Ara
  • Hüseyin Baran DELİL

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Baran Delil Avukatlık Bürosu


ölünceye kadar bakma sözleşmesi

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, iki taraflı ve karşılıklı borç doğuran bir sözleşmedir. Aslen borçlar hukukunun konusu dahilinde bulunmakla birlikte, miras hukukundaki etkileri nedeniyle miras davalarına sıklıkla konu edilmektedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmeleriyle ilgili olarak muvazaa veya şekil noksanlıkları nedeniyle tapu iptali ve tescil davaları açılabilmekte, terditli olarak saklı pay mirasçıları tarafından tenkis talebinde bulunulabilmektedir. Ancak Yargıtay tarafından da verilmiş olan kararlardan anlaşılabileceği üzere ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin mirastan mal kaçırma gibi nedenlerle muvazaalı olması halinde tapu iptali ve tesciline gidilebilmekte ise de, karşılıklı borç yükleyen sağlararası bir sözleşme olmasından dolayı tenkis davasına konu edilememektedir.


Bu makalemizde ölünceye kadar bakma sözleşmelerine ilişkin olarak tüm bu meseleleri bir arada işleyeceğiz ve hukuk sistemimizde ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin yürürlük ve uygulama kurallarına değineceğiz.



Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Taraflar


Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tarafları bakım borçlusu ve bakım alacaklısıdır. Bakım borçlusu, bakım alacaklısı ölünceye dek ona bakma ve onu gözetme borcunu üstlenirken; bakım alacaklısı, bakım borçlusunun bakım ve gözetim ödevi karşılığında belirli bir malvarlığı değerini veya malvarlığının tamamını devretme borcu altına girmektedir.



Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmelerinin Geçerliliği


Türk Borçlar Kanunumuzun 612. maddesi gereği ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin geçerliliği, miras sözleşmesi şeklinde yapılmasına bağlıdır.


TBK 612. Maddesi: "Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanmasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz. Sözleşme, Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılmışsa, geçerliliği için yazılı şekil yeterlidir."

Dolayısıyla ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde şekil hususunu değerlendirirken miras sözleşmelerinin geçerliliği için öngörülmüş olan şartların uygulanacak olması durumu söz konusu olmaktadır. Miras sözleşmelerinin geçerliliği, resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmelerine bağlıdır. Resmi vasiyetname de yetkili kişi tarafından iki tanık huzurunda düzenlenebilmektedir.


Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenleme hususunda yetkili resmi memurlar: noterler, sulh hukuk mahkemesi hakimleri ve tapu memurlarıdır. Sulh hukuk hakimi ile noter, taşınır/taşınmaz tüm mallara yönelik hakları ilgilendiren hususlara ilişkin olarak ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenleyebilmektedir. Tapu memurları ise yalnızca konusu taşınmaz üzerindeki ayni hakları ilgilendiren ölünceye kadar bakma sözleşmelerini düzenlemeye yetkilidir.



Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmelerinin Düzenlenişi


Tarafların hazırladığı sözleşme, sözlü veya yazılı olarak resmi memura sunulur. Resmi memur tarafından usulüne uygun şekilde tanzim edilen sözleşme taraflarca okunup resmi memurun ve iki tanığın huzurunda imzalanır.


Tanıklar da tarafların son arzularına tanık olduklarını ve bu arzularının kendilerine sözleşmenin imzalanması esnasında beyan edildiğini, kendi gördükleri kadarıyla sözleşme taraflarının hukuki bir sözleşme yapmaya ehil olduklarını beyan eder ve imzalarlar.


Sözleşmenin tarafları, resmi memur ve tanıklar aynı anda ve aynı yerde bulunmalı, tüm bu kişilerin imzaları birlikte ve resmi memur huzurunda alınmalıdır.



Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmelerinde Taşınmaz Mülkiyetinin Geçişi


Ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin imzalanmasıyla birlikte tarafların karşılıklı borç ve yükümlülüklerinin doğduğunun kabulü gerekir. Böylece, bakım borçlusu bakım yükümlülüğünü, bakım alacaklısı da taşınmaz mülkiyetini bakım borçlusu üzerine geçirme yükümlülüğünü yerine getirmekle mükelleftir.


Eğer sözleşme tapu müdürlüğünde gerçekleştiriliyorsa hemen burada tapu devri de sağlanabilecektir. Tapu müdürlüğünden başka bir yerde sözleşmenin yapılması halinde tarafların tapu müdürlüğüne birlikte başvurmak suretiyle intikali gerçekleştirmesi gerekecektir. Eğer ki mülkiyeti devir borcu bulunan bakım alacaklısı, tapuda devir işlemini gerçekleştirmiyorsa dava yoluyla devir sağlanabilecektir.


Sözleşmenin hazırlanmasıyla birlikte bakım borçlusunun taşınmaz mülkiyetinin kendi üzerine geçirilmesini talep etme hakkı doğmaktadır.


Bakım alacaklısı da alacağını güvence altına almak adına aşağıda bahsetmiş olduğumuz yasal ipotek hakkını kullanabilecektir. Ayrıca taraflar arasında düzenlenen sözleşmede herhangi bir başka güvence daha verilmişse, bakım alacaklısının bu hakları da saklı olacaktır.



Bakım Alacaklısının Yasal İpotek Hakkı


TBK 612. Madde: "Bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak üzere, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir."

Kanun maddesinden de açıkça anlaşılabileceği üzere, bakım alacaklısı tarafından bakım borçlusuna devredilen taşınmaz üzerinde bakım alacaklısı lehine ipotek tesis edilebilmektedir. Bakım borçlusunun ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde bakım alacaklısı lehine tesis edilmiş olan bu ipotek sayesinde bakım borçlusunun kötüniyetli davranışlarla yapacağı satışlar dolayısıyla iyiniyetli 3. kişilerin hakkının korunmasının de önüne geçilecektir. Dolayısıyla yasal ipotek hakkının kullanılması ve ipotek tesis edilmesi önemli bir tedbir arz etmektedir.



Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmelerinde Muvazaa


Kimi zaman ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin kötüniyetli kişilerce dürüstlüğe aykırı olarak düzenlendiği de gözlemlenmektedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin taraflarının aslında bağış sözleşmesi yapmak istedikleri halde 3. kişileri yanıltmak amacıyla bağışlama yerine ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapmaları halinde, görünürdeki işlem olan ölünceye kadar bakma sözleşmeleri, taraf iradelerinin ölünceye kadar bakma sözleşmesi kurma yönünde olmamasından dolayı yok hükmündedir; tarafların gerçek iradelerini yansıtan bağış sözleşmesi için ise, bağış sözleşmesinin diğer şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği dikkate alınarak hüküm kurulur. Taşınmazlara ilişkin bağış sözleşmeleri, resmi yazılı şekilde gerçekleştirilmelidir.


Dolayısıyla bu şekilde bir bağış sözleşmesi gerçekleştirilmemiş olacağından, bağış sözleşmesi de geçersiz olacaktır. Bu nedenle taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil davası gündeme gelecektir.



Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmelerine İlişkin Tenkis Talepleri


Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yukarıda da bahsetmiş olduğumuz üzere bir çeşit karşılıksız kazandırma değil, iki taraflı ve ivazlı(karşılıklı) sözleşmelerdir. Dolayısıyla karşılıklılık esasına dayalı sağlararası bir sözleşme olan ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle intikali gerçekleştirilen taşınmaz mülkiyetinde mirasçıların saklı paylarının bulunması söz konusu olamamaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir.


Kural olarak bu şekilde, tenkis davasına konu edilemeyen ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin çeşitli istisnai durumlarda tenkis davasına konu edilebildiği de görülebilmektedir. Örnek vermek gerekirse: Bakım borçlusunun herhangi bir nedenle bakım yükümlülüğünü yerine getirememesi nedeniyle, daha somut bir örnekle bakım alacaklısından önce vefat etmesi halinde mirasçıların belirli bir oranda hak talep edebilmeleri mümkün olmaktadır. Yargıtay tarafından verilmiş olan güncel kararlar da bu yöndedir.



Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Sona Ermesi


Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri, önel verilmek suretiyle veya önel verilmeksizin olmak üzere iki şekilde sona erebilmektedir.


Önel verilerek fesih, Türk Borçlar Kanunumuzun 616. maddesinde düzenlenmiştir:


TBK Madde 616: "Tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunur ve fazla alan taraf kendisine bağışta bulunulma amacı güdüldüğünü ispat edemezse diğer taraf, altı ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Bu oransızlığın tespitinde, ilgili sosyal güvenlik kurumunca, bakım borçlusuna verilenin değerine denk düşen anapara değeri ile bağlanacak irat arasındaki fark esas alınır. Sözleşmenin sona erdirilmesi anına kadar geçen sürede ifa edilmiş edimler, anapara ve faiziyle birlikte değerlendirilerek, denkleştirme sonucunda alacaklı çıkan tarafa geri verilir."

Önel verilmeksizin fesih ise Türk Borçlar Kanunumuzun 617. maddesinde, aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:


TBK 617. Madde: "Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelir veya başkaca önemli sebepler sözleşmenin devamını imkânsız hâle getirir ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir. Sözleşme bu sebeplerden birine dayanılarak feshedildiği takdirde kusurlu taraf, aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa, bu yüzden uğradığı zarara karşılık uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olur. Hâkim, sözleşmenin önel verilmeksizin feshini yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek, bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir."

Yukarıda alıntılamış olduğumuz kanun maddelerinden anlaşılabileceği üzere, tarafların karşılıklı olarak yükümlü oldukları edimler arasında önemli ölçüde oransızlık halinde önel verilmek suretiyle fesih söz konusu olabilmektedir. Önel verilmeksizin fesih için ise sözleşmeden doğan borçlara aykırılık, başkaca önemli bir sebeple sözleşmenin devamının imkansız hale gelmiş olması veya aşırı ölçüde güçleşmesi hallerinden biri söz konusu olmalıdır.



Bakım Borçlusunun Bakım Alacaklısından Önce Ölümü Halinde


TBK 618. Madde: "Bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası hâlinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini, bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebilir."

Bakım borçlusunun ölümü halinde yukarıdaki maddeden de anlaşılacağı üzere bakım alacaklısının bakım borçlusuna verdiği mal varlığı değerlerini, bakım borçlusunun mirasçılarından aynen geri alma talebi söz konusu değildir. Bu durumda yalnızca bakım borçlusu iflas etmiş olsaydı, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit tutarda paranın kendisine ödenmesini talep edebilecektir.





ankara miras avukatı

Desert in Dark

Büromuzda ücretsiz ve randevusuz görüşme yapılmamaktadır. Lütfen öncelikle arayıp randevu alınız.