Ara
  • Hüseyin Baran DELİL

Boşanma Davalarında Gizli Çekim Video, Resim ve Ses Kaydı Delillerinin Değerlendirilmesi

Baran Delil Avukatlık Bürosu


boşanma gizli çekim ses kaydı görüntü fotoğraf gizli kamera

Gizli Olarak Elde Edilmiş Olan Elektronik Kayıtların Genel Olarak Değerlendirilmesi


Hukuk sistemimizde özel hayat alanı oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu önem, yalnızca kendi yerel mevzuatımız olan Anayasamızdan, Türk Ceza Kanunumuzdan veya Türk Medeni Kanunumuz ile Hukuk Muhakemeleri gibi kanunlarımızdan ileri gelmemektedir. Özel hayat alanı ve özel hayat alanının gizliliği ve korunması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve dolayısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde de dikkate alınmakta olan hususlardır.


Gizli ve hukuka aykırı elde edilen ses kaydı, görüntü, yazışma ve ekran görüntüsü vb. delillerin kullanılmasının genel anlamda oldukça büyük sakıncalar doğurabileceği ve "zehirli ağacın meyvesi" olarak bu delilleri kullanma girişiminde bulunan kişiler açısından hukuken elverişsiz bir durum yaratacağını söylemek mümkündür. Ancak bu durumun çeşitli istisnaları vardır ve boşanma davaları da bu genel kurala dair istisnaların en yoğun görülebildiği dava türleridir.


5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunumuz, ceza hukukunun işleyişinde dikkate alınacak usule ilişkin prosedürleri ve uygulama kurallarını düzenlemekte olup, bu kanunumuzun 206. maddesinde kanuna aykırı olarak elde edilmiş olan delillerin reddolunacağı belirtilmiştir. Boşanma davaları için usul kurallarının uygulandığı genel mevzuat olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzda da aynı husus 189. maddede benzer bir ifade ile yer almış ve hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan delillerin mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı düzenlenmiştir.



Ayrıca bu tip, genel itibariyle hukuka aykırı olarak kabul edilen delillerin kullanılması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzda da Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar başlığı altında, bu spesifik duruma ilişkin olarak daha kapsayıcı haliyle özellikle 133. ve 134. maddelerde "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi" ve kayda alınması ve "Özel hayatın gizliliğini ihlal" suçlarına sebebiyet verebilecek niteliktedir. Tabii bu belirttiğimiz durumlar genel kural olup, istisnaları mevcuttur. İstisnalar her somut olay özelinde ayrı ayrı yapılacak hukuki değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu tarz delillerin mevcudiyeti halinde, muhakemeye ilişkin olası problemlerin önüne geçilebilmesi adına, mutlaka alanında uzman bir boşanma avukatı ile görüşülüp hukuki bir stratejik yol haritası oluşturulmasını tavsiye etmekteyiz.



Boşanma Davaları Özelinde Gizli Görüntü, Video, Ses vb. Kayıtların Delil Değeri Sorununun, Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirilmesi


Gizli çekim ses ve görüntü kayıtlarının özel hayatın gizliliğini ihlal ve haberleşmenin gizliliğini ihlal gibi suçları teşkil edecek nitelikte olabileceğinden ve aynı zamanda davada ileri sürülen hususlar açısından delil değeri olamayacağından yukarıda bahsetmiştik. Ancak aynı zamanda çeşitli hallerde bu kuralın istisnalarının da olacağını belirtmiştik. Boşanma davaları özelinde bu tip delillerin kullanılması, ince bir buz tabakası üzerinde yürümeye benzer. Dolayısıyla mümkün olabildiğince dikkatli bir şekilde hareket edilmesi gerekmektedir. Şimdi boşanma davaları açısından bu tip delillerin ne gibi istisnai hallerinin olduğunu/olabileceğini özetleyeceğiz.


Her ne kadar hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan mesajlaşma ve konuşma içeriği, gizli çekim görüntü ve ses kayıtlarının elde edilmesi ve kullanılması kural olarak suç teşkil ediyor veya hukuka uygun delil olarak kabul edilmiyor olsa da, Yargıtay tarafından verilmekte olan kararlar ele alındığında, eşler arasında özel hayat alanının daha dar kabul edildiğine ilişkin tespitler göze çarpmaktadır. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından bu tip delillerin kullanılmasına ilişkin kararlar da boşanma davaları açısından önem arz etmektedir.


Bu tip delillerin kullanılmasına ilişkin istisnaları iki önemli başlıkta ele alabiliriz:

  • Kişinin kendisine karşı işlenen bir suçu veya haksız fiili kayıt altına almak için gizli çekim yapması, başka türlü herhangi bir şekilde kanıt elde edilmesinin mümkün olmaması hali,

  • Eşler arasında özel hayat alanının 3. kişilere nazaran daha dar yorumlanması hali


Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/5-1270 Esas, 2013/248 Karar sayılı ve 21.05.2013 tarihli kararında da belirtilmiş olduğu üzere, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan suça ilişkin delil elde etmek amacıyla yapılan kaydın hukuka uygunluğu “bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmaması” ve “yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumların varlığı" şeklinde gelişen iki koşula bağlanmıştır.


Doktrinde de desteğini bulan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu yorumu; kişilerin mağduru oldukları bir olay ve haksız saldırı nedeniyle delilleri koruma imkanına kavuşmasını sağlayacaktır. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusu olacaktır.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve bu makalenin yazıldığı esnada boşanma davalarının temyiz sürecine bakmakla görevli Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından verilmiş olan kararlar incelendiğinde Yargıtay'ın somut olaya göre üç farklı tespitte bulunduğu gözlemlenmektedir:


  1. Ses kaydı hukuka aykırı delildir, delil olarak değerlendirilemez. [ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/20574 E., 2018/9685 K. sayılı kararı ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/20550 E., 2018/9193 K. sayılı kararı ]

  2. Ses kaydı, fotoğraf, görüntü gibi elektronik kayıt delilleri ek delillerle desteklenmedikçe tek başlarına delil olarak değerlendirilemez. [ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/16661 E., 2018/5566 K. sayılı karar ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/17151 E. , 2018/5463 K. sayılı kararları ]

  3. Kişinin kendisine yönelik bir haksız fiili veya zarar verici bir davranışı ispat etmesinin, örneğin eşinin sadakatsiz davranışlarının ispati amacıyla delil elde edilmesinin başka türlü mümkün olmaması halinde, ispat amaçlı olarak gizli ses kaydı alması hukuka uygundur [ 2. Hukuk Dairesi 2019/3848 E. , 2020/156 K. ]

Dikkat ederseniz, tüm bu farklılık arz eden kararlar, Yargıtay'ın farklı daireleri tarafından değil, aynı daire tarafından hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla gizli elde edilen ses kaydı, fotoğraf, görüntü vb. elektronik kayıt delillerinin her somut olay özelinde farklı değerlendirilebilmesi gibi bir durum söz konusu olmaktadır.



Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.09.2002 tarih ve 2002/2-617 E. 2002/648 sayılı kararında:


Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal nedenine dayalı boşanma davasında davalı kadına ait günlüğün delil olarak kabul edilip edilemeyeceği tartışılmış ve kararda bu konuya ilişkin olarak aynen;“ ‘Zehirli ağacın meyveleri’ olarak ifade edilen hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin değerlendirilmesi konusunda Medeni Usul Hukukunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.” tespiti yapıldıktan sonra yukarıda da işaret olunan öğretideki görüşlere yer verilmiş; ardından tarafların birlikte yaşadığı evde, davalı evi terk ettikten sonra kilitli olmayan yerden elde edilip mahkemeye sunulan zor ve tehdid ile ele geçirildiği savunulmayan ve davalı tarafından tutulduğu tartışmasız olan …defterin yukarıda anılan görüşler doğrultusunda delil olup olmadığı değerlendirilmiştir. Sonuçta: “öncelikli olarak özel hayatın gizliliğinin korunmasının esas olduğu; ancak somut olayın özelliğinin bu genel görüşten ayrılmayı gerektiren istisnalar içerdiği; kullanılan deliller çalınmış, tehdit ya da zorla elde edilmiş ise burada hukuka aykırılığın olacağı, hukuka aykırı yollardan elde edilmemiş delillerin ise yasak bir delil olarak değerlendirilemeyeceği; boşanma davasının zaten kişilerin özel yaşamını ilgilendiren bir dava olduğu ve kocanın eşi ile birlikte yaşadıkları mekanda ele geçirdiği eşine ait fotoğrafları, not defterini veya mektupları mahkemeye delil olarak verilmesi halinde, bu deliller hukuka aykırı yollardan elde edilmediğinden mahkemede delil olarak değerlendirileceği; aynı evde yaşayan kadının, kocanın bu delilleri ele geçirilebileceğini bilebilecek durumda olduğu, kocanın yatak odasındaki bir dolabın içinde yada yatağın altında kadın tarafından saklanan bir not defterini ele geçirmesinin, bu mekan eşlerin müşterek yaşamlarını sürdürdükleri bir yer olduğundan kadın için gizli mekan kabul edilemeyeceği; hiç kimsenin evindeki bir mekanda bulduğu bir delili hukuka aykırı yollardan ele geçirmiş sayılamayacağı, özel hayatın gizli alanlarının, özel hayatın gizli alanını ilgilendiren delillerle ispat edilebileceği” vurgulanarak davalıya ait günlük delil olarak kabul edilmiştir. Kararda üzerinde önemle durulan husus, delilin hukuki yollardan elde edildiğinin kabulüdür.



Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilmiş olan 2011/2-703 E., 2012/70 K. sayılı kararda, bu tarz delillerin hükme esas alınabilmesine ilişkin olarak, doktrin ve içtihatta yaygın olarak gündeme gelen farklı görüşler değerlendirilmiş ve sonuç olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:


"Bir delilin mahkemece kabul edilebilmesi için, gerek öğretide yer alan ağırlıklı görüş, gerekse de Hukuk Genel Kurulu Kararlarında ortaya konulan ölçüt; o delilin usulsüz olarak yaratılmamış olması ve hukuka aykırı biçimde elde edilmemesidir.

Vurgulanmalıdır ki, bir delilin usulsüz olarak elde edilmesi ayrı, usulsüz olarak yaratılması ayrı bir olaydır. Usulsüz olarak elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilirse de; usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir şekilde delil olarak kabulü olanaklı değildir.

Somut olaya gelince;

Mahkemece, hükme esas alınan CD, davalı kadının rızası dışında kaydedildiği gibi sırf boşanma davasında delil olarak kullanılmak amacıyla bir kurgu sonucu oluşturulmuştur. O halde bu şekilde oluşturulmakla usulsüz olarak yaratılmış bu delilin hükme esas alınması mümkün değildir.

Kaldı ki, bir an için delil olarak kabul edilse dahi ne CD içeriği, ne savcılık evrakı ve icra dosyaları ne de tanık beyanları davalının kusurlu olduğunu ispata yeterli bulunmamıştır."



Gizli Çekim Ses Kaydı, Görüntü vb. Elektronik Kayıtların 3. Kişiler Açısından Değerlendirilmesi


Eş ile üçüncü kişi arasındaki yazışma kayıtları, üçüncü kişi ve eşin birlikte oldukları esnada, örneğin bir restoranda çekilmiş samimi görüntüleri ve benzeri deliller, eşler açısından: eşler arasında özel hayat alanının daha dar yorumlanması ve özel hayata dair hususların yine hayatın özel alanına dair deliller ile ispatlanabileceği yorumundan kaynaklı olarak bir sorun doğurmayabilir.


Ancak aldatan eş ile birlikte olan 3. kişinin görüntüsünün veya ses kaydının çeşitli şekillerde kullanılması, eş için olmasa dahi 3. kişi açısından özel hayatın gizliliğini ihlal suçu teşkil edebilmektedir. Bu nedenle bu tarz delillerin değerlendirilmesi esnasında 3. kişilerin hukuki durumu da dikkatle gözden geçirilmelidir.



SONUÇ


Siz değerli okuyucularımızın da kolaylıkla görebileceği üzere Yargıtay tarafından ses ve görüntü kayıtlarının değerlendirilmesine ilişkin olarak verilmiş olan kararlarda genel bir görüş birliği olduğundan söz etmek mümkün değildir. Yargıtay, konunun ince elenip sık dokunması gerektiğinin farkında olarak, konuya ilişkin tek bir genel geçer saptamada bulunmak yerine, her bir somut olay özelinde hakkaniyeti sağlamayı amaçlamaktadır.


Yukarıda paylaşmış olduğumuz geçmiş tarihli ve emsal teşkil eden kararlarda açıkça görüldüğü üzere, boşanma davasında stratejik olarak daha elverişli bir pozisyon elde etmek motivasyonuyla bu tip delilleri kullanan kişiler, tazminat davası ve ceza davası ile karşı karşıya gelebilmektedir. Bu tip delillerin kullanılıp kullanılamayacağının, tıpkı Yargıtay'ın gerçekleştirdiği hukuki değerlendirme sürecinde olduğu gibi, her somut olay özelinde ayrı ayrı değerlendirmeye tabii tutulması gerekmektedir. Olası zararlı durumlardan kaçınılabilmesi için, dava süresince avukat desteğinden yardım alınabilecek durumunuz olmaması halinde dahi mutlaka alanında deneyimli ve güncel içtihatları takip eden bir boşanma avukatından ücreti mukabilinde hukuki danışma hizmeti almak suretiyle yardım alınmasını tavsiye etmekteyiz. Boşanma avukatı tavsiye ile bulunabileceği gibi internet üzerinden yapılacak basit bir araştırma ile de bulunabilecektir. Boşanma avukatı ücretini ve hatta saatlik danışma ücretini dahi karşılayamayacak durumda olunması halinde, devletimiz ve barolarımız tarafından, kayıtlı bir geliri olmayan ve üzerinde mal varlığı bulunmayan vatandaşlar için verilmekte olan "adli yardım" hizmetine başvurulmasını ve bu zorlu sürecin mutlaka avukat yardımıyla sürdürülmesini tavsiye etmekteyiz.




boşanma avukatı ankara

Desert in Dark

Büromuzda randevusuz görüşme yapılmamaktadır. Lütfen öncelikle arayıp randevu alınız.