top of page
  • Avukat Baran DELİL

İştirak Nafakası Nedir, Şartları Nelerdir 2024

Delil Hukuk Bürosu

iştirak nafakası çocuk nafakası avukatı
 
 

Nafaka Nedir?


Nafaka, Türk Dil Kurumu sözlüğünde: "Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü, geçimlik." ve "Birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık." şeklinde tanımlanmıştır. Hukuki uygulamalarda nafaka, Türk Medeni Kanunumuzda düzenlenmiş olan koşulların varlığı halinde, mahkeme kararıyla bir eşin, diğer eşe veya bir kişinin, yardıma muhtaç olan yakınına ödemekle yükümlü olduğu ödenektir. Bu tanımlamadan anlaşılabileceği üzere nafaka, yalnızca boşanan eşler arasında uygulama alanı bulan bir hukuki müessese değildir.


Türk Medeni Kanunumuzda 4 çeşit nafaka türü düzenlenmiştir. Bunlar:

Bu makalemizde ise bu nafaka türlerinden yalnızca iştirak nafakasını işleyeceğiz. Nafaka davalarına ilişkin genel bilgi edinmek istiyorsanız, konuya ilişkin ana makalemizi inceleyebilirsiniz: Nafaka Davası ve Boşanma Davasında Nafaka Talebi



İştirak Nafakası Nedir?


Türk Medeni Kanunumuzun 182. maddesinin 3. ve 4. fıkraları ile 327. maddesi ve diğer ilgili madde hükümleri uyarınca, müşterek çocukların bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler anne ve babanın yükümlülüğündedir.


Türk Medeni Kanunumuzun 327. Maddesine Göre: "Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır."

İştirak nafakası, boşanma davasının veya ayrılık davasının sonunda müşterek çocuğun velayetini alan eşe, müşterek çocuğun giderlerine katılmak için diğer eş tarafından verilen nafaka türüdür. Böylece müşterek çocukların velayeti kendisine bırakılmamış olan eşin de müşterek çocukların sağlık, eğitim, barınma, giyim ve benzeri giderlerine mali gücü oranında katılımı sağlanmış olur.


Türk Medeni Kanunumuzun 318. Maddesinin 3. ve 4. Fıkralarına Göre: "Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir."

İştirak nafakasının amacı, çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamak ve onun hayat standardını, aile bütünlüğü bozulmadan önceki seviyede tutmaya çalışmaktır. Böylece çocuğun üstün yararı ilkesi de gözetilmiş olur. Zaten, makalemizin devamında detaylı olarak açıklayacak olduğumuz üzere iştirak nafakası, çocuğun üstün yararını ilgilendiriyor olduğundan dolayı kamu düzenine ilişkindir.


Mahkeme tarafından boşanma davasının veya ayrılık davasının görülmesi esnasında çocuklar için tedbir nafakasına hükmedilmişse, çocuklar için hükmedilmiş olan bu tedbir nafakası boşanmanın kesinleşmesi ile birlikte iştirak nafakası olarak devamına karar verilebilir. Her ne kadar çocuğun üstün yararını ilgilendiriyor olsa da, iştirak nafakasında da hakimin taleple bağlı olacağı unutulmamalıdır.



İştirak Nafakasını Kimler Talep Edebilir?


İştirak nafakası, çocuğun velayet hakkına sahip olmayan anne veya babanın, çocuğun giderlerine geliri oranında katılması amacıyla hükme bağlanan nafaka türüdür demiştik. Bu nafakayı talep edebilecek olan kişiler ise:

  1. Müşterek çocuğun velayeti veya geçici velayeti kendisine bırakılmış olan ve fiilen çocuğun masraflarını karşılamakta olan anne veya babası,

  2. Çocuğun bakımını üstlenmiş olan vasi veya kayyum,

  3. Halen ergin olmamış olsa dahi, ayırt etme gücüne sahip olan çocuğun bizzat kendisi


şeklinde sayılabilir.


Boşanma halinde iştirak nafakası, tarafların birbirlerine karşı kusur durumuyla alakalı değildir. Bu nedenle eşini aldatan kadın veya adam bile, boşanmayla birlikte müşterek çocuğun velayetini almışsa, diğer eşten iştirak nafakası almaya hak kazanabilir.


Unutulmamalıdır ki, iştirak nafakası çocuğun kayden ebeveyni olan kişinin ödemek durumunda olacağı nafaka türüdür. Bu nedenle nafaka talebinde bulunma hakkı olan kişiler, nüfus kaydında çocuğun babası olarak kayıtlı bulunan kişiden, bu kişi esasen çocuğun biyolojik babası olmasa dahi iştirak nafakası talep edebilirler. Bununla birlikte, evlilik dışı dünyaya gelmiş ve babasıyla soybağı bulunmayan çocuk için iştirak nafakası talebinde bulunmak isteyen anne veya davacı sıfatı bulunan diğer kişiler tarafından, çocuğu tanımaktan imtina eden biyolojik babaya karşı babalık davası açılabilir.



İştirak Nafakası Nasıl Talep Edilir?


İştirak nafakası, boşanma davası veya babalık davası gibi davalarla birlikte talep edilebileceği gibi, çocuğun ergin olduğu ana kadar ayrıca açılacak olan nafaka davası ile de talep edilebilecektir.


İştirak nafakası kamu düzenine ilişkin olduğu için herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımına tabi değildir. Örneğin yoksulluk nafakası, boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde talep edilmelidir. Ancak iştirak nafakası çocuğun üstün yararını ve kamu düzenini ilgilendirdiğinden dolayı çocuk ergin oluncaya dek açılacak olan bir nafaka davasıyla talep edilebilir.


Uygulamada genellikle boşanma davası ile birlikte iştirak nafakası da talep edilir ve yargılama boyunca mahkemeden tedbir nafakasına hükmedilmesi istenir. Böylece yargılama sonuçlanıncaya ve boşanma hükmü ile iştirak nafakasına ilişkin hüküm kesinleşinceye dek tedbir nafakası yoluyla müşterek çocuğun giderlerinin karşılanması sağlanabilir.


a) İştirak Nafakasının Boşanma Davasında Talep Edilmesi


İştirak nafakası hem çekişmeli hem de anlaşmalı boşanma davasında talep edilebilmektedir. Ancak her iki çeşit dava açısından iştirak nafakasının talep edilmesi ve hükme bağlanması yönünde farklılıklar söz konusudur.


a.1) Çekişmeli Boşanmada İştirak Nafakası


Çekişmeli boşanma davasında iştirak nafakası, müşterek çocuğun velayetini almaya hak kazanan eş lehine hükme bağlanır. Bu nedenle çekişmeli boşanma davasında iştirak nafakası talebinde bulunan taraf, ayrıca müşterek çocuğun velayetinin de kendisine bırakılmasını talep etmiş ve velayete hak kazanmış olmalıdır. Çünkü iştirak nafakası, her ne kadar nafaka alacaklısı olan eşe ödenecek olan bir nafaka türü olsa da; iştirak nafakasının hükme bağlanmasının sebebi, müşterek çocuğun velayeti kendisine bırakılmamış olan eşin de çocuğun giderlerine geliri oranında katılımının sağlanmasıdır.


Çekişmeli boşanma davasında iştirak nafakası ve miktarı hakim tarafından karara bağlanır. Nafaka yükümlüsü tarafından ödenecek olan iştirak nafakasının miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, refah düzeylerine ve çocuğun eğitim, bakım, gözetim giderlerinin miktarı ile yaşına ve başkaca ilgili hususlara göre belirlenir. Dolayısıyla her somut olay kendi özelinde değerlendirilir.


Çekişmeli boşanma dava dilekçesinde taraflar: Yargılama boyunca müşterek çocuğun geçici velayetinin kendilerine bırakılmasını ve çocuğun giderlerinin karşılanması adına Türk Medeni Kanunumuzun 169. maddesi uyarınca tedbir nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini, boşanmaya karar verilmesi durumunda velayetin kalıcı olarak kendilerine bırakılmasıyla birlikte iştirak nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini talep edebilirler. Böylece çocuğun velayet durumu ve mali ihtiyaçları hem boşanma davası süresince hem de boşanma sonrasında güvence altına alınmış olur. Ancak bu noktada taleple bağlılık ilkesi de gözden kaçırılmamalı ve dava dilekçesi ile talep edilen iştirak nafakasının miktarı, çekişmeli boşanma davasının uzun yıllar sürebileceği ihtimali ve enflasyon koşulları da gözetilerek talep konusu edilmelidir.


a.2) Anlaşmalı Boşanmada İştirak Nafakası


Anlaşmalı boşanma davasında taraflar: Boşanma ile boşanmanın ferileri(velayet, nafaka ve tazminat), ziynet eşyaları, ev eşyalarının paylaşımı, evlilik mallarının paylaşımı gibi hususlar üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Bu ve benzeri hususlara ilişkin olarak anlaşmaya varan taraflar, aralarında bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenleyip mahkemeye sunarlar ve hakim, protokolde yer alan hususları inceleyerek gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir veya doğrudan protokolde hiçbir değişiklik yapmaksızın protokole uygun olarak hüküm kurabilir.


Dolayısıyla anlaşmalı boşanma davasında iştirak nafakası da, aksini gerektiren ve kamu düzenini ilgilendiren bir durum mevcut olmadıkça tarafların iradelerine uygun bir şekilde karara bağlanır. Ancak iştirak nafakasının kamu düzenini ve müşterek çocukların üstün yararı ilkesini ilgilendiren niteliğinden kaynaklı olarak hakim tarafından bu hususa ilişkin olarak düzenleme yapılabilir ve bu düzenleme tarafların onayına sunulabilir. Örneğin: Taraflarca anlaşmalı boşanma protokolünde iştirak nafakasına yer verilmemiş olması durumunda hakim tarafından belirli bir miktar iştirak nafakasının hükme eklenmesi taraflara teklif edilebilir. Aksi takdirde, yani bu değişikliğin taraflarca kabul görmemesi durumunda anlaşmalı boşanma davasının reddine dahi karar verilebilir.


b) İştirak Nafakasının Boşanmadan Sonra Talep Edilmesi


İştirak nafakası, boşanma davasında hüküm kurulması ve bu hükmün kesinleşmesinden sonra da talep edilmektedir. Yoksulluk nafakasından farklı olarak, boşanma davasının kesinleşmesinden sonra iştirak nafakası talep edilebilmesi için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. Müşterek çocuk 18 yaşını doldurana dek iştirak nafakası talebiyle dava açılabilir. Çünkü daha önce de defaatle belirtmiş olduğumuz gibi iştirak nafakası kamu düzenine ilişkindir. Ancak müşterek çocuğun 18 yaşını doldurmasından sonra, müşterek çocuk 18 yaşına gelene dek geçen zaman dilimine istinaden iştirak nafakası talep edilemez. Dolayısıyla boşanma davasında iştirak nafakası talep edilmemişse, boşanma davasının sona ermesi ve kesinleşmesi akabinde, hak ve alacakların güvence altına alınması için gecikmeksizin iştirak nafakası talebinde bulunulması gerekmektedir.


Tabii, yine iştirak nafakasının kamu düzenine ilişkin olması ve çocuğun üstün yararını ilgilendiriyor olmasından dolayı: Çekişmeli boşanma davasında iştirak nafakası talep edilmemiş olsa dahi hakim tarafından iştirak nafakasına hükmedilebilmesi mümkün olmaktadır.


c) İştirak Nafakasının Babalık Davası ile Birlikte Talep Edilmesi


İştirak nafakası, çocuk ile arasında soybağı bulunmayan biyolojik babadan da talep edilebilir. Ancak bunun için babalık davasının açılması ve soybağı ilişkisinin kurulması gerekmektedir. Açılacak olan babalık davasında kurulacak olan hüküm ile birlikte iştirak nafakasına da hükmedilmesi talep edilebilir. Bu durumda babalık olasılığının kuvvetli olduğu yargılama esnasında hakim tarafından anlaşılırsa, yargılama süresince çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmasına istinaden tedbir nafakasına da hükmedilebilir.


Türk Medeni Kanunumuzun 333. Maddesine Göre: Babalık davası ile birlikte nafaka istenir ve hâkim, babalık olasılığını kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya karar verebilir.



İştirak Nafakası Miktarının Belirlenmesi


Türm Medeni Kanunumuzun 330. maddesi ve emsal kararlar uyarınca iştirak nafakası miktarı belirlenirken, nafaka alacaklısı ve nafaka yükümlüsünün sosyo-ekonomik ve kültürel koşulları, refah ve eğitim düzeyleri, müşterek çocuğun bakım, eğitim ve gözetim giderleri ile çocuğun kendi gelirleri ve güncel ekonomik koşullar gibi birçok husus dikkate alınır. Böylece mümkün olabildiğince somut ve objektif bir karara varılmaya çalışılır.


Türk Medeni Kanunumuzun 330. Maddesine Göre: "Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir."

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından 2013/1539 E. ve 2015/1007 K. numarası ile verilmiş olan kararda:

"...iştirak nafakası miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri; diğer bir ifade ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir." ifadesi ile bu hususun uygulamada ne şekilde ele alındığı görülmektedir.



İştirak Nafakasının Ödenme Biçimi ve Süresi


İştirak nafakası her ay peşin ödenir. Eğer iştirak nafakası icraya konulmamışsa, nafaka alacaklısına ödenebilir. Ancak ilamlı icra takibine konu edilen iştirak nafakası için gerçekleştirilecek olan ödemeler ilgili icra dairesinin hesabına gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde mükerrer ödeme söz konusu olabilir.


Türk Medeni Kanunumuzun 330. Maddesinin 2. Fıkrasına Göre: "Nafaka her ay peşin olarak ödenir. "

İştirak nafakasına hükmedilmiş olması durumunda, nafaka ödeme yükümlülüğü: Müşterek çocuk ergin olana dek veya durumun değişmesi nedeniyle hakim tarafından iştirak nafakası kaldırılıncaya dek devam eder. Bu hususlar, Türk Medeni Kanunumuzun 328. ve 331. maddelerinde düzenlenmiştir.


Türk Medeni Kanunumuzun 328. Maddesine Göre: "Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler."

Yukarıda alıntılamış olduğumuz 328. maddenin 2. fıkrasında yer alan, çocuğun ergin olması akabine eğitiminin devam ediyor olması nedeniyle ana ve babanın çocuğa bakmakla yükümlü olacaklarına ilişkin hüküm, ergin olan ve ailesinden yeterli desteği alamayan müşterek çocuğun bizzat kendisinin, anne veya babasına yönelik olarak yardım nafakası talebinde bulunabilmesine hukuki dayanak teşkil etmektedir.


Türk Medeni Kanunumuzun 331. Maddesine Göre: "Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır."

Görüldüğü üzere, iştirak nafakasına hükmedilmesini gerektiren durumların değişmesi halinde, iştirak nafakası talep üzerine hakim tarafından da kaldırılabilmektedir.



Çocuğun Üstün Yararı İlkesi


Makalemizin ilgili yerlerinde daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi: İştirak nafakası çocuğun üstün yararını ilgilendiren bir husustur ve kamu düzenine ilişkin bir müessesedir. Çocuğun üstün yararı ilkesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'nin 3. maddesinde de yer almaktadır.


Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. Maddesine Göre: "Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir."

Ülkemizin de tarafı olduğu bu sözleşmenin yukarıda alıntılamış olduğumuz açık hükmü gereğince mahkemeler nezdinde yürütülen ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşünce olarak esas alınacaktır.


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından 2019/5345 E., 2019/9150 K. sayılı kararda belirtilmiş olduğu üzere çocuğun üstün yararı ilkesi, uygulamada:

"...çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise, çocuk için karar veren makamındaki kişinin de aynı yönde vermesi gereken karar; yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır." şeklinde ifade edilen bir tanımsal çerçeve dahilinde ele alınmaktadır.



İştirak Nafakasının Sona Ermesi


İştirak nafakası, çocuğun ergin olması, nafaka yükümlüsünün ölümü, çocuğun ölümü veya iştirak nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılması hallerinde sona erer.


Çocuğun ergin olması, kural olarak 18 yaşını doldurmuş olması anlamına gelmektedir. Ancak Türk Medeni Kanunumuzun 11. maddesinin 2. fıkrası gereği 18 yaşını doldurmadan önce evlenen çocuk da hukuken ergin sayılır.


Türk Medeni Kanunumuzun 11. Maddesine Göre: "Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar."

İştirak nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılmasına karar verilebilmesi için, iştirak nafakasına hükmedilmesine sebebiyet veren sebeplerin ortadan kalkmış olması gerekmektedir.


Türk Medeni Kanunumuzun 331. Maddesine Göre: "Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır."

Şimdiye kadar açıklamış olduğumuz hususlardan anlaşılabileceği üzere iştirak nafakası alacaklısı olan kadının veya erkeğin evlenmesi durumunda iştirak nafakası son bulmamaktadır. Nafaka alacaklısının evlenmesi, iştirak nafakasının sona erme sebeplerinden biri değildir. Örneğin: Yoksulluk nafakası alacaklısı olan bir kadının evlenmesi durumunda yoksulluk nafakası son bulur; ancak bu örnekteki kadın, boşandığı eşinden olan müşterek çocukları için boşanmış olduğu eşinden iştirak nafakası da alıyorsa, yoksulluk nafakasından farklı olarak kadının evlenmesi ile birlikte iştirak nafakası son bulmaz. Çünkü nafaka borçlusu olan erkeğin, müşterek çocukların eğitim, bakım ve gözetim giderlerine katlanma yükümlülüğü devam etmektedir.



İştirak Nafakası Miktarının Artırılması veya Azaltılması


İştirak nafakası miktarının değişen koşullara uyarlanması, artırılması veya azaltılması mümkündür. Bunun için iştirak nafakasına hükmeden hakim, bu karara hükmederken aynı zamanda iştirak nafakasının her sene hangi oranda artacağına hükmedebilir veya iştirak nafakasına hükmedildikten ve bu karar kesinleştikten sonra taraflarca, iştirak nafakasının değişen durum ve koşullara uyarlanması talep edilebilir. Bu hususlar Türk Medeni Kanunumuzun 330/3. ve 331. maddelerinde açıkça düzenlenmiştir.


Nafaka artırım davalarına ilişkin detaylı bilgi için, konuya ilişkin makalemizi inceleyebilirsiniz: Nafaka Miktarının Artırılması Davası 


Türk Medeni Kanunumuzun 330/3. fıkrasına göre iştirak nafakasına hükmeden hakim tarafından gelecek yıllarda nafaka miktarının artışına istinaden de hüküm kurulabilir, ancak bu hususun taraflarca talep edilmesi gerekecektir. Örneğin, iştirak nafakasına hükmeden hakim, talep halinde iştirak nafakasının her sene 12 aylık TÜFE ortalamaları oranında artırılmasına karar verebilir.


Türk Medeni Kanunumuzun 330/3. Maddesine Göre: "Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir."
Türk Medeni Kanunumuzun 331. Maddesine Göre: "Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır."

Durumun değişmesine örnek olarak: Müşterek çocuğun ihtiyaçlarının ve giderlerinin değişmesi, nafaka yükümlüsünün çalışamayacak şekilde yaralanması, felçli hale gelmesi vb. durumlar sayılabilir.



İştirak Nafakası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme


İştirak nafakası davasında görevli mahkeme, aile mahkemeleridir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, asliye hukuk mahkemeleri bu davalara aile mahkemesi sıfatıyla bakabilir.


İştirak nafakası boşanma davası ile birlikte talep ediliyorsa, açılacak olan boşanma davasını incelemeye yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunumuzun 168. maddesi gereğince: Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce eşlerin son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.


Boşanmadan sonra açılacak olan olan iştirak nafakası davalarında ise nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.



İştirak Nafakasında Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Süre


İştirak nafakasına ilişkin süreler hususunu ele alırken, kafa karışıklığına mahal vermemek adına ikili bir ayrıma gidilmesinde fayda vardır. İştirak nafakasında zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerden bahsederken, iştirak nafakasına ilişkin olarak dava açma süresi veya birikmiş iştirak nafakası borcunun tahsiline ilişkin zamanaşımı süresinden bahsediliyor olabilir. Şimdi, aşağıda her iki hususa ilişkin açıklamalarda bulunacağız.


a) İştirak Nafakası Davası Açma Süresi


İştirak nafakası, çocuğun üstün yararını ilgilendirdiğinden ve kamu düzenine ilişkin bir husus olduğundan dolayı giderlerine istinaden nafaka talebinde bulunulacak olan müşterek çocuk ergin oluncaya(on sekiz yaşını dolduruncaya) dek talep edilebilir.


Boşanma davasının ferilerinden yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat davaları, boşanma kararının kesinleşmesi akabinde bir yıl içerisinde talep edilmelidir. Ancak iştirak nafakası, yukarıda açıklamış olduğumuz üzere çocuğun üstün yararını ilgilendiren hukuki mahiyetinden ötürü müşterek çocuk ergin oluncaya dek talep edilebilir.


b) Birikmiş İştirak Nafakası Borcunun Tahsiline İlişkin Zamanaşımı Süresi


Mahkeme tarafından iştirak nafakasına hükmedilmiş olmakla birlikte tahsil edilmeyerek birikmiş olan iştirak nafakası borcu, 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar ve eksik borç halinde gelir. Bu süre hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresidir ve dolayısıyla resen dikkate alınmaz ve nafaka yükümlüsü tarafından def'i olarak ileri sürülmesi gerekir.



Ergin Olan Çocukların Nafaka Talebinde Bulunması


Ergin olan çocuk, bizzat kendisi yardım nafakası talebinde bulunabilir. Türk Medeni Kanunumuzun 328. maddesinin 2. fıkrasında bu hususa ilişkin bir düzenlemeye yer verilmiştir.


Türk Medeni Kanunumuzun 328/2. Maddesine Göre: "Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler."

Ancak unutulmamalıdır ki bu nafakanın türü, iştirak nafakası değil, yardım nafakasıdır. İştirak nafakasını talep edebilecek olan kişi, müşterek çocuğun velayeti kendisine bırakılmış olan taraftır. Oysa yardım nafakası, doğrudan müşterek çocuğun kendisi tarafından talep edilebilmektedir. Örneğin on sekiz(18) yaşını doldurup ergin olmuş olan çocuk, eğitim hayatına devam ediyorsa anne ve babanın kendisine bakma ve giderlerine katlanma yükümlülükleri de devam ediyor demektir.



İştirak Nafakasının Ödenmemesi Halinde Nafaka Alacaklısının Hakları


Mahkeme kararı ile hükme bağlanan ve kesinleşen iştirak nafakasının ödenmemesi durumunda nafaka alacaklısı tarafından ilamlı icra takibi başlatılabilir; nafaka yükümlüsünün taşınır ve taşınmaz malları ile maaşına haciz konulabilir ve takipten sonuç alınamaması durumunda nafaka yükümlüsünün 3(üç) aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılması için şikayette bulunulabilir.


İcra ve İflas Kanunumuzun 344. Maddesine Göre: "Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir."

İştirak nafakasına ilişkin olarak yürütülecek olan icra takibinde, güncel nafaka alacakları ile birikmiş nafaka alacakları farklı hukuki statüye tabii olacak şekilde işlem görürler. Birikmiş nafaka alacaklarından farklı olarak, güncel nafaka alacakları hacizde birinci sırada işlem gören alacaklardan sayılmaktadır. Oysa birikmiş nafaka alacağı, adi alacaklar gibi işlem görür ve sıraya alınır. Bu nedenle örneğin maaşının 1/4'üne maaş haczi uygulanacak olan bir nafaka yükümlüsünün daha önce başkaca 3. kişi ve kurumlara borçlu olması durumunda, güncel nafaka alacağı kural olarak öncelikle işlem görür(istisnai durumlar söz konusu olabilmektedir) ve önce nafaka alacaklısının güncel nafaka bedelinin ödemesi sağlanır, sonrasında ödeme yapılabilecek kaynak kalmışsa, sıraya göre diğer alacakların tahsili sağlanır.


Nafakanın ödenmemesi durumunda nafaka alacaklısının izleyebileceği hukuki yollara ilişkin bilgi edinmek için tıklayınız: Nafaka Nedeniyle İcra Takibi ve Tazyik Hapsi



Sıkça Sorulan Sorular


İştirak Nafakası Nedir?

İştirak nafakası, Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca, boşanma veya ayrılık sonucunda velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuklarına yönelik bakım ve eğitim giderlerine kendi geliri oranında katılımının sağlanması amacıyla hükme bağlanan nafaka türüdür. Bu nafaka türü, çocuğun sosyoekonomik seviyesinin korunmasını ve eğitim, bakım, gözetim giderleri gibi maddi ihtiyaçlarının karşılanmasını amaçlar.


İştirak Nafakası Nasıl Talep Edilir?

İştirak nafakası boşanma davasıyla birlikte talep edilebileceği gibi, ayrıca boşanma davasında hüküm kurulduktan ve bu hüküm kesinleştikten sonra açılacak olan iştirak nafakası davasıyla da talep edilebilir. Talebi desteklemek için çocuğun ihtiyaçlarına yönelik banka dekontları, fatura vb. belgeler delil olarak sunulabilir ve ihtiyaç böylece somutlaştırılabilir.


İştirak Nafakası Ne Zamana Kadar Talep Edilebilir?

İştirak nafakası, ihtiyaçları için nafaka talebinde bulunulan çocuğun erginliğe gireceği yani 18(onsekiz) yaşını dolduracağı ana kadar talep edilebilir. Bunun dışında yoksulluk nafakasında olduğu gibi boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi, iştirak nafakası açısından söz konusu değildir. Çünkü iştirak nafakası müşterek çocuğun üstün yararını ilgilendirmektedir ve kamu düzenine ilişkin bir husustur.


İştirak Nafakası Miktarı Nasıl Hesaplanır?

Nafaka miktarı, tarafların anlaşması ya da çocuğun velayeti kendisine bırakılan eşin mahkemeden iştirak nafakasına ilişkin talepte bulunması ile belirlenebilir; ancak anlaşma yolunun tercih edilmesi durumunda(anlaşmalı boşanma)bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi için hakim onayı gereklidir. Çekişmeli boşanma davası veya boşanmadan sonra iştirak nafakası talepli olarak açılan davada iştirak nafakasının miktarı belirlenirken: Çocuğun yaşı, eğitim durumu, anne ve babanın mali gücü, ülke ekonomisinin genel durumu ve paranın alım gücü gibi faktörler göz önünde bulundurulur ve hâkim tarafından serbestçe, hakkaniyete uygun bir şekilde nafaka miktarı tespit edilir. Çocuğun kendi gelirleri de nafaka miktarı belirlenirken dikkate alınır; ancak bu husus, nafakanın verilip verilmemesi konusunda doğrudan bir etki yaratmaz.


İştirak Nafakası Ne Zaman Sona Erer?

İştirak nafakası: Çocuğun ölümü, nafaka yükümlüsünün ölümü, çocuğun ergin olması(18 yaşını doldurması) ve değişen durumlar gerekçe gösterilerek açılan davada iştirak nafakasının hakim tarafından kaldırılması hallerinde sona erer.


İştirak Nafakası Ödenmezse Ne Olur?

İştirak nafakasının ödenmemesi durumunda nafaka alacaklısı tarafından nafaka borçlusuna yönelik olarak icra takibi başlatılabilir, nafaka borçlusunun mallarına ve maaşına haciz konulabilir ve icra yoluyla dahi tahsilat sağlanamaması durumunda nafaka alacaklısının talebi üzerine nafaka borçlusu 3 aya kadar nafaka borcuna istinaden tazyik hapsine tabii tutulabilir.


İştirak Nafakası Maaşın Yüzde Kaçı Olur?

İştirak nafakasının nafaka yükümlüsünün aylık gelirinin yüzde kaçına tekabül edeceği sorusuna ilişkin olarak kesin ve genelgeçer bir cevap vermek mümkün değildir. Çünkü nafaka miktarı belirlenirken çocuğun yaşı, giderleri, tarafların ekonomik durumları gibi bir çok farklı husus her somut olay açısından ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulur. Ancak uygulamada genellikle nafaka yükümlüsünün aylık gelirlerinin %10-25'i arasında bir nafaka miktarına hükmedildiği görülmektedir.


Bir Çocuk İçin İştirak Nafakası Ne Kadar Olur?

İştirak nafakası miktarı, her bir çocuk için farklılık gösterebilmektedir. Bu nedenle bir davada hükme bağlanan iştirak nafakası miktarı, bir başka davada başka bir ailenin çocuğuna istinaden hükme bağlanan iştirak nafakası miktarından farklı olabilir. Çünkü iştirak nafakasının belirlenmesinde her somut olay açısından ayrı ayrı değerlendirme yapılır ve çocuğun giderleri, tarafların ekonomik durumları gibi çeşitli değişkenler gözetilerek karar verilir. Ancak bu tutar, 2023 yılı için çocuk başına kural olarak en az 700-800 Türk Lirası olarak uygulanmıştır.


İştirak Nafakası Miktarı Nasıl Azaltılır veya Artırılır?

İştirak nafakası miktarının değişmesini gerektiren hususların varlığı halinde, Türk Medeni Kanunumuzun 331. maddesi uyarınca iştirak nafakası miktarının artırılması veya azaltılmasına karar verilmesi mahkemeden talep edilebilir.


İştirak Nafakasının Kaldırılması İçin Ne Yapılmalıdır?

Değişen durumların varlığı halinde, iştirak nafakasının kaldırılması yine Türk Medeni Kanunumuzun 331. maddesi uyarınca mahkemeden talep edilebilir.


Başkasıyla Evlenen Kadın İştirak Nafakası Almaya Devam Eder Mi?

Nafaka alacaklısının 3. bir kişiyle evlenmesi, iştirak nafakasının sona ermesi sebeplerinden biri değildir. Çünkü yoksulluk nafakasından farklı olarak iştirak nafakası, nafaka alacaklısına ödeniyor olsa da, müşterek çocuğun giderlerine katkı sağlanması amacıyla ödenmektedir ve nafaka alacaklısının 3. bir kişi ile evlenmesi, nafaka borçlusunun müşterek çocuğun giderlerine geliri oranında katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır.


İştirak Nafakası Her Yıl Ne Kadar Artar?

İştirak nafakasının gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceği hususu, talep halinde nafakaya hükmeden hakim tarafından belirlenebilir. Bu durumda hakimin belirlemesi dikkate alınmalı ve her yıl, hükme bağlanan oranda artış sağlanmalıdır.



 

İştirak Nafakasına İlişkin Yargıtay Kararları

 
  • İştirak nafakası miktarı belirlenirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşullarının somut olay açısından dikkate alınması ve hakkaniyete göre karar verilmesi gerekeceğine ilişkin karar,

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6621 E., 2021/1229 K. sayılı kararı "...

...

...

4-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre 2005 doğumlu ortak çocuk Kudret'in ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. ...

...

..."


 
  • Nafaka alacaklısı tarafından iştirak nafakasının istinaf edilmemesi ve böylece kesinleşmesi durumunda, bir şekilde yeniden ilk derece mahkemesinin önüne gelen dosyada iştirak nafakasının artırılmasına karar verilmesinin, nafaka borçlusunun usuli kazanılmış hakkının ihlali anlamına geleceğine ilişkin karar,

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6510 E., 2021/930 K. sayılı kararı

"...

...

...

2-İlk derece mahkemesi tarafından verilen 19/04/2018 tarihli ilk hükümde velayeti davacı kadına verilen ortak çocuk için aylık 150 TL iştirak nafakasına hükmedilmiştir. İlk derece mahkemesinin ilk kararına karşı davacı kadın tarafından iştirak nafakasının miktarı yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmadığından, çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakası miktarı erkek için usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Anılan hüküm davalı erkek tarafından istinaf edilmekle bölge adliye mahkemesince, eksiklikler giderilerek yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 25.10.2019 tarihli ikinci kararında usuli kazanılmış hak gözetilmeden ortak çocuk yararına aylık 250 TL iştirak nafakasına hükmedilerek iştirak nafakası miktarının artırılması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. ...

...

..."


 
  • İştirak nafakası açısından da hakimin taleple bağlılık ilkesi kapsamında karar vermesi gerekeceğine ilişkin karar,

  • Her ne kadar iştirak nafakası çocuğun üstün yararını ilgilendiriyor olsa da, bu durumun taleple bağlılık ilkesinin uygulanmasını engellemeyeceğine ilişkin karar,

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6361 E., 2021/430 K. sayılı kararı

"...

...

...

1-Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir (HMK m. 26/1). Davacı-davalı kadın, dava dilekçesinde her bir çocuk için ayrı ayrı aylık 1.000 TL tedbir nafakasının kararın kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası olarak devamına karar verilmesini talep etmiştir. Usulüne uygun yapılmış bir ıslah talebi de bulunmamaktadır. Mahkemece talep aşılarak her çocuk için ayrı ayrı aylık 2.000 TL iştirak nafakasına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. ...

...

..."

 
  • Anlaşmalı boşanma protokolünde toplu olarak ödenmesi düzenlenen iştirak nafakasının, anlaşmalı boşanma davası ile hükme bağlanıp kesinleşerek toplu olarak ödenmesi durumunda, çocuğun üstün yararı ilkesi gereği sonradan tekrar dava konusu edilebilir olduğuna ilişkin karar,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2613 E., 2019/1191 K. sayılı kararı "...

...

... Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, boşanma protokolünde, küçüğün şahsî ve eğitim giderleri için peşin ödenen paraya ve tarafların her ne suretle olursa olsun nafaka talebinde bulunamayacaklarının kararlaştırılmış olmasına rağmen, aradan geçen altı yıllık süre sonrasında müşterek çocuk yararına iştirak nafakası talep edilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili yasal düzenleme ve kavramların kısaca açıklanmasında yarar vardır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 182/2. maddesi ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması esası kabul edilmiş; 327. maddesinde de çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağı öngörülmüştür. Anılan Kanun'un 328. maddesinde ise ana ve babanın bakım borcunun, çocuğun ergin olmasına kadar devam edeceği, çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve babanın durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü oldukları düzenlemesine yer verilmiştir.

Ana babanın bakım yükümünün doğal sonucu olan iştirak nafakası ise, çocuğun korunmasına yönelik olup, kamu düzenine ilişkindir ve hâkim talep bulunmasa dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmetmelidir. İştirak nafakasının miktarının nasıl belirleneceği ise 4721 sayılı Kanun'un “Nafaka miktarının takdiri” başlıklı 330. maddesinde; “Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hakim istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir ” Şeklinde düzenlenmiştir.

Bunun yanında iştirak nafakası miktarının yeniden belirlenmesi de mümkündür. Nitekim TMK'nın “Durumun değişmesi” başlıklı 331. maddesi; “Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır”. Buna göre hâkim ana baba veya çocuğun durumlarının değişmesine bağlı olarak iştirak nafakasının miktarını artırabilir, azaltabilir veya kaldırabilir. Görüldüğü üzere, iştirak nafakası miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri; diğer bir ifade ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olaya gelindiğinde, davacı emekli olup, aylık 1.290TL maaş aldığı, ayrıca bir yazılım şirketinde çalışarak aylık 890TL gelir elde ettiği , kendisine ait evde yaşadığı; davalının ise emekli olup, 2.100TL emekli maaşı aldığı, ayrıca çalıştığı özel şirketten 1.000TL gelir elde ettiği, kendisine ait evde yaşadığı, evli olduğu, bu evliliğinden de ilköğretime giden bir çocuğunun bulunduğu, müşterek çocuğun ise dava tarihi itibariyle 9 yaşında olup, özel okulda eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.

Buradan hareketle, mahkemece tarafların boşanmalarına esas alınan 10.07.2007 tarihli protokolün 4. maddesinde düzenlenen ve bankada bulunan 156.000TL tutarındaki meblağın müşterek çocuğun eğitim ve öğretim masrafları için davacı anneye davalı tarafından bırakıldığı, bu nedenle iştirak nafakasının toplu olarak ödendiği kabul edilmiş ise de, öncelikle bahsi geçen paranın tarafların ortak hesabında bulunduğu sabit olup; paranın tamamının davalıya ait olduğu, çocuk yararına harcanmak üzere anneye bırakıldığına yönelik mahkemenin kabulü gerçeği yansıtmamaktadır. İştirak nafakası özelliği gereği, 4721 sayılı TMK’nın 330. maddesine göre “irat” şeklinde karar verilmesi gerektiğinden, bu paranın iştirak nafakası olarak kararlaştırılmadığı da açıktır.

Öte yandan, 4721 sayılı TMK’nın 182/2. maddesi gereği velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğundan, anlaşmalı boşanma davasında davacının müşterek çocuk için nafaka istememiş olmasının koşulların değişmesi, çocuğun ihtiyacı ve üstün yararı gözetilerek daha sonra iştirak nafakası talep etmeye engel teşkil etmeyeceği gibi, diğer taraftan müşterek çocuk için protokolle tazminat ödenmesinin davalı babayı iştirak nafakası ödemesi yükümlülüğünden kurtarmayacak ancak bu husus nafaka miktarının tayininde göz önüne alınabilecektir.

Ayrıca, anlaşmalı boşanma protokolü düzenlendiğinde karşılıklı edimler arasındaki denge sonradan, şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar artık o akitle bağlı tutulamazlar, değişen bu koşullar karşısında 4721 sayılı TMK’nın 2. maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebileceklerdir. İşte davacı anne bu zorunluluk nedeniyle davalı babadan müşterek çocuk yararına nafaka talep etmektedir.

Önemle vurgulamak gerekir ki, boşanma kararının kesinleştiği tarih olan 12.07.2007 tarihinden dava tarihi 07.10.2013 tarihine kadar 6 yılı aşkın bir sürenin geçmiş olması, boşanma tarihinde 3 yaşında olan müşterek çocuk ... Kasım’ın dava tarihi itibariyle 9 yaşında olması, değişen ve gelişen durumlar ile çocuğun ihtiyaçları ve üstün yararı da gözetilip, şahsî ve eğitim giderlerinin doğal olarak artmış olacağı dikkate alınarak, tarafların sosyal ve ekonomik durumları da göz önünde bulundurularak müşterek çocuk yararına 4721 sayılı TMK’nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, boşanma protokolü davacıya müşterek çocuğun şahsî ve eğitim giderleri için bırakılan 156.000TL’nin dava tarihi itibariyle tükenmesi mümkün olmadığından dava tarihi itibariyle müşterek çocuk yararına iştirak nafakasına hükmedilmesine gerek olmadığı, bu nedenlerle yerel mahkeme direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

Diğer taraftan, gerekçeli karar başlığında dava tarihi 07.10.2013 olduğu hâlde 01.04.2016 olarak gösterilmesine ilişkin yanlışlık, mahallinde düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. Hâl böyle olunca yukarıda açıklanan sebeplerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. ...

...

..."


 
ankara boşanma avukatı

コメント


bottom of page