değil de bizzat vasiyetnamenin geçersizliğinden doğuyorsa, veraset ilamının iptali tek başına yeterli değildir. Vasiyetnameye dayanılarak oluşturulmuş mirasçılık tablosu varsa, önce vasiyetnamenin iptali davası yahut en azından onun geçerliliğine ilişkin uyuşmazlık çözülmelidir. Aksi halde iptal davasında kurulacak mirasçılık tablosu da tartışmalı kalır.


e) Soybağının Reddi, Tanıma ve Babalık Davaları


Mirasçılık belgesinin en sık iptal sebeplerinden biri soybağına ilişkin uyuşmazlıklardır. Bir kişinin murisle soybağı bulunup bulunmadığı, çoğu zaman veraset ilamı davasının içinde nihai olarak çözülemez; bunun için ayrı soybağı davaları gerekir. Davacı, nüfus kayıtlarında annelik bağının kurulamaması sebebiyle mirasçılık belgesinde yer alamadığını ileri sürebilir, bu tip durumlarda uyuşmazlık esasında soybağı ve nüfus kaydı meselesine dayanmaktadır ancak söz konusu uyuşmazlığın giderilmesi akabinde mirasçılık belgesinin iptali talep edilerek miras hukukundan doğan her türlü hak ve alacak da üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelir. Bu tür durumlarda soybağına ilişkin dava sonucu, veraset ilamının iptalinde belirleyici olur.


f) Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası


Nüfus kaydı hatalı ise, mirasçılık belgesinin iptali davası çoğu zaman nüfus kaydının düzeltilmesi davasıyla birlikte düşünülür. Hatta bazı hallerde nüfus kaydı düzeltilmeden sağlıklı bir mirasçılık tespiti yapılamaz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2018/4863 Esas, 2019/4063 Karar sayılı kararında, mirasçılık belgesine ilişkin dosya ile iptal dosyası arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğunda bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiştir. Aynı doğrultuda, paylaştığınız 2. Hukuk Dairesi kararında taraf vekili de “nüfus kayıtlarının hatalı tutulmasından kaynaklanan davalarda Mahkemenin resen araştırma yetkisinin bulunduğunu, bu dosyanın mirasçılık belgesinin iptaline yönelik dava ile birleştirilip görülmesi gerekirken ayrı görülmesinin de doğru olmadığını” ileri sürmüştür. Bu çerçevede nüfus kaydının düzeltilmesi davası, mirasçılık belgesinin iptali davasının yalnızca yardımcı unsuru değil, kimi zaman zorunlu ön koşuludur.


Sıkça Sorulan Sorular


Mirasçılık belgesinin iptali davası ne kadar sürer?

Mirasçılık belgesinin iptali davasının süresi, dosyanın çekişmeli olup olmamasına göre değişir. Soybağı, nüfus kaydı, vasiyetname, DNA incelemesi veya bekletici mesele varsa dava daha uzun sürebilir. Basit dosyalar daha kısa sürede sonuçlanırken, istinaf ve temyiz aşamaları süreci uzatabilir.


Mirasçılık belgesinin iptali davası ne kadara mal olur?

Bu davanın maliyeti sabit değildir. Harç, gider avansı, tebligat, müzekkere, bilirkişi ve gerekiyorsa DNA incelemesi gibi kalemler toplam masrafı etkiler. Avukatlık ücreti ise ayrıca değerlendirilir ve dosyanın kapsamına göre değişebilir.


E-Devlet üzerinden mirasçılık belgesi iptal edilebilir mi?

Hayır, mirasçılık belgesi e-Devlet üzerinden doğrudan iptal edilemez. E-Devlet ve UYAP yalnızca başvuru ve takip bakımından teknik kolaylık sağlayabilir. Belgenin iptali için mutlaka mahkeme kararı gerekir.


Mirasçılık belgesi iptal edilmeden tereke işlemleri yapılabilir mi?

Uygulamada bazı tereke işlemleri mevcut belgeye dayanılarak yapılabilir. Ancak belge hatalıysa, yapılan işlemler sonradan yeni davalara ve hak kayıplarına yol açabilir. Bu yüzden ciddi bir mirasçılık ihtilafı varsa önce belgenin düzeltilmesi veya iptali daha güvenli olur.


İptal davasında avukat tutmak zorunlu mudur?

Hayır, avukat tutmak zorunlu değildir. Kişi davasını kendisi de açabilir ve takip edebilir. Buna karşılık soybağı, nüfus kaydı, pay hesabı ve tapu işlemleri gibi teknik meseleler bulunduğunda avukat yardımı önemli avantaj sağlar.


İptal kararı tapu tescilini kendiliğinden düzeltir mi?

Hayır, kural olarak düzeltmez. Mirasçılık belgesinin iptali kararı, yalnızca hatalı veraset ilamının hukuki dayanağını ortadan kaldırır. Daha önce bu belgeye dayanılarak yapılmış tapu işlemleri için çoğu durumda ayrıca tapu iptali ve tescil davası açılması gerekir.


Mirasçılık belgesinin iptali davası için zamanaşımı var mıdır?

Genel olarak bu dava için zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmadığı kabul edilir. Bunun sebebi, mirasçılık belgesinin maddi anlamda kesin hüküm oluşturmamasıdır. Ancak hatalı belgeye dayanılarak yapılan bazı işlemler bakımından ayrı süre tartışmaları doğabilir.


Mirasçılık Belgesinin İptali Davasına İlişkin Yargıtay Kararları

  • Atanmış mirasçıların (vasiyet alacaklılarının), yasal mirasçılara verilen mirasçılık belgesinin iptalini istemekte "aktif husumet ehliyetinin" bulunmadığına dair karar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/947 E., 2024/4729 K. sayılı kararı

"...

...

...

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme


Uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.


2. İlgili Hukuk


1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri


2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 598 inci maddesi şöyledir;


"Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.


Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir.


Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.


Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır."


3. Değerlendirme


1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.


2. Dosya kapsamında iptali istenen mirasçılık belgesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598 inci maddesinin birinci fıkrasına göre verildiği, davacının ise atanmış mirasçı olarak 4721 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden atanmış mirasçılık belgesi isteyebileceğinden 4721 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin birinci fıkrasına göre verilmiş mirasçılık belgesinin iptalini istemekte davada aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.


3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

...

...

..."


  • Mirasçılık belgesinin iptali davası sonrasında ketmi verese nedeniyle açılacak tapu iptali ve tescil davasına ilişkin karar,

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2024/4050 E., 2025/3886 K. sayılı kararı

"...

...

...

Dava, ketmi verese hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.


Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’in ölümü ile geride çocukları ..., ... ve 1976 yılında ölen kızı ...’nin çocukları ... ve davacı ...’in mirasçı olarak kaldığı, murisin oğlu ...’in daha sonra bekar ve çocuksuz ölümü ile yukarıda anılan diğer mirasçıların mirasçı olarak kaldıkları, dava konusu 1 89... parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın 09.08.2012 tarihinde Pamukova Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/ 75... /76 Esas sayılı muris ... ve oğlu ...’e ait veraset ilamları esas alınarak tek mirasçı olarak gözüken ... ..cek’e intikal ettiği, ... ..’in de taşınmazı 09.04.2018 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, her iki veraset ilamının da Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/188 Esas, 2021/53 Karar ve 2019/167 Esas, 2020/178 Karar sayılı hasımlı veraset ilamları ile iptal edildiği ve kararların temyiz edilmeksizin kesinleştiği, her iki hasımlı veraset ilamında davacının da mirasçı olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.


Bilindiği üzere terekeye ait bir hakla ilgili olarak açılacak davalarda kural olarak; tereke 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 701 ve devam eden maddelerine göre elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan yasal istisnalar dışında (örneğin TM Yasası 702/son) tüm mirasçıların birlikte hareket etmeleri veya aynı Yasa'nın 640. maddesine göre terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Ancak dava, halefiyet esasına göre tereke adına değil de kendi miras payı için açılmış ise tüm mirasçıların onayının alınmasına gerek bulunmamaktadır. (Yargıtay HGK 11.11.2009 T. 2009/1-458 E.N, 2009/498 K.N.) Öte yandan, yargısal uygulamalar ile ketmi verese hukuki nedenine dayalı olarak mirasçı olmayan kişiye karşı dahi pay oranında iptal-tescil istemiyle dava açılabileceği benimsenmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 13.03.2017 T. 2014/20396 Esas, - 2017/1241 Karar)


Diğer taraftan; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda TMK'nın 9 88... , tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise TMK’nın 1023. maddesi ile özel hükümler getirilmiştir. Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip taşınmaz mal edinen kişinin iyiniyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK’nın 1023. maddesinde aynen "Tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1. fıkrasında "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.


Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse, diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta şeklen iyiniyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı ilkeleri 08.ll.l99l tarih l990/4 Esas l99l/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında (İBK) kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.


Somut olaya gelince, hasımlı olarak görülüp sonuçlandırılan Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/188 Esas, 2021/53 Karar ve 2019/167 Esas, 2020/178 Karar sayılı veraset ilamları ile dava konusu taşınmazın intikaline esas mirasçılık belgelerinin iptal edildiği ve davacının muris.....’in mirasçısı olduğu, bir başka ifade ile dava konusu taşınmaz bakımından ketmi verese olgusunun kanıtlandığı açıktır.


Diğer taraftan, taşınmazı yolsuz tescille edinen ... ..’ten satın alan davalının iktisabının iyiniyetle gerçekleşmiş olması halinde Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi hükmünce korunacağında da kuşku yoktur.


Hal böyle olunca; davacının kendi miras payına hasren dava açabileceği ve ketmi verese olgusunun gerçekleştiği gözetilerek yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi ve davalının iyiniyetli olup olmadığı, bir başka ifadeyle Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi isabetsizdir.

...

...

..."


  • İptali istenen belgede hak sahibi görünen tüm kişilerin ve ölmüşlerse mirasçılarının davaya dahil edilmesinin kamu düzeninden bir zorunluluk olduğuna, bu eksikliğin doğrudan bozma sebebi teşkil ettiğine dair karar,

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2019/109 E., 2019/7630 K.

"...

...

...

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 29. maddesi hükmünde; bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimsenin iddiasını ispat etmek zorunda olduğu, TMK'nın 30. maddesinde doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmıştır. Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda "taraflarca hazırlama ilkesi" geçerlidir. Hakim tarafların talepleriyle bağlı olup talepte bulunan tarafın iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re'sen araştırma ilkesi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.


Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davada irs ilişkisi kural olarak nüfus kayıtları ile ispat olunur. Nüfus kayıtları belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herangi bir şekle tabi değildir (TMK md.7). Hakim çekismesiz yargıda re'sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir.


Mirasçılık belgesinin iptali halinde, hukuksal durumlarının etkilenmesi sözkonusu olabileceğinden iptali istenilen mirasçılık belgesinde hak sahibi olarak gösterilen kişilerle, davadan önce ölmüş ise bunların tüm mirasçılarının davada taraf olarak gösterilmesi, yine davalılardan herhangi birinin yargılamadan sonra ölmesi halinde de davanın mirasçılarına yönlendirilerek mirasçılar aleyhine sürdürülmesi, hükmün de mirasçı oldukları gösterilerek mirasçılar hakkında verilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.


Somut olayda, iptali istenilen Altındağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 27/4/1984 tarih ve 1981/430 Esas, 1984/293 Karar sayılı veraset ilamında mirasçı olarak gösterilen


A) ...,... ’in karısı ...’nin kardeşi ...,


B) ... oğlu ... oğlu ...’nın;


... den olma torunu ...’nin kızı ...


... ‘den olma torunu ...’in kızı ...,


... den olma torunu 1959’da vefat eden ...’ın, 1989’da ölen kızı ...’tan olma torunu 1999’da ölen oğlu ...’ın eşi ...


... ’ten olma torunu 1922’de vefat eden torunu ...’in, 1338’de vefat eden ...’nin eşi olup 02.02.2000’de vefat eden ...’ın diğer eşi ...’den olma çocuklarından ... ..., ... ile 1980’de vefat eden kızı ...’ten olma torunları ...,... 1991’de vefat eden torunu ...’ten olma mirasçıları ...,...


C) ... oğlu ... kızı ...’nin;


...’dan olma torunu 1949’da vefat eden ...’ın kızlarından 1953’te vefat eden ...’ın mirasçılarından 1990’da vefat eden eşi ...’ın ikinci eşinden olma çocukları ...,...


...’dan olma torunu ...’in kızı ...’nün oğlu ...


...’dan olma torunu ...’in kızı ...’in eşi ... Köyü 042 hanede kayıtlı ...


...’den olma torunu ...’in kızı ... ’in kocası ...’in diğer eşi ...’den olma kızı ...,


...’den olma torunu ...’in oğlu 1986’da vefat eden ...’in 2005’te vefat eden eşi ...’in ...’dan olma kızı ...


...’den olma torunu ...’in kızı 1990’da vefat eden ...’in oğlu 2015’te vefat eden ...’nin çocukları ..., ..., ...’nin kendisinden önce 2003’te vefat eden oğlu ...’nin çocukları ...,...


...’den olma torunu 1943’te vefat eden ...’nın oğlu ...


... ’den olma torunu 1943’te vefat eden ...’nın oğlu 2018’de ölen ...’ın eşi ..., çocukları ...,...


... ’den olma torunu 1943’te vefat eden ...’nın kızı 2016’da vefat eden ...’in mirasçılarından ...,...


...’ten olma torunu 1971’te vefat eden ...’ın oğlu 1996’da ölen ...’ın eşi 2004’te vefat eden ...’ın ...’den olma 2006’da vefat eden kızı ...’ın mirasçıları ...,...,.... ’ın, davada yer almadıkları anlaşılmaktadır.


Ayrıca davalılardan, ...’nın 15.03.2019, ...’in 18.11.2017, ...’in 24.04.2019, ...’in 18.11.2017, ...’in 05.06.2013, ...’ın 29.03.2018, ...’ın 12.07.2017, ...’ın 10.03.2019, ...’ın 12.05.2019, ...’ın 09.07.2018, ...’ın 25.12.2017, ...’nin 05.01.2018, ...’nin 23.10.2015, ...’ın 04.07.2018, ...’ın 18.07.2019, ...’in 26.11.2017, ...’ın 25.08.2018, ...’ın 02.04.2017’de vefat ettikleri anlaşılmaktadır.


O halde mahkemece yapılması gereken iş; ..., ...,...’ın kendileri veya mirasçılarının, ..., ...,... ’ın davaya dahil edilmelidir.


Ayrıca yargılama sırasında vefat eden davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın mirasçılık belgelerinin ilgilisinden teminiyle mirasçıları davaya dahil ettirilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa başkaca delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.


İlk derece mahkemesince, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, bölge adliye mahkemesince de istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.

...

...

..."



ankara miras avukatı


Yasal Uyarı

Delil Hukuk Bürosu, bu internet sitesinde yer alan tüm bilgilerin, zaman içerisinde gelişim ve değişim gösterecek olan hukuk sistemimize uyarlanacağına dair hiçbir garanti vermemektedir. Hukuki makalelerde yer alan bilgilerin dayandığı kanun hükümleri ve yargısal uygulamalar zaman içerisinde değişiklik gösterebilmekte olup, ihtiyaç halinde yapılabilecek en doğru davranış, avukatınız ile birebir görüşmek ve destek almaktır. Bu anlamda hiçbir hukuki sorumluluk kabul edilmemektedir. Bu internet sitesinde yer alan bilgiler, mesleki dayanışma kapsamında meslektaşlar tarafından kullanılabilir. Ancak bu sitedeki yayınların haber sitesi vb. internet sitelerinde kullanılabilmesi için yayının alınmış olduğu kaynak açıkça gösterilmeli veya bu internet sitesine link verilmek suretiyle kaynağa atıf yapılmalıdır; bu şartların sağlanmış olması halinde ayrıca Delil Hukuk Bürosu yetkililerinden izin alınmış olması gerekmemektedir.

İletişim

Ehlibeyt Mahallesi, Ceyhun Atuf Kansu Caddesi,

No:112 Kat:5 Daire:30

Cevat Muratal İş Merkezi,

Balgat, Çankaya/ANKARA

© 2020 Delil Hukuk Bürosu

bottom of page