• Hüseyin Baran DELİL

Boşanma Halinde Mal Paylaşım Davası


mal paylaşım davası

BOŞANMA HALİNDE MAL PAYLAŞIMI DAVASI


Mal paylaşım davası, halk arasında bilinen adıyla “boşanmada mal paylaşımı”, evlilik birliğiyle birlikte eşler arasında kurulmuş olan mal rejiminin tasfiyesini ifade etmektedir. Eşler arasında mevcut bulunan mal rejiminin tasfiyesini konu edinen mal paylaşım davası: katkı payı alacağı, değer artış payı alacağı ve katılma alacağı gibi birbirinden farklı bir takım alacak taleplerini ihtiva edebilmektedir. Eşler arasında evlilik birliğine uygulanacak olan mal rejimi türlerinden birisi seçilip bu hususta bir sözleşme yapılmamışsa, nikah tarihinde yürürlükte bulunan mal rejimi türü söz konusu olacaktır.


Bu hususta 2002 öncesi ve 2002 sonrası olarak iki ayrı dönem arasındaki farklılık önem arz etmektedir.

1 Ocak 2002 öncesinde kurulmuş olan evlilik birliklerinde mal ayrılığı rejimi söz konusu olacaktır.

1 Ocak 2002 sonrasında kurulmuş olan evlilik birliklerinde ise, bu tarihte yürürlüğe girmiş olan Türk Medeni Kanunu düzenlemesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi söz konusu olacaktır.


Burada şunu belirtmekte fayda görüyoruz: Türk Aile Hukuku yasa ve uygulamasında dizi ve filmlere konu olan cinsten bir çeşit evlilik sözleşmesi söz konusu değildir. Ancak yukarıda da bahsettiğimiz gibi evliliğe uygulanacak olan mal rejiminin, mal rejimi türleri arasından hangisi olacağı eşler tarafından seçilebilmektedir. Mal rejimi türlerinin neler olduğu aşağıda daha detaylı olarak anlatılmaktadır. Evlilik birliğinin kurulmasından önceki mallar ise kural olarak mal rejimine dahil edilmemektedir.



Mal Rejimi Türleri Nelerdir?

  • Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi(Yasal Mal Rejimi)


Yukarıda bahsetmiş olduğumuz gibi, eşlerin seçimlik mal rejimlerinden birini seçmemesi halinde, edinilmiş mallara katılma rejimi yasal mal rejimi olarak evlilik birliği içerisindeki taraflar arasındaki malvarlığı ilişkisini düzenler. Edinilmiş mallara katılma rejimi, genel hatlarıyla kişisel eşyalar ve evlilik birliği kurulduktan sonra edinilmiş olan malları ihtiva etmektedir.

Evlilik birliğinin kurulmasından itibaren edinilen mallar üzerinde eşlerin katılma alacakları söz konusu olacaktır. Bunun yanında eşlerin kişisel eşyaları üzerindeki hakları saklıdır. Boşanma sonrasında eşler, malvarlığı değerleri üzerinden katılma alacaklarını elde edecekleri gibi diğer eşte bulunan kişisel eşyalarını da talep edebileceklerdir.


  • Seçimlik Mal Rejimleri

Mal Ayrılığı Rejimi

Eşlerden her biri kendi malvarlığı üzerindeki mülkiyet hakkını korur. Bu malvarlığı üzerinde diğer eşin herhangi bir hakkı söz konusu olmaz.


Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi

Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi edinilmiş mallara katılma rejimine benzese de esas olarak eşlerin kendi malları üzerinde mülkiyet hakkının unsurlarına(kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma) sahip olduğu, ancak kimin olduğu belli olmayan malvarlığı unsurlarının eşlerin paylı mülkiyetinde bulunduğu bir çeşit mal rejimidir.


Mal Ortaklığı Rejimi

Bu mal rejiminde eşlerin kişisel eşyaları yine kendilerine aittir. Ancak kişisel eşyalar dışında, eşler tarafından ortaklık dışında tutulmamış olan her eşya eşlerin ortak eşyası sayılır. Eşlerin bu ortaklık eşyaları üzerindeki hakları bölünemez bir bütün olarak ele alınır ve elbirliğiyle mülkiyet söz konusu olur.


Ülkemizde en yaygın olarak yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu yazımızda genel hatları itibariyle edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ile ilgili bilgi verilecek olup, diğer mal rejimleriyle ilgili bilgi almak veya bu makalede işlenmiş olan edinilmiş mallara katılma rejimi ile ilgili olarak detaylı bilgi edinmek ve randevu almak için buraya tıklayarak: BİZE ULAŞIN


Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Malların Yönetimi


Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz. Üçüncü kişilere karşı eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.



Boşanma Halinde Mal Paylaşımı Nasıl Gerçekleştirilir?


Boşanmada mal paylaşımı konusunda anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanmada farklı uygulamalar söz konusu olacaktır. Bu yazımız boşanma davası ile ilgili olmayıp eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, yani mal paylaşımı davası ile ilgilidir.

Eşler arasındaki evlilik birliğinin boşanma ile sonuçlanması halinde, taraflar anlaşmalı boşanma protokolü ile bu konuda bir belirleme yapmadılar ise taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesi de gündeme gelecektir. Açılacak olan mal paylaşım davasında hangi mal rejimi türünün evlilik birliği üzerinde etkisinin bulunduğu hususu öncelikle tespit edilmelidir.


Edinilmiş mallara katılma rejiminde, ilk olarak eşlerin kişisel eşyalarının mülkiyeti, bu kişisel eşyalara sahip olan eşler üzerinde bırakılır. Sonrasında evlilik birliği içerisinde(2002 yılı sonrası) edinilmiş olan malvarlığı değerleri eşler arasında eşit bir şekilde bölüştürülür. Buna eşlerin katılma alacağı denmektedir.


Medeni Kanunumuzun 220. ve 221. maddelerine göre edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel mallar nelerdir sorusu sorulacak olursa, Medeni Kanunumuzda bu noktada kanundan kaynaklanan ve sözleşme ile kişisel mal olarak belirlenen şeklinde iki tip kişisel mal tanımı yer almaktadır.


TMK madde 220’de belirtildiği üzere kanun gereğince kişisel mal sayılanlar:

  1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

  2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

  3. Manevî tazminat alacakları,

  4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.

TMK madde 221’de belirtilmiş olduğu üzere taraflar arasında kurulacak sözleşmeye göre kişisel mal sayılanlar:

  1. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler.

  2. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.


Bu yukarıda sayılmış olan malvarlığı değerleri eşlerin kişisel eşyaları sayılır ve mal paylaşımına dahil edilmez.


Sayılan bu kişisel eşyalar denklemden çıkarıldıktan sonra artık sıra evlilik birliği içerisinde edinilmiş olan mallara gelecektir. Evlilik birliği içerisinde edinilen ve edinilmiş mallara katılma rejimine dahil kabul edilen mallar eşler arasında yarı yarıya paylaştırılacaktır.

Edinilmiş mallardan kasıt genel itibariyle Medeni Kanunumuzun 2019. Maddesinde sayılmıştır:


TMK madde 219'da belirtilmiş olduğu üzere:

Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

  1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,

  2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,

  3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,

  4. Kişisel mallarının gelirleri,

  5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler

Yine Medeni Kanunumuzun 222. Maddesine göre ise kişisel mallar ile edinilmiş malların ayrımı yapılırken:

  1. “Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

  2. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.

  3. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.”

Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır. Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.


Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler.


Eşlerin paylarının hesaplanması hususunda kişisel malların ve edinilmiş malların ayrılmasına ilişkin olarak Medeni Kanunumuzun 228. vd maddelerinde belirtilmiş olduğu üzere eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır.


Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.


Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir:

  1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,

  2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.

Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malların iç içe geçmiş olması, kişisel malların edinilmiş malların edinilmesinde veya edinilmiş malların kişisel malların edinilmesinde kaynak olarak kullanıldığı durumlar ve benzeri haller söz konusu olabilir. Bu gibi durumlarda, bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.

Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır.


Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.


Eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktar artık değerdir. Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.


Mal rejiminin tasfiyesinde malların değerlerinin belirlenmesinde sürüm değerleri yani piyasa değerleri esas alınır.


Katılma alacağı ve aşağıda detaylı olarak izah ettiğimiz değer artış payı, ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir. Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir. Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.


Katkı Payı Alacağı ve Değer Artış Payı Alacağı


Mal paylaşım davalarında katılma alacağı yanında bir de katkı payı alacağı ve değer artış payı alacağı adı altında iki farklı alacak söz konusu olabilmektedir.


Katkı payı alacağı esas itibariyle 1 Ocak 2002 tarihi öncesinde mal ayrılığı rejimine tabi olan eşlerden birinin, diğer eşin bir malvarlığı değeri edinmesine sağladığı katkının, günümüze oranlanarak dava tarihi itibariyle ve faiziyle birlikte talep edildiği bir alacak türüdür. 1 Ocak 2002 tarihinden sonra artık 2002 öncesinde Yargıtay kararları ile uygulamaya kazandırılmış olan katkı payı alacağı yerine değer artış payı alacağı talep edilecektir.

Değer artış payında da aynı katkı payı alacağında olduğu gibi, bir eşin, diğer eşin malvarlığına sağladığı değerlerin artış payı talep edilebilecektir ancak bu iki alacak arasında uygulamaya dair de çeşitli farklar bulunmaktadır. Örneğin değer artış payında faiz karar tarihinden itibaren işleyecektir, katkı payı alacağında ise faiz tarihi olarak dava tarihi esas alınmaktadır.


Değer artış payına ilişkin olarak Medeni Kanunumuzun 227. maddesine göre:

Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.

Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.


Mal Rejiminin Sona Erdiği An


Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sona erer.


Boşanma Halinde Mal Paylaşımı Davasında Zamanaşımı Süresi


Boşanma davaları sonrasında açılacak olan mal paylaşım davaları için zamanaşımı süresi boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar. Boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren dava zamanaşımı süresi ise 10 yıldır. Uygulamada mal paylaşım davaları boşanma davası ile birlikte açılabilmektedir. Ancak boşanma davası ile birlikte açılan mal paylaşım davalarında boşanma davası bekletici mesele yapılacağı için mal paylaşım davası boşanma kararı verilinceye kadar rafa kaldırılır.


Mal Paylaşımı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme


Mal paylaşımı davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olacağı kabul edilmelidir. Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunumuzun 214. maddesinde belirtilmiş olduğu üzere:


1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi,

2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme,

3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesidir.


Ek Hususlar


Uygulamada mal paylaşımı davalarında evlilik birliği içerisinde çekilmiş olan krediler, mal rejimi sözleşmeleri, edinilmiş mallara katılmada yarı yarıya olan kanuni düzenlemeden farklı bir sözleşme yapılması, eşlerin evlilik birliği içerisinde boşanmadan önce bağış vb tasarrufta bulunmaları gibi birçok farklı durum ile karşılaşılabilmektedir. Bu anlamıyla mal paylaşım davaları oldukça kapsamlı bir dava türü olup ince elenip sık dokunulması gereken hususları içeriğinde barındırmaktadır. Dolayısıyla dikkatle ele alınması gerekmektedir.


Mal paylaşım davasında da boşanma davasında olduğu gibi avukat ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak yukarıda bahsetmiş olduğumuz hususlar göz önüne alındığında böylesine kompleks ve olası hak kayıplarına sebebiyet verebilecek bir davanın profesyonel olarak hukuki temsil hizmeti veren bir boşanma avukatının desteği olmaksızın yürütmek, sonradan düzeltilmesi oldukça güç kayıplara sebebiyet verebileceğinden dolayı Ankara Boşanma Avukatı ile görüşüp hukuki danışma ve temsil hizmeti almanızı önermekteyiz.


NOT: Profesyonel olarak hukuki bir meslekle uğraşmayan kimseler, bir avukattan ücreti mukabilinde yardım almak zorunda olmasalar da hukuki usul ve esaslara ilişkin kurallar oldukça katı uygulanabildiği için en küçük bir hata geri dönülmez kayıplar yaşatabilecektir. Bu nedenle boşanma davası için Ankara boşanma avukatı ile iletişime geçip Ankara aile avukatının profesyonel hukuki yardımından yararlanın. Detaylı bilgi için: Buraya tıklayarak bize ulaşın!

Desert in Dark

Büromuzda randevusuz görüşme yapılmamaktadır. Lütfen öncelikle arayıp randevu alınız.