Yabancılar HukukuBağlı olduğu rehber: Yabancılar Hukuku: Taşınmaz, Vatandaşlık ve Şirket İşlemleri 2026
Sınır Dışı Etme Kararına İtiraz: Yedi Günlük Süre, Yetkili Mahkeme ve Durdurma Etkisi
Valilikçe 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca verilen sınır dışı etme kararına karşı, tebliğden itibaren yedi gün içinde, kararı veren valiliğin bulunduğu yerin bağlı olduğu idare mahkemesinde iptal davası açılır. Süresi içinde dava açılırsa yabancı, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilemez; bu sonuç doğrudan kanundan doğar ve ayrıca yürütmeyi durdurma kararı alınması gerekmez. Mahkeme, dosya tekemmülünden itibaren on beş gün içinde karar verir ve bu karar kesindir.
Sınır Dışı Etme Kararı Nedir ve Kim Verir?
Sınır dışı etme kararı, bir yabancının Türkiye’de kalmasının kanunda sayılan sebeplerle uygun görülmemesi üzerine verilen ve kişinin ülkeden çıkarılması sonucunu doğuran idari işlemdir. Karar, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün (bugünkü adıyla Göç İdaresi Başkanlığının) talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır (6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrası). Yetki valilikte olduğu için uygulamada işlem, valilik adına İl Göç İdaresi Müdürlüğünce tesis edilir; dava da kararı veren valiliğe karşı açılır.
Kararın sebepleri 54. maddede sayılmıştır. Buna göre, terör örgütünün veya çıkar amaçlı suç örgütünün yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar, giriş, vize ve ikamet işlemlerinde gerçek dışı bilgi veya sahte belge kullananlar, geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar, vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler, ikamet izni iptal edilenler, ikamet izni süresini kabul edilebilir bir gerekçe olmadan on günden fazla ihlal edenler, çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler, yasal giriş veya çıkış kurallarını ihlal edenler ya da ihlale teşebbüs edenler, giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye gelenler, uluslararası koruma başvurusu reddedilen, başvurusu kabul edilemez bulunan, başvurusunu geri çeken veya geri çekilmiş sayılan, uluslararası korumadan hariçte tutulan ya da statüsü sona eren veya iptal edilenlerden Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar ve ikamet izni uzatma başvurusu reddedilip on gün içinde çıkmayanlar hakkında sınır dışı etme kararı alınır. Liste, 54. maddesinin birinci fıkrasında (a) ila (k) bentleri hâlinde düzenlenmiştir; (a) bendi 5237 sayılı Kanun’un 59. maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenleri, (k) bendi ise uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenleri kapsar. 54. maddenin ikinci fıkrasına göre (b), (d) ve (k) bentleri kapsamındaki uluslararası koruma başvuru sahipleri veya statü sahipleri hakkında da sınır dışı etme kararı alınabilir.
Kararın verilmesini engelleyen hâller ise 55. maddede ayrıca gösterilmiştir. Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar; ciddi sağlık sorunları, yaşı veya hamileliği nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler; hayati tehlike arz eden hastalığının tedavisi devam ederken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar; mağdur destek sürecinden yararlanan insan ticareti mağdurları ve tedavileri tamamlanıncaya kadar psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları hakkında, 54. maddedeki sebepler bulunsa dahi sınır dışı etme kararı alınmaz. Bu hüküm, sınır dışı kararına karşı açılan davada ileri sürülebilecek en güçlü savunma zeminlerinden biridir; çünkü burada idarenin takdir yetkisi değil, karar verme yasağı söz konusudur. 55. maddenin ikinci fıkrası, bu değerlendirmelerin herkes için ayrı yapılmasını ve bu kişilere belirli bir adreste ikamet etme gibi yükümlülükler getirilebilmesini öngörür. Şiddet mağduru yabancılar bakımından koruma tedbirleri için 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma ve uzaklaştırma kararı yazımıza bakılabilir.
Sınır dışı etme kararı, aynı dosyada yer alabilecek diğer işlemlerden bağımsızdır. Kararın tebliğinde, avukatla temsil edilmeyen yabancıya veya yasal temsilcisine kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri bildirilir (6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin ikinci fıkrası). Bu bildirim, kişinin hak arama imkânını bilmesi bakımından önemlidir. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası, Devletin işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmesini gerektirir. Ancak tebligatta bu bilgilerin yer almaması, dava açma süresinin hiç işlemeyeceği anlamına gelmez. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tabi işlemde süre belirtilmemişse özel sürenin değil genel dava açma süresinin uygulanacağına karar vermiştir; idare mahkemesinde bu süre 60 gündür (15.03.2022 tarihli ve E. 2021/2, K. 2022/1 sayılı karar). Bu karara idare mahkemeleri ve idare de uymak zorundadır (2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 40. maddesinin dördüncü fıkrası). Kuralı sınır dışı etme kararına uygulayan bir üst mahkeme kararına ise rastlanmamaktadır; idare mahkemesinin bu davalardaki kararı kesin olduğundan dosyalar kural olarak Danıştay’a gelmez. Sınır dışı edilmeme güvencesinin bu durumda 60 güne uzayıp uzamadığı da yargı kararıyla netleşmemiştir. Bu nedenle kanundan doğan durdurmadan kesin olarak yararlanmak için dava, tebliğden; tebliğ yapılmamışsa ya da tebliğ tartışmalıysa kararın öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde açılmalıdır. Süre gösterilmeden tebliğ edilen kararda yedi gün geçmişse dava yolu kapanmış sayılmamalı; dava beklemeden, en geç tebliğden itibaren 60 gün içinde açılmalıdır. Dava açılana kadar kararın uygulanması riski vardır. Bildirimin yapılmaması ayrıca bir hukuka aykırılık iddiası olarak ileri sürülebilir; ancak tebliğin usulsüzlüğü somut olgularla ortaya konduğunda sonuç doğurur. Anayasa Mahkemesi, kişinin kendi dilinde tebliğ edilen, imzasını taşıyan ve yedi günlük süreyi gösteren karara karşı geç açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddini ihlal saymamıştır (18.12.2024 tarihli ve B. No: 2021/30079 sayılı karar, § 23-25). Okuma yazma bilmeyen başvurucuya tercüman bulunmadan, imzası alınmadan ve bilgilendirildiğine dair kayıt olmadan yapılan tebliğde ise etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (17.07.2025 tarihli ve B. No: 2022/33712 sayılı karar, § 25-26).
Sınır dışı etme kararı: Kararı valilik verir; idare mahkemesinde iptal davası açılır; süre tebliğden itibaren yedi gündür; süresinde dava sınır dışını durdurur.
İdari gözetim kararı: Kararı valilik verir; sulh ceza hâkimliğine başvurulur; kanunda ayrı bir başvuru süresi yoktur; başvuru gözetimi durdurmaz.
Giriş yasağı: Kararı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü veya valilik verir; idare mahkemesinde iptal davası açılır; süre genel hükme göre altmış gündür; işlem, yürütmeyi durdurma kararı olmadan kendiliğinden durmaz.
Türkiye’yi terke davet: Süre, sınır dışı etme kararında gösterilir; kararın iptali istemiyle birlikte değerlendirilir; terke davet için ayrı bir başvuru yolu öngörülmemiştir.
Geri Gönderme Yasağı Nedir?
Geri gönderme yasağı (non-refoulement), bir yabancının işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı ya da ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri nedeniyle hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilmemesini ifade eder.
6458 sayılı Kanun’un 4. maddesi:
“Bu Kanun kapsamındaki hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez.”
Bu yasak, 55. maddedeki sınır dışı kararı almama hâllerini tamamlayan ayrı bir ilkedir ve yalnız menşe ülkeye değil, gönderilecek her ülkeye uygulanır. Sınır dışı edilecek ülke, 52. maddeye göre menşe ülke, transit ülke veya üçüncü ülke olabilir. Bu nedenle iptal davasında yalnız 54. maddedeki sebebin bulunup bulunmadığı değil, gönderilecek ülkede gerçek bir risk bulunup bulunmadığı da denetlenir. Anayasa’nın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi aynı korumayı destekler. Riskin somut olgularla ortaya konması gerekir; soyut iddia yeterli değildir. 55. maddedeki yasaklarla birlikte değerlendirilir.
İtiraz Süresi Kaç Gündür ve Ne Zaman Başlar?
Süre, kararın tebliğinden itibaren yedi gündür. Kural, 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrasında şöyle düzenlenmiştir:
6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası:
“Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurularda savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, 2577 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen süre iki ay olarak uygulanır. Duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır. Başvurular dosyanın tekemmülünden veya ara karar ya da duruşma yapılması gereken hâllerde bunların tamamlanmasından itibaren on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.”
Yedi günlük süre 2019’dan beri yürürlüktedir. Süre, 2013 metninde on beş gündü; 7196 sayılı Kanun’un 75. maddesi, 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle süreyi yedi güne indirmiştir. 7533 sayılı Kanun’un 36. maddesi ise 30.11.2024 tarihli ve 32738 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle fıkrayı yeniden yazmış; yedi günlük süreyi koruyarak dosyanın tekemmülü, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamayınca işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması için iki aylık süre ve duruşma takdiri kurallarını eklemiştir. 6458 sayılı Kanun’a 7533 sayılı Kanunun 38. maddesiyle eklenen geçici 3. maddeye göre bu değişiklikler 30.11.2024 tarihinden sonra açılan davalara uygulanır. Altmış günlük süre ise sınır dışı kararından ayrı bir işlem olan giriş yasağına aittir; iki süre birbirine karıştırılmamalıdır.
Süre, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 8. maddesinin birinci fıkrası). Örneğin 3 Kasım 2026 tarihinde tebliğ edilen bir kararda süre 4 Kasım’da başlar ve 10 Kasım’da sona erer. Tatil günleri süreye dâhildir; ancak son gün tatil gününe rastlarsa süre, tatili izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar (aynı maddenin ikinci fıkrası). Bu hesap, tebliğ tarihinin belgelenmesini zorunlu kılar; tebliğ tarihi belirsizse sürenin başlangıcı da tartışmalı hâle gelir. Danıştay On Üçüncü Dairesi, 04.05.2023 tarihli kararında, tebliğ edilmeyen bireysel idari işlemlerde öğrenme tarihinin esas alınabileceğini, ancak bunun işlemin bütün unsurlarıyla öğrenildiğinin kanıtlanması şartına bağlı olduğunu belirtmiştir; karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04.12.2023 tarihli ve 2023/2454 E., 2023/2956 K. sayılı kararıyla oy çokluğuyla onanmıştır.
Sürenin (tebligatta süre gösterilmemişse yukarıda anlatılan 60 günlük genel sürenin) kaçırılması hâlinde dava, süre aşımı nedeniyle reddedilir ve sınır dışı etme kararı kesinleşir; karar artık dava yoluyla tartışılamaz. Bu nedenle idareye yazı yazmak, kararın kaldırılmasını istemek veya yeni bir başvuru yapmak, süresi içinde dava açma yükümlülüğünün yerine geçmez. İdareye yapılan başvurunun 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında süreyi durdurup durdurmayacağı somut olayda değerlendirilir; başvuru, süresi içinde dava açma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Yedi günlük sürenin kısalığı dikkate alındığında, tebliğ belgesinin alınması ve davanın süre içinde açılması işin esasından önce gelen adımdır.
Dava Hangi Mahkemede Açılır?
Sınır dışı etme kararına karşı dava, idare mahkemesinde açılır (6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası). Yetkili idare mahkemesi, 2577 sayılı Kanun’un 32. maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenir: göreve ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, kanunda veya özel kanunda yetkili mahkeme gösterilmemişse yetkili mahkeme, dava konusu idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.
Sınır dışı etme kararını valilik verdiği için yetkili mahkeme, kararı veren valiliğin bulunduğu yerin bağlı olduğu idare mahkemesidir. Danıştay Onuncu Daire, 06.03.2025 tarihli ve 2025/682 E., 2025/1436 K. sayılı kararında bu kuralı sınır dışı kararına uygulamıştır:
Danıştay Onuncu Dairenin 06.03.2025 tarihli kararı:
“Bu durumda, 2577 sayılı Kanun’un 32. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, davanın görüm ve çözümünde, dava konusu sınır dışı etme kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı tarihte, bu işlemi tesis eden Ağrı Valiliğinin bulunduğu yerin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu Erzurum İdare Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varılmaktadır.”
Karar hangi valilik tarafından verilmişse dava o valiliğe karşı açılır. Aynı yerde birden fazla idare mahkemesi bulunuyorsa bu davaların hangi mahkemede görüleceği Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir (6458 sayılı Kanun’un 101. maddesi). Yetki kuralı gereği kişinin geri gönderme merkezinde bulunduğu il, tek başına yetkili mahkemeyi belirlemez; ölçüt, işlemi tesis eden merciin bulunduğu yerdir. Bu nedenle dilekçede davalı olarak valiliğin, yani işlemi tesis eden idarenin gösterilmesi gerekir.
Başka ildeki geri gönderme merkezinde tutulan kişi, yedi günlük süreyi kaçırmamak için dilekçeyi bulunduğu yerde verebilir. Dilekçe, yetkili mahkemeye gönderilmek üzere herhangi bir idare veya vergi mahkemesine, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk hâkimliğine, yurt dışında ise Türk konsolosluğuna verilebilir (2577 sayılı Kanun’un 4. maddesi). Dava, dilekçenin harç ve posta ücreti alınarak deftere kaydedildiği tarihte açılmış sayılır (6. maddenin birinci fıkrası). Yetkisiz idare mahkemesine açılan dava ise yetki yönünden reddedilir ve dosya yetkili mahkemeye gönderilir (15. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi).
Her idari işlem için ayrı dava açılması esastır; ancak aralarında maddi veya hukuki bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan işlemlere karşı tek dilekçeyle de dava açılabilir (2577 sayılı Kanun’un 5. maddesi). Danıştay Onuncu Daire, 24.04.2025 tarihli ve 2025/894 E., 2025/2247 K. sayılı kararında, sınır dışı kararı ile davacının bu kararın dayanağı olduğunu ileri sürdüğü düzenleyici işlemin tek dilekçeyle dava edilemeyeceğine karar vermiştir. Daireye göre düzenleyici işlemin iptali istemine ilk derece mahkemesi olarak Danıştay, sınır dışı kararına karşı davaya ise idare mahkemesi bakar ve iki davanın yargılama usulü farklıdır: “söz konusu işlemlere karşı tek dilekçeyle dava açılmasının mümkün olmadığı”. Daire ayrıca, sınır dışı kararının dava konusu düzenleyici işlemlere dayanılarak tesis edilmediğini, bu nedenle iki işlem arasında maddi veya hukuki bağlılık bulunmadığını belirtmiştir. Sınır dışı kararı, idari gözetim ve giriş yasağı bakımından ise her işlem için ayrı dilekçe hazırlanması, süreler ve merciler farklı olduğu için en güvenli yoldur.
Dava Açmak Sınır Dışını Durdurur mu?
Evet. 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancının sınır dışı edilmeyeceğini hükme bağlamıştır. Bu, idarenin takdirine veya ayrı bir mahkeme kararına bağlı bir sonuç değil, kanundan doğan bir durdurma etkisidir.
Bu nedenle süresi içinde dava açan yabancının ayrıca yürütmeyi durdurma kararı alması gerekmez. Yürütmeyi durdurma, 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinde düzenlenen genel bir korumadır ve kural olarak idarenin savunması alındıktan sonra incelenir; sınır dışı kararında ise koruma doğrudan kanundan doğduğu için ayrı bir yürütmeyi durdurma talebinin kabulüne ihtiyaç yoktur. Uygulamada dilekçeye yürütmeyi durdurma talebi de eklenebilir; ancak bu talebin reddi, kanundan doğan durdurma etkisini ortadan kaldırmaz.
Durdurma etkisi iki aşamayı kapsar. Birincisi, tebliğden itibaren işleyen yedi günlük dava açma süresidir; bu süre içinde de yabancı sınır dışı edilemez. İkincisi, dava açıldıktan sonra yargılama sonuçlanıncaya kadar geçen süredir. Bu iki aşama, kişinin dava açmayı düşündüğü kısa dönemde de korunduğunu gösterir.
Kanun bu korumayı yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla tanımıştır: yabancı rıza gösterirse koruma uygulanmaz. Gönüllü geri dönüş gibi hâllerde kişinin kendi iradesiyle ülkeden çıkması söz konusu olabilir; ancak bu rızanın bilinçli ve aydınlatılmış olması gerekir. Baskı, yanıltma veya hukuki sonuçları açıklanmadan alınan bir beyan, kanunun öngördüğü korumayı ortadan kaldırmaz.
Sınır dışı işlemine karşı yargı yolu, özellikle 676 sayılı KHK ile getirilen istisnanın yürürlükte olduğu dönemde aynı korumayı sağlamamıştır. Anayasa Mahkemesi, 03.12.2020 tarihli ve B. No: 2017/29420 sayılı kararında, başvurucunun sınır dışı kararına karşı dava açıp yürütmenin durdurulmasını istemesine rağmen yargılama sürerken sınır dışı edilmesi nedeniyle kötü muamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Karar, sınır dışı işleminin yargılama sürerken uygulanmasının hak kaybına yol açtığını gösterir. Karar, 676 sayılı KHK ile 54. maddenin (b), (d) ve (k) bentleri bakımından kendiliğinden durmanın kaldırıldığı döneme ilişkindir; bu istisna 7196 sayılı Kanunla kaldırılmıştır. Bu nedenle dava açıldıktan sonra başvurunun kararı veren makama bildirilmesi ve idarenin işlemi uygulamaması için gerekli yazışmanın yapılması önemlidir. Dava sürerken sınır dışı edilen kişi ise Anayasa Mahkemesine başvurmak için idare mahkemesinin kararını beklememelidir: otuz günlük bireysel başvuru süresi bu durumda, kural olarak ülkeden çıkışın sağlandığı tarihten işler (Anayasa Mahkemesinin 26.02.2025 tarihli ve B. No: 2024/29600 sayılı kararı, § 22).
Başvuruyu Kararı Veren Makama Bildirmek Neden Önemli?
6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası, mahkemeye başvuran kişinin sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirmesini öngörür. Bu, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesinden ayrı bir adımdır. Mahkeme dilekçeyi davalı idareye tebliğ eder (2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrası); ancak kanun, başvurunun ayrıca kararı veren makama bildirilmesini öngörür.
Bildirim yazılı yapılmalı ve tarihi belgelenmelidir. Kararı veren valiliğe veya valiliğin İl Göç İdaresi Müdürlüğüne hitaben yazılan bir dilekçeyle, hangi mahkemede hangi tarihte dava açıldığı ve dava konusu kararın tarih ve sayısı belirtilir; dilekçenin bir örneği de dosyaya eklenir. Kişi geri gönderme merkezinde tutuluyorsa bildirim, merkez yönetimine de ayrıca iletilmelidir.
Bildirimin yapılmaması hâlinde idare, davadan haberdar olmadığı gerekçesiyle işlemi uygulamaya devam edebilir. Kanunun koruması devam etse de fiilî uygulama riski doğar. Bu nedenle bildirim, dava açma süresi içinde yapılması gereken işlemlerin son adımı olarak planlanmalıdır.
Mahkeme Ne Kadar Sürede Karar Verir ve Karar Kesin midir?
Dava, kural olarak dosya tekemmül ettikten sonra karara bağlanır; ilk inceleme aşamasında verilen ret kararları bunun dışındadır (2577 sayılı Kanun’un 14. ve 15. maddeleri). 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır; başvuru, dosyanın tekemmülünden veya ara karar ya da duruşma yapılması gereken hâllerde bunların tamamlanmasından itibaren on beş gün içinde sonuçlandırılır. İdarenin savunma süresi 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesine göre otuz gündür; süre, haklı sebeple ve bir defaya mahsus olmak üzere en fazla otuz gün daha uzatılabilir (aynı maddenin üçüncü fıkrası).
Duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır. Yani sınır dışı davasında duruşma görülmesi kendiliğinden talep edilebilen bir hak değildir; mahkeme dosyayı duruşmasız da karara bağlayabilir.
Mahkemenin bu davada verdiği karar kesindir. Danıştay Onuncu Daire, 18.04.2024 tarihli ve 2024/1989 E., 2024/1450 K. sayılı kararında, idare mahkemesinin sınır dışı kararına ilişkin kararının kesin olduğunu; bu nedenle istinaf başvurusunun incelenemeyeceğini ve Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyize gidilemeyeceğini belirtmiştir:
Danıştay Onuncu Dairenin 18.04.2024 tarihli kararı:
“Bu durumda, ... İdare Mahkemesince verilen kararın kesin olması nedeniyle, anılan karara yönelik olarak istinaf başvurusunun incelenmesizin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.”
Süre aşımı gibi usulden verilen ret kararlarının kesin olup olmadığı konusunda Danıştay Onuncu Dairesinin oy çokluğuyla verilmiş, farklı yönde kararları vardır. Daire, 20.12.2023 tarihli ve 2023/6543 E., 2023/8591 K. sayılı kararında, süre aşımı nedeniyle verilen ret kararına karşı istinaf başvurusunu incelemeksizin reddeden ve temyiz istemini de kesinlik gerekçesiyle reddeden bölge idare mahkemesi kararını onamıştır; usule ilişkin kararların kesin olmadığı görüşü karşı oyda kalmıştır. 20.02.2024 tarihli ve 2024/693 E., 2024/236 K. sayılı kararında ise süre aşımı nedeniyle verilen ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun süresini incelemiş; idare mahkemesi kararının kesin olduğu görüşü bu kez karşı oyda kalmıştır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu ise açıktır; başvuru, nihai kararın öğrenilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılır (6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin beşinci fıkrası). Anayasa Mahkemesi, süre aşımı nedeniyle verilen idare mahkemesi kararını nihai karar saymakta ve başvuru süresini bu kararın öğrenilmesinden hesaplamaktadır (B. No: 2022/33712, § 13; B. No: 2021/30079, § 11). Bu nedenle usulden ret kararı üzerine de Anayasa Mahkemesine, istinaf yoluna başvurulsa bile, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde başvurulmalıdır. Dava sürerken sınır dışı edilen kişi bakımından ise otuz günlük süre, kural olarak ülkeden çıkışın sağlandığı tarihten işler; idare mahkemesinin kararı beklenmez. Anayasa Mahkemesi, sınır dışı edildiğini bildiği hâlde idare mahkemesinin nihai kararını bekleyen başvurucunun başvurusunu süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulmuş; önceki kararına atıfla, bu iddianın kural olarak ülkeden çıkışın sağlandığı tarihten itibaren başvuru süresi içinde dile getirilmesi gerektiğini belirtmiştir (B. No: 2024/29600, § 22-23). Çıkışı sonradan öğrenen yakın ya da vekil de süreyi bu tarihten hesaplamalıdır. Bireysel başvuru sınır dışı işlemini kendiliğinden durdurmaz; Anayasa Mahkemesi, koşulları varsa tedbir kararı verebilir. Anayasa Mahkemesi, sınır dışı işlemine karşı etkili bir başvuru yolunun bulunmasını ve bu yolun uygulamada işlemesini arar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru da iç hukuk yolları tükendikten sonra gündeme gelir; başvuru süresi, iç hukuk yollarının tükenmesinden itibaren dört aydır ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca geçici tedbir istenebilir.
Dava dilekçesinde gösterilen adrese tebligat yapılamazsa dosya işlemden kaldırılır. Bu hâlde 2577 sayılı Kanun’un 26. maddesinin üçüncü fıkrasındaki bir yıllık süre yerine iki aylık süre uygulanır (6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası). Bu süre, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlar. İki ay içinde yeni adres bildirilmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Bu nedenle dilekçede adresin açık ve tebligata elverişli yazılması, değişiklik olursa mahkemeye bildirilmesi gerekir.
Dava Dilekçesinde Neler Bulunmalı?
Dava, mahkeme başkanlığına hitaben yazılmış imzalı bir dilekçeyle açılır (2577 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası). Dilekçede tarafların ve varsa vekillerinin ad, soyad ve adresleri; davanın konusu, sebepleri ve dayandığı deliller; dava konusu işlemin yazılı bildirim tarihi yer alır (aynı maddenin ikinci fıkrası). Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dilekçeye eklenir (aynı maddenin üçüncü fıkrası).
Uygulamada dilekçeye şu belgeler eklenir:
- sınır dışı etme kararının bir örneği;
- kararın tebliğ belgesi veya tebliğ tarihini gösteren belge;
- kimlik belgesi ya da pasaport örneği;
- vekil aracılığıyla başvuruda vekâletname;
- davanın dayanağı olan diğer belgeler (ikamet izni, çalışma izni, sağlık raporu, aile bağını gösteren belgeler gibi).
Vekâletname, yurt dışından verilmişse apostil veya konsolosluk onayı ve yeminli tercümesiyle birlikte sunulur. Dilekçede dava açma süresinin başlangıcı olan tebliğ tarihinin açıkça yazılması, süre denetimi bakımından önemlidir.
Dava açılırken maktu harç ve posta ücreti alınır (2577 sayılı Kanun’un 6. maddesi). Eksik ödeme hâlinde otuz gün içinde tamamlanması istenir; tebligata rağmen tamamlanmazsa bildirim bir kez daha yapılır, bu süre de geçerse davanın açılmamış sayılmasına karar verilir (aynı maddenin dördüncü fıkrası). Ödeme gücü bulunmayanlar adli yardım talep edebilir; 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle adli yardım bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Yabancıların adli yardımdan yararlanması kanunda ayrıca karşılıklılık şartına bağlanmıştır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesinin üçüncü fıkrası). Ancak uluslararası koruma statüsü sahipleri ve Vatansız Kişi Kimlik Belgesi sahipleri bu şarttan muaftır (6458 sayılı Kanun’un 88. maddesinin birinci fıkrası ve 51. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi). Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu da bir tazminat davasına ilişkin kararında karşılıklılık şartının kişinin statüsü ve ödeme gücü dikkate alınmadan kategorik olarak uygulanmasını mahkemeye erişim hakkının ihlali saymış ve ihlal kanundan kaynaklandığı için durumu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirmiştir (17.05.2023 tarihli ve B. No: 2019/26339 sayılı karar). İdari gözetim işlemine karşı yargı yoluna başvuran ve avukatlık ücretini karşılama imkânı bulunmayanlara, talepleri hâlinde 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca avukatlık hizmeti sağlanır.
Hangi Hallerde Karar İptal Edilir?
Sınır dışı etme kararı bir idari işlem olduğu için iptal davasında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından hukuka uygunluk denetlenir. Uygulamada en sık görülen iptal sebepleri şunlardır:
a) Yetki
Karar, 53. madde uyarınca valilik tarafından verilmelidir. Yetkisiz bir makamın kararı iptal sebebidir.
b) Şekil
Kararın gerekçeli olması ve usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekir. Avukatla temsil edilmeyen kişiye kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri bildirilmelidir (53. maddenin ikinci fıkrası). Bu bildirimin yapılmaması, savunma hakkını etkilediği ölçüde hukuka aykırılık oluşturur.
c) Sebep
Kararın dayandığı olgu, 54. maddede sayılan sebeplerden birine uymalıdır. Örneğin vize veya vize muafiyeti süresini yalnızca birkaç gün aşan kişi hakkında 54. maddenin birinci fıkrasının (e) bendi uygulanamaz; bu bent on günden fazla aşmayı veya vizenin iptal edilmiş olmasını arar. İkamet izni süresi sona ermiş olsa bile kabul edilebilir gerekçesi bulunan kişi hakkında (g) bendi uygulanamaz.
d) 55. Maddedeki Yasaklar
Kararın verilmesini engelleyen hâllerden biri varsa, 54. maddedeki sebep bulunsa dahi karar verilemez. Ülkesinde kötü muamele riski bulunan kişi bakımından bu, hem ulusal hukukun hem de Anayasa’nın 17. maddesinin gereğidir.
e) Takdir Yetkisinin Ölçüsüz Kullanılması
Kamu düzeni veya kamu güvenliği gerekçesine dayanan kararlarda idarenin takdir yetkisi vardır; ancak bu yetki ölçülü kullanılmalıdır. Yerleşik aile hayatı, uzun süreli ikamet, çocuğun üstün yararı ve sağlık durumu gibi unsurlar kararda tartışılmalıdır. Bu unsurların hiç değerlendirilmemesi, gerekçenin yetersizliği sonucunu doğurur.
f) İptal Kararının Sonuçları
İptal kararı, sınır dışı etme kararının hukuka aykırı olduğunu tespit eder; yabancıya kendiliğinden ikamet izni sağlamaz. İkamet izni için ayrıca başvuru yapılması gerekir. Giriş yasağı ayrı bir işlem olduğundan, iptal edilmedikçe veya idarece kaldırılmadıkça varlığını korur. İdare, iptal kararından sonra yeni bir işlem tesis edebilir; ancak yeni işlem de hukuka uygunluk denetimine tabidir.
Dava dilekçesinde bu sebeplerin somut olayla ilişkilendirilmesi gerekir. “Karar hukuka aykırıdır” demek yeterli değildir; hangi olgunun 54. maddedeki hangi bende uymadığı, 55. maddedeki hangi engelin bulunduğu veya hangi takdir hatasının yapıldığı belgelerle gösterilmelidir. Kötü muamele riski, aile hayatı, sağlık durumu ve 55. maddedeki engeller gibi bütün iddialar ve deliller idare mahkemesindeki dilekçede ileri sürülmelidir; mahkemenin kararı kesin olduğu için bu dilekçe tek fırsattır. Anayasa Mahkemesi, idare mahkemesinde yalnız kötü muamele riskini ileri sürüp aile hayatına ilişkin şikâyette bulunmayan başvurucunun bu şikâyetini başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (B. No: 2022/33712, § 31-33).
İdari Gözetim Altındaysa Ne Yapılır?
İdari gözetim, sınır dışı etme kararından ayrı bir işlemdir. 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesine göre, hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan kaçma ve kaybolma riski bulunan, giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, çıkış için tanınan sürede çıkmayan veya kamu düzeni, güvenliği ya da sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır ya da 57/A maddesi uyarınca idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilir (57. maddenin ikinci fıkrası). Kolluğun yakaladığı yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınıp alınmayacağının değerlendirme ve karar süresi kırk sekiz saati geçemez (birinci fıkra). İdari gözetim kararı alınan yabancı, yakalamayı yapan kolluk birimince kırk sekiz saat içinde geri gönderme merkezine götürülür (ikinci fıkra); gözetim kararı gerekçesiyle birlikte tebliğ edilir (beşinci fıkra).
Gözetim süresi geri gönderme merkezlerinde altı ayı geçemez; iş birliği yapılmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ve belgelerin verilmemesi nedeniyle sınır dışı işlemleri tamamlanamazsa bu süre en fazla altı ay daha uzatılabilir (57. maddenin üçüncü fıkrası). Gözetimin devamında zaruret olup olmadığı valilikçe her ay değerlendirilir; gerek görüldüğünde otuz günlük süre beklenmez (dördüncü fıkra).
Gözetim kararına karşı başvuru mercii sulh ceza hâkimliğidir. Kanun, başvurunun idari gözetimi durdurmadığını, sulh ceza hâkiminin incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırdığını ve kararın kesin olduğunu hükme bağlamıştır (57. maddenin altıncı fıkrası):
6458 sayılı Kanun’un 57. maddesinin altıncı fıkrası:
“İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir.”
Bu başvuru için kanunda ayrı bir süre öngörülmemiştir; kişi gözetim altında bulunduğu sürece başvurabilir ve koşullar değiştiğinde yeniden başvurabilir. Gözetim kararına yapılan başvuru, sınır dışı kararına karşı idare mahkemesinde açılan davadan bağımsızdır; biri diğerinin yerine geçmez. İdari gözetim yerine 57/A maddesi uyarınca alternatif yükümlülükler de getirilebilir. Bunlar belirli adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, aile temelli geri dönüş, geri dönüş danışmanlığı, kamu yararına hizmetlerde gönüllülük esasıyla görev alma, teminat ve elektronik izlemedir. Bu yükümlülüklerin süresi yirmi dört ayı geçemez. 57. maddenin ikinci fıkrası kapsamında olup idari gözetim altına alınmayanlara bu yükümlülüklerden birinin veya birkaçının getirilmesi zorunludur. Elektronik izleme kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurulabilir; başvuru yükümlülüğü durdurmaz, hâkim beş gün içinde kesin karar verir. Yükümlülüklere uyulmaması hâlinde idari gözetim altına alınma gündeme gelebilir.
Geri gönderme merkezinde bulunan yabancıya yakınlarına, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme, bunlarla görüşme ve telefon hizmetlerine erişme imkânı sağlanır (59. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi). İdari gözetim işlemine karşı yargı yoluna başvuranlardan avukatlık ücretini karşılama imkânı bulunmayanlara, talepleri hâlinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine göre avukatlık hizmeti sağlanır (57. maddenin yedinci fıkrası).
Geri Gönderme Merkezindeki Bir Yakın İçin Ne Yapılabilir?
Sınır dışı süreci, kararı alan kişinin yakını için de takip edilebilir bir süreçtir. Yakın, kendi adına dava açamaz; dava, yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından açılır (6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası). Yakın, ancak vekâletname ile avukat üzerinden ya da yasal temsilci sıfatıyla süreci yürütebilir. İzlenecek yol şu adımlardan oluşur:
- Karar ve tebliğ belgesi temin edilir. Kararın tarih ve sayısı ile tebliğ tarihi, yedi günlük sürenin başlangıcını belirler. Karar örneği verilmiyorsa yazılı olarak istenir.
- Tebliğ tarihi not edilir. Süre, tebliği izleyen günden işlemeye başlar. Son günün tatile rastlaması hâlinde süre, takip eden çalışma gününün bitimine kadar uzar.
- Avukatla temsil sağlanır. Vekâletname yurt dışından verilecekse apostil veya konsolosluk onayı ile yeminli tercüme gerekir. Merkezde avukata erişim hakkı vardır (59. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi).
- Süresi içinde idare mahkemesinde dava açılır. Dilekçeye karar ve tebliğ belgesi eklenir; dava açma süresi kaçırılmaz. Dilekçe, yetkili mahkemeye gönderilmek üzere bulunulan yerdeki idare mahkemesine, idare mahkemesi yoksa asliye hukuk hâkimliğine, yurt dışında Türk konsolosluğuna da verilebilir; dava, kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır (2577 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddeleri).
- Başvuru, kararı veren makama bildirilir. Valiliğe veya İl Göç İdaresi Müdürlüğüne yazılı bildirim yapılır ve bir örneği saklanır.
- İdari gözetim varsa ayrı başvuru yapılır. Sulh ceza hâkimliğine başvuru, sınır dışı davasından ayrıdır ve gözetimi kendiliğinden durdurmaz.
- Karar takip edilir. Esas hakkında verilen karar kesindir; tebligat için bildirilen adresin geçerli olması gerekir. Adres değişirse yeni adres hemen mahkemeye bildirilir; bildirilmezse eski adrese çıkarılan tebliğler yapılmış sayılır (7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi). Gösterilen adrese tebligat yapılamazsa dosya işlemden kaldırılır; iki ay içinde yeni adres bildirilmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verilir (6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası, 2577 sayılı Kanun’un 26. maddesinin üçüncü fıkrası).
Giriş Yasağı, Terke Davet ve Sınır Kapısında Geri Çevrilme ile Farkı
Sınır dışı etme kararıyla karıştırılan üç işlem vardır. Bunların süresi, mercii ve sonucu farklıdır.
Giriş yasağı. Türkiye’den sınır dışı edilen yabancının ülkeye girişi Göç İdaresi Genel Müdürlüğü veya valilikler tarafından yasaklanır (6458 sayılı Kanun’un 9. maddesinin ikinci fıkrası). Yasağın süresi en fazla beş yıldır; kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre en fazla on yıl daha artırılabilir (üçüncü fıkra). Kanunda “süresiz yasak” diye bir kurum yoktur. Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durum tespit edilmeden önce çıkış için valiliğe başvuranlar hakkında, idari para cezaları ödenmiş ve ihlal süreleri aşılmamışsa giriş yasağı kararı alınmayabilir (dördüncü fıkra). Terke davet edilip süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında da giriş yasağı alınmayabilir (beşinci fıkra). Göç İdaresi Genel Müdürlüğü giriş yasağını kaldırabilir veya yasak saklı kalmak kaydıyla belirli bir süre için girişe izin verebilir (altıncı fıkra). Giriş yasağı tebliğ edilir; tebligatta yabancının karara karşı itiraz haklarını nasıl kullanacağı da belirtilir (10. madde). Giriş yasağı ayrı bir işlem olduğu için iptali de ayrı davada istenir; dava süresi genel hükme göre altmış gündür. Yasağın süresi dolsa da sınır dışı masrafları geri ödenmedikçe yabancının girişine izin verilmeyebilir (60. maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendi); ayrıca kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı sebebiyle ya da idari para cezaları ve kamu alacakları sebebiyle ülkeye kabul ön izin şartına bağlanabilir (9. maddenin yedinci fıkrası).
Türkiye’yi terke davet. Sınır dışı etme kararı alınanlara, kararda belirtilmek kaydıyla, ülkeyi terk edebilmeleri için on beş günden az olmamak üzere otuz güne kadar süre tanınır (56. maddenin birinci fıkrası). Kaçma ve kaybolma riski bulunanlara, yasal giriş veya çıkış kurallarını ihlal edenlere, sahte belge kullananlara, asılsız belgelerle ikamet izni almaya çalışanlara veya aldığı tespit edilenlere, kamu düzeni, güvenliği ya da sağlığı açısından tehdit oluşturanlara bu süre tanınmaz. Süre tanınan kişiye verilen Çıkış İzin Belgesi hiçbir harca tabi değildir; vize ve ikamet harçları ile bunların cezalarına ilişkin yükümlülükler saklıdır (ikinci fıkra). Terke davet edilen yabancı, tanınan süre içinde ikamet izni veya çalışma izni başvurusu yapamaz; bu sürede kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın çıkmayan hakkında valilik idari gözetim kararı alır (Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 58. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları; Kanun’un 57. maddesinin ikinci fıkrası).
Sınır kapısında geri çevrilme. Türkiye’ye girişine izin verilmeyen ve kabul edilemeyen yolcu kapsamına alınan kişiler sınır kapısında geri çevrilir (7. madde). Bu işlem, ülkede bulunan bir yabancının sınır dışı edilmesinden farklıdır; kişi henüz ülkeye girmemiştir ve işlem sınır kapısında yapılır. İşlem, karara karşı itiraz haklarının nasıl kullanılacağı da belirtilerek tebliğ edilir ve kişi, işlemleri sonuçlanıncaya kadar sınır kapısında kendisi için belirlenen alanda bekletilir (7. maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları). Sınır dışı etme kararına ilişkin yedi günlük süre ve kanundan doğan durdurma (53. maddenin üçüncü fıkrası) bu işlem için öngörülmemiştir; işlemin iptali, 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki altmış günlük genel süre içinde açılacak davada istenir. Gönderileceği yerde zulüm veya kötü muamele riski bulunan kişi, sınır kapısında kolluk birimine uluslararası koruma başvurusu yapabilir; başvuru derhâl valiliğe bildirilir (65. maddenin ikinci fıkrası).
Sıkça Sorulan Sorular
Sınır dışı etme kararına itiraz süresi kaç gündür? Yedi gündür. Süre, kararın tebliğinden itibaren işler; tebliği izleyen günden başlar (6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası, 2577 sayılı Kanun’un 8. maddesi). Süre 2019’da 7196 sayılı Kanunla on beş günden yedi güne indirilmiş; 7533 sayılı Kanun 30.11.2024’te fıkrayı yeniden yazarken yedi günü korumuştur.
Dava açmak sınır dışı edilmeyi kendiliğinden durdurur mu? Evet. Süresi içinde dava açılırsa yabancı, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilemez. Bu sonuç kanundan doğar; ayrıca yürütmeyi durdurma kararı alınması gerekmez (53. maddenin üçüncü fıkrası).
Hangi mahkemede dava açılır? Kararı veren valiliğin bulunduğu yerin bağlı olduğu idare mahkemesinde. Yetkili mahkeme, 2577 sayılı Kanun’un 32. maddesinin birinci fıkrasına göre, işlemi yapan merciin bulunduğu yere göre belirlenir. Süreyi kaçırmamak için dilekçe, yetkili mahkemeye gönderilmek üzere bulunulan yerdeki idare mahkemesine, idare mahkemesi yoksa asliye hukuk hâkimliğine de verilebilir (2577 sayılı Kanun’un 4. maddesi).
Karar hangi makama karşı açılır? Kararı veren valiliğe karşı. İşlem valilik adına İl Göç İdaresi Müdürlüğünce tesis edilse de davalı, kararı veren idari merci olan valiliktir.
Sınır dışı kararı ile giriş yasağı aynı davada açılabilir mi? Kural olarak her işlem için ayrı dava açılır; aralarında maddi veya hukuki bağlılık bulunan işlemler tek dilekçeyle de dava edilebilir (2577 sayılı Kanun’un 5. maddesi). Danıştay Onuncu Daire, sınır dışı kararı ile davacının dayanak olduğunu ileri sürdüğü düzenleyici işlemin tek dilekçeyle dava edilemeyeceğine karar vermiştir; gerekçe, iki davanın ilk derece mahkemesinin ve yargılama usulünün farklı olması ve iki işlem arasında bağlılık bulunmamasıdır. Giriş yasağı bakımından bağlantı iddiası somut olaya göre değerlendirilir; süreler farklı olduğu için ayrı dilekçe en güvenli yoldur.
Mahkeme ne kadar sürede karar verir? Dosya tekemmülünden itibaren on beş gün içinde. Savunmanın verilmesi veya savunma süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. Duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır.
Karar kesin mi, istinaf edilebilir mi? 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bu davada verilen karar kesindir; Danıştay uygulamasında istinaf ve temyiz yolu kapalıdır. Süre aşımı gibi usulden ret kararlarının kesinliği konusunda Danıştay Onuncu Dairesinin karşı oylu, farklı yönde kararları vardır; Anayasa Mahkemesi ise bu kararları da nihai karar sayar. Bu nedenle usulden ret kararı üzerine de Anayasa Mahkemesine kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde bireysel başvuru yapılmalıdır.
İdari gözetim altındaki kişi ne yapabilir? Sulh ceza hâkimliğine ayrıca başvurulur. Bu başvuru gözetimi kendiliğinden durdurmaz; hâkim beş gün içinde kesin karar verir (57. maddenin altıncı fıkrası). Gözetim koşulları değişirse yeniden başvurulabilir.
Geri gönderme merkezindeki yakın avukatla görüşebilir mi? Evet. Merkezde yakınlara, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme, görüşme ve telefon hizmetlerine erişme imkânı sağlanır (59. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi). İdari gözetim işlemine karşı yargı yoluna başvuranlardan avukatlık ücretini karşılama imkânı bulunmayanlara talepleri hâlinde avukatlık hizmeti sağlanır (57. maddenin yedinci fıkrası).
Giriş yasağı süresiz olabilir mi? Hayır. Giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır; ciddi tehdit hâlinde en fazla on yıl daha artırılabilir. Kanunda süresiz yasak öngörülmemiştir (9. maddenin üçüncü fıkrası). Ancak yasak sona erse de sınır dışı masrafları geri ödenmedikçe girişe izin verilmeyebilir ve ülkeye kabul ön izin şartına bağlanabilir (60. maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendi, 9. maddenin yedinci fıkrası).
Karar tebliğ edilmezse süre işler mi? Süre kural olarak tebliğ ile işlemeye başlar. Ancak tebliğ yapılmamışsa Danıştay, işlemin bütün unsurlarıyla öğrenildiğinin kanıtlanması şartıyla, sürenin başlangıcı olarak öğrenme tarihini esas alabilmektedir. Tebligatta süre gösterilmemesi de sürenin hiç işlemeyeceği anlamına gelmez; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararına göre bu durumda idare mahkemesindeki 60 günlük genel süre uygulanmalıdır. Ancak kuralı sınır dışı kararına uygulayan bir üst mahkeme kararına rastlanmamaktadır ve sınır dışı edilmeme güvencesinin 60 güne uzayıp uzamadığı netleşmemiştir. Bu nedenle kararın bir örneği istenmeli, tebliğ tarihi belgelenmeli ve dava tebliğden, tebliğ yoksa öğrenmeden itibaren yedi gün içinde açılmalıdır. Süre gösterilmemiş ve yedi gün geçmişse dava yine de beklemeden, en geç 60 gün içinde açılmalıdır.
