Ara
  • Hüseyin Baran DELİL

Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi

Baran Delil Avukatlık Bürosu


paylaşmalı mal ayrılığı

Bu başlığın altında hukuk sistemimizdeki mal rejimlerinden yalnızca "paylaşmalı mal ayrılığı rejimi" ele alınacak olup, genel olarak diğer mal rejimleri veya özel olarak diğer mal rejimlerinden birisi hakkında bilgi almak istiyorsanız mal rejimleri ile alakalı üst başlığımıza bu linkten ulaşabilirsiniz: Evlilikte Mal Rejimleri


Makale İçindekiler:

  1. Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi

  2. Paylaşmalı Mal Ayrılığında Mal Rejiminin Sona Ermesi

  3. Paylaşmalı Mal Ayrılığında Mal Rejiminin Tasfiyesi

  4. Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi Hakkında Örnek Yargıtay Kararı

PAYLAŞMALI MAL AYRILIĞI REJİMİ


Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde, eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.

Eşlerden herhangi biri, belirli bir malın kendisine ait olduğunu iddia ediyorsa, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mal ise eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır.

Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi gereği; eşlerden her biri, kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.


Paylaşmalı Mal Ayrılığında Mal Rejiminin Sona Ermesi

Mal rejimi,

  • Eşlerden birinin ölümü veya

  • Eşler tarafından başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer.

Bunun yanında mahkemece;

  • Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine ve

  • Mahkemece mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde,

mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.



Paylaşmalı Mal Ayrılığında Mal Rejiminin Tasfiyesi

Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde, bu mal rejiminin sona ermesiyle birlikte, her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır. Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi sona erdiğinde, üstün yararı olduğunu ispat eden eş, diğer önlemler yanında, eşine payının ödeme günündeki karşılığını vermek suretiyle paylı mülkiyetteki malın kendisine verilmesini isteyebilir.


Eşlerden biri, diğer eşe ait olan paylaştırma dışı kalan bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa; mal rejiminin sona ermesi hâlinde, katkısı oranında hakkaniyete uygun bir bedel ödenmesini isteyebilir. Aynı istem, paylaştırma dışı kalan malın yerine geçen değerler için de geçerlidir. Yani, mal rejiminin tasfiyesi ve paylaştırılması sırasında, eşlerden biri diğer eşe karşılıksız veya ufak bir bedel karşılığı yardım etmişse, bu yardım bedelini hakkaniyete uygun bir oranda talep edebilir.

Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin kurulmasından sonra eşlerden herhangi biri tarafından edinilmiş olup ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş mallar ve ailenin ekonomik geleceğini teminat altına almaya yönelik yatırımlar veya bunların yerine geçen değerler, mal rejiminin sona ermesi hâlinde hangi eş tarafından alındığı önemli olmaksızın eşler arasında eşit bir şekilde paylaşılır. Ancak bu paylaştırmada işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.


Ancak bu paylaştırmaya kişisel mallar dahil değildir:

  • Manevî tazminat alacakları,

  • Miras yoluyla edinilen mallar,

  • Karşılıksız kazandırmada bulunanın açık iradesinden aksi anlaşılmadıkça, sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflarla edinilen mallar,

Bu mallar paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde kişisel mal sayılıp paylaşıma dahil değildir.

Eşlerden biri, diğer eşin payını azaltmak için paylaşımdan önce bir malı karşılıksız olarak elden çıkarırsa, hakim diğer eşin alacağı denkleştirme bedelini hakkaniyete uygun olarak belirler. Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmaların bu eşin payını azaltmak kastıyla yapıldığı varsayılır. Örneğin, eşin aylık kazancı asgari ücret iken kardeşine ev hediye etmesi bu kapsamda sayılacaktır. Bu tür kazandırmalara ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırmadan yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.

Eğer tarafların boşanma sebebi eşlerden birinin zina veya diğer eşin hayatına kast ise, hakim kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.


Paylaştırmanın ayın olarak yapılması asıldır. Eğer paylaştırmanın ayın olarak yapılması mümkün değilse bedel eklemek suretiyle paylar denkleştirilir. Eşlerden birinin diğerine ödeyeceği bedel, malların tasfiye anındaki sürüm değerlerine göre hesaplanacaktır. Bu hesaplamada paylaşım konusu malların edinilmesinden doğan borçlar indirilecektir. Eğer denkleştirme bedelinin derhal ödenmesi ödeyecek eş için ciddî güçlükler doğuracaksa veya o eşin ekonomik anlamda mahvına sebep olacaksa borçlu eş ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini talep edebilir. Taraflar arasında yapılmış aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak denkleştirme bedeline faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan teminat istenebilir.

Evliliğin iptal veya boşanma kararıyla sona erdirilmesi hâlinde, eşler kendi aralarında ailenin ortak kullanımına özgülenmiş ve eşler arasında eşit olarak paylaşma konusu olan konutta kalmaya ve ev eşyasını kullanmaya hangisinin devam edeceği konusunda anlaşabilirler. Ortak konutta kalma hakkını elde eden eş, güvence için bu hakkın tapu kütüğüne şerh edilmesini talep edebilir. Eğer eşler arasında aile konutunda kimin kalacağı veya ev eşyalarını kimin kullanmaya devam edeceği konusunda bir anlaşma sağlanamamışsa, hakim hakkaniyet ilkesi gereği, eşlerin sosyal ve ekonomik durumlarını ve varsa çocukların da menfaatlerini göz önünde tutarak evin ve eşyaların hangi eşin kullanımına bırakılacağına iptal veya boşanmayla birlikte resen karar verecektir. Bu karar sonrasında bu hakka sahip olan eşin bu hakkını kullanma süresini de belirterek tapu memurluğuna tapu kütüğüne şerh için bildirir. Eğer hakim aksine herhangi bir karar vermemişse bu hak belirlenen sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer. Ancak, bu süre sona ermeden yararlanan tarafın durumunda değişiklik olması hâlinde, diğer taraf hâkimden, kararın gözden geçirilmesini isteyebilir. Eşler konutta kira ile oturuyorlarsa hâkim, gerektiğinde konutta kiracı sıfatı taşımayan eşin kalmasına karar verebilir. Bu durumda, kiralayanın sözleşmeden doğan haklarını güvenceye almak için gerekli düzenleme yapılmasına iptal veya boşanma kararıyla birlikte re'sen karar verilir.


Eşlerden birinin ölümü hâlinde, paylaşma konusu olan mallar arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras ve paylaşmadan doğan hakkına mahsup edilmek ve yetmezse üstüne bir bedel eklenmek suretiyle mülkiyet hakkı tanınmasını talep edebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde sağ kalan eşin veya ölenin diğer yasal mirasçılardan birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hükümleri saklıdır.


Genel itibariyle paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde evliliğin sona ermesi halinde mal paylaşımı bu şekilde gerçekleşmektedir. Hukuki bir uyuşmazlık yaşamanız halinde Ankara boşanma avukatından profesyonel hukuki danışmanlık ve avukat ile temsil desteği almanızı önermekteyiz. Mal paylaşımı davaları hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız: Boşanmada Mal Paylaşımı Davası



Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi Hakkında Örnek Yargıtay Kararı


Yargıtay 8. Hukuk Dairesi  2017/4334 E. 2019/1407 K. 13.02.2019 tarihli kararında: "İçtihat Metni"


MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Ve Katılma Alacağı Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Davacı ... vekili, dava dilekçesinde sayılan malvarlıkları nedeniyle 30.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, TMK'nin 252. maddesi gereğince katkının tamamen kaldırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı ve artık değere katılma alacağına ilişkindir. Hakim, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK mad. 236/2).

Somut uyuşmazlık incelendiğinde; ... 3. Aile Mahkemesinin 2013/563 Esas-2015/262 Karar sayılı boşanma dosyasında dava dilekçesi ve öninceleme duruşmasındaki beyanlara göre davanın TMK mad. 166/1 ve 2. maddelerine göre 'evlilik birliğinin sarsılması' nedenine dayalı olarak açıldığı, Mahkemenin gerekçesinde de kadının ağır kusurlu bulunduğu ve tarafların TMK'nin 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Öncelikle, kanunda paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu hallerde de zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkimin, kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceği (TMK mad. 252) düzenlenmiş olup, taraflar arasında sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202). O halde, taraflar arasındaki uygulanacak mal rejimi tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanacağından (TMK mad.179), eldeki davada TMK'nin 252. maddenin uygulanma olanağı yoktur.

Ayrıca, dava katkı payı ve artık değere katılma alacağı isteğine ilişkin olup, 743 sayılı TKM'de, 01.01.2002 tarihinde yürülüğe giren 4721 sayılı Yasa'nın 236/2 maddesinin karşılığı bulunmadığından katkı payı alacağı yönünden zina sebebine dayanarak davacının katkı payı alacağında indirim yapılması doğru değildir. Diğer yandan, TMK'nin 236/2. maddesi, her şeyden önce boşanmanın zina nedeniyle açılmış olması ve bu nedenle boşanmaya karar verilmiş olması halinde uygulanabilecektir. O halde, mahkemece, iddia ve savunma kapsamında tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve uygulama ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



ankara boşanma avukatı

Desert in Dark

Büromuzda randevusuz görüşme yapılmamaktadır. Lütfen öncelikle arayıp randevu alınız.