Ceza HukukuBağlı olduğu rehber: Ceza Davaları ve Ceza Yargılaması 2026
İzinsiz Ses Kaydı Almak Suç mu? Konuşmaları Kayda Alma, Özel Hayatın ve Haberleşmenin Gizliliğini İhlal (TCK 132, 133, 134) 2026
İzinsiz Ses Kaydı Nedir?
İzinsiz ses kaydı, bir kişinin konuşmasının ya da sesinin ilgilisinin bilgisi ve rızası dışında bir cihazla kayda alınmasıdır. Her izinsiz ses kaydı suç değildir; sonuç, kaydı kimin yaptığına, konuşmanın yüz yüze mi yoksa telefon ya da internet üzerinden mi yapıldığına ve kaydın sonradan ne yapıldığına göre değişir. Konuşmanın tarafı olmayan üçüncü kişi için telefon ve internet konuşmalarında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 132. maddesi, yüz yüze konuşmalarda 133. maddesi uygulanır. İki kişilik bir konuşmayı taraflardan biri kaydederse 133. madde uygulanmaz, ancak özel hayatın gizliliğini ihlal suçu gündeme gelebilir.
Halk arasında “gizli ses kaydı”, “ortam dinlemesi” ya da “telefon dinleme” olarak anılan bu eylemler kanunda üç ayrı suç tipi altında düzenlenmiştir: haberleşmenin gizliliğini ihlal (132. madde), kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (133. madde) ve özel hayatın gizliliğini ihlal (134. madde). Hangi maddenin uygulanacağını üç soru belirler: kayıt yapan kişi konuşmanın tarafı mıdır, konuşma araya bir araç konularak mı yapılmıştır ve kayıt yalnızca alınmış mıdır, yoksa başkalarına da açıklanmış mıdır?
Makalemizde önce bu hükümleri, ardından kaydı yapan kişinin konumuna göre suçun oluşup oluşmadığını, hukuka uygun kayıt hâllerini, kaydın mahkemeye sunulmasını ve delil değerini, son olarak cezaları, şikâyet süresini ve tazminat yolunu Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.
Randevu İçin Arayınız
Görüşmeler randevu ile, büroda ya da telefonla veya WhatsApp, Google Meet ya da Zoom Meetings gibi araçlarla çevrim içi olarak yapılabilir.
İzinsiz Ses Kaydını Düzenleyen Hükümler Nelerdir?
a) Anayasa
Anayasa’nın 20. maddesi özel hayatın, 22. maddesi haberleşmenin gizliliğini güvence altına almaktadır.
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 22. maddesinin birinci fıkrası:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.”
Ceza kanunundaki suç tipleri bu iki güvencenin ceza hukuku yoluyla korunmasını sağlar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 132. maddeyle korunan hukuki yararı, “genel olarak kişilerin özel yaşamına saygı hakları, özel olarak da bireysel haberleşme özgürlüğü” olarak tanımlamıştır (Ceza Genel Kurulunun 21.05.2025 tarihli ve 2025/94 E., 2025/227 K. sayılı kararı).
b) Haberleşmenin Gizliliğini İhlal (TCK 132. madde)
Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesi:
“1. Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.
2. Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
3. Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”
Haberleşme, iletişimin araya bir araç konularak yapılmasıdır: telefon görüşmesi, mesajlaşma, e-posta, internet üzerinden sesli ve görüntülü konuşma bu kapsamdadır. Ceza Genel Kurulu, 133. maddenin kapsamını belirlerken aynı ayrımı şöyle ifade etmiştir: “Kişiler arasında, araya vasıta konarak gerçekleştirilen düşünce açıklamaları, örneğin telefon konuşmaları, internet üzerinden yapılan sesli ve/veya görüntülü konuşmalar konuşma değil, haberleşme olup kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğine müdahale edilmesi haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilmelidir.” (Ceza Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli ve 2018/243 E., 2023/160 K. sayılı kararı).
c) Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması (TCK 133. madde)
Türk Ceza Kanunu’nun 133. maddesi:
“1. Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2. Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
3. Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”
Maddenin konusu, araya araç konmadan yüz yüze yapılan ve aleni olmayan konuşmadır. Madde gerekçesine göre konuşmanın aleni olmaması bakımından yerin önemi yoktur: “Bir arada bulunan kişiler arasında yapılan konuşmanın aleni olmayan konuşma olarak kabulü için konuşmanın yapıldığı yerin önemi yoktur.” Gerekçede, bir parkta iki kişi arasında geçen ve başkalarınca ancak özel gayret gösterilerek duyulabilecek konuşmanın da, bir evde sınırlı sayıda kişi arasında yapılan konuşmanın da aleni olmayan konuşma sayıldığı belirtilmiştir (gerekçe, Ceza Genel Kurulunun yukarıdaki 2023/160 K. sayılı kararında aktarılmıştır).
d) Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK 134. madde)
Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi:
“1. Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
2. Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”
Birinci fıkra ile ikinci fıkra birbirinden bağımsız iki ayrı suçtur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/6823 E., 2022/6714 K. sayılı kararında, ikinci fıkradaki suçun oluşması için kaydın gizlice alınmış olmasının gerekmediği, “taksirle ya da tamamen hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi” özel hayata ilişkin görüntü veya sesin ilgilisinin rızası dışında ifşa edilmesinin yeterli olduğu belirtilmiştir.
Özel hayat dar yorumlanmamaktadır. Aynı Daire özel hayatı, “herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını” içeren bir alan olarak tanımlamış, kamuya açık bir yerde bulunmanın da bu alandaki her görüntü veya sesin kaydedilmesine rıza anlamına gelmediğini vurgulamıştır. Daire, kaydedilen sesin anlaşılır olmasını da aramamaktadır: özel hayat kapsamına giren seslerin “anlaşılmaz olsa dahi, gizlice kaydedilmesi” birinci fıkradaki suç için yeterlidir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 09.03.2022 tarihli ve 2022/637 E., 2022/1818 K. sayılı kararında, herkese açık bir parkta yaşanan bir kavgada mağdurun ağladığı anları ve ona yönelik alaycı sözleri telefonla videoya alan kişinin mahkûmiyeti, “kamuya açık alan” itirazı reddedilerek onanmıştır.
e) Nitelikli Hâl ve Şikâyet
TCK’nın 137. maddesine göre bu bölümdeki suçların kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ceza Genel Kurulu, bir Cumhuriyet savcısı hakkındaki dosyada, eylemlerin yalnızca görevi kötüye kullanma değil, kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen özel hayatın gizliliğini ihlal ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarını da oluşturduğu gerekçesiyle hükmü oy birliğiyle bozmuştur (Ceza Genel Kurulunun 2025/94 E., 2025/227 K. sayılı kararı).
TCK’nın 139. maddesi uyarınca 132, 133 ve 134. maddelerdeki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.
Konuşmanın Tarafı Olan Kişi Konuşmayı Kaydederse Suç İşlemiş Olur mu?
Konuşmanın tarafı olan kişi, iki kişi arasında geçen konuşmayı diğer tarafın rızası olmadan kaydetse bile 133. maddenin birinci ve ikinci fıkralarındaki suçu işlemiş olmaz; konuşma telefonla yapılmışsa 132. maddenin birinci ve ikinci fıkraları da uygulanmaz. Buna karşılık kaydın içeriği özel hayata ilişkinse ya da kayıt başkalarıyla paylaşılırsa 134. madde ile 132. maddenin üçüncü fıkrası gündeme gelebilir.
Ceza Genel Kurulu, 15.03.2023 tarihli ve 2018/243 E., 2023/160 K. sayılı kararında bu ayrımı şöyle açıklamıştır: “Birinci fıkrada düzenlenen kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları bir aletle dinleme veya ses alma cihazı ile kaydetme suçunun faili, konuşmanın tarafı olmayan üçüncü kişi(ler)dir. Konuşmanın tarafı olan kişi, bu suçun faili olamaz.” Aynı kararda ikinci fıkradaki suçun en az üç kişinin bir arada bulunduğu söyleşilerde oluşabileceği, iki kişilik konuşmayı taraflardan birinin kaydetmesinin bu fıkra bakımından da tipik olmadığı belirtilmiş ve sonuç şu cümleyle özetlenmiştir: “İki kişi arasında geçen bir konuşmanın tarafı olan kişinin bu konuşmayı diğer tarafın rızası olmaksızın kaydetmesi, 133. maddenin birinci fıkrası karşısında tipik olmamakla beraber; unsurları varsa özel yaşamın gizliliğini ihlal suçuna sebebiyet verebilir.”
Telefon görüşmesi bakımından aynı sonuca Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 04.05.2015 tarihli ve 2014/23452 E., 2015/7250 K. sayılı kararında ulaşılmıştır. Bu dosyada boşanma davası açan eş, aralarında fiilen ayrı yaşanırken telefon görüşmelerini gizlice kaydetmiş ve kayıtları içeren CD’yi boşanma davasına sunmuştur. Daire, sanığın tarafı olduğu telefon görüşmelerini kaydetmesi nedeniyle 132. maddenin birinci ve ikinci fıkralarındaki suçun unsurlarının oluşmadığını, CD’nin davaya sunulmasının ise 134. madde ile 132. maddenin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilebileceğini, ancak kayıtların üçüncü kişilerle paylaşıldığına dair bir iddia bulunmadığını ve sanığın “boşanma davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceğinden” suçun oluşmadığını belirterek beraat hükmünü oy birliğiyle onamıştır.
Yüz yüze görüşmelerde de benzer bir değerlendirme yapılmıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 02.10.2019 tarihli ve 2018/8358 E., 2019/9754 K. sayılı kararında, aralarındaki hukuki uyuşmazlıkla ilgili görüşmeyi gizlice kaydeden ve kaydı, karşı tarafın güveni kötüye kullanma suçundan sanık olarak yargılandığı ceza dosyasına sunan kişinin beraati onanmıştır. Daire; konuşmaların katılanın özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte olmadığını, görüşmeye üçüncü bir kişinin dahil olmadığını, kaydı üçüncü kişilerle paylaştığına dair delil bulunmadığını ve sanığın “ceza davasındaki iddialarını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını” taşıdığını dikkate almıştır.
Aynı Dairenin sonraki kararlarında da bu çizgi sürmüştür. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 04.06.2024 tarihli ve 2021/5406 E., 2024/2934 K. sayılı kararında, alacak davasındaki iddiasını ispatlamak için tarafı olduğu telefon görüşmesini kaydedip katılanın rızası dışında mahkemeye ibraz eden sanığın beraatini oy birliğiyle onamıştır. Daire, kaydı üçüncü kişilerle paylaştığına ilişkin bir iddia bulunmayan sanığın “hukuka aykırılık bilinci ve iradesiyle hareket etmediğinden suç işleme kastının bulunmadığı” sonucuna ulaşmıştır. Buna karşılık Daire bazı kararlarında kaydı planlı biçimde delil elde etmek amacıyla alan kişilerin beraatini bozmuştur; bu kararlar ve aradaki fark “Ses Kaydı Hangi Hâllerde Hukuka Uygun Sayılır?” başlığında anlatılmıştır.
Başkalarının Konuşmasını Gizlice Dinlemek veya Kaydetmek Hangi Suçu Oluşturur?
Konuşmanın tarafı olmayan üçüncü kişi, konuşmayı gizlice dinler ya da kaydederse kural olarak suç işler. Hangi maddenin uygulanacağı konuşmanın yüz yüze mi yoksa bir araç üzerinden mi yapıldığına bağlıdır.
a) Yüz Yüze Konuşma (Ortam Dinlemesi)
Yüz yüze yapılan aleni olmayan konuşmayı, taraflardan birinin rızası olmadan bir aletle dinleyen ya da kaydeden üçüncü kişi, 133. maddenin birinci fıkrasına göre iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Yerleştirilen bir cihaz, telefondaki kayıt uygulaması ya da açık bırakılan bir telefon bu eylemin aracı olabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 08.05.2018 tarihli ve 2017/11636 E., 2018/5191 K. sayılı kararında, adliye bahçesinde yüz yüze konuşan iki kişiden birinin yanlışlıkla bir başkasını aramasıyla ucu açık kalan telefondan konuşmayı dinleyip kaydeden kişilerin eylemi 133. maddenin birinci fıkrasındaki suç olarak değerlendirilmiş, “haberleşmenin gizliliğini ihlal” gerekçesiyle verilen beraat hükmü oy birliğiyle bozulmuştur.
Konuşmanın tarafı olan kişi de kaydı bir başkasına yaptırırsa sorumlu olabilir. Ceza Genel Kurulu bu konuda şunu belirtmiştir: konuşmanın tarafı olan kişi, “üzerinde taşıdığı bir cihaz yardımıyla bu konuşmanın üçüncü bir kişi tarafından dinlenilmesini mümkün kılmış yahut bizzat kendisi üçüncü kişiden bu konuşmayı dinlemesini talep etmiş” olabilir; bu durumda sorumluluğu iştirak hükümleri çerçevesinde belirlenir (2018/243 E., 2023/160 K. sayılı karar).
Üç ya da daha fazla kişinin katıldığı söyleşiyi katılan kişilerden biri gizlice kaydederse 133. maddenin ikinci fıkrası uygulanır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 29.05.2023 tarihli ve 2022/9400 E., 2023/1847 K. sayılı kararında, boşanma davası süren katılanı tanıyan sanık, katılanı telefonla arayarak görüşmek istemiş; birlikte getirdiği iki sanıkla bir kafede ve yaklaşık on gün sonra bir restoranda katılana eşiyle ilgili sorular sormuş, konuşmalar gizlice kaydedilmiştir. Kayıtlar katılanın eşine ulaşmış, çözülerek boşanma davasına sunulmuştur. İlk derece mahkemesi, kayıtları yapan sanığın konuşmanın tarafı olduğu gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Daire, üç sanık hakkındaki bu hükmü oy birliğiyle bozmuş; kayıtların boşanma davasının tarafı olmayan kişilerce, kendilerine karşı işlenen ani gelişen bir suç ya da haksız saldırı bulunmadığı hâlde “önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, katılan aleyhine yeni deliller elde etmek amacıyla” yapıldığının gözetilmediğini, eylemlerin 133. maddenin ikinci fıkrası ile 134. maddenin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bir sanık hakkındaki beraat hükmü ise mahkûmiyete yeter delil bulunmadığı için onanmıştır.
Söyleşiyi kaydeden katılımcının kaydı sonradan başkalarına dinletmesi ise 133. maddenin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmemektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 21.10.2024 tarihli ve 2023/6594 E., 2024/5548 K. sayılı kararında, bu fıkradaki suçun failinin konuşan tarafların dışında kalan üçüncü kişiler olduğunu ve kaydedilenin “söyleşi” değil “konuşma” niteliğinde olması gerektiğini belirtmiştir. Dosyada, hakkındaki iddialar nedeniyle ilçe milli eğitim müdürünün makam odasında şube müdürünün de bulunduğu bir görüşmeyi telefonla video kaydına alıp tanıklara dinleten öğretmen mahkûm edilmişti; Daire, içeriğin katılanın özel yaşam alanına ilişkin olmaması nedeniyle 134. maddenin de uygulanamayacağını belirterek hükmü oy birliğiyle bozmuştur.
b) Telefon, Mesajlaşma ve İnternet Üzerinden Yapılan Haberleşme
Telefon görüşmesini, yazışmayı ya da internet üzerinden yapılan görüşmeyi öğrenen ve kaydeden üçüncü kişi, 132. maddenin birinci fıkrasına göre bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşır; haberleşme içeriği kayda alınmışsa ceza bir kat artırılır. Kaydı başkasına dinletmek ayrıca 132. maddenin ikinci fıkrasındaki ifşa suçunu oluşturabilir.
Yargıtay kararlarında bu eylemin farklı görünümleri şöyle değerlendirilmiştir:
- Hoparlör: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 14.12.2016 tarihli ve 2015/10692 E., 2016/13363 K. sayılı kararında, telefonda konuşan bir kişinin hoparlörü açması üzerine yanında bulunan sanığın konuşmayı kendi telefonuyla gizlice kaydedip bluetooth ile başkasına göndermesini, konuşma telefon aracılığıyla yapıldığı için 133. madde yerine 132. maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında görmüştür. Mağdur, fiili ve failini öğrendiği tarihten itibaren altı aylık süre geçtikten sonra şikâyette bulunduğu için Daire, TCK’nın 73. maddesinin birinci fıkrası gereğince davanın düşmesine karar vermiştir.
- Eşin telefonuna kayıt programı yüklemek: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 13.03.2023 tarihli ve 2020/1338 E., 2023/765 K. sayılı kararında, boşanma aşamasındaki eşin telefonuna casus program yükleyerek görüşmelerini kaydeden ve kayıtları bir tanığa dinleten sanığın eylemini, kayıt bakımından 132. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki, dinletme bakımından ikinci fıkradaki suç olarak değerlendirmiş; sanığın “kendisine yönelen ve ani gelişen bir suç isnadı veya haksız bir saldırı da olmadığı halde açacağı boşanma davasında hukuki avantaj sağlamak amacıyla” hareket ettiğini belirterek ispat amacı gerekçesiyle verilen beraat hükmünü oy birliğiyle bozmuştur. Buna karşılık Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 08.12.2025 tarihli ve 2024/1472 E., 2025/8683 K. sayılı kararında, kendisini aldattığından şüphelenen sanığın ortak konuta gizli kamera, eşinin aracına ses kayıt cihazı yerleştirmesi ve telefonuna casus program yüklemesi nedeniyle verilen mahkûmiyetleri kaldıran bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır. Bölge adliye mahkemesi, kayıtları üçüncü kişilerle paylaştığına dair delil bulunmayan sanığın boşanma davasında aldatmayı kanıtlama amacıyla hareket ettiğini, bu nedenle hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığının kabul edilemeyeceğini belirtmişti.
- Eşin sosyal medya hesabına girmek: Ceza Genel Kurulu, boşanma davası süren eşin Facebook hesabına şifreyle girip annesiyle yaptığı yazışmaları kendi e-posta adresine aktaran sanığın eylemini 132. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki suç olarak değerlendirmiş ve oy çokluğuyla beraat hükmünü bozmuştur (Ceza Genel Kurulunun 03.11.2020 tarihli ve 2016/868 E., 2020/442 K. sayılı kararı). Kurul, haberleşmeye müdahale edenin üçüncü kişi olabileceğini, rızanın hukuka uygunluk sebebi sayılması için “haberleşen her iki tarafın da rızasının bulunması” gerektiğini ve “bir kimsenin haberleşme özgürlüğünün eşi tarafından ihlal edilmesi de hukuka uygun olarak nitelendirilemez” sonucuna ulaştığını belirtmiştir.
Aynı Genel Kurul kararında çocuk bakımından da bir değerlendirme vardır: Haberleşme hürriyeti kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, anne ve babanın on beş yaşını tamamlamış ve ayırt etme gücüne sahip çocuğun haberleşme içeriklerine müdahale hakkı yoktur; ancak çocuğu tehlikeden korumak kaygısıyla hareket eden ebeveyn bakımından “haksızlık yanılgısı” (TCK’nın 30. maddesinin dördüncü fıkrası) hükümleri uygulanabilir.
Ses Kaydı Hangi Hâllerde Hukuka Uygun Sayılır?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 135. maddesindeki hâkim kararına dayanan iletişimin denetlenmesi tedbirleri dışında, kişilerin kendi başlarına ses kaydı almasına izin veren genel bir hüküm bulunmamaktadır. Yargıtayın kabul ettiği istisna, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suç karşısında kaybolma tehlikesi olan delili korumasıdır.
Ceza Genel Kurulu bu ilkeyi şöyle ifade etmiştir: “Ancak, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması hâlinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur.” (Ceza Genel Kurulunun 22.04.2021 tarihli ve 2020/430 E., 2021/161 K. sayılı kararı). İlke, Genel Kurulun 21.06.2011 tarihli bozma kararının gerekçesinde yer almış ve bu gerekçe, rüşvet istendiği iddiasıyla görüşmelerini kaydeden kişinin kayıtlarının hukuka uygun sayıldığı dosyada 21.05.2013 tarihli ve 2012/1270 E., 2013/248 K. sayılı kararda da aktarılmıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi de 27.04.2015 tarihli ve 2014/23371 E., 2015/6859 K. sayılı kararında, ilkenin kapsamını örnekleriyle göstermiştir: kişinin “kendisine yada akrabalarına karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç” söz konusu olduğunda, kaybolma ihtimali bulunan kanıtları yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla yaptığı kayıt hukuka aykırı sayılamaz. Bu dosyada, akrabasına yönelik cinsel taciz iddiasını öğrenen ve iddiayı doğrulatmak için katılanla yaptığı görüşmeyi cep telefonuyla gizlice kaydeden, kaydı da katılanın sanık olarak yargılandığı davaya delil olarak sunan suça sürüklenen çocuğun 133. maddenin birinci fıkrasından mahkûmiyeti bozulmuş, beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Hakaret ve tehdit suçlarının unsurları için sitemizdeki hakaret suçu ve tehdit suçu makalelerine bakılabilir.
İlkenin uygulanması için şartlar sıkı aranmaktadır. Ceza Genel Kurulu, 2021/161 K. sayılı kararında, mağdur olduğunu ileri süren katılanın sanıklarla yaptığı ilk görüşmeden sonra yetkili makamlara başvurup CMK’nın 135. maddesi uyarınca karar aldırma imkânı bulunduğu hâlde bunu yapmamasını ve kayıt cihazını satın aldıktan sonra kayıt yapmasını gözeterek “ani geliştiğinden bahsedilememesi” nedeniyle delilin hukuka uygun olmadığına, bu nedenle değerlendirme dışı bırakılması gerektiğine karar vermiştir. Beraat hükümleri onanmıştır.
Yargıtay kararlarından çıkan ölçütler şu şekilde özetlenebilir:
- Kaydı yapan kişi, kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla karşı karşıya mıdır (hakaret, tehdit, şantaj, cinsel taciz, rüşvet istemi gibi)?
- Kanıtın kaybolma ihtimali var mıdır, başka kanıt elde etme ve yetkili makama başvurma imkânı gerçekten yok mudur?
- Kayıt ani gelişen bir durumda mı alınmıştır, yoksa cihaz hazırlanarak ve görüşme planlanarak mı yapılmıştır? Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.03.2020 tarihli ve 2019/972 E., 2020/2708 K. sayılı kararında, sanıkların “önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, mağdurun aleyhine yeni bir delil elde etmek amacıyla” hareket ettiğini belirterek kaydı yapanın ve kaydı dinletenin beraatine ilişkin hükümleri oy çokluğuyla bozmuştur.
- Kayıt özel hayata ilişkin bir konuşmayı içeriyor mu, yoksa hukuki uyuşmazlığa ilişkin bir görüşme midir? Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 09.02.2022 tarihli ve 2020/1668 E., 2022/883 K. sayılı kararında, evinde kalan çocuğun annesiyle yaptığı telefon görüşmesini rızaları dışında kaydedip kendisinin yargılandığı ceza davasında delil olarak sunan kişinin mahkûmiyetini, CD’de şikâyetçinin söylediği bir konuşmanın kaydedilmediği ve özel hayatın gizliliğini ihlal edecek bir hususun konuşulmadığı gerekçesiyle ifşa suçunun unsurlarının oluşmadığını belirterek bozmuştur.
- Kayıt üçüncü kişilerle paylaşılmış mı, çoğaltılıp dağıtılmış mıdır?
“İspat amacı” gerekçesi, Yargıtay kararlarında tutarlı bir ağırlık taşımamaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi iki farklı sonuca ulaşmıştır.
Birinci grupta, kaydı yapan kişinin konuşmanın tarafı olduğu, kaydı yalnızca dava dosyasına sunduğu ve üçüncü kişilerle paylaşmadığı dosyalarda beraat hükümleri “hukuka aykırılık bilinci” bulunmadığı gerekçesiyle onanmıştır (2014/23452 E., 2015/7250 K.; 2018/8358 E., 2019/9754 K.; 2021/5406 E., 2024/2934 K.). Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 20.04.2026 tarihli ve 2024/1216 E., 2026/4015 K. sayılı kararında, işyeri sahibinin cinsel saldırısına uğradığı iddiasına delil elde etmek için katılanlarla yaptığı telefon görüşmelerinin kayıtlarını ve yazışmaları yalnızca dava dosyasına sunan sanık hakkında, kayıtların ifşa edildiğine ya da üçüncü kişilerle paylaşıldığına dair iddia ve delil bulunmadığını belirterek “sanığın hukuka aykırılık bilinci ile hareket etmemesi nedeniyle” verilen beraat kararlarının sonuç itibarıyla doğru olduğunu belirtmiştir.
İkinci grupta, kaydın planlı biçimde delil elde etmek amacıyla alındığı ya da başkalarına dinletildiği dosyalarda beraat hükümleri bozulmuştur (2019/972 E., 2020/2708 K.; 2020/1338 E., 2023/765 K.; 2022/9400 E., 2023/1847 K.). Aradaki ayrım her zaman tutarlı değildir: eşin telefonuna casus program yüklenmesini içeren 2023/765 K. sayılı dosyada beraat bozulmuş, ortak konuta gizli kamera, araca ses kayıt cihazı ve telefona casus program yerleştirilmesini içeren 2025/8683 K. sayılı dosyada ise beraat onanmıştır. Sonuç, dosyanın somut şartlarına göre değişmektedir.
Ceza Genel Kurulu ise 132. maddedeki suçun “genel kastla işlenen bir suç olup suçun oluşumu için saik aranmaz” olduğunu belirtmiştir. Eşinin Facebook hesabındaki yazışmaları kendi e-posta adresine aktaran sanık dosyasında Kurul, sanığın mesajları delil olarak kullanması hâlinde dahi “ani gelişen bir olaydan da söz edilememesi” nedeniyle suçun tüm unsurlarıyla oluştuğu sonucuna varmıştır (2016/868 E., 2020/442 K.; saik hakkındaki cümle için ayrıca 2025/94 E., 2025/227 K.). Anayasa Mahkemesi de 29.09.2022 tarihli ve 2018/16857 numaralı bireysel başvuru kararında, ses kaydını elde eden kişinin “delil sunma saikiyle” hareket ettiği ve suç kastının bulunmadığı gerekçesiyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesini ilgili ve yeterli bulmamış, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Delil elde etme amacına kesin şekilde üstünlük veren bu türden bir yaklaşımın kategorik olarak böylesi saldırıların hukuk karşısında himaye edilmesine neden olacağı ve anayasal düzeyde teminat altında olan kişisel verileri ve özel hayat alanını korumasız bırakacağı değerlendirilmektedir.” (Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 29.09.2022 tarihli ve 2018/16857 numaralı bireysel başvuru kararı). Aynı kararda çatışan menfaatlerin adil biçimde dengelenmesi ve yöntemin ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği de vurgulanmıştır.
Bu nedenle ispat amacı, kaydı alan kişi bakımından kesin bir cezasızlık güvencesi sayılamaz. Kaybolma tehlikesi bulunan deliller için mahkemeden delil tespiti istenebilmesi gibi başka yollar bulunduğu hâllerde, gizli kayda başvurulmasını haklı kılan “başka kanıt elde etme imkânının bulunmaması” şartı sorun yaratabilir.
Ses Kaydını Mahkemeye Sunmak veya Başkalarıyla Paylaşmak Suç mudur?
Ses kaydını mahkemeye sunmak ile üçüncü kişilere dinletmek ya da yaymak aynı sonucu doğurmaz. TCK’nın 132. maddesinin gerekçesinde, kişiler arasındaki telefon konuşmalarına ilişkin kayıtların savcılığa veya mahkemeye verilmesi ve duruşmada açık biçimde dinlenmesi hâlinde ifşa suçunun oluşmayacağı belirtilmiştir: “kişiler arasındaki telefon konuşmalarına ilişkin kayıtların, savcılık veya mahkemeye verilmesi, duruşmada açık bir şekilde dinlenmesi veya okunması hâlinde, söz konusu suç oluşmayacaktır” (gerekçe, Ceza Genel Kurulunun 2025/94 E., 2025/227 K. sayılı kararında aktarılmıştır).
Ancak bu açıklama, kaydın hukuka aykırı alınmış olmasının doğurduğu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Ceza Genel Kurulunun 2018/243 E., 2023/160 K. sayılı kararına konu dosyada sanık, kendisiyle husumeti bulunan katılanla yüz yüze konuşan bir kişiden konuşmayı kaydetmesini istemiş ve kaydı mahkemeye delil olarak sunmuştur. Genel Kurul, kaydı mahkemeye sunmak şeklindeki eylemin 133. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmiş; ancak kaydın katılanın özel hayatına ilişkin olması ve seslerin sanığın isteği üzerine kayda alınması nedeniyle eylemi 134. maddedeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna azmettirme kapsamında değerlendirerek hükmü oy çokluğuyla bozmuştur (dört üye karşı oy kullanmıştır). Yargıtay 12. Ceza Dairesi ise 2015/7250 K. sayılı kararında eşin kaydı CD ile boşanma davasına sunmasını 134. madde ile 132. maddenin üçüncü fıkrası kapsamında “değerlendirilebilir” bulmuş, ancak paylaşım iddiası bulunmaması ve ispat amacı nedeniyle beraati onamıştır. Daire 2024 ve 2026 tarihli kararlarında da kaydı yalnızca dava dosyasına sunan ve üçüncü kişilerle paylaşmayan kişilerin beraatini onamıştır (2021/5406 E., 2024/2934 K.; 2024/1216 E., 2026/4015 K.).
Kaydın başkalarına dinletilmesi, gönderilmesi ya da internet ortamında yayımlanması ifşa sayılır. Ceza Genel Kurulu ifşayı şöyle tanımlamaktadır: “Haberleşme içeriğinin aleni bir şekilde ifşa edilmesi gerekli değildir. Bu bakımdan haberleşme içeriğinin açıklanmasının herkesin duyup görebileceği bir yerde yapılması şart değildir. Haberleşme içeriğinin bir kişiye açıklanması da ifşa anlamındadır.” (2025/94 E., 2025/227 K.). Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 134. madde bakımından ifşayı “yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması” olarak tanımlamıştır (2022/6714 K.). Konuşmanın tarafı olan kişi bakımından 132. maddenin üçüncü fıkrasındaki suç, ifşanın belirsiz sayıdaki kişi tarafından algılanabilir biçimde, yani alenen yapılmasıyla oluşur; telefon görüşmesini tek bir kişiye dinleten tarafın eylemi ise Dairenin oy çokluğuyla verdiği 2020/2708 K. sayılı kararda 134. maddenin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir. Aynı Daire, 2023/765 K. sayılı kararında kaydın bir tanığa dinletilmesini 132. maddenin ikinci fıkrası kapsamında görmüştür.
Sosyal medya hesabında, mesajlaşma gruplarında ya da video paylaşım sitelerinde yayımlanan ses ve görüntü kayıtları da ifşa sayılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2022/6714 K. sayılı kararında, sözde tedavi işlemleri sırasında evine gelen kişinin görüntülerini kaydeden ve yaklaşık bir yıl sonra bir video paylaşım sitesinde reklam malzemesi olarak yayımlayan sanık hakkında, görüntüler gizlice alınmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükmünü bozmuştur; Daire, 134. maddenin iki fıkrasının birbirinden bağımsız suçlar olduğunu ve ikinci fıkradaki ifşa suçunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. İfşa edilen ses veya görüntüde özel hayatı ihlal edilen kişinin anlaşılır ya da en azından anlaşılabilir olması gerekir.
İzinsiz Ses Kaydı Mahkemede Delil Olarak Kullanılabilir mi?
Hukuka aykırı elde edilen ses kaydı, ceza ve hukuk yargılamalarında kural olarak delil sayılmaz; ancak bu kural iki yargı kolunda aynı biçimde uygulanmamaktadır. Bir kaydın ceza davasında kullanılabilmesi, aynı kaydın boşanma ya da iş davasında kullanılabileceği anlamına gelmez.
a) Ceza Davasında
Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası:
“Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.”
CMK’nın 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, kanuna aykırı olarak elde edilen delilin ortaya konulmasının reddedilmesi gerektiğini; 217. maddesinin ikinci fıkrası ise yüklenen suçun “hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille” ispat edilebileceğini düzenlemektedir. Ceza Genel Kurulu, ani gelişen durum şartlarını taşımayan kaydın hukuka uygun olmadığını belirterek temyiz incelemesinde değerlendirme dışı bırakmış (2020/430 E., 2021/161 K.), şartları taşıyan kaydı ise hukuka uygun saymıştır (2012/1270 E., 2013/248 K.).
b) Hukuk ve Boşanma Davasında
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 189. maddesinin ikinci fıkrası:
“Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 10.09.2024 tarihli ve 2023/9244 E., 2024/5576 K. sayılı kararında, boşanma davasında erkeğin eşiyle aralarında geçen konuşmaları kaydederek elde ettiği ses kayıtlarının “hukuka aykırı delil” olduğunu, HMK’nın 189. maddesinin ikinci fıkrası gereği kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağını belirterek davanın kabulüne ilişkin hükmü oy birliğiyle bozmuştur. Aynı Daire, 12.06.2019 tarihli ve 2019/377 E., 2019/7006 K. sayılı kararında, kadının erkeğin bilgisi olmaksızın kaydettiği konuşmanın hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle “bu ses kaydının bulunduğuna ilişkin tanık beyanlarına da itibar edilemez” sonucuna ulaşmıştır. Dolayısıyla kaydın varlığını anlatan tanık beyanı da kaydın yerine geçmemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise 02.11.2022 tarihli ve 2020/26 E., 2022/1434 K. sayılı kararında daha ayrıntılı bir ölçüt getirmiştir. Dosyada erkek eş, ortak konutta çektiği görüntü ve ses kayıtlarını sunmuş; kadın ise kayıtlar sırasında “ya bak beni çekip durma” diyerek çekimi bildiğini göstermiştir. Genel Kurul çoğunluğu, “erkeğin bu çekimleri gizli olarak yapmadığı” için kaydın kadının bilgisi dışında hukuka aykırı yolla elde edildiğinden söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Kurul ayrıca, hukuka aykırı delil konusunda medeni usul hukukunda da dürüstlük kuralının esas alınması, her olayda olayın özelliğine göre değerlendirme yapılması ve “ihlâl edilen kanun hükmü ile ispatlanmak istenen menfaat arasında amaca uygunluk” hususunun gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Genel Kurul, direnme kararını bu gerekçenin yanı sıra boşanmaya sebep olan kusurlu davranışların tanık beyanlarıyla sabit olması nedeniyle değişik gerekçeyle bozmuştur. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; karşı oy yazısında kadının rızasının bulunduğu kabulüne katılınmamış, kaydın hukuka aykırı elde edilmiş bir delil olduğu ve “ani gelişen durum” istisnasının hukuk yargısında ancak çok istisnai hâllerde uygulanabileceği savunulmuştur. Bu kararlar birlikte okunduğunda, ceza yargısındaki “ani gelişen durum” istisnasının hukuk yargısında aynı biçimde uygulandığı söylenemez: 2. Hukuk Dairesi boşanma davalarında tarafın kendi aldığı kaydı da hukuka aykırı saymaktadır; iş hukukunda ise 9. Hukuk Dairesinin işçinin lehine bir kaydı dikkate aldığı karar aşağıda anlatılmıştır.
Gizli çekim ve ses kaydının boşanma davasındaki değerine ilişkin ayrıntılı açıklamalar için boşanma davalarında gizli çekim, ses kaydı ve video delilleri ile sosyal medya yazışmalarının delil olarak kullanılması hakkındaki makalelerimize bakılabilir. Sadakatsizliğin ispatı için kayda başvurulmasını gerektirmeyen yollar da vardır; bu konudaki açıklamalar zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası makalesinde yer almaktadır.
c) İş Davasında
İşyerinde ses kaydının delil değeri hem işveren hem işçi bakımından tartışılmaktadır.
İşverenin aldığı kayıt: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 01.06.2020 tarihli ve 2020/1482 E., 2020/5244 K. sayılı kararında, işyerindeki kameranın görüntüyle birlikte ses kaydı da aldığına ilişkin işçinin rızasının alınmadığını, önceden bilgilendirildiğine dair delil bulunmadığını ve işyerinde işçilerin ses kayıtlarının alınmasını gerektiren haklı bir menfaatin ortaya konulmadığını belirterek “kişilik haklarına ve hukuka aykırı olarak elde edilen ses kayıtlarının delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir” demiştir. Daire, işçinin işverene hakaret ettiği iddiasının bu kayda dayandırılamayacağı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatının kabulü gerektiği sonucuna varmış ve oy birliğiyle bozma kararı vermiştir.
İşçinin aldığı kayıt: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 18.06.2020 tarihli ve 2016/17077 E., 2020/5997 K. sayılı kararında, iş arkadaşlarının özel görüşme ve konuşmalarını cep telefonu ile gizlice kaydeden işçinin iş sözleşmesinin feshini haklı bulmuş; çalışma arkadaşlarının özel hayatına doğrudan müdahale ve şikâyete konu edildiğinde suç teşkil eden eylemin haklı fesih ağırlığında olduğunu belirtmiştir. Aynı Daire, 04.06.2018 tarihli ve 2017/25269 E., 2018/12510 K. sayılı kararında, kendisine telefonda hakaret içeren sözler söyleyen çalışma arkadaşıyla yaptığı görüşmeyi kaydeden işçi bakımından, kendisine karşı işlenen suçla ilgili ani gelişen durum ilkesine atıf yapmış, hakaret sırasında başkaca kanıt elde etme imkânı bulunmadığı ve hakaret eden diğer çalışana yalnızca uyarı verilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar vermiştir. Bu karar işe iade davası açısından da önem taşımaktadır.
İzinsiz Ses Kaydında Ceza, Şikâyet Süresi ve Zamanaşımı Ne Kadardır? (27.10.2026 İtibarıyla)
Aşağıdaki liste, TCK’nın ilgili maddelerindeki ceza aralıklarını göstermektedir. Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
- Haberleşmenin gizliliğini ihlal (132. maddenin birinci fıkrası): 1 yıldan 3 yıla kadar hapis; haberleşme içeriklerinin kaydı hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.
- Haberleşme içeriklerini hukuka aykırı ifşa (132. maddenin ikinci fıkrası): 2 yıldan 5 yıla kadar hapis.
- Kendisiyle yapılan haberleşmeyi rızasız, hukuka aykırı ve alenen ifşa (132. maddenin üçüncü fıkrası): 1 yıldan 3 yıla kadar hapis; basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde aynı ceza verilir.
- Aleni olmayan konuşmayı, tarafı olmayan kişinin dinlemesi ve kaydetmesi (133. maddenin birinci fıkrası): 2 yıldan 5 yıla kadar hapis.
- Katıldığı aleni olmayan söyleşiyi kaydetme (133. maddenin ikinci fıkrası): 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası.
- Kayıtla elde edilen verileri hukuka aykırı ifşa (133. maddenin üçüncü fıkrası): 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 4.000 güne kadar adli para cezası; basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde aynı ceza verilir.
- Özel hayatın gizliliğini ihlal (134. maddenin birinci fıkrası): 1 yıldan 3 yıla kadar hapis; görüntü veya seslerin kayda alınması hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.
- Özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı ifşa (134. maddenin ikinci fıkrası): 2 yıldan 5 yıla kadar hapis; basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde aynı ceza verilir.
- Kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi (137. madde): verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Şikâyet süresi: Bu suçlar şikâyete bağlıdır (TCK’nın 139. maddesi). TCK’nın 73. maddesinin birinci fıkrasına göre yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz; süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar (ikinci fıkra). Suçtan zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürür; hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz (dördüncü fıkra). Yargıtay 12. Ceza Dairesi hoparlör olayında şikâyetin süresinde yapılmaması nedeniyle davanın düşmesine karar vermiştir (2015/10692 E., 2016/13363 K.).
Uzlaşma: Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar, CMK’nın 253. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca uzlaştırma kapsamında olduğundan, bu suçlarda uzlaştırma girişiminde bulunulur. Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini derhâl yerine getirmesi hâlinde hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir (CMK’nın 253. maddesinin on dokuzuncu fıkrası). Uzlaştırma kapsamına giren suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla (örneğin hakaretle) aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi hâlinde ise uzlaşma hükümleri uygulanmaz (üçüncü fıkra).
Dava zamanaşımı: TCK’nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı sekiz yıldır. Maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca süre belirlenirken cezanın üst sınırı ve nitelikli hâller dikkate alındığından, kayıt suretiyle işlenen hâllerde (132. ve 134. maddelerin birinci fıkraları) üst sınır beş yılı aştığı için (d) bendi uyarınca süre on beş yıl olarak uygulanır.
İzinsiz Ses Kaydı Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?
Evet. İzinsiz ses kaydı, haklı kılan bir sebep bulunmadıkça kişilik hakkına saldırı niteliğindedir ve ceza davasından bağımsız olarak hukuk mahkemesinde de dava konusu yapılabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 24. maddesinin ikinci fıkrası:
“Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
TMK’nın 25. maddesine göre kişilik hakkı saldırıya uğrayan kimse saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir; maddi ve manevi tazminat ile kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre verilmesi istemi de saklıdır. Manevi zarar bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 58. maddesinin birinci fıkrası, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görene “manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini” isteme hakkı tanır. TBK’nın 72. maddesine göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu daha uzun süre uygulanır.
Anayasa Mahkemesi, 2018/16857 numaralı kararında sesin de kişisel veri olduğunu açıkça belirtmiştir: “Kişinin görüntüsünün yanında sesinin de kişisel veri mahiyetinde olduğu açıktır.” Bu nedenle ses kaydının izinsiz alınması ve kullanılması, kişisel verilerin korunması bakımından da değerlendirilir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) 28. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, kişisel verilerin üçüncü kişilere verilmemek ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uyulmak kaydıyla gerçek kişiler tarafından tamamen kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler kapsamında işlenmesini Kanun’un kapsamı dışında tutmaktadır; kayıt üçüncü kişilere verilirse bu istisnanın şartlarından biri gerçekleşmemiş olur.
Sıkça Sorulan Sorular
İzinsiz ses kaydı almak her zaman suç mudur?
Hayır. Suçun oluşması, kaydı yapan kişinin konuşmanın tarafı olup olmamasına, konuşmanın yüz yüze ya da telefon veya internet üzerinden yapılmasına, içeriğin özel hayata ilişkin olmasına ve kaydın paylaşılıp paylaşılmamasına bağlıdır. Konuşmanın tarafı olmayan kişinin başkalarının konuşmasını gizlice dinlemesi veya kaydetmesi ise kural olarak suçtur (TCK’nın 132. maddesinin birinci fıkrası ve 133. maddesinin birinci fıkrası).
Bir kişi, tarafı olduğu iki kişilik konuşmayı karşı tarafa söylemeden kaydederse suç işlemiş olur mu?
Tek başına, 133. madde ve telefon konuşmalarında 132. maddenin birinci ve ikinci fıkraları bakımından hayır. Ceza Genel Kurulu konuşmanın tarafının 133. maddenin birinci fıkrasındaki suçun faili olamayacağını belirtmiştir. Buna karşılık kaydın içeriği özel hayata ilişkinse 134. madde, kayıt paylaşılırsa ifşa suçları gündeme gelebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kaydı yalnızca dava dosyasına sunan ve paylaşmayan kişilerin beraatini birçok kararında onamıştır; ancak ispat amacı her kararda cezasızlık gerekçesi sayılmamıştır, bu nedenle sonuç dosyanın şartlarına göre değişir.
Hoparlörü açık telefon konuşmasını kaydetmek suç mudur?
Evet, suç oluşabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, hoparlör açıkken yanında bulunan kişinin konuşmayı kendi telefonuyla gizlice kaydedip başkasına göndermesini, konuşma telefonla yapıldığı için 132. maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında değerlendirmiştir. İlgili dosyada şikâyet süresi geçtiği için dava düşmüştür.
Eşin telefonuna kayıt programı yüklemek veya hesabına girmek suç mudur?
Evet, suç oluşabilir; ancak Yargıtay kararları arasında fark vardır. Ceza Genel Kurulu eşin sosyal medya hesabına girip yazışmaları aktarmayı 132. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki suç olarak değerlendirmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi de 2023 tarihli kararında eşin telefonuna casus program yükleyerek görüşmelerini kaydetmeyi aynı suç saymış ve boşanma davasında delil elde etme amacını beraat için yeterli bulmamıştır; aynı Daire 2025 tarihli bir kararında ise benzer kayıtları alan sanığın beraatini onamıştır.
Ses kaydını mahkemeye sunmak suç mudur?
Kanun gerekçesine göre mahkemeye sunmak ifşa sayılmaz, ancak kaydın nasıl elde edildiği ayrıca suç oluşturabilir. TCK’nın 132. maddesinin gerekçesinde kaydın mahkemeye verilmesinin ifşa suçunu oluşturmayacağı belirtilmiştir; Yargıtay 12. Ceza Dairesi de kaydı yalnızca dava dosyasına sunan ve paylaşmayan kişilerin beraatini onamıştır. Buna karşılık Ceza Genel Kurulu, kaydı yaptırıp mahkemeye sunan kişiyi özel hayatın gizliliğini ihlale azmettirmeden sorumlu bulmuştur.
İzinsiz alınan ses kaydı mahkemede delil olur mu?
Çoğunlukla hayır. Hukuka aykırı elde edilen delil ceza davasında (Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası, CMK’nın 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi) ve hukuk davasında (HMK’nın 189. maddesinin ikinci fıkrası) hükme esas alınamaz. Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan suç karşısında, başka kanıt ve başvuru imkânı bulunmayan ani gelişen durumda aldığı kayıt ceza yargısında hukuka uygun sayılabilir. Hukuk yargısında Daireler arasında fark vardır: 2. Hukuk Dairesi boşanma davalarında tarafın kendi aldığı gizli kaydı da hukuka aykırı saymakta, 9. Hukuk Dairesi ise işçinin kendisine yönelik hakaret anında aldığı kaydı hukuka aykırı bulmamıştır.
Ses kaydını sosyal medyada veya WhatsApp grubunda paylaşmak suç mudur?
Evet, suç oluşabilir. Kaydın başkalarına açıklanması ifşadır ve 132. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına, 133. maddenin üçüncü fıkrasına ya da 134. maddenin ikinci fıkrasına göre iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirebilir; ifşanın basın ve yayın yoluyla yapılması hâlinde de aynı ceza verilir. İfşa edilen sesin sahibinin anlaşılabilir olması gerekir.
Herkesin duyabileceği bir ortamdaki konuşmayı kaydetmek suç mudur?
TCK’nın 133. maddesi yalnızca aleni olmayan konuşmaları, yani başkalarınca ancak özel gayret gösterilerek duyulabilecek konuşmaları koruduğundan, aleni konuşmanın kaydı bu maddenin konusu değildir. Kaydedilen ses ya da görüntü özel hayata ilişkinse 134. madde ayrıca değerlendirilir; Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kamuya açık bir yerde bulunmanın bu alandaki her görüntü veya sesin kaydedilmesine rıza anlamına gelmediğini belirtmiştir.
İşveren çalışanların konuşmalarını kaydedebilir mi?
Kural olarak hayır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, işyerinde işçilerin ses kayıtlarını almayı gerektiren haklı bir menfaat gösterilmedikçe ve işçi önceden bilgilendirilmedikçe ya da rızası alınmadıkça, bu kayıtların delil olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.
Ebeveyn çocuğunun konuşmalarını kaydedebilir mi?
Ceza Genel Kurulu, anne ve babanın on beş yaşını tamamlamış ve ayırt etme gücüne sahip çocuğun haberleşme içeriklerine müdahale hakkı bulunmadığını belirtmiştir. Çocuğu tehlikeden korumak kaygısıyla hareket eden ebeveyn bakımından haksızlık yanılgısı hükümleri uygulanabilir.
İzinsiz ses kaydı için şikâyet süresi ve zamanaşımı ne kadardır?
Şikâyet süresi, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı aydır. Dava zamanaşımı sekiz yıldır; kayıt suretiyle işlenen hâllerde (TCK’nın 132. ve 134. maddelerinin birinci fıkraları) on beş yıl olarak uygulanır. Bu suçlar uzlaştırma kapsamındadır.
Randevu İçin Arayınız
Görüşmeler randevu ile, büroda ya da telefonla veya WhatsApp, Google Meet ya da Zoom Meetings gibi araçlarla çevrim içi olarak yapılabilir.
