Aile HukukuBağlı olduğu rehber: Aile Hukuku Nedir? Aile Hukuku Davaları Nelerdir?
Yurt Dışında Alınan Boşanma Kararının Türkiye’de Tanınması, Tescili ve Tenfizi 2026
Yurt dışında alınan boşanma kararı Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz; nüfus kütüğüne işlenene kadar eşler Türk kayıtlarında evli görünür. Kütüğe işleme için iki seçimlik yol vardır: 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesine göre dış temsilciliğe (büyükelçilik ya da konsolosluk) ya da il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğüne yapılan idari tescil başvurusu veya aile mahkemesinde açılan tanıma davası. İdari tescil yalnız boşanmayı kütüğe işler; velayet, nafaka, tazminat ve mal rejimi hükümleri için aile mahkemesinden tanıma ya da tenfiz kararı gerekir.
Yabancı Boşanma Kararının Tanınması, Tescili ve Tenfizi Nedir?
Yabancı bir mahkemenin ya da makamın verdiği boşanma kararı, verildiği ülkede evliliği sona erdirse de Türkiye’de kendiliğinden sonuç doğurmaz; Türkiye’de sonuç doğurması kararın tanınmasına, tenfizine ya da idari tescile bağlıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli ve 2022/766 E., 2023/975 K. sayılı kararında bu kural şöyle ifade edilmiştir: “Yabancı bir mahkeme kararının bu kararın verildiği ülke dışında hüküm ve sonuç doğurması ilgili kararın tanınmasına veya tenfiz edilmesine bağlıdır. Kural olarak tanıma ve tenfiz, açılacak ayrı bir dava ile gerçekleştirilir.” Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün resmî açıklamasına göre de yabancı mahkemelerce verilen boşanma kararlarının Türkiye’de işlem görebilmesi, Türk mahkemelerince tanıma ya da tenfiz kararı verilip bu kararın kesinleşmesine bağlıdır. Bu kuralın istisnası, aşağıda anlatılan 27/A maddesine göre idari tescildir.
Tanıma, yabancı kararın Türkiye’de kesin hüküm ya da kesin delil olarak kabul edilmesidir. Nüfus kaydının değiştirilmesi gibi idari işlemler de bu usule bağlıdır:
Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 58. maddesi:
“1. Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.
2. İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir.
3. Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye'de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır.”
Tenfiz ise yabancı ilamın (mahkeme kararının) Türkiye’de icra edilebilmesi için verilen karardır; kural, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 50. maddesindedir. Boşanma kararının evliliği sona erdiren kısmı icraya konu olmadığı için tanımaya tabidir. Aynı kararda yer alan nafaka ve tazminat gibi bir edimin yerine getirilmesini gerektiren hükümler Türkiye’de ancak tenfiz kararıyla icra edilebilir. Tanıma ve tenfiz aynı davada birlikte istenebilir.
Nüfus kütüğüne tescil ise 2017’de getirilen idari yoldur: belirli şartlar varsa yabancı boşanma kararı mahkeme kararı alınmadan dış temsilcilikte ya da il müdürlüğünde kurulan komisyon kararıyla kütüğe işlenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.11.2023 tarihli ve 2022/1205 E., 2023/1188 K. sayılı kararında bu yolu şöyle tanımlamıştır: yabancı makamlarca verilen boşanma kararları hakkında “kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde tanıma davası açılmadan doğrudan nüfus kütüğüne tescil edilmesi istenebilir.”
Boşanmanın Türk hukukundaki sonuçları ve boşanmaya bağlı (fer’i) talepler için boşanma davası ve ferileri makalemize bakılabilir.
Nüfusa Tescil mi, Tanıma Davası mı? İki Yolun Farkı
İki yol birbirinin ön şartı değildir; idari tescil başvurusu yapılmadan doğrudan aile mahkemesinde tanıma davası açılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.06.2022 tarihli ve 2022/5479 E., 2022/6321 K. sayılı kararında ilk derece mahkemesi, Türk vatandaşı davacının yabancı eşinden boşandığı Alman mahkemesi kararını nüfus müdürlüğüne tek başına başvurarak tescil ettirebileceği gerekçesiyle davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmiş, Daire bu kararı oy birliğiyle bozmuştur. Dairenin gerekçesi şöyledir: “Bu düzenlemeye göre yabancı mahkeme kararlarının tanıma kararı olmadan nüfusa tescili için idari bir yol öngörülmüş ise de bu idari başvuru taraflara zorunlu olarak ikame edilmiş bir yol değildir. MÖHUK hükümleri kapsamında tanıma ve tenfiz davasının açılması için idari başvuru yolunun tüketilmesi dava şartı olarak öngörülmemiştir. Söz konusu idari başvuru taraflara sunulmuş seçimlik bir hak olarak mevcuttur.”
İki yol arasındaki farklar şöyledir:
- Kim başvurur: İdari tescilde eşler birlikte başvurur; eşlerden biri ölmüş ya da yabancıysa Türk vatandaşı olan eş tek başına başvurabilir. Tanıma davasını ise hukuki yararı bulunan herkes, diğer eşe karşı açabilir.
- Hangi kararlar: İdari tescil, yabancı adli ya da idari makamların boşanma, evliliğin butlanı, iptali ve evliliğin var olup olmadığının tespitine ilişkin kararlarını kapsar. Tanıma davası MÖHUK’ta yabancı mahkeme ilamları için düzenlenmiştir; idari makam ya da noter kararlarının mahkemede tanınıp tanınamayacağı tartışmalıdır. 27/A maddesinin üçüncü fıkrası, tescili reddedilen kararların tanınmasını 5718 sayılı Kanun’a bırakır (ayrıntı için Boşanma Kararının Tanınma Şartları bölümündeki d) başlığına bakınız).
- Fer’i hükümler: Komisyon kararı velayet, iştirak nafakası (velayeti elinde bulundurmayan ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma payı), kişisel ilişki (çocukla görüşme düzeni), mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu hükümler bakımından sonuç doğurmaz. Bu hükümler için aile mahkemesinde tanıma ya da tenfiz kararı gerekir.
- Türkiye’de dava varsa: Aynı kararla ilgili Türkiye’de açılmış ve devam eden ya da reddedilmiş bir dava varsa idari başvuru reddedilir.
- Ret hâlinde: Komisyon başvuruyu reddederse kararın tanınması ya da tenfizi için aile mahkemesinde dava açılabilir.
- Merci ve usul: İdari tescilde karar komisyonundur ve mahkeme yargılaması yapılmaz. Tanıma davasında karşı tarafa tebligat yapılır ve aile mahkemesi basit yargılama usulüyle karar verir.
Nüfus Kütüğüne İdari Tescil: 5490 Sayılı Kanun’un 27/A Maddesi
İdari tescilde yabancı boşanma kararı, mahkemeye gidilmeden, başvuruyu inceleyen komisyonun kararıyla nüfus kütüğüne işlenir. Bu yol, 5490 sayılı Kanun’a 17.04.2017 tarihli ve 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen ve 7077 sayılı Kanun’la aynen kabul edilen 27/A maddesine dayanır. Eşlerden birinin ölmüş ya da yabancı olması hâlinde Türk vatandaşı eşin tek başına başvurabilmesi, 25.03.2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanun’la eklenmiştir:
Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesi:
“1. Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte veya taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer taraf veya vekilinin tek başına başvurması, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adlî veya idarî makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir.
2. Nüfus kütüğüne yapılacak tescil işlemleri, yurt dışında kararın verildiği ülkedeki dış temsilcilikler, yurt içinde ise Bakanlık tarafından belirlenen nüfus müdürlükleri tarafından yapılır.
3. Bu maddede sayılan şartlar yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil talebi reddedilen kararların Türkiye’de tanınması, 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca yapılır.
4. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenir.”
Maddenin uygulanması Yabancı Ülke Adlî veya İdarî Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik (Resmî Gazete, 07.02.2018, sayı 30325) ile düzenlenmiştir. Kanun’a göre tescilin şartları üçtür: kararın verildiği devlet kanunlarına göre yetkili adli ya da idari makamca verilmiş olması, usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması. Kararın mahkemeden değil bir idari makamdan çıkmış olması bu yolda engel değildir.
a) Kimler Başvurabilir?
Başvuru eşlerce bizzat, kanuni temsilcileri ya da vekilleri aracılığıyla yapılır. Eşlerin yetkili merci önünde birlikte hazır bulunması zorunlu değildir; başvurular aynı anda ya da ayrı zamanlarda yapılabilir. Ancak Yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrasına göre “Ayrı ayrı müracaat edilmesi halinde her iki müracaat arasındaki süre doksan günü geçemez.”
Eşlerden biri ölmüş ya da yabancıysa Türk vatandaşı olan eş ya da vekili tek başına başvurabilir. İki eş de Türk vatandaşı ve hayattaysa kanun tek taraflı başvuruya imkân tanımaz. Eşlerden biri başvurmazsa idari tescilin şartı oluşmaz ve boşanma aile mahkemesinde açılacak tanıma davasıyla tanıtılır.
Vekil aracılığıyla başvuruda noterce düzenlenmiş fotoğraflı özel vekâletnamenin aslı ya da onaylı örneği verilir. Eşler tescil talebinden önce ölmüşse, tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşmiş boşanmalar hariç olmak üzere, tescil talebini hukuki yararı bulunanlar yapabilir (Yönetmeliğin 6. maddesinin üçüncü fıkrası).
b) Başvuru Nereye Yapılır?
Yönetmeliğin 5. maddesi:
“1. Başvurular, kararın verildiği ülkedeki dış temsilciliklere, yurt içinde ise taraflardan birinin yerleşim yeri il müdürlüğüne; Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Kahramanmaraş, Samsun, Siirt, Sivas, Trabzon, Şanlıurfa ve Van il müdürlüklerinden birine yapılır.”
Yurt dışındaki dış temsilcilik, kararın verildiği ülkedeki Türk büyükelçiliği, başkonsolosluğu ya da konsolosluk ajanlığıdır. Yurt içindeki merci ilçe nüfus müdürlüğü değil, il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğüdür (Yönetmeliğin 4. maddesi). Başvuru formu Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün boşanma işlemleri sayfasında yayımlanmaktadır.
c) Gerekli Belgeler
Yönetmeliğin 7. maddesine göre başvuruda şu belgeler zorunludur:
- başvuru formu;
- usulüne göre onaylanmış kararın aslı ile noter ya da dış temsilcilik tarafından onaylanmış veya ilgili ülkenin yetkili makamınca apostil şerhi uygulanarak onaylanmış Türkçe tercümesi;
- kararda kesinleşme şerhi yoksa, kararın verildiği ülke kanunlarına göre kesinleştiğini gösteren onaylanmış belge ya da yazının aslı ve aynı şekilde onaylanmış Türkçe tercümesi;
- kimlik ya da pasaport fotokopileri, eşlerden biri yabancıysa kimlik ya da pasaportunun noter tasdikli Türkçe tercümesi;
- vekil aracılığıyla başvuruda fotoğraflı özel vekâletname;
- eşlerden biri ölmüşse ölüm belgesinin onaylı aslı ve onaylı Türkçe tercümesi.
Başvuru formuna ayrıca kararla ilgili Türk mahkemelerinde açılmış dava bulunup bulunmadığına ve tanımanın daha önce reddedilip reddedilmediğine ilişkin bilgi ya da adli makamlardan alınan belge eklenir. Yabancı makamların düzenlediği resmî belgenin Türkiye’de bu niteliği taşıması, belgenin verildiği devletin yetkili makamı ya da ilgili dış temsilcilik tarafından onaylanmasına bağlıdır; Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin tasdike ilişkin hükümleri saklıdır (Yönetmeliğin 14. maddesi). Apostil, belgeyi düzenleyen ülkenin yetkili makamının belgeye eklediği onay şerhidir.
ç) Komisyon İncelemesi, Tescil ve Ret
Başvuruyu, dış temsilciliklerde ve Bakanlıkça belirlenen il müdürlüklerinde kurulan komisyon inceler. Komisyon gündem olması hâlinde en geç on beş gün içinde toplanır. Belgelerde eksiklik görülürse başvurana tamamlaması için doksan günlük süre verilir; süre içinde tamamlanmazsa başvuru reddedilir (Yönetmeliğin 7. maddesinin dördüncü fıkrası).
Komisyonun tescil kararı yedi gün içinde aile kütüğüne işlenir. Yönetmeliğin 10. maddesinin ikinci fıkrasına göre tescile karar verilmesi hâlinde “boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığı kararlarının tarihi, kesinleşme tarihi olarak kabul edilir.”
Başvuru şu hâllerde reddedilir: aynı kararla ilgili Türkiye’de açılmış ve devam eden ya da reddedilmiş bir dava varsa, karar Türk kamu düzenine açıkça aykırıysa (gerekçesi belirtilerek) ve eksik belgeler süresinde tamamlanmazsa. Ret hâlinde kararın tanınması ya da tenfizi için 5718 sayılı Kanun uyarınca yetkili aile mahkemesinde dava açılabilir (Yönetmeliğin 11. maddesi). Komisyon kararında ya da tescil işleminde maddi hata sonradan anlaşılırsa talep üzerine ya da kendiliğinden düzeltme kararı alınır.
Tanıma Davası Hangi Mahkemede, Kime Karşı Açılır?
Tanıma davası aile mahkemesinde, diğer eşe karşı ve kural olarak davalı eşin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde açılır; bu yetki kesin yetki değildir.
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesi, aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizini aile mahkemelerinin görevleri arasında sayar. Madde metnindeki atıf, 5718 sayılı Kanun’un 64. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 2675 sayılı Kanun’adır. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu davalara Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun’un 2. maddesi).
Yetkili mahkeme MÖHUK’un 51. maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenir:
MÖHUK’un 51. maddesi:
“1. Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir.
2. Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.”
Yetki, davacının değil, kendisine karşı tanıma istenen eşin (davalının) Türkiye’deki yerleşim yerine göre belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.05.2016 tarihli ve 2016/9655 E., 2016/10452 K. sayılı kararında bu kuralı tanıma davalarına da uygulamış ve şunu belirtmiştir: “Bu kural kamu düzenine ilişkin olmayıp kesin yetki kuralı değildir.” Daire, davalı yetki itirazında bulunmadığı hâlde kendiliğinden yetkisizlik kararı veren mahkemenin kararını oy birliğiyle bozmuştur.
Yetki kesin olmadığı için davalı, yetki itirazını cevap dilekçesinde ileri sürmeli ve yetkili mahkemeyi göstermelidir. Süresinde ve usulüne uygun itiraz yapılmazsa davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 19. maddesi). Davacının kendi yerleşim yerinde açtığı dava, davalı süresinde itiraz etmezse orada görülür.
Davalı süresinde itiraz ederse mahkeme yetkisizlik kararı verir. Bu durumda kararın kesinleşmesinden (kanun yoluna başvurulmuşsa başvurunun reddi kararının tebliğinden) itibaren iki hafta içinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi istenmezse dava açılmamış sayılır (HMK’nın 20. maddesi).
Davayı kim açabilir? MÖHUK’un 52. maddesine göre “Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 25.09.2025 tarihli ve 2025/2070 E., 2025/7823 K. sayılı kararında bu hükmün “yabancı ilamın tanınmasının istenmesi halinde de geçerli” olduğunu belirtmiştir. Dava kural olarak diğer eşe karşı açılır; dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.
Tanıma Davasında Belgeler, Tebligat ve Yargılama Usulü
Tanıma davasının dilekçesine yabancı kararın onanmış aslı ya da onanmış örneği, kararın kesinleştiğini gösteren belge ve bunların onanmış tercümeleri eklenir. Dilekçede ise tarafların ve varsa vekillerinin ad, soyad ve adresleri, kararı veren devlet ve mahkeme, kararın tarih ve numarası ile özeti yazılır; tanıma ya da tenfiz kararın yalnız bir kısmı için isteniyorsa o kısım gösterilir (MÖHUK’un 52. maddesi). Eklenecek belgeleri kanun şöyle sayar:
MÖHUK’un 53. maddesi:
“1. Tenfiz dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir:
a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi.
b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.”
Kanun, ilamın onanmış olmasını ve kesinleştiğinin gösterilmesini iki ayrı şart olarak arar. Apostil şerhi onaylamanın bir biçimidir; tek başına kararın kesinleştiğini kanıtlamaz. Kesinleşme, karar üzerindeki şerhle ya da ayrı ve onanmış bir belgeyle gösterilir.
Belge eksikse: Belgelerdeki eksiklik yargılama sırasında tamamlanabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 01.12.2025 tarihli ve 2025/8878 E., 2025/10430 K. sayılı kararında “Bu belgelerde eksiklik varsa yargılama sırasında tamamlanması mümkündür.” demiş; yabancı davanın tarafı olmayan davacının belgelere ulaşamadığı durumda mahkemenin bunları istinabe (başka bir mahkemeden işlem yapmasını isteme) yoluyla getirtmesi gerektiği gerekçesiyle ret kararını oy birliğiyle bozmuştur.
Buna karşılık onaysız fotokopiye dayanılarak tanıma kararı verilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.05.2023 tarihli ve 2023/816 E., 2023/2152 K. sayılı kararında davacıya ilamın onanmış örneğini sunması için iki kez süre verildiği hâlde sunulmadığını tespit etmiştir. Daireye göre ikinci kez verilen süre kesindir ve “ilamı veren yargı organının onayını taşımayan fotokopi belge esas alınarak hüküm tesis edilemeyeceği” açıktır. Bu nedenle davanın usulden reddi gerekirken tanımaya karar verilmesi oy birliğiyle bozulmuştur.
Tebligat ve usul: Dava dilekçesi duruşma günüyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir ve dava basit yargılama usulüne göre incelenir. Karşı taraf yalnız tanıma ya da tenfiz şartlarının bulunmadığını veya ilamın yerine getirildiğini ya da yerine getirilmesine engel bir sebep çıktığını ileri sürebilir (MÖHUK’un 55. maddesi).
Yurt dışında oturan eşe tebligat: Tebligat o ülkenin yetkili makamı aracılığıyla yapılır. Eş Türk vatandaşıysa tebligat Türk büyükelçiliği ya da konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir. Bu yolda muhataba bir bildirim gönderilir; bildirim tebliğ edildikten sonra otuz gün içinde temsilciliğe başvurulmazsa tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır (7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 25 ve 25/a maddeleri). Adresi bilinmeyen eşe ilanen tebligat yapılır; yurt dışında bilinen bir adresi varsa ilan suretleri oraya ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderilir (Tebligat Kanunu’nun 28. maddesi).
Kanun yolu ve kesinleşme: Aile mahkemesinin kararına karşı ilamın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf, bölge adliye mahkemesinin kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir (HMK’nın 345 ve 361. maddeleri). Tenfiz kararlarının temyizi genel hükümlere tabidir ve temyiz yerine getirmeyi durdurur (MÖHUK’un 57. maddesi). Aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez (HMK’nın 350. maddesinin ikinci fıkrası). Tanıma kararı da nüfus kütüğüne ancak kesinleştikten sonra işlenir.
Boşanma Kararının Tanınma Şartları
Türk mahkemesi yabancı boşanma kararını yeniden yargılamaz; kusurun doğru belirlenip belirlenmediğini ya da Türk hukukunun uygulanıp uygulanmadığını incelemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.11.2025 tarihli ve 2025/6336 E., 2025/10236 K. sayılı kararında belirtildiği üzere “Tanıma yargılamasında inceleme, MÖHUK'un 54. ve 58. maddelerinde sayılan koşullarla sınırlıdır.” Şartlar şunlardır:
MÖHUK’un 54. maddesi:
“1. Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir:
a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması.
b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.
c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.
ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.”
Yabancı kararın o ülke hukukuna göre kesinleşmiş olması da gerekir (MÖHUK’un 50. maddesi). Kesinleşmemiş karar tanınmaz.
a) Karşılıklılık Aranmaz
Boşanmanın tanınmasında karşılıklılık (mütekabiliyet) şartı aranmaz. MÖHUK’un 58. maddesine göre tanımada 54. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de 14.10.2025 tarihli ve 2025/3237 E., 2025/8662 K. sayılı kararında kuralı aynen tekrarlamıştır: “Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.” Karşılıklılık yalnız nafaka ve tazminat gibi icra gerektiren hükümlerin tenfizinde aranır.
b) Kamu Düzenine Açıkça Aykırılık
Ret sebebi, kamu düzenine aykırılığın “açık” olmasıdır. Yabancı hukukun Türk hukukundan farklı olması tek başına yeterli değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yukarıda anılan 25.11.2025 tarihli kararında bu ölçütü şöyle açıklamıştır: “Yabancı mahkemede Türk Hukukunun uygulanmamış olması veya farklı bir hukuk sistemine dayanılması, tek başına kamu düzenine açık aykırılık oluşturmaz.” Dairenin kendi gerekçesinde yer alan diğer örnekler şunlardır:
- Gerekçesiz yabancı karar: Daire, 17.02.2014 tarihli ve 2013/16635 E., 2014/3011 K. sayılı kararında “Yabancı ilamın gerekçeyi (HUMK 388; HMK 297) ihtiva etmemesi kamu düzenine açıkça aykırılık olarak kabul edilmemelidir.” demiş ve ret kararını oy birliğiyle bozmuştur.
- Anlaşmalı boşanmada iki eşin aynı avukatla temsil edilmesi: Daire, 13.03.2023 tarihli ve 2022/9092 E., 2023/978 K. sayılı kararında ortak velayet ve ebeveyn planı da içeren anlaşmalı boşanma kararı hakkında, “aynı vekille temsil durumunun, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu ya da Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını ihlal ettiğini söylemek mümkün değildir” demiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Kusur tespiti, boşanma sebebi ya da yabancı mahkemenin uyguladığı usul kural olarak tanıma hâkiminin denetim alanı dışındadır. Bu konuda belirleyici olan, yukarıdaki genel ölçüttür.
c) Savunma Hakkı ve Gıyabi Kararlar
Davalı yabancı davaya usulüne uygun çağrılmamış ya da yokluğunda karar verilmişse bu durum, ancak davalı Türk mahkemesinde buna dayanarak itiraz ederse tanımaya engel olur (MÖHUK’un 54. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi). Davalı itiraz etmezse mahkeme bu şartı kendiliğinden ret sebebi yapmaz.
İtiraz edilirse ispat yükü tanıma isteyen taraftadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.06.2015 tarihli ve 2015/9320 E., 2015/13735 K. sayılı kararında, davalı kadının yabancı davadan haberdar edilmediği itirazı karşısında davacı erkeğin “davalının davadan haberdar edildiğini toplanan delillerle kanıtlayamamıştır” gerekçesiyle tanıma kararını oy birliğiyle bozmuştur.
Mahkeme bu konuda belge getirtmek için süre de vermelidir. Daire, 14.10.2025 tarihli ve 2025/3237 E., 2025/8662 K. sayılı kararında, yabancı kararda ilanen tebligattan söz edilip davalının usulüne uygun çağrılıp çağrılmadığının anlaşılamadığı bir dosyada şu yolu göstermiştir: davacıya çağrı belgelerini sunması için süre verilmeli, sunulamıyorsa belgeler uluslararası adli yardımlaşma kurallarına göre kararı veren yabancı mahkemeden istenmelidir. Daire bu araştırma yapılmadan verilen kabul kararını oy birliğiyle bozmuştur.
ç) Tek Taraflı Boşanma (Talak) ve Şer’i Mahkeme Kararları
Kocanın tek taraflı beyanıyla gerçekleşen ve kadının iradesini yok sayan boşanma Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılır ve tanınmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.01.2021 tarihli ve 2020/6076 E., 2021/411 K. sayılı kararında Suudi Arabistan’da erkeğin tek taraflı beyanıyla (talak) gerçekleşen boşanmanın tespitine ilişkin karar hakkında oy birliğiyle şunu belirtmiştir: “kadının iradesinin yok sayılması niteliğindeki karar, Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.” Daire 25.12.2018 tarihli ve 2018/3127 E., 2018/15305 K. sayılı kararında, İran mahkemesinin boşanmaya karar vermeyip erkeğe notere başvurarak boşanma yetkisi verdiği kararı da aynı gerekçeyle tanınamaz bulmuştur. Bu karar, karar düzeltme aşamasında oy çokluğuyla verilmiştir.
Ölçüt, kararın dinî hukuka dayanması değil, kadının iradesinin ve savunma hakkının gözetilip gözetilmediğidir. Daire, yukarıda anılan 25.11.2025 tarihli kararında Suriye’de şer’i hukuka dayanan bir boşanma kararını tanınabilir bulmuştur. Bölge adliye mahkemesi davayı, kararın şer’i hukuka dayandığı, tek taraflı boşanma iradesi içerdiği ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle reddetmişti. Daire bu reddi oy birliğiyle bozmuştur.
Dairenin dayanağı iki yönlüdür: kamu düzenine aykırılık ancak “Türk hukuk düzeninin temelini oluşturan vazgeçilmez ilkelere açık, ağır ve katlanılamaz bir aykırılık” hâlinde söz konusu olabilir; somut dosyada da davalı eşe usulüne uygun tebligat yapılmış ve davalı yargılamadan haberdar edilmiştir. Daireye göre “Kararın dayandığı hukuk sisteminin Türk Hukukundan farklı olması, tanımaya engel teşkil etmez.” Daire, tek taraflı boşanma iradesi hakkında ayrı bir değerlendirme yapmamıştır.
d) İdari Makamlarca Verilen Boşanma Kararları
Bazı ülkelerde boşanma mahkeme yerine bir idari makamın kararıyla gerçekleşir. 5490 sayılı Kanun’un 27/A maddesi “adlî veya idarî makamlar”ın kararlarını açıkça kapsadığı için bu kararlar idari tescil yoluyla kütüğe işlenebilir. Mahkemede tanıma davası açıldığında ise Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin kararları farklı sonuçlara ulaşmıştır:
- Danimarka devlet idaresinin (Statsforvaltningen) ve Norveç’te bölge idaresinin verdiği boşanma kararlarının tanınmasını reddeden bölge adliye mahkemesi kararları Dairece onanmıştır: 03.10.2023 tarihli ve 2023/2096 E., 2023/4376 K. ve 25.12.2023 tarihli ve 2023/6460 E., 2023/6458 K. sayılı kararlar. Ret gerekçeleri (kararın mahkeme ilamı olmaması, idari merci boşanmasının kamu düzenine aykırılığı, idari başvuru yapılmamış olması) bölge adliye mahkemelerine aittir. Daire iki kararda da yalnız genel onama gerekçesi kurmuştur.
- Daire 14.01.2025 tarihli ve 2024/4286 E., 2025/183 K. sayılı kararında ise ilk derece mahkemesinin “idari makam kararı” diye reddettiği Danimarka kararını incelemiş, kararın “Aile Hukuku Dairesince” verildiğini ve temyiz edilmediğinin tasdik edildiğini tespit etmiştir. Daire hükmün “Mahkemece verilmiş ilam niteliği taşıdığı” sonucuna varmış ve ret kararını oy birliğiyle bozmuştur.
Bu kararlardan çıkan sonuç, mahkemede belirleyici sorunun kararı veren makamın niteliği olduğudur. Gerçek anlamda idari makamca verilen bir boşanma kararının mahkemede tanınıp tanınamayacağına ilişkin Dairenin kendi gerekçesiyle kurduğu genel bir kural bulunmamaktadır. 27/A maddesinin üçüncü fıkrası ise idari tescili reddedilen kararların tanınmasının 5718 sayılı Kanun’a göre yapılacağını öngörmektedir.
Karar mahkeme dışında bir makamdan, örneğin idareden ya da noterden çıkmışsa iki yol birbirini etkiler: aynı kararla ilgili Türkiye’de açılmış ve süren ya da reddedilmiş bir dava, idari tescil başvurusunun reddi sebebidir (Yönetmeliğin 9. maddesinin altıncı fıkrası).
Fransa’da noter önünde yapılan anlaşmalı boşanmanın tanınması istemi, ilk derece mahkemesince “kararın Mahkeme kararı değil idari bir merci kararı olduğu” gerekçesiyle reddedilmiştir. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de bu bölge adliye mahkemesi kararını 03.04.2024 tarihli ve 2023/10093 E., 2024/2353 K. sayılı kararıyla oy birliğiyle onamıştır. Ret gerekçesi ilk derece mahkemesine aittir; Daire yalnız genel onama gerekçesi kurmuştur.
Bu nedenle kararı idare ya da noter gibi mahkeme dışı bir makamdan çıkmış boşanmalarda, idari tescilin şartları varsa önce 27/A maddesine göre başvurulması daha güvenli bir sıradır. Komisyon başvuruyu reddederse tanıma 5718 sayılı Kanun’a göre mahkemeden istenebilir (27/A maddesinin üçüncü fıkrası); buna karşılık önce açılıp reddedilen bir tanıma davası idari tescil başvurusunun da reddi sebebidir.
Velayet, Nafaka, Tazminat ve Mal Rejimi Hükümleri
Yabancı boşanma kararında çoğu zaman velayet, kişisel ilişki, iştirak ve yoksulluk nafakası, tazminat ya da mal rejimi hakkında hükümler de bulunur. İdari tescil bu hükümleri Türkiye’de geçerli kılmaz; bunlar için aile mahkemesinde tanıma ya da tenfiz davası açılması gerekir:
Yönetmeliğin 9. maddesinin beşinci fıkrası:
“Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararlarda; velayet, iştirak nafakası, çocuk ile kişisel ilişki kurulması, mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu olan hüküm bulunması halinde, karar komisyonca boşanma, evliliğin butlanı, iptali ve mevcut olup olmadığının tespiti yönünden kabul edilir, incelenir, karar verilir ve sonucu ilgili taraflara ve il müdürlüğüne bildirilir. Komisyon kararı, yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararlardaki velayet, iştirak nafakası, çocuk ile kişisel ilişki kurulması, mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu olan hükümler bakımından bir sonuç doğurmaz.”
Nafaka ve tazminat gibi bir ödemeyi gerektiren hükümlerin tenfizinde, tanımadan farklı olarak karşılıklılık şartı da aranır (MÖHUK’un 54. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi).
Nafaka hükmü bakımından ayrıca milletlerarası sözleşmeye bakılır: MÖHUK’un 1. maddesi Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeleri saklı tutar ve Türkiye, nafaka yükümlülüğüne ilişkin kararların tanınması ve tenfizine dair 2 Ekim 1973 tarihli Lahey Sözleşmesine 01.11.1983’ten beri taraftır. Nafaka kararı bu Sözleşmeye taraf bir devletten geliyorsa tenfiz istemi Sözleşme hükümleri gözetilerek incelenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.12.2015 tarihli ve 2015/16917 E., 2015/25017 K. sayılı kararında, Almanya’dan gelen nafaka kararı hakkında “sözleşme hükümleri gözetilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken” verilen ret kararını oy birliğiyle bozmuştur. Sözleşmeye taraf devletler Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansının durum tablosunda görülebilir. Tenfizine karar verilen yabancı ilam, Türk mahkemelerinden verilmiş ilam gibi icra edilir (MÖHUK’un 57. maddesi).
a) Ortak Velayet
Yabancı kararda çocuğun velayetinin iki ebeveyne birlikte bırakılması, tanımaya engel değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.12.2017 tarihli ve 2016/18674 E., 2017/13800 K. sayılı kararında, velayete ilişkin kısmı kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle tanımayan ilk derece kararını oy birliğiyle bozmuştur. Daireye göre ortak velayet düzenlemesinin kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu “ya da Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını ihlal ettiğini söylemek mümkün değildir.” Daire 2023/978 sayılı kararında da ortak velayet ve ebeveyn planı içeren anlaşmalı boşanma kararını, oy çokluğuyla, açıkça aykırı saymamıştır.
b) Nafaka ve Tazminatın Tenfizi
Tenfiz kararı yabancı ilamın Türkiye’de icra edilebilmesini sağlar; mahkeme ayrıca bir eda hükmü kurmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.12.2018 tarihli ve 2018/1939 E., 2018/15039 K. sayılı kararında, yabancı ilamdaki tazminat hükmünün tenfizine karar verilmesini doğru bulmuştur. Ancak tenfizle yetinilmesi gerekirken bedelin “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” hükmedilmesini bozma sebebi saymıştır. Aynı dosyada Dairenin karar düzeltmeye konu ilk kararı, çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakasının tenfizine karar verilmesi gerektiği gerekçesine dayanmaktadır.
Zamanaşımı itirazında ilamın niteliği belirleyicidir. Birikmiş nafaka borcunu belirli bir alacak olarak hüküm altına alan ilamın tenfizinde davalının zamanaşımı itirazı ön sorun olarak incelenir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.05.2024 tarihli ve 2023/4393 E., 2024/3361 K. sayılı kararı, oy birliği). Belirli bir dönem boyunca süren irat biçimindeki nafaka hükmünün tenfizinde ise zamanaşımı tenfiz davasında tartışılamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 11.12.2025 tarihli ve 2025/3373 E., 2025/11106 K. sayılı kararında “infaz aşamasında dikkate alınabilecek zamanaşımı definin yabancı mahkeme kararıyla ilgili tanıma ve tenfiz davasında tartışılamayacağı açıktır” demiş ve zamanaşımı gerekçesiyle verilen ret kararını oy birliğiyle bozmuştur.
Türk hukukundaki karşılıkları için iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası makalelerimize bakılabilir.
c) Tanımadan Sonra Türkiye’de Açılacak Davalar: Kusur ve Zamanaşımı
Yabancı kararda hüküm bulunmayan nafaka, tazminat ya da mal rejimi talepleri için Türkiye’de dava açılabilir. Bu davalarda Türk hâkimi, tanınan yabancı karardaki kusur tespitiyle bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10.05.2023 tarihli ve 2022/187 E., 2023/444 K. sayılı kararında, oy çokluğuyla, “hâkimin boşanmaya sebep olan olaylar yönünden yeniden bir kusur belirlemesi yaparak nafaka ve tazminatlara ilişkin karar veremeyeceği” sonucuna varmıştır. Kurula göre yabancı kararda yer alan, evlilik birliğini yeniden kurmak istememe ve boşanma iradesi kusur sayılamaz: “Dava sonucunda elde edilmek istenen hukuki sonuç ise tarafa kusur olarak yüklenemez.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de 16.04.2024 tarihli ve 2024/1003 E., 2024/2481 K. ve 15.05.2024 tarihli ve 2023/6526 E., 2024/3480 K. sayılı kararlarında, kusur belirlemesi yapılmamış Alman ve Hollanda boşanma kararlarının tanınmasıyla birlikte ya da tanınmasından sonra davalıya kusur yüklenerek hükmedilen maddi ve manevi tazminatı oy birliğiyle bozmuştur. Bu kararlara göre yabancı kararda belirlenmemiş kusura dayanılarak maddi ve manevi tazminata hükmedilemez.
Bu davalarda zamanaşımının hangi tarihten başlayacağı konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun görüşü değişmiştir:
- Hukuk Genel Kurulunun 07.12.2021 tarihli ve 2018/471 E., 2021/1586 K. sayılı kararına göre mal rejiminden doğan alacak davasında zamanaşımı süresinin başlangıcında “yabancı mahkeme ilamının tenfizine ilişkin kararın kesinleşmesi tarihinin esas alınması gerekmektedir.” Karar oy çokluğuyla verilmiştir.
- Hukuk Genel Kurulu daha sonraki 29.11.2023 tarihli ve 2022/1205 E., 2023/1188 K. sayılı kararında ise başlangıcı yabancı kararın kesinleşmesine bağlamıştır: “eşler arasındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının zamanaşımı süresinin başlangıcında, yabancı mahkeme ilâmının kesinleşme tarihinin esas alınması gerekmektedir.” Somut olayda on yıllık süre yabancı kararın kesinleşmesinden itibaren dolmuş, dava zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş ve direnme kararı oy çokluğuyla onanmıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 2023 tarihli kararında yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat da boşanmanın mali sonuçları arasında sayılmıştır. Kurula göre zamanaşımının başlangıcı bakımından boşanmanın kişisel ve mali sonuçları arasında ayrım yapılması hukuka uygun değildir.
Boşanmaya bağlı tazminat ve nafaka davaları ise Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesine göre “boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 06.03.2019 tarihli ve 2019/757 E., 2019/2198 K. sayılı kararında, bu bir yıllık sürenin “tenfiz veya tanımaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren” başlaması gerektiğini kabul etmişti. Bu karar Hukuk Genel Kurulunun 2023 tarihli kararından öncedir. 2023 sonrasında 178. madde için Dairenin kendi gerekçesiyle verilmiş bir kararı bulunamamıştır.
Mal rejimi alacağı bakımından son Hukuk Genel Kurulu kararına göre zamanaşımı yabancı kararın kesinleştiği tarihten işlemeye başlar. Bu nedenle tanıma davasının ertelenmesi, Türkiye’de açılacak mali taleplerde süre kaybına yol açabilir. Mal paylaşımı için boşanmada mal paylaşımı davası makalemize bakılabilir.
Boşanma Ne Zamandan Geçerli Olur? Yeniden Evlenme, Bekleme Süresi ve Soyadı
Tanınan boşanma kararı, tanıma kararının verildiği ya da kesinleştiği tarihten değil, yabancı kararın kesinleştiği tarihten itibaren hüküm doğurur:
MÖHUK’un 59. maddesi:
“1. Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.”
Hukuk Genel Kurulu, 18.10.2023 tarihli kararında bunun sonucunu şöyle açıklamıştır: “boşanma kararının tanınması hâlinde taraflar, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren boşanmış kabul edilecek; boşanmanın kesinleşmesine bağlı hukuki sonuçlar da, yine bu tarihten itibaren hüküm ifade edecektir.” Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre de tanıma ya da tenfiz kararı kesinleştiğinde “yabancı mahkemece verilmiş olan kararın kesinleşme tarihi, boşanma tarihi olarak kabul edilir.”
Yeniden evlenme: Türk Medeni Kanunu’nun 130. maddesine göre “Yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır.” Yabancı boşanma kütüğe işlenmedikçe kişi Türk kayıtlarında evli görünür. Yabancı karara dayanılarak yapılacak idari işlemler de tanımaya ya da 27/A tesciline bağlı olduğundan, Türkiye’de yeniden evlenmeden önce boşanmanın tescil ya da tanıma yoluyla kütüğe işlenmesi gerekir.
Kadın için bekleme süresi (iddet):
Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesi:
“1. Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.
2. Doğurmakla süre biter.
3. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.”
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne göre üç yüz günlük süre “boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar.” Yabancı kararın tanınmasında boşanma tarihi yabancı kararın kesinleşme tarihi olduğu için, süre de bu tarihten işler; tanıma davasının sürdüğü zaman da bu süreye dâhildir. Süre dolmadan evlenilecekse mahkemeden kaldırılması istenebilir. Ayrıntısı iddet müddeti makalemizdedir.
Soyadı: Boşanan kadın evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur, ancak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadının boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim bu soyadını taşımasına izin verir (Türk Medeni Kanunu’nun 173. maddesi).
Türkiye’de Boşanma Davası Açılmışsa Ne Olur?
Eşlerden biri yurt dışında boşanmışken Türkiye’de de boşanma davası açılmış olabilir. Yabancı kararın tanınması kesinleşirse eşler yabancı kararın kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış sayılır ve Türkiye’deki boşanma davası konusuz kalır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 02.06.2025 tarihli ve 2024/9190 E., 2025/5719 K. sayılı kararında bu durumda “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi ve yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiğini belirtmiş, ret kararını oy birliğiyle bozmuştur.
Hukuk Genel Kuruluna göre boşanma istemi konusuz kalsa da, bu talepler ileri sürülmüşse yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri yönünden yargılama sürer; bu yargılamada hâkim yabancı karardaki kusur tespitiyle bağlıdır ve yeniden kusur belirleyemez (2022/187 E., 2023/444 K., oy çokluğu; ayrıntısı yukarıda velayet, nafaka ve tazminat bölümündedir).
Tersi durumda, Türk mahkemesinin boşanma kararı önce kesinleşip nüfusa işlenmişse yabancı kararın tanınmasında hukuki yarar kalmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 23.01.2025 tarihli ve 2024/10660 E., 2025/696 K. sayılı kararında, oy birliğiyle verdiği kanun yararına bozma (Adalet Bakanlığının istemiyle kesinleşmiş bir kararın, sonuca etkili olmamak üzere bozulması) kararında şunu belirtmiştir: “Tanıma ya da tenfiz davası devam ederken Türk mahkemelerinde görülmekte olan boşanma davası kabul ile sonuçlanmış ve evlilik birliği bu boşanma kararı ile sonlanmış ise; daha önce hüküm altına alınmış ve kesinleşmiş bir yabancı mahkeme boşanma kararına ilişkin var olan tanıma ya da tenfiz davasına devam edilemeyecektir.”
İdari tescil yolunda ise aynı kararla ilgili Türkiye’de açılmış ve devam eden ya da reddedilmiş bir dava bulunması başvurunun reddi sebebidir (Yönetmeliğin 9. maddesinin altıncı fıkrası).
Tanıma Davası İçin Süre Var mı?
Hayır, yabancı boşanma kararının tanınması için kanunda bir dava açma süresi ya da zamanaşımı yoktur. Hukuk Genel Kurulunun oy çokluğuyla verdiği 18.10.2023 tarihli ve 2022/766 E., 2023/975 K. sayılı kararına göre “yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de herhangi bir süreye tabi olmadan her zaman tanınması ve şartları varsa tenfizi istenebilir.” Kurul aynı kararda boşanmaya ilişkin tanıma davalarının “her zaman açılabileceği” sonucuna varmıştır. Hollanda’da boşanan eşlerin boşanmadan sonra birlikte yaşamaya devam edip çocuk sahibi olmaları, tanıma talebini dürüstlük kuralına aykırı kılmamıştır.
Süresizlik boşanmanın tanınmasına ilişkindir. Nafaka hükümlerinin tenfizinde ise ayrım vardır: birikmiş nafaka borcunu belirli bir alacak olarak hüküm altına alan ilamda davalının zamanaşımı itirazı ön sorun olarak incelenir (2. Hukuk Dairesinin 2024/3361 K. sayılı kararı); irat biçimindeki dönemsel nafaka hükmünde ise zamanaşımı tenfiz davasında tartışılamaz, ancak infaz aşamasında dikkate alınabilir (2. Hukuk Dairesinin 2025/11106 K. sayılı kararı). Türkiye’de açılacak mali taleplerin zamanaşımı ise yukarıda anlatıldığı gibi yabancı kararın kesinleşmesinden işleyebilir.
Eşin ölümünden sonra tanıma: Eşlerden biri, yabancı boşanma kararı Türkiye’de tanınmadan ölmüşse mirasçılar tanıma isteyebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.09.2025 tarihli ve 2025/2070 E., 2025/7823 K. (oy birliği) ve 17.06.2026 tarihli ve 2025/7717 E., 2026/6780 K. (oy çokluğu) sayılı kararlarında mirasçının hukuki yararını kabul etmiştir. Daire 2026 tarihli kararında, “Yabancı boşanma ilamının tanınmasına karar verildiği takdirde evlilik ölümle değil, boşanmayla sona ereceği ve bu durum da davacının miras payını etkileyeceğinden” mirasçının tanıma istemekte hukuki yararı bulunduğunu belirtmiştir. Aynı kararın karşı oyunda, tanıma hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğu ve mirasçıya geçmeyeceği savunulmuştur.
2025/696 sayılı kararın gerekçesinde de ölümle sona eren evlilikte tanıma istenemeyeceği yönünde genel bir cümle bulunmaktadır. Ancak o davanın sonucu, Türk mahkemesinin boşanma kararının nüfusa işlenmiş olmasına dayanır. İdari tescil yolunda ise eşler tescil talebinden önce ölmüşse, tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşen boşanmalar hariç olmak üzere, hukuki yararı bulunanlar başvurabilir (Yönetmeliğin 6. maddesinin üçüncü fıkrası).
Sıkça Sorulan Sorular
Yurt dışında boşandım; Türkiye’de de boşanmış sayılır mıyım?
Kendiliğinden sayılmaz. Boşanma nüfus kütüğüne işlenene kadar eşler Türk kayıtlarında evli görünür. Kütüğe işleme 5490 sayılı Kanun’un 27/A maddesine göre idari tescil başvurusuyla ya da aile mahkemesinde tanıma davasıyla yapılır.
Önce nüfusa ya da konsolosluğa başvurmak zorunlu mu?
Hayır. İdari başvuru dava şartı değildir; doğrudan tanıma davası açılabilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/5479 E., 2022/6321 K.). Ancak Türkiye’de aynı kararla ilgili açılmış ve süren ya da reddedilmiş bir dava, idari tescil başvurusunun reddi sebebidir (Yönetmeliğin 9. maddesinin altıncı fıkrası). Mahkeme dışında bir makamın (idare, noter) verdiği boşanma kararlarının tanınmasını reddeden kararlar Yargıtay 2. Hukuk Dairesince onanmıştır. Dairenin 2025/183 K. sayılı bozma kararı ise kararı mahkeme ilamı saydığı için verilmiştir; gerçek bir idari makam ya da noter kararını tanıyan bir Daire kararı bulunamamıştır. Bu yüzden mahkeme dışı bir makamın verdiği boşanma kararında, şartları varsa önce idari tescil başvurusu yapılması daha güvenli bir sıradır.
Eski eşim başvurmak istemiyor; idari tescil yapılabilir mi?
Eski eş Türk vatandaşı ve hayattaysa yapılamaz. İdari tescil eşlerin birlikte ya da en çok doksan gün arayla ayrı ayrı başvurmasını gerektirir. Eski eş yabancıysa ya da ölmüşse Türk vatandaşı eş tek başına başvurabilir. Aksi hâlde yol, diğer eşe karşı açılacak tanıma davasıdır.
Tanıma davası hangi şehirde açılır?
Davalının Türkiye’deki yerleşim yerinde, yoksa sakin olduğu yerde, o da yoksa Ankara, İstanbul ya da İzmir’de açılır. Bu yetki kesin değildir. Davalı cevap dilekçesinde itiraz etmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
Boşanmanın tanınması için ülkeler arasında karşılıklılık gerekir mi?
Hayır. Tanımada karşılıklılık aranmaz (MÖHUK’un 58. maddesi). Karşılıklılık yalnız nafaka ve tazminat gibi icra gerektiren hükümlerin tenfizinde aranır. Nafaka kararı 1973 tarihli Lahey Nafaka Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Sözleşmesine taraf bir devletten geliyorsa tenfiz Sözleşme hükümleri gözetilerek incelenir.
Kararın fotokopisiyle dava açılabilir mi?
Dava açılabilir, ancak tanıma kararı fotokopiye dayanılarak verilemez. Mahkemenin verdiği süre içinde onanmış asıl ya da onanmış örnek ile kesinleşme belgesi ve onanmış tercümeler sunulmalıdır. Kesin süreye uyulmazsa dava usulden reddedilir.
Nüfusa tescil edilen boşanmayla velayet ve nafaka da Türkiye’de geçerli olur mu?
Hayır. Komisyon kararı velayet, nafaka, kişisel ilişki, mal rejimi ve tazminat hükümleri bakımından sonuç doğurmaz. Bunlar için aile mahkemesinde tanıma ya da tenfiz davası açılır.
Yabancı mahkemenin ortak velayet kararı Türkiye’de tanınır mı?
Evet, ortak velayet tek başına tanımaya engel değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ortak velayet düzenlemesini kamu düzenine açıkça aykırı saymamaktadır (2016/18674 E., 2017/13800 K.).
Boşanmanın üzerinden yıllar geçti; tanıma davası açılabilir mi?
Evet. Boşanmanın tanınması süreye bağlı değildir (Hukuk Genel Kurulu, 2022/766 E., 2023/975 K., oy çokluğu). Ancak Türkiye’de açılacak mal rejimi, nafaka ve tazminat taleplerinde zamanaşımı yabancı kararın kesinleşmesinden işleyebilir. Yabancı karardaki nafaka hükmünün tenfizinde zamanaşımı itirazının incelenip incelenmeyeceği, hükmün birikmiş bir alacağı mı yoksa dönemsel (irat biçimindeki) nafakayı mı belirlediğine göre değişir.
Türkiye’de yeniden evlenmek için ne yapılmalı?
Önce yabancı boşanmanın idari tescil ya da tanıma yoluyla nüfus kütüğüne işlenmesi gerekir. Yeniden evlenmek isteyen kişi önceki evliliğinin sona erdiğini ispat etmek zorundadır. Tanıma yolunda kadın için üç yüz günlük bekleme süresi yabancı kararın kesinleştiği tarihten işler (MÖHUK’un 59. maddesi). İdari tescilde ise kütüğe kesinleşme tarihi olarak yabancı kararın tarihi işlenir (Yönetmeliğin 10. maddesinin ikinci fıkrası).
Komisyon başvuruyu reddetti; ne yapılabilir?
Kararın tanınması ya da tenfizi için 5718 sayılı Kanun’a göre yetkili aile mahkemesinde dava açılabilir (27/A maddesinin üçüncü fıkrası; Yönetmeliğin 11. maddesi).
