Aile HukukuBağlı olduğu rehber: Aile Hukuku Nedir? Aile Hukuku Davaları Nelerdir?
Koruma ve Uzaklaştırma Kararı Nedir? Başvuru, Süre, İtiraz ve İhlal 2026
Koruma ve Uzaklaştırma Kararı Nedir?
Koruma kararı, şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kişiyi korumak ve şiddeti önlemek için 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a (6284 sayılı Kanun) göre verilen tedbir kararlarının genel adıdır. Halk arasında uzaklaştırma kararı olarak bilinen tedbir ise şiddet uygulayanın müşterek konuttan uzaklaştırılması ve korunan kişiye, onun konutuna, okuluna ve işyerine yaklaşmamasıdır; bunlar Kanun’un 5. maddesinde sayılan önleyici tedbirlerdendir.
Bu kararlar boşanma davasına bağlı değildir. Anayasa Mahkemesinin 06.01.2016 tarihli Salih Söylemezoğlu kararında (B. No: 2013/3758) de tedbir kararlarının “boşanma ve diğer benzeri davalardan bağımsız olarak talep edilebilmesi” vurgulanmıştır. Aile içindeki diğer uyuşmazlıklar için aile hukuku rehberimize bakabilirsiniz.
Bu yazımızda koruma ve uzaklaştırma kararını kimin isteyebileceğini, nereye başvurulacağını, kararın süresini, itiraz yolunu ve karara uyulmamasının sonuçlarını Kanun hükümleri ve yüksek mahkeme kararlarıyla ele alıyoruz.
Randevu İçin Arayınız
Görüşmeler randevu ile, büroda ya da telefonla veya WhatsApp, Google Meet ya da Zoom Meetings gibi araçlarla çevrim içi olarak yapılabilir.
Kimler Koruma Kararı İsteyebilir?
Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişiler koruma kararı isteyebilir. Kanun’un amacı şöyle tanımlanmıştır:
6284 sayılı Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrası:
“Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”
Kanun’daki şiddet kavramı yalnız fiziksel saldırıyı kapsamaz. Fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış, buna yönelik tehdit ve baskı ile özgürlüğün keyfî engellenmesi de şiddettir (Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi). Ev içi şiddet ise taraflar aynı haneyi paylaşmasa da aile ya da hane içinde veya aile mensubu sayılan kişiler arasında meydana gelen şiddettir. Şiddetin boşanma davasındaki yeri için boşanmada fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet yazımıza bakabilirsiniz.
Kanun koruma kararını cinsiyete bağlamaz; aile bireyi olan ya da ısrarlı takibe uğrayan erkek de başvurabilir. Kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler ise Kanun’a göre ayrımcılık sayılmaz (1. maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendi).
Koruyucu ve Önleyici Tedbir Arasındaki Fark Nedir?
Koruyucu tedbirler korunan kişiye destek ve güvence sağlar; önleyici tedbirler ise şiddet uygulayana yükümlülük getirir. Uzaklaştırma ve yaklaşmama önleyici tedbirdir. Tedbirleri kimin verebileceği de bu ayrıma göre değişir.
a) Mülki Amirin Verebileceği Koruyucu Tedbirler
Vali ya da kaymakam, Kanun’un 3. maddesine göre korunan kişi için şu tedbirlere karar verebilir: kendisine ve gerekiyorsa çocuklarına uygun barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım yapılması, psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal rehberlik ve danışmanlık verilmesi, hayati tehlike varsa geçici koruma altına alınması ve çalışma hayatına katılımı desteklemek için belirli süreyle kreş imkânı sağlanması.
b) Hâkimin Verebileceği Koruyucu Tedbirler
Aile mahkemesi hâkimi, Kanun’un 4. maddesine göre korunan kişinin işyerinin değiştirilmesine, evliyse müşterek yerleşim yerinden ayrı bir yerleşim yeri belirlenmesine ve Türk Medeni Kanunu’ndaki şartlar varsa korunan kişinin talebiyle tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulmasına karar verebilir. Hayati tehlike bulunan ve diğer tedbirlerin yetmeyeceği anlaşılan istisnai hâllerde, kişinin aydınlatılmış rızasıyla kimlik bilgilerinin değiştirilmesine de karar verilebilir.
c) Hâkimin Verebileceği Önleyici Tedbirler
Kanun’un 5. maddesine göre hâkim, şiddet uygulayan hakkında şu tedbirlerden birine, birkaçına ya da benzer tedbirlere karar verebilir:
- şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması,
- müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi,
- korunan kişilere, bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması,
- çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması,
- gerekirse korunan kişinin yakınlarına, tanıklarına ve çocuklarına yaklaşmaması,
- korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi,
- korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi,
- ruhsatlı silahlarını kolluğa, görevi gereği zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi,
- korunan kişilerin bulunduğu yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması, bunların etkisindeyken korunan kişilere yaklaşmaması, bağımlılığı varsa tedavisinin sağlanması,
- bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması.
Hâkim bu tedbirlerle birlikte velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki konularında da karar vermeye yetkilidir (5. maddenin üçüncü fıkrası). Şiddet uygulayan ailenin geçimini sağlıyor ya da geçimine katkıda bulunuyorsa ve daha önce nafakaya hükmedilmemişse hâkim, talep edilmese bile tedbir nafakasına hükmedebilir (dördüncü fıkra). Çocuklarla ilgili ayrıntı için velayet davası ve kişisel ilişki yazılarımıza bakabilirsiniz.
Koruma Kararı İçin Nereye Başvurulur?
Koruma kararı, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülki amirden ya da kolluk biriminden (polis veya jandarma) istenebilir. Karar ilgilinin talebiyle verilebileceği gibi Bakanlık (bugünkü adıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı), kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine de verilir (Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrası). Kanun’da “hâkim” denince aile mahkemesi hâkimi anlaşılır; aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu işlere görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun’un 2. maddesi).
Şiddet ya da şiddet tehlikesini herkes resmî makamlara ihbar edebilir; ihbarı alan kamu görevlisi Kanun’daki görevini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür (7. madde). Kanun kapsamındaki başvurulardan ve kararların uygulanmasından yargılama gideri, harç, posta gideri ya da başka bir ad altında masraf alınmaz (20. madde). Tedbirlerin uygulanmasını izleyen ve yedi gün yirmi dört saat çalışan birimler şiddet önleme ve izleme merkezleridir (ŞÖNİM; 14. madde).
Acil Durumda Kolluk Amirinin Yetkisi
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri de bazı tedbirleri hemen alabilir:
- Önleyici tedbirler: şiddet tehdidi ve hakaret yasağı, müşterek konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama ve yakınlara yaklaşmama tedbirlerini kolluk amiri alabilir. Evrak en geç ertesi iş günü hâkimin onayına sunulur; hâkim yirmi dört saat içinde onaylamazsa tedbir kendiliğinden kalkar (5. maddenin ikinci fıkrası).
- Koruyucu tedbirler: barınma yeri sağlanması ve geçici koruma altına alınma tedbirlerini kolluk amiri alabilir. Bunlar mülki amirin onayına sunulur ve kırk sekiz saat içinde onaylanmazsa kendiliğinden kalkar (3. maddenin ikinci fıkrası).
Koruma Kararı İçin Delil Gerekir mi?
Koruyucu tedbir için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz. Uzaklaştırma gibi önleyici tedbirlerde ise kesin delil aranmaz, ama şiddete ya da şiddet tehlikesine işaret eden olguların bulunması gerekir. Kanun hükmü şöyledir:
6284 sayılı Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrası:
“Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez.”
“Delil aranmaz” kuralı lafzen yalnız koruyucu tedbirler içindir. Anayasa Mahkemesi Salih Söylemezoğlu kararında bu ayrımı şöyle ifade etmiştir: “Bunun yanında ağırlıklı olarak aleyhine tedbir kararı verilen kişinin temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı niteliği olan ve Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen önleyici tedbir kararları için böyle bir ayrıksı durum öngörülmemiştir.” Mahkeme, Kanun gerekçesine atıfla önleyici tedbir için kişinin şiddete maruz kaldığı ya da maruz kalma tehlikesi altında bulunduğuna dair olguların gerektiğini belirtmiştir.
Bu, uzaklaştırma kararı için tam ispat gerektiği anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesinin 01.02.2017 tarihli M.M.Ç. kararında (B. No: 2014/12971), yalnız şikâyetçinin beyanına ve savcılık yazısına dayanılarak verilen önleyici tedbir incelenmiştir. Mahkeme, Kanun’un amacı dikkate alındığında “bu konuda tam kanaate ulaştırıcı kesin bir delil aranmasına gerek bulunmadığı” sonucuna varmış; başvurucunun itirazında tedbire dayanak iddiaların tartışılmasını gerektirecek bir delil de sunmadığını belirterek başvuruyu oy birliğiyle kabul edilemez bulmuştur. Uygulamada beyanı destekleyen darp raporu, mesaj kayıtları ya da tanık beyanı talebin değerlendirilmesini kolaylaştırır.
Koruma Kararı Ne Kadar Sürer, Uzatılabilir mi?
Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Şiddet veya şiddet tehlikesinin devam edeceği anlaşılırsa kararı veren merci (hâkim ya da mülki amir), kendiliğinden ya da korunan kişinin, Bakanlığın veya kolluğun talebi üzerine tedbirin süresini ya da şeklini değiştirebilir veya tedbiri aynen devam ettirebilir (Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrası). Kanun uzatma için sabit bir süre öngörmez; uzatmanın süresini kararı veren merci belirler. Şiddet tehlikesinin ortadan kalktığı anlaşılırsa tedbiri yine kararı veren merci kaldırır (Uygulama Yönetmeliği’nin 30. maddesinin dördüncü fıkrası).
Kanun’daki süreler (6284 sayılı Kanun’un ve Uygulama Yönetmeliği’nin resmî metninden 28.10.2026’da teyit edildi; kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi):
- Tedbir kararının ilk süresi: en çok altı ay (8. madde).
- Kolluk amirinin aldığı önleyici tedbirin hâkim onayı: evrak ertesi iş günü sunulur, onay yirmi dört saat içinde (5. madde).
- Kolluk amirinin aldığı koruyucu tedbirin mülki amir onayı: kırk sekiz saat içinde (3. madde).
- Tedbir kararına ve zorlama hapsi kararına itiraz: tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta (9. madde; Yönetmelik’in 34. maddesi).
- İtiraz merciinin karar süresi: bir hafta (9. madde).
- İlk aykırılıkta zorlama hapsi: üç günden on güne kadar (13. madde).
- Aykırılığın her tekrarında zorlama hapsi: on beş günden otuz güne kadar; toplamı altı ayı geçemez (13. madde).
Koruma Kararı Ne Zaman Uygulanır, Nasıl Tebliğ Edilir?
Koruma kararı verildiği anda uygulanır; şiddet uygulayana henüz tebliğ edilmemiş olması kararın uygulanmasına engel değildir (Kanun’un 10. maddesinin beşinci fıkrası). Karar korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir; talebin reddi ise yalnız korunan kişiye tebliğ edilir (8. maddenin dördüncü fıkrası).
Tefhim ve tebliğ sırasında şiddet uygulayana, karara aykırı davranırsa zorlama hapsi uygulanacağı ihtar edilir (8. maddenin beşinci fıkrası). Bu ihtarın önemi aşağıda zorlama hapsi başlığında anlatılmaktadır.
Gerekirse korunan kişinin ve aile bireylerinin kimlik ve adres bilgileri tüm resmî kayıtlarda gizli tutulur, tebligat için ayrı bir adres belirlenir (8. maddenin altıncı fıkrası). Talep hâlinde ilgililere, yani korunan kişiye olduğu gibi uzaklaştırılan kişiye de kişisel eşya ve belgeleri kolluk aracılığıyla teslim edilir (yedinci fıkra). Tedbirin uygulanmasında hâkim kararıyla teknik araç ve yöntemler kullanılabilir; ancak bu yolla kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz (12. madde).
Koruma Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?
Koruma kararına, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilir. İtiraz mercii bir hafta içinde karar verir ve bu karar kesindir. Kanun hükmü şöyledir:
6284 sayılı Kanun’un 9. maddesi:
“(1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.
…
(3) İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.”
Kanun itiraza durdurucu bir etki tanımaz. Anayasa Mahkemesi de Salih Söylemezoğlu kararında tedbir kararının verildiği anda uygulanacağını belirtmiştir; tedbir itiraz incelenirken de geçerlidir. İtiraz hakkında kural olarak duruşma yapılmaz, hâkim gerekli görürse ilgilileri dinleyebilir (Uygulama Yönetmeliği’nin 34. maddesinin dördüncü fıkrası).
a) İtirazı İnceleyecek Mahkeme
Hâkimin verdiği tedbir kararına itiraz edilince dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesi varsa numara olarak bir sonraki daireye (son daire için birinci daireye), tek aile mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesine gönderilir. Aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkimi aynı kişiyse itirazı en yakın asliye hukuk mahkemesi inceler (9. maddenin ikinci fıkrası). Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.06.2015 tarihli ve 2015/2018 E., 2015/6510 K. sayılı kararında, tek asliye hukuk mahkemesinin aile mahkemesi sıfatıyla da görev yaptığı ilçede verilen karara yapılan itirazın en yakın asliye hukuk mahkemesince incelenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
b) İtiraz Mercii İtiraz Edenin Delillerini Tartışmak Zorundadır
Tedbir kararı çoğunlukla tek taraflı beyanla ve acele verildiği için itiraz, aleyhine karar verilen kişinin delillerini ilk kez sunabildiği aşamadır. Salih Söylemezoğlu kararında Anayasa Mahkemesi bu aşama için şu ölçütü koymuştur: “aciliyet unsurunun ortadan kalktığı ve başvurucunun itirazlarını sözlü olarak sunamadığı itiraz aşamasında ise mahkemenin, tek taraflı iddiaya dayanılarak verilen tedbirlerin yerindeliğini, itiraz edenin ileri sürdüğü beyan ve deliller çerçevesinde her iki taraf için öngörülen hak ve menfaat dengesini de gözeterek değerlendirmesi gerekmektedir.”
Olayda itiraz mercii, başvurucunun gösterdiği dosyalara, belgelere ve dinlenmesini istediği tanıklara hiç değinmemiş, itirazı neden reddettiğini asgari düzeyde dahi açıklamamıştı. Anayasa Mahkemesi bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermiştir. Bu yüzden itiraz dilekçesinde tedbire dayanak olayların neden gerçek olmadığı, somut delil ve tanık gösterilerek açıklanmalıdır.
c) İtiraz Üzerine Verilen Karara Karşı Temyiz Yolu Yoktur
İtiraz mercii kararıyla olağan kanun yolları tükenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.05.2016 tarihli ve 2016/9008 E., 2016/9880 K. sayılı kararında, zorlama hapsine itirazın reddi kararının temyizi üzerine “itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır” denilerek temyiz talebi reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre de başvuru yolları itiraz mercii kararıyla tükenir (Salih Söylemezoğlu kararı). Hak ihlali iddiası varsa kalan yol, başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudur (6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin beşinci fıkrası).
Uzaklaştırma Kararına Uyulmazsa Ne Olur?
Tedbir kararına aykırı davranan şiddet uygulayan, aile mahkemesi hâkiminin kararıyla zorlama hapsine tabi tutulur. İlk aykırılıkta süre üç günden on güne kadardır; her tekrarda on beş günden otuz güne çıkar ve toplamı altı ayı geçemez. Kanun hükmü şöyledir:
6284 sayılı Kanun’un 13. maddesi:
“(1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.
(2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.
(3) Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir.”
Aykırılığı kolluk tespit ederse tutanak Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla aile mahkemesine gönderilir; zorlama hapsi kararı kural olarak duruşma yapılmadan verilir, hâkim gerekli görürse ilgilileri dinleyebilir (Uygulama Yönetmeliği’nin 38. maddesi).
a) Zorlama Hapsi Ceza Değil, Disiplin Hapsidir
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 20.05.2021 tarihli Mustafa Karaca kararında (B. No: 2020/15967) zorlama hapsinin niteliği şöyle açıklanmıştır: “Söz konusu zorlama hapsi, hukuki niteliği itibarıyla tedbir kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmeye zorlayan ve bu yükümlülüğün ihlali hâlinde öngörülen bir disiplin hapsidir.” Uygulama Yönetmeliği’nin 38. maddesine göre zorlama hapsi kararları tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicil kayıtlarına işlenmez.
b) Zorlama Hapsi İçin Tedbir Kararının İhtarla Tebliğ Edilmiş Olması Şarttır
Tedbir kararı tebliğ edilmeden de uygulanır; ancak kişinin zorlama hapsine tabi tutulabilmesi için kararın, aykırılıkta zorlama hapsi uygulanacağı ihtarıyla birlikte kendisine tefhim veya tebliğ edilmiş olması gerekir (Uygulama Yönetmeliği’nin 38. maddesinin üçüncü fıkrası). Mustafa Karaca kararında Anayasa Mahkemesi bunu kişi hürriyetinin güvencesi olarak ortaya koymuştur: “Kişi haberdar edilmediği bir mahkeme kararına uymadığı gerekçesiyle tutulamaz.” Bu olayda Genel Kurul; ihtarlı tedbir kararının başvurucuya tebliğ edildiğini, zorlama hapsini ihlal yeri yerine tedbiri veren mahkemenin vermesinin, yer bakımından yetki kamu düzeninden olmadığı için tutmayı hukuka aykırı kılmadığını ve yedi günlük sürenin belirlenmesinde bariz bir takdir hatası bulunmadığını belirterek kişi hürriyetinin ihlal edilmediğine oy birliğiyle karar vermiştir.
Aynı ölçüt ters sonucu da doğurabilir. Anayasa Mahkemesinin 21.05.2024 tarihli Volkan Umutlu kararında (B. No: 2022/2251), ikinci uzaklaştırma kararı kolluk başvurucuya ulaşamadığı için tebliğ edilememişti; kolluk başvurucuyla telefonda görüştüğü hâlde tutanaklarda ihtar yapıldığına dair bir bilgi yoktu. Mahkeme şunu belirtmiştir: “Tebliğ ya da tefhime ilişkin evrakta kişiye bu yönde ihtar ve bilgilendirme yapıldığının tereddüde meydan vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur.” Sonuçta üç günlük zorlama hapsinin kanunilik ölçütünü karşılamadığına, kişi hürriyetinin ihlal edildiğine oy birliğiyle karar verilmiş ve başvurucuya 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.
c) Zorlama Hapsine İtiraz ve İnfaz
Zorlama hapsi kararına da tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilir; itiraz, tedbir kararlarına itirazla aynı usulde incelenir ve verilen karar kesindir (Uygulama Yönetmeliği’nin 34. maddesi). Tedbir kararından farklı olarak zorlama hapsi kesinleşmeden infaz edilmez. Anayasa Mahkemesinin 04.04.2019 tarihli Erdal Türkmen kararında (B. No: 2016/2100) bu fark şöyle belirtilmiştir: “zorlama hapsi kararı, karar kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığı tarafından infaz edilecek; dolayısıyla verildiği anda uygulanma kabiliyeti olan önleyici ve koruma tedbir kararları için gerekli aciliyet unsuru bu aşamada söz konusu olmayacaktır.”
Aynı kararda Mahkeme, korunan kişinin tek taraflı beyanına dayanan tutanakla verilen zorlama hapsine itirazda, itiraz edenin olay günü başka yerde olduğuna ilişkin tanıklarının ve delillerinin hiç tartışılmamasını gerekçeli karar hakkının ihlali saymıştır. Mahkemeye göre zorlama hapsi kişiyi hürriyetinden yoksun bıraktığı ve sonraki aşamada yapılması muhtemel ceza yargılamasındaki karara da etki edebileceği için itiraz merciinin iddiaları titizlikle incelemesi gerekir. Zorlama hapsi kararı aykırılığın tekrarında verilecek sürelere de etki ettiğinden Mahkeme, itirazın yeniden incelenmesinde hukuki yarar görmüş; bunun yanında başvurucuya 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine oy birliğiyle karar vermiştir.
Zorlama hapsine itiraz süresinin kaçırılmaması önemlidir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 19.02.2024 tarihli ve 2022/3528 E., 2024/1779 K. sayılı kararında, aile mahkemesinin hukuk mahkemesi olduğu belirtilerek zorlama hapsi kararlarının Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki kanun yararına bozma yoluyla incelenemeyeceği kabul edilmiş ve istem esasa girilmeden reddedilmiştir.
d) Tedbire Aykırılık Ayrıca Suç Oluşturur mu?
Tedbire aykırı davranış aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa (örneğin tehdit ya da hakaret), zorlama hapsi ceza soruşturmasını engellemez; Kanun zorlama hapsinin “fiili bir suç oluştursa bile” uygulanacağını söyler. Israrlı takip suçunun hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya işyerine yaklaşmama tedbirine karar verilen kişi tarafından işlenmesi ise cezayı bir yıldan üç yıla kadar hapse çıkarır (Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi).
Öte yandan her aykırılık kendiliğinden ayrı bir suç değildir. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 05.05.2016 tarihli ve 2015/17301 E., 2016/9702 K. sayılı kararında, konuttan uzaklaştırma kararına rağmen müşterek konuta giren eş hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen mahkûmiyet bozulmuş; eylemin bu suçu oluşturmadığı, tedbire aykırılık yönünden görevli mahkemenin aile mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Aynı Dairenin 06.04.2016 tarihli ve 2015/29488 E., 2016/7003 K. sayılı kararında da ayrı yaşadığı eşinin kapısına gidip zilini çalan kişinin eyleminde ısrar unsuru ve rahatsız etme kastı bulunmadığından huzur ve sükûnu bozma suçunun oluşmadığı, ancak eylemin tedbir kararına aykırılık oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu iki karar, ısrarlı takip suçunun 2022’de Türk Ceza Kanunu’na eklenmesinden önce verilmiştir; ilkinde ilk derece hükmü 6284 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden kurulmuştur. Bugün aynı davranış ısrarla tekrarlanırsa ısrarlı takip suçu da gündeme gelebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Erkekler de koruma kararı isteyebilir mi? Evet. Kanun aile bireylerini ve ısrarlı takip mağdurlarını cinsiyet ayrımı yapmadan korur; şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan erkek de koruma kararı isteyebilir.
Evli olmayanlar, örneğin eski eş ya da sevgili hakkında uzaklaştırma kararı alınabilir mi? Evet. Kanun yalnız evlilik ilişkisini korumaz; kadına yönelik şiddet, aile mensubu sayılan kişiler arasındaki şiddet ve tek taraflı ısrarlı takip de Kanun’un kapsamındadır.
Koruma kararı başvurusu ücretli midir, avukat gerekir mi? Hayır. Başvurulardan ve kararların uygulanmasından hiçbir ad altında masraf alınmaz (20. madde). Kanun başvuru için avukat zorunluluğu öngörmez; karakola, savcılığa ya da aile mahkemesine doğrudan başvurulabilir.
Uzaklaştırma kararında kaç metre yaklaşılamaz? Kanun belirli bir mesafe öngörmez. Yaklaşmama tedbiri korunan kişiye, bulunduğu konuta, okula ve işyerine yaklaşmamayı kapsar; mesafe belirlenecekse kararda gösterilir.
Taraflar barıştıysa ya da korunan kişi çağırdıysa eve dönmek tedbire aykırılık olur mu? Kanun’da korunan kişinin rızasını aykırılıktan çıkaran bir hüküm yoktur; tedbir kaldırılmadıkça yükümlülük devam eder. Taraflar barıştıysa korunan kişi tedbirin kaldırılmasını kararı veren merciden isteyebilir; şiddet tehlikesinin ortadan kalktığı anlaşılırsa tedbir kaldırılır (Uygulama Yönetmeliği’nin 30. maddesinin dördüncü fıkrası).
Uzaklaştırma kararı varken çocuğumla görüşebilir miyim? Kararın içeriğine bağlıdır. Daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa hâkim bu ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlanmasına ya da tümüyle kaldırılmasına karar verebilir; “çocuklara yaklaşmama” tedbirinde de kişisel ilişkiye ilişkin hâller saklıdır (5. madde). Kararda kişisel ilişki düzenlenmemişse bu konu aile mahkemesinden istenmelidir.
Zorlama hapsi adli sicil kaydına işlenir mi? Hayır. Zorlama hapsi kararları adli sicil kayıtlarına işlenmez, tekerrüre esas olmaz (Uygulama Yönetmeliği’nin 38. maddesi). Aykırılık ayrıca bir suç oluşturuyorsa o suç için yürütülen ceza yargılaması bundan ayrıdır.
Şikâyetten vazgeçmek koruma kararını kaldırır mı? Tek başına kaldırmaz. Koruma kararı ceza soruşturmasındaki şikâyete bağlı değildir; kaldırılması için kararı veren mercie başvurulması gerekir (Uygulama Yönetmeliği’nin 30. maddesinin dördüncü fıkrası).
Gerçeğe aykırı beyanla aleyhime karar alındıysa ne yapabilirim? Önce iki haftalık süre içinde itiraz edilmeli ve delillerle olayın gerçek olmadığı gösterilmelidir. Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesine göre, işlemediğini bildiği hâlde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için yetkili makama ihbar veya şikâyette bulunarak bir kimseye hukuka aykırı fiil isnat eden kişi iftira suçunu işler. Gerçeğe aykırı bir başvurunun bu suçu oluşturup oluşturmadığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Sosyal medyadan mesaj göndermek tedbire aykırılık mıdır? Kararda “iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmeme” tedbiri varsa evet; telefon, mesaj ve sosyal medya yoluyla kurulan temas bu tedbire aykırılık oluşturabilir ve zorlama hapsine yol açabilir.
Randevu İçin Arayınız
Görüşmeler randevu ile, büroda ya da telefonla veya WhatsApp, Google Meet ya da Zoom Meetings gibi araçlarla çevrim içi olarak yapılabilir.
