İdare HukukuBağlı olduğu rehber: İdare Hukuku Davaları 2026
İdari Para Cezasına İtiraz Nasıl Yapılır? Süre, Görevli Hâkimlik ve Dilekçe 2026
İdari para cezasına itiraz, kural olarak cezanın tebliğ edildiği ya da kişinin yüzüne karşı bildirildiği (tefhim edildiği) tarihten itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine dilekçe verilerek yapılır (5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi). Başvuru harca tabi değildir; süre geçirilirse ceza kesinleşir. Çevre, sosyal güvenlik, kişisel veri, vergi ve imar para cezaları gibi kendi kanunu ya da bağlı olduğu işlem nedeniyle idari yargıya giden cezalarda ise idare veya vergi mahkemesinde dava açılır.
İdari Para Cezası Nedir?
İdari para cezası, kanunun kabahat olarak tanımladığı bir davranış karşılığında idari makamın, kanunda gösterilen hâllerde ise Cumhuriyet başsavcılığının ya da mahkemenin verdiği para cezasıdır. Halk arasında trafik cezası, zabıta cezası ya da belediye cezası diye bilinen yaptırımların büyük bölümü bu niteliktedir. Kabahatin tanımı Kabahatler Kanunu’nda yer almaktadır:
Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesi:
“Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır.”
Kabahat karşılığında uygulanan idari yaptırımlar, idari para cezası ile mülkiyetin kamuya geçirilmesi gibi idari tedbirlerden ibarettir (Kabahatler Kanunu’nun 16. maddesi). İdari para cezası maktu (kanunda belirli bir tutar olarak), nispi (bir değere oranla) ya da alt ve üst sınırı gösterilerek belirlenebilir (Kanun’un 17. maddesi). Bu ayrım, aşağıda anlatılacağı üzere, sulh ceza hâkiminin cezanın miktarını değiştirip değiştiremeyeceğini belirlediği için önemlidir.
İdari para cezası, suç karşılığında ceza mahkemesince verilen adli para cezasından farklıdır. Bu alanın genel kanunu Kabahatler Kanunu’dur. Kanun’un genel hükümleri trafik, imar, çevre, iş ve sosyal güvenlik gibi özel kanunlarda öngörülen bütün idari para cezalarına uygulanır; kanun yolu hükümleri ise ancak o kanunda aksine hüküm bulunmadıkça uygulanır:
Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesi:
“Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır.”
İdari para cezasına karar vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen kurul, makam veya kamu görevlisi yetkilidir; kanunda açık hüküm yoksa ilgili kurumun en üst amiri karar verir (Kanun’un 22. maddesi). Trafik denetimi yapan kolluk görevlisi, belediye encümeni, zabıta ya da bakanlığın il müdürlüğü bu yetkiyi kullananlara örnektir. Kararın yazıldığı tutanakta bulunması gerekenler de kanunda sayılmıştır ve itirazda ilk denetlenecek noktalar bunlardır:
Kabahatler Kanunu’nun 25. maddesi:
“İdarî yaptırım kararına ilişkin tutanakta;
a) Hakkında idarî yaptırım kararı verilen kişinin kimlik ve adresi,
b) İdarî yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiili,
c) Bu fiilin işlendiğini ispata yarayacak bütün deliller,
d) Karar tarihi ve kararı veren kamu görevlilerinin kimliği,
Açık bir şekilde yazılır. Tutanakta, ayrıca kabahati oluşturan fiil, işlendiği yer ve zaman gösterilerek açıklanır.”
İdari yaptırım kararı 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgiliye tebliğ edilir ve tebligat metninde karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açıkça belirtilir (Kabahatler Kanunu’nun 26. maddesi). Karar kişinin huzurunda verilmişse kişi bu konularda bilgilendirilir, tutanağı imzalaması istenir ve bir örneği kendisine verilir.
İdari Para Cezasına Nereye İtiraz Edilir?
İtirazın yapılacağı yer, cezanın dayandığı kanuna göre değişir. Kural sulh ceza hâkimliğidir; ancak bazı kanunlar idare ya da vergi mahkemesini göstermiştir ve aynı işlemde aynı kişi hakkında idari yargıya giren bir karar da verilmişse görev yine idari yargıya geçer. İlk iş, cezanın hangi kanuna dayandığını ve tebligatta hangi merciin gösterildiğini kontrol etmektir. İdari yargıdaki dava türleri için idare hukuku davaları rehberimize de bakılabilir.
a) Kural: Sulh Ceza Hâkimliği
Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin birinci fıkrası:
“İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir.”
Kanun metninde hâlâ "sulh ceza mahkemesi" ibaresi geçmektedir. Sulh ceza mahkemeleri 2014’te 6545 sayılı Kanun’la kaldırılmış; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un Ek 1. maddesiyle, kanunlarda idari yaptırım kararlarına karşı başvurulara ilişkin olarak sulh ceza mahkemesine yapılan atıfların sulh ceza hâkimine yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bugün bu başvuruları sulh ceza hâkimlikleri incelemektedir.
Bu yola tabi olanlar; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre verilen trafik cezaları, belediye ve zabıta cezaları, Kabahatler Kanunu’nun kendisinde düzenlenen emre aykırı davranış ya da gürültü gibi kabahatler nedeniyle verilen cezalar ve kendi kanununda başka bir yol gösterilmeyen diğer idari para cezalarıdır.
b) İdare veya Vergi Mahkemesine Gidilen Cezalar
Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesi, kanun yolu hükümlerini "diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması" şartına bağlamıştır. Bu yüzden özel kanunu idari yargıyı gösteren cezalara sulh ceza hâkimliğinde itiraz edilemez. Başlıca örnekler şunlardır:
- Çevre cezaları: 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 25. maddesine göre “İdarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz.”
- Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) cezaları: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102. maddesine göre ceza tebliğden itibaren on beş gün içinde ödenir ya da aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir; itiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilen kişi, ret kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Kuruma itiraz zorunlu değildir: Danıştay 10. Dairesi, 15.06.2023 tarihli ve 2021/5648 E., 2023/3639 K. sayılı kararında, on beş günlük itiraz süresi geçtikten sonra Kuruma itiraz edilen dosyada, “söz konusu idari para cezasının tebliğ edildiği 02/08/2013 tarihini izleyen 30 gün içinde doğrudan dava açılması gerekirken” bu sürenin geçirildiğini belirtmiş ve süre aşımı nedeniyle esası incelenemeyecek davada verilen iptal kararını bozmuştur. Mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz.
- Kişisel Verileri Koruma Kurulu cezaları: Kurulun verdiği idari para cezalarına karşı 01.06.2024’ten beri idare mahkemesinde dava açılmaktadır (6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 18. maddesinin üçüncü fıkrası; 7499 sayılı Kanun’la eklendi). O tarihte sulh ceza hâkimliklerinde görülmekte olan başvurular bu hâkimliklerde sonuçlandırılır. Konunun ayrıntısı için kişisel veri yazımıza bakılabilir.
- Vergi cezaları: Vergi ziyaı (eksik ödenen vergi nedeniyle kesilen ceza) ve usulsüzlük cezaları gibi vergi cezalarına karşı vergi mahkemesinde dava açılır (213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 377. maddesi). Kabahatler Kanunu’nun Ek 1. maddesi de vergi mahkemelerinin görevine ilişkin hükümleri saklı tutmuştur.
Özel kanunda ayrı bir dava süresi gösterilmemişse 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 7. maddesine göre dava açma süresi idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gündür. Bu cezalarda tahsilin durması için idare mahkemesinden yürütmenin durdurulması istenebilir (İYUK’un 27. maddesi). Sulh ceza hâkimliğine bu tür bir cezayla başvurulursa hâkimlik başvuruyu esastan inceleyemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.09.2020 tarihli ve 2019/344 E., 2020/369 K. sayılı kararında, 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesine göre verilen bir cezanın sulh ceza hâkimliğince esastan incelenip kaldırıldığı dosyada, idare mahkemesinin görevli olduğunu ve başvurunun “sulh ceza hâkimliğinde incelenebilecek kararlardan olmadığı” gözetilmeden esastan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Bu cezalarda tebligatta gösterilen merci ve süre esas alınarak doğrudan idare ya da vergi mahkemesinde dava açılmalıdır; yanlış yere başvurmanın sonucu aşağıda (d) bölümünde anlatılmıştır.
c) Aynı İşlemde İdari Yargıya Giren Bir Karar da Verilmişse
Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin sekizinci fıkrası:
“İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür.”
Bu hükmün en bilinen uygulaması imar para cezasıdır. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre ilgili idare encümenince (çoğunlukla belediye encümeni) verilen para cezası, kural olarak ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıya ilişkin yapı tatil ve yıkım işlemleriyle bağlantılıdır. Anayasa Mahkemesi, 05.04.2007 tarihli ve 2007/35 E., 2007/36 K. sayılı kararında (oy çokluğuyla), imar para cezasına karşı yapılan başvuruyu inceleyen bir sulh ceza mahkemesinin Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla yaptığı başvuruyu, o mahkemenin bu davaya bakmakla görevli olmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve şöyle demiştir: “İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesi işlemi, imar mevzuatına aykırı bir yapılanmanın tespiti, önlenmesi veya giderilmesine yönelik idari bir işlemin devamı niteliğinde olduğundan, Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca idari yaptırım kararının yanı sıra idari yargının görev alanına giren başka bir kararın da verilmiş olduğunun ve buna bağlı olarak söz konusu para cezalarına karşı açılacak davalarda idari yargının görevli olduğunun kabulü gerekmektedir.” Bu karar, 42. maddenin 2009’da 5940 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmesinden önce verilmiştir.
Yargıtay da aynı sonucu sonraki metne göre verilen cezalarda uygulamaktadır. Burada kanun yararına bozma, kesinleşmiş bir hâkimlik kararındaki hukuka aykırılığın Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtayca bozulmasıdır; istem Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yazısıyla (ihbarname) Daireye bildirilir (ayrıntısı aşağıda). Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 27.01.2022 tarihli ve 2021/29295 E., 2022/1754 K. sayılı kararında, 5940 sayılı Kanun’la değişik 42. maddeye göre verilen bir imar para cezasında idari yargının görevli olduğunu belirten kanun yararına bozma istemini yerinde bulmuş ve itirazı reddeden merci kararını bozmuştur. Sulh ceza hâkimliğinin kararına yapılan itirazı inceleyen hâkimliğe itiraz mercii denir (ayrıntısı aşağıda). İmar para cezasına karşı dava, İYUK’un 7. maddesine göre tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde açılır. İmar mevzuatına aykırılığın yapı kayıt belgesiyle bağlantısı için yapı kayıt belgesinin iptali yazımıza bakılabilir.
Hükmün sınırları da önemlidir. İdari yargıya giren kararın aynı işlemde ve aynı kişi hakkında verilmiş olması gerekir; aynı tutanaktaki her ceza kendiliğinden idari yargıya gitmez. Danıştay 15. Dairesi, 19.06.2017 tarihli ve 2016/6228 E., 2017/3929 K. sayılı kararında, belediye izni olmadan ticari taşımacılık yapıldığı gerekçesiyle aracın trafikten men edildiği ve sürücüye para cezası verildiği olayda, idare mahkemesinin trafikten men işlemi ile bu fiil nedeniyle verilen cezaya ilişkin iptal kararını onamış; aynı tutanakla verilen ayrı bir ceza hakkında ise “sürücü belgesi olmadan araç kullanmak fiili nedeniyle verilen para cezasının idari yargının görev alanına girmediği anlaşıldığından, dava konusu uyuşmazlığın bu kısmının idari yargı yerinde çözümlenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.” diyerek kararın o kısmını bozmuştur. Bu kararda trafikten menin araç sahibine, cezanın sürücüye uygulanmış olması ayrıca tartışılmamıştır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi ise 24.09.2024 tarihli ve 2023/18076 E., 2024/7587 K. sayılı kararında, sürücünün başvurduğu, aracın ise bir şirkete ait olduğu dosyada 27. maddenin sekizinci fıkrasının uygulanmasını isteyen ihbarnameyi “Başvuranın gerçek kişi sürücü, araç sahibinin ise tüzel kişi olduğu, somut olayda başvuran gerçek kişi hakkında "trafikten men" kararı verildiğine dair dosya kapsamında bilgi bulunmadığı gibi başvuranın, 04.09.2018 tarihli başvuru dilekçesinde bu hususta bir talebinin de bulunmadığı anlaşılmakla” reddetmiştir.
Alkollü araç kullanma gibi hâllerde sürücü belgesinin geri alınmasıyla birlikte verilen trafik cezası ise idari yargıya değil, adli yargıya gider. Danıştay 8. Dairesi, 13.09.2023 tarihli ve 2019/1531 E., 2023/3783 K. sayılı kararında, alkollü araç kullanma nedeniyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin bir davada Karayolları Trafik Kanunu’nun 112. maddesindeki değişikliği ve Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrar kazanan kararlarını değerlendirerek “geri alma niteliğine bakılmaksızın sürücü belgesinin geri alınması yaptırımına karşı açılacak davalarda, adli yargı merciinin görevli olduğu, bu haliyle, sürücü belgesinin geri alınması ve idari para cezası yaptırımına karşı adli yargı merciine başvurulabileceği sonucuna varılmaktadır.” demiş ve işin esasını inceleyen idare mahkemesi kararını bozmuştur.
d) Yanlış Yere Başvurulursa Hak Kaybedilir mi?
Başvuru yanlış sulh ceza hâkimliğine yapılmışsa reddedilmez; hâkimlik yetkili olmadığını anlarsa dosyayı yetkili sulh ceza hâkimliğine gönderir (Kabahatler Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi). Ceza muhakemesinde merciin belirlenmesinde yanılma da başvuru hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 264. maddesine göre “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.”
Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli ve 2019/31355 E., 2021/4860 K. sayılı kararına konu olayda kabahatli, trafik cezasına karşı önce idare mahkemesinde dava açmış, görevsizlik kararı üzerine sulh ceza hâkimliğine başvurmuş; hâkimlik başvuruyu süreden reddetmişti. Aynı olayda araç ayrı bir tutanakla trafikten men edilmiş, ancak araç sahibi olmayan başvurana men uygulanmamıştı; ceza tutanağında da idari yargıya giren kararlar için idare mahkemesine başvurulacağı yazılıydı. Daire bu dosyada “başvurulacak merciin belirlenmesinde yanıldığı anlaşılan muterizin, anılan idari para cezasına karşı başvuru hakkının ortadan kalkmayacağı ve sulh ceza hakimliğince başvurunun süresi içerisinde yapıldığı kabul edilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği” sonucuna varmış ve süre reddine yapılan itirazı reddeden merci kararını bozmuştur.
Ters yönde, yani idari yargıya giren bir cezayla sulh ceza hâkimliğine başvurulmuşsa koruma sınırlıdır ve ayrı bir süreye bağlıdır. İYUK’un 9. maddesine göre adli yargı yerine açılıp görev nedeniyle reddedilen davalarda, ret kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli idare ya da vergi mahkemesinde dava açılabilir ve ilk başvuru tarihi esas alınır. Danıştay 6. Dairesi, 25.11.2020 tarihli ve 2019/19441 E., 2020/11517 K. sayılı kararında, imar para cezasına karşı önce sulh ceza hâkimliğine başvurulup görevsizlik kararı alınan dosyada, kararın kesinleşme şerhli örneği sunulduğu için “davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 9. maddesi uyarınca görevli İdare Mahkemesinde süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır.” demiştir. Bu yoldan yararlanmak için görev kararı kesinleştikten sonra otuz gün içinde idari yargıda yeni bir dava açılmalıdır; dosyanın gönderilmesini istemek yeterli olmayabilir. Görevli yeri baştan doğru belirlemek her zaman en güvenli yoldur.
İdari Para Cezasına İtiraz Süresi Ne Kadardır?
Kabahatler Kanunu’na tabi cezalarda süre, kararın tebliğ ya da tefhiminden itibaren on beş gündür. Bu süre içinde başvurulmazsa ceza kesinleşir. Konuyla ilgili süre ve sınırlar 28.10.2026 itibarıyla şöyledir:
- Sulh ceza hâkimliğine başvuru: tebliğ veya tefhimden itibaren 15 gün (Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi).
- Mücbir sebeple süre kaçırılmışsa: engelin kalktığı tarihten itibaren 7 gün (aynı madde).
- İdarenin hâkimliğe cevap süresi: dilekçenin tebliğinden itibaren 15 gün (28. madde).
- Hâkimlik kararına itiraz: kararın tebliğinden itibaren 2 hafta (29. madde; 01.06.2024’ten önce verilen kararlarda 7 gündü).
- Kesinlik sınırı: 15.000 TL ve altındaki cezalara ilişkin hâkimlik kararları kesindir (28. madde; 01.06.2024’ten önce sınır 3.000 TL idi).
- Ödeme ve indirim: kanununda ödeme süresi yoksa tebliğden itibaren 1 ay; süresinde ödenen cezadan %25 indirim yapılır (17. madde). Trafik cezalarında ödeme süresi de 1 aydır (Karayolları Trafik Kanunu’nun 115. maddesi); indirim de bu süreye bağlıdır.
- Çevre cezası: tebliğden itibaren 30 gün içinde idare mahkemesinde dava (Çevre Kanunu’nun 25. maddesi).
- SGK cezası: tebliğden itibaren 15 gün içinde Kuruma itiraz (isteğe bağlı), ret kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde idare mahkemesinde dava; itiraz edilmezse tebliğden itibaren 30 gün içinde doğrudan dava (5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi ve Danıştay uygulaması).
- İmar ve kişisel veri cezası: tebliğden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde dava (İYUK’un 7. maddesi).
- Görevsiz yere başvurulmuşsa: görev ret kararının kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde görevli idare ya da vergi mahkemesinde dava (İYUK’un 9. maddesi).
- Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru: olağan yollar tüketildikten sonra 30 gün.
- Zamanaşımı: soruşturma zamanaşımı 3, 4 ya da 5 yıl (nispi cezada 8 yıl); yerine getirme zamanaşımı 3 ile 7 yıl arasında (Kabahatler Kanunu’nun 20 ve 21. maddeleri).
a) Süre Ne Zaman Başlar?
Süre, kararın kişiye tebliğ edildiği ya da kişinin huzurunda düzenlenip kendisine bildirildiği (tefhim edildiği) tarihten başlar. Elektronik tebligatla gönderilen kararda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Kabahatler Kanunu’nun 26. maddesinin dördüncü fıkrası). Sürücüsü tespit edilemeyen araca plakasına göre yazılan trafik cezası, araç sahibine posta yoluyla tebliğ edilir; bu yolla tebliğ edilemeyen tutanaklar tahsil dairesinde ilan edilir ve ilan tarihini izleyen otuzuncu gün tebligat yapılmış sayılır (Karayolları Trafik Kanunu’nun 116. maddesi).
Tebliğin usulüne uygun yapıldığı belgelenemiyorsa süre aşımından ret kararı verilemez. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 22.09.2022 tarihli ve 2022/3904 E., 2022/12375 K. sayılı kararında, tutanağın kabahatlinin yüzüne karşı düzenlendiği kabul edilerek başvurunun süreden reddedildiği dosyada, “olay yerinde düzenlenen tutanaklarda kabahatlinin imzası bulunmadığı gibi bu idari para cezasının kabahatliye tebliğ edildiğine dair herhangi bir başkaca belge de bulunmadığı anlaşıldığından, kabahatlinin başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek itirazın esastan incelenmesi gerektiği” yönündeki kanun yararına bozma istemini yerinde bularak süre reddine yapılan itirazı reddeden merci kararını bozmuştur.
Yüze karşı düzenlenen tutanak kişiye imzalatılır; imzadan kaçınılırsa bu durum tutanağa yazılır (Kabahatler Kanunu’nun 26. maddesinin ikinci fıkrası). Ancak Yargıtay 7. Ceza Dairesi, tutanakta yalnız imzadan kaçınma yazılı olup tebligatı almaktan kaçınıldığına ilişkin bir kayıt bulunmayan dosyalarda tebliğin usulüne uygun olmadığını kabul etmektedir. Daire, 07.04.2025 tarihli ve 2023/12981 E., 2025/4893 K. sayılı kararında, “kabahatlinin imzadan imtina ettiği, ancak tebligattan imtina ettiğine dair bir ibarenin yer almadığı anlaşıldığından, kabahatliye yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmadığı, bu nedenle itirazın süresinde olduğu” yönündeki kanun yararına bozma istemini yerinde bulmuştur. Aynı Daire, imzadan kaçınma olan başka bir dosyada da kişinin cezadan haberdar olduğu tarihin kurumdan getirtilecek belgelerle saptanması gerektiğini belirterek süre aşımından verilen ret kararını bozmuştur (yukarıda anılan 2024/7587 K. sayılı karar). Tutanakta karara karşı başvurulacak kanun yolu, merci ve süre gösterilmemişse de tebliğ usulsüz sayılabilir: Daire, 04.02.2025 tarihli ve 2023/10624 E., 2025/1508 K. sayılı kararında, “söz konusu idarî para cezası karar tutanağında kabahatlinin bu karara karşı başvurabileceği kanun yolu, mercii ve süresinin açıkça gösterilmemiş olması karşısında, yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve itirazın süresinde olduğu kabul edilerek esas hakkında bir inceleme yapılması gerektiği” yönündeki istemi yerinde bulmuştur. Bu kararlara rağmen en güvenlisi, on beş günü tutanak tarihinden itibaren saymaktır.
b) Son Gün Tatile ya da Adli Tatile Rastlarsa
On beş günlük süre tebliğin ertesi günü işlemeye başlar; son gün resmî tatile ya da hafta sonuna rastlarsa süre tatilin ertesi günü biter (CMK’nın 39. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları). Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 02.02.2026 tarihli ve 2024/2597 E., 2026/689 K. sayılı kararında, 17.02.2023’te tebliğ edilen trafik cezasında son gün 04.03.2023 Cumartesi’ye rastladığı için sürenin 06.03.2023 Pazartesi günü bittiğini ve o gün yapılan başvurunun süresinde olduğunu belirten kanun yararına bozma istemini yerinde bulmuştur. Daire, süre aşımı nedeniyle verilen ret kararına yapılan itirazı reddeden merci kararını bozmuştur.
Sürenin adli tatile (her yıl 20 Temmuz–31 Ağustos) rastlaması ayrı bir sorundur. CMK’nın 331. maddesinin dördüncü fıkrasına göre “Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.02.2022 tarihli ve 2021/290 E., 2022/111 K. sayılı kararında, bu hükmün Kabahatler Kanunu’na göre yapılan başvurulara da uygulanacağını kabul etmiştir: “idari para cezasının iptali talebiyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuru süresinin adli tatile rastlaması durumunda, CMK'nın 331. maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanabileceği ve on beş günlük başvuru süresinin adli tatilde işlemeyeceği kabul edilmelidir.” Kurul, tebliğ tatilden önce yapılıp süre tatil içinde biterse sürenin tatilin bitiminden itibaren üç gün uzayacağını, sürenin tamamı tatil içine düşüyorsa 1 Eylül’den itibaren baştan başlayacağını da açıklamıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; karşı oyda sürenin adli tatilde de işleyeceği savunulmuştur. Kurul ayrıca bu sonucu, cezanın dayandığı kanunda özel bir düzenleme bulunmaması şartına bağlamıştır. Aynı gün aynı gerekçeyle, yine oy çokluğuyla bir trafik cezası dosyasında da karar verilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.02.2022 tarihli ve 2021/291 E., 2022/112 K. sayılı kararı). Kararlar oy çokluğuyla verildiği ve özel kanun şartına bağlı olduğu için, mümkünse on beş günlük süreyi adli tatilden bağımsız sayarak başvurmak önerilir.
c) Süre Kaçırılırsa: Mücbir Sebep
Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin ikinci fıkrası:
“Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.”
Mücbir sebep, başvurmayı engelleyen ve kişinin önleyemeyeceği bir olaydır (ağır hastalık, doğal afet gibi). Dilekçede mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilmelidir (27. maddenin dördüncü fıkrası). Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 08.12.2021 tarihli ve 2021/18604 E., 2021/16940 K. sayılı kararında, başvuruyu yapacak avukatın sürenin son günü hastalanmasını mücbir sebep saymamış ve “avukatın uhdesinde meydana gelen sağlık sorununun, doğrudan kendisi başvurma hakkı olduğu gibi her zaman başka bir vekil tayin etme imkanı da bulunan kabahatli yönünden, 5326 sayılı Yasanın 27. maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları çerçevesinde mücbir sebep olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı” gerekçesiyle kanun yararına bozma istemini reddetmiştir.
Mücbir sebep yoksa ve tebliğ usulüne uygun yapılmışsa, süre geçtikten sonra cezayı kaldırtacak bir yol kural olarak kalmaz. Kanun yararına bozma yalnız hâkim ve mahkeme kararlarındaki hukuka aykırılıklar için ve Adalet Bakanlığının takdiriyle işler; hiç başvurulmadan kesinleşen idari karar bu yolun konusu değildir.
İtiraz Dilekçesi Nasıl Yazılır ve Nereye Verilir?
İtiraz, iki nüsha dilekçeyle, kural olarak kabahatin işlendiği yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır. Dilekçede kararın bilgileri, itiraz sebepleri ve deliller gösterilir; dilekçe adliyedeki ön büroya ya da e-imza veya mobil imzayla UYAP Vatandaş Portalı’ndan verilir.
Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları:
“3. Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir.
4. Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir.”
Başvuru için avukat zorunlu değildir; kişi başvuruyu kendisi, kanuni temsilcisi ya da avukatı aracılığıyla yapabilir. Bunlar dışında birinin, örneğin bir yakının yaptığı başvuru usulden reddedilebilir ve bu arada on beş günlük süre de dolabilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 22.09.2025 tarihli ve 2024/331 E., 2025/10661 K. sayılı kararında, kabahatli adına vekâletname sunmadan başvuran kişinin itiraz hakkı bulunmadığını ve başvurunun usulden reddi gerektiğini belirten kanun yararına bozma istemini yerinde bularak cezayı kaldıran hâkimlik kararını bozmuştur. Bozma, CMK’nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca kişinin aleyhine sonuç doğurmayacak biçimde yapılmıştır.
Dilekçede şu bilgilerin bulunması yerinde olur:
- Başvuranın kimlik ve adres bilgileri, varsa avukatının bilgileri.
- Cezayı veren kurum, ceza tutanağının tarihi, seri ve sıra numarası, cezanın tutarı ve dayandığı kanun maddesi.
- Tebliğ ya da tefhim tarihi; süre geçmişse mücbir sebep ve belgeleri.
- İtiraz sebepleri: fiilin işlenmediği, tutanakta kanunun aradığı bilgilerin eksik olduğu, zamanaşımının dolduğu ya da yetki veya usul hatası bulunduğu gibi iddialar.
- Deliller: tanık beyanı; fotoğraf, kamera kaydı, konum kaydı, fatura, kira sözleşmesi gibi belgeler; idareden getirtilmesi istenen kayıtlar (radar ve plaka tanıma kaydı, ölçüm cihazı belgesi gibi).
- Talep: idari yaptırım kararının kaldırılması.
Dilekçeye ceza tutanağının eklenmemesi tek başına ret sebebi değildir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 10.12.2024 tarihli ve 2023/14792 E., 2024/11274 K. sayılı kararında, tutanak eklenmediği gerekçesiyle başvurunun usulden reddedildiği dosyada, dilekçede tutanağın tarihi, sayısı ve cezayı veren kurum açıkça yazıldığı için başvurunun usulden kabul edilip esastan incelenmesi gerektiğini belirten kanun yararına bozma istemini yerinde bularak kararı bozmuştur.
Kabahatler Kanunu’nun 22. maddesinin dördüncü fıkrası CMK’nın yer bakımından yetki kurallarını kabahatlere de uygulamakta, CMK’nın 12. maddesi de yetkiyi suçun işlendiği yer mahkemesine vermektedir. Dilekçe adliyedeki ön büroya verilebilir. E-imzası ya da mobil imzası olan kişiler, UYAP Vatandaş Portalı’ndaki "Trafik-İdari Para Cezalarına İtiraz" bölümünden il ve adliyeyi seçerek elektronik ortamda da başvurabilir. Bu hizmet Adalet Bakanlığının 10.08.2020 tarihli duyurusuna göre 20.12.2019’dan beri sunulmaktadır; e-Devlet şifresi tek başına başvuru göndermeye yetmez. Portalın kullanımı için UYAP Vatandaş Portalı yazımıza bakılabilir.
İtiraz İçin Harç veya Masraf Ödenir mi?
Başvuru için harç ödenmez. Başvuru reddedilirse yargılama masrafları başvurana yüklenir; vekâlet ücreti konusunda ise Yargıtay uygulaması tek yönlü değildir.
Kabahatler Kanunu’nun 31. maddesi:
“1. İdarî yaptırım kararına karşı başvuru yolu harca tâbi değildir.
2. Kanun yoluna başvuru dolayısıyla oluşan bütün masraflar ve vekalet ücreti, başvurusu veya savunması reddedilen tarafça ödenir.”
Avukatla yapılan başvuruda dilekçeye eklenen vekâletname için vekâlet suret harcı alınabilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesine göre bu harcın ödenmemesi başvurunun incelenmesini engellemez. Daire, 25.02.2025 tarihli ve 2023/10632 E., 2025/2937 K. sayılı kararında, vekâlet suret harcı yatırılmadığı için başvuru hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilen dosyada bu karara yapılan itirazı reddeden kararı bozmuş ve “idarî yaptırım kararlarına yönelik başvurunun şartları ve reddi sebepleri 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 28. maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, anılan düzenlemede harcın ödenmemesi nedeniyle başvurunun esasının incelenemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığı” belirtmiştir. Daireye göre eksik harç, tahsil edilmek üzere vergi dairesine bildirilir.
Başvurusu reddedilen kişi aleyhine idare lehine vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği konusunda Yargıtay 7. Ceza Dairesinin kararları farklı yönlerdedir:
- Daire, 27.10.2021 tarihli ve 2021/20698 E., 2021/13692 K. sayılı kararında, 31. maddenin ikinci fıkrasındaki "kanun yolu" ibaresinin “kabahatlinin, hakkında uygulanan idari yaptırıma karşı başvurması ile başlayan süreç olduğu” sonucuna vararak başvuru aşamasında da vekâlet ücretine hükmedilebileceğini kabul etmiş ve aksi yöndeki kanun yararına bozma istemini reddetmiştir.
- Daire, 09.05.2022 tarihli ve 2022/2231 E., 2022/8888 K. sayılı kararında, başvurusu reddedilen kişi aleyhine başvuru aşamasında vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini belirten kanun yararına bozma istemini yerinde bularak vekâlet ücretine ilişkin hükmü karardan çıkarmıştır.
- Daha yeni kararlarında ise konuyu esastan incelememektedir. Daire, 07.04.2025 tarihli ve 2023/13012 E., 2025/4884 K. sayılı kararında, “Bu itibarla şahsi hak niteliğindeki vekâlet ücretine yönelik kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.” demiştir.
Başvuru kabul edilirse yargılama masrafları ve başvuran avukatla temsil edilmişse onun vekâlet ücreti idareye yüklenir.
Cezayı Ödemek İtiraz Hakkını Ortadan Kaldırır mı?
Hayır. Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin altıncı fıkrası bunu açıkça düzenlemektedir:
Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin altıncı fıkrası (7417 sayılı Kanun’la değişik):
“… Kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş olan idari para cezaları, tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. İdari para cezasının ödeme süresi içinde ödenmesi halinde, cezadan %25 oranında indirim yapılır. Ödeme yapılması, kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez.”
Kişi cezayı indirimli ödeyip aynı zamanda sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Ödeme süresi içinde ödenmeyen ceza indirim hakkını kaybettirir; itiraz ise ödemeden bağımsız olarak on beş günlük süreye tabidir. Trafik cezalarında ödeme süresi Karayolları Trafik Kanunu’nun 115. maddesine göre tutanağın tebliğinden itibaren bir aydır ve bu süre içinde ödenmeyen cezaya her ay %5 faiz uygulanır. İndirim ise Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin altıncı fıkrasına dayanır. Karayolları Trafik Kanunu Hükümleri Gereğince Uygulanan İdari Para Cezalarının Tahsilinde ve Takibinde Uygulanacak Usul ve Esaslar ile Kullanılacak Alındılar, Tutanaklar ve Defterler Hakkında Yönetmelik’in (ilk yayımı Resmî Gazete, 06.04.2011) 14. maddesinin dördüncü fıkrası da 31.01.2024’ten beri, cezanın tebliğden itibaren bir ay içinde ödenmesi hâlinde %25 indirim yapılacağını öngörmektedir. Eski tarihli Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 165. maddesinde ise "15 gün" ibaresi hâlâ durmaktadır; ancak Kanun ve sonraki tarihli yönetmelik bir ay öngördüğü için bir aylık süre esas alınır. İtiraz süresi de on beş gün olduğundan, ödeme ve itiraz kararını ilk on beş gün içinde vermek her bakımdan güvenlidir.
Ekonomik durumu müsait olmayan kişi için cezanın, ilk taksiti peşin ödenmek şartıyla bir yıl içinde dört eşit taksitte ödenmesine karar verilebilir; taksitler zamanında ödenmezse kalan tutarın tamamı tahsil edilir (Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin üçüncü fıkrası). SGK cezalarında ise ayrı bir kural vardır: Kuruma itiraz edilmeden ya da yargı yoluna gidilmeden tebliğden itibaren on beş gün içinde peşin ödenen cezanın dörtte üçü tahsil edilir ve peşin ödeme yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez (5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi).
Genel bütçeye gelir kaydedilen cezalarda tahsil dairesine yalnız kesinleşen kararlar gönderilir ve bu cezalar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre tahsil edilir (Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin dördüncü fıkrası). Süresinde sulh ceza hâkimliğine başvurulmuşsa ceza kesinleşmemiş olur. Çevre ve SGK cezalarında ise kanun, dava açılmasının tahsili durdurmadığını açıkça yazmıştır.
Sulh Ceza Hâkimliği İtirazı Nasıl İnceler?
Hâkimlik önce başvurunun usul şartlarını inceler, sonra idarenin cevabını ve işlem dosyasını alır; gerekirse tarafları dinleyip delilleri değerlendirerek karar verir.
a) Ön İnceleme
Yetkili değilse hâkimlik dosyayı yetkili sulh ceza hâkimliğine gönderir. Başvuru süresinde yapılmamışsa, konu idari yaptırım kararı sulh ceza hâkimliğinde incelenebilecek kararlardan değilse ya da başvuranın buna hakkı yoksa başvuruyu bu nedenle reddeder; bu engeller yoksa başvurunun usulden kabulüne karar verir (Kabahatler Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrası).
b) İdarenin Cevabı ve Dinleme
Usulden kabul edilen başvurunun dilekçesi cezayı veren kuruma tebliğ edilir. Kurum, tebliğden itibaren en geç on beş gün içinde cevap vermek ve işlem dosyasının tamamının bir örneğini sunmak zorundadır; hâkimlik dosyanın aslını da isteyebilir. Cevap dilekçesi başvurana tebliğ edilir. Hâkimlik, talep üzerine veya kendiliğinden tarafları belirli bir gün ve saatte dinleyebilir; tanık, bilirkişi ve keşif hakkında CMK hükümleri uygulanır. Dinleme yapılmışsa son söz cezaya muhatap olan tarafa sorulur (28. maddenin ikinci fıkrasından yedinci fıkrasına kadar).
İdarenin cevabının başvurana bildirilmesi adil yargılanma hakkının gereğidir. Anayasa Mahkemesi, 16.04.2015 tarihli ve 2013/1386 başvuru numaralı kararında, “Başvuru formu ve ekli belgelerin incelenmesinden, başvurucunun idari para cezasının kaldırılması istemiyle Sulh Ceza Mahkemesine yaptığı başvuru üzerine Mahkemece itiraz dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edildiği, idarenin cevap dilekçesinin ise başvurucuya tebliğ edilmediği ve Sulh Ceza Mahkemesi tarafından bu yazı ve ekindeki belgeler dayanak alınmak suretiyle başvurucunun itirazının reddine karar verildiği görülmektedir.” tespitini yaparak silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Olayda başvurucu bu eksikliği itirazı inceleyen merci (o tarihte asliye ceza mahkemesi) önünde de ileri sürmüştü; bu tür usul eksiklikleri itiraz aşamasında somut olarak dile getirilmelidir.
c) İspat: Tutanak ve Deliller
Tutanak, kabahatin işlendiği yönünde güçlü bir delildir; ancak aksi ispatlanabilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 02.02.2026 tarihli ve 2024/2537 E., 2026/680 K. sayılı kararında, kişinin tutanak günü hem kendisinin hem de aracının başka bir ilde bulunduğunu ileri sürdüğü dosyada tutanağın ispat gücünü şöyle açıklamıştır: “İdarî para cezası karar tutanağının resmi evrak niteliğinde bulunduğu ve aksi ispat edilinceye kadar geçerli olduğu, ispat kuvveti bakımından başkaca bir delille (fotoğraf, kamera kaydı gibi) desteklenmesinin gerekmediği sabit olmakla birlikte, muterizin belirtilen gün ve saatte başka bir yerde olduğuna ilişkin veya tespit edilen aracın rengi ve modelinin kendi aracı olmadığına dair geçerli sayılabilecek bir başvurusunun bulunması halinde ancak görevli kolluk görevlisinin beşeri bir hata yaptığının kabul edilebileceği”. Başka bir yerde bulunulduğunu gösteren delil bu yüzden dilekçeyle birlikte sunulmalıdır. Daire bu dosyada bozma kararı vermemiş, kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyayı Adalet Bakanlığına göndermiştir (tevdi).
Danıştay 8. Dairesi ise trafikten men işlemine ilişkin bir davada idarenin delil sunma yükünü vurgulamıştır. Daire, 08.10.2024 tarihli ve 2021/1252 E., 2024/5117 K. sayılı kararında (oy çokluğuyla), “5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca idarenin, işlendiği tespit edilen kabahati ispata elverişli (bilgi, belge, elektronik kayıt, fotoğraf gibi) delili de sunması hukuki bir zorunluluktur.” demiştir. Bununla birlikte Daire aynı kararda, tutanağın elektronik ortamda düzenlenmiş olmasını tek başına sonradan tutulduğuna işaret saymamış ve idare mahkemesinin iptal kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararını davalı idarenin temyizi üzerine bozmuştur. İki karar farklı yargı kollarında ve farklı işlemler bakımından verilmiştir. Pratikte dilekçede hem tutanağın aksini gösteren deliller sunulmalı hem de idareden kayıtların getirtilmesi istenmelidir.
Delillerin hâkimlik önünde eksiksiz sunulması ayrıca önemlidir, çünkü hâkimliğin delil değerlendirmesi kural olarak sonradan kanun yararına bozma yoluyla denetlenmez. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 25.03.2025 tarihli ve 2023/9266 E., 2025/4810 K. sayılı kararında, başvuranın, aracın tutanak saatinde otoparkta olduğunu gösterdiğini ileri sürdüğü kamera kayıtlarının çözdürülmediği gerekçesiyle yapılan istemi, hâkimliğin delilleri tartışıp takdir ettiğini belirterek ve “delil takdiri yapılarak verilen kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği” gerekçesiyle reddetmiştir. Buna karşılık eksik araştırmayla verilen kararlar kanun yararına bozma konusu yapılabilmektedir (yukarıda anılan 2024/7587 K. sayılı karar).
d) Kararın Gerekçesi
Hâkimlik ve itiraz mercii, sonuca etkili iddiaları karşılayan bir gerekçe yazmalıdır. Anayasa Mahkemesi, 08.02.2018 tarihli ve 2015/439 başvuru numaralı kararında, iş mevzuatına aykırılıktan verilen idari para cezasına ilişkin itirazı inceleyen merciin konuyla ilgisi olmayan bir erişim engeli kararına ilişkin gerekçe yazdığı olayda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkemeye göre kanun yolu merciinin ilk kararla aynı sonuca ulaşıp bunu aynı gerekçeyle ya da atıfla yansıtması yeterlidir; ancak olayda “İtiraz mercii ret gerekçesinde neleri dikkate aldığını ya da almadığını gösteren ifadeleri özenle seçmemiş, dosyanın incelenmediği kuşkusuna sebep olacak şekilde bir değerlendirme yapmıştır.”
Sulh Ceza Hâkimliği Hangi Kararları Verebilir?
Hâkimlik ya cezayı hukuka uygun bulup başvuruyu reddeder ya da hukuka aykırı bulup kaldırır; yalnız alt ve üst sınırı kanunda gösterilen cezalarda miktarı da değiştirebilir.
Kabahatler Kanunu’nun 28. maddesinin sekizinci ve dokuzuncu fıkraları:
“8. Mahkeme, son karar olarak idarî yaptırım kararının;
a) Hukuka uygun olması nedeniyle, "başvurunun reddine",
b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, "idarî yaptırım kararının kaldırılmasına",
Karar verir.
9. İdarî para cezasının alt ve üst sınırının kanunda gösterildiği kabahatler dolayısıyla verilmiş idarî para cezasına karşı başvuruda bulunulması halinde, mahkeme idarî para cezasının miktarında değişiklik yaparak da başvurunun kabulüne karar verebilir.”
Maktu ve nispi cezalarda hâkimlik ya başvuruyu reddeder ya da cezayı kaldırır. Başvuran karar verilinceye kadar başvurusundan vazgeçebilir, ancak bu durumda aynı konuda yeniden başvuramaz; idare de karar verilinceye kadar başvuruyu kabul ederek cezayı geri alabilir (Kabahatler Kanunu’nun 30. maddesi).
Sulh Ceza Hâkimliğinin Kararı Kesin mi?
Bu, cezanın tutarına bağlıdır. 15.000 TL ve altındaki idari para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir (Kabahatler Kanunu’nun 28. maddesinin onuncu fıkrası). Bu sınır 7499 sayılı Kanun’la 01.06.2024’ten beri uygulanmaktadır; daha önce 3.000 TL idi. Kabahati 01.06.2024’ten önce işlenip kararı sonra verilen dosyalarda hangi sınırın uygulanacağı tartışmaya açıktır; bu yüzden 3.000 TL’yi aşan cezalarda, kararda "kesin" yazsa bile iki hafta içinde itiraz etmek güvenli yoldur. Başvuru, sürücü belgesinin geri alınması gibi başka bir yaptırımı da kapsıyorsa karar tutardan bağımsız olarak itiraza açık olabilir: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 06.06.2022 tarihli ve 2022/3902 E., 2022/10703 K. sayılı kararında, ceza ile birlikte sürücü belgesinin geri alınmasının da kaldırılması istenen dosyada, hâkimlik kararının “miktarı kesinlik sınırının altında kalsa dahi idari para cezası bakımından kesin olduğu kabul edilemeyeceğinden” itiraz merciinin cezanın esasını da incelemesini yerinde bulmuştur. Sınırın üzerindeki cezalarda karara karşı itiraz edilebilir:
Kabahatler Kanunu’nun 29. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları:
“1. Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi Kanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren en geç iki hafta içinde yapılır.
2. İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.”
İtiraz, kararı veren hâkimliğe verilir; hâkimlik itirazı yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı en çok üç gün içinde itiraz merciine gönderir (CMK’nın 268. maddesi). Merci, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliği varsa numara olarak kendisini izleyen sulh ceza hâkimliğidir; son numaralı hâkimliğin kararını bir numaralı hâkimlik inceler. Tek sulh ceza hâkimliği bulunan yerlerde merci, yargı çevresindeki ya da en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğidir. Merciin itiraz üzerine verdiği karar kesindir (CMK’nın 271. maddesinin dördüncü fıkrası).
Kesinlik sınırının üzerindeki bir cezada hâkimliğin kararı "kesin" olarak vermesi kanuna aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, 03.05.2023 tarihli ve 2019/36106 başvuru numaralı kararında, 42.076 TL’lik cezaya karşı başvuruyu esastan reddedip kararı kesin olarak veren hâkimlik kararını mahkemeye erişim hakkının ihlali saymış ve “Bu durumda Hâkimliğin idari yaptırımın iptal edilmesi talebiyle yapılan başvuruyu itiraz kanun yolu kapalı olacak şekilde kesin olarak reddetmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” demiştir. Karar o tarihteki 3.000 TL sınırına göre verilmiştir; bugün sınır 15.000 TL’dir. Böyle bir kararda iki hafta içinde itiraz edilmeli, gerekirse otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine başvurulmalıdır.
Tek tutanakla birden fazla kabahat için ceza verilmesi de kesinlik sınırının uygulanmasını etkileyebilir; çünkü aynı kabahatin birden fazla işlenmesi hâlinde her biri için ayrı ayrı ceza verilir (Kabahatler Kanunu’nun 15. maddesinin ikinci fıkrası). Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 04.05.2026 tarihli ve 2023/10596 E., 2026/5388 K. sayılı kararında, tek tutanakla toplam 169.257,65 TL ceza verilen dosyada “kabahatli hakkında tek bir idari para cezası karar tutanağı düzenlenmekle birlikte esasen 297 ayrı kabahat için idari para cezaları uygulandığı” tespitini yapmıştır. Daire, toplam tutar sınırın çok üzerinde olmasına rağmen başvurunun reddine ilişkin hâkimlik kararının o dönemdeki kesinlik sınırı uyarınca kesin olduğunu ve buna karşı yapılan itirazı inceleyen merci kararının hukuken geçersiz (hukuki değerden yoksun) olduğunu belirtmiş; bozma kararı vermeyip dosyayı kanun yararına bozma yönünden değerlendirilmek üzere Adalet Bakanlığına göndermiştir. Bu durumda kesinlik sınırı toplam tutara değil, her kabahat için verilen cezaya göre uygulanabilir.
Kesin hâle gelen kararlara karşı iki olağanüstü yol kalır:
- Kanun yararına bozma: Kesinleşen bir kararda hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, kararın Yargıtayca bozulması istemini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir (CMK’nın 309. maddesi). Kişi doğrudan Yargıtaya başvuramaz; hukuka aykırılığı Adalet Bakanlığına dilekçeyle bildirebilir, istemde bulunulup bulunulmayacağı Bakanlığın takdirindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.09.2020 tarihli ve 2019/344 E., 2020/369 K. sayılı kararında, cezayı kaldıran bir hâkimlik kararı kanun yararına bozulduğunda bozmanın kişinin aleyhine sonuç doğurmayacağını kabul etmiş ve “Kabahatler Kanunu hükümleri uyarınca başvuru üzerine sulh ceza hâkimliğince başvurunun kabulü ile idari yaptırım kararının kaldırılmasına dair verilen kararın, davanın esasını çözmesi ve mahkûmiyet hükmü olmaması nedeniyle CMK'nın 309/4-c maddesi kapsamında kabul edilmesi hakkaniyete daha uygun bir kabul olacaktır.” demiştir.
- Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru: Hak ihlali iddiası varsa, olağan yollar tüketildikten sonra otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine başvurulabilir (6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin beşinci fıkrası). Bireysel başvuru harca tabidir (aynı maddenin ikinci fıkrası). Mahkeme, başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı ve anayasal önem taşımayan başvuruları kabul edilemez bulabilir (Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrası). Nitekim 27.02.2020 tarihli ve 2017/6462 başvuru numaralı kararında, 1.278 TL’lik bir trafik cezasına yapılan itirazın süreden reddedilmesine ilişkin başvuruyu bu gerekçeyle kabul edilemez bulmuştur.
Trafik Cezasına İtirazda Dikkat Edilecek Noktalar
Trafik cezaları, Kabahatler Kanunu’nun genel kurallarına ek olarak Karayolları Trafik Kanunu’nun kendine özgü hükümlerine tabidir:
- Plakaya yazılan ceza: Park ihlali ya da kamerayla tespit edilen ihlal gibi sürücünün belirlenemediği hâllerde tutanak aracın tescil plakasına göre düzenlenir ve araç sahibine tebliğ edilir (Karayolları Trafik Kanunu’nun 116. maddesi). Araç sahibi aracı başkasının kullandığını ileri sürecekse bunu ve delillerini dilekçede göstermelidir; bu savunmanın sonucu somut olaya ve hâkimliğin değerlendirmesine bağlıdır.
- Kiralık araç: 12.02.2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanun’la 116. maddeye eklenen ve 27.02.2026’da yürürlüğe giren fıkraya göre, aracın ihlal tarihinde kiralık olduğu Kimlik Bildirme Kanunu kapsamında kolluğun denetimine hazır tutulan verilerden tespit edilirse ve kiracının tebligata elverişli bir adresi varsa, tutanak kiracı adına düzenlenir ve ceza kiracıdan tahsil edilir. Bu iki şart yoksa ceza kural olarak araç sahibine yazılır.
- Görevlinin kimliği: Aynı Kanun’la 114. maddeye eklenen fıkraya göre trafik idari para cezası karar tutanaklarına görevli personelin açık kimliği yerine personel tanıtım numarası yazılır. Bu yüzden 27.02.2026’dan sonra düzenlenen tutanaklarda görevlinin adının bulunmaması tek başına itiraz sebebi değildir; tanıtım numarasının da bulunmaması ise Kabahatler Kanunu’nun 25. maddesi bakımından ileri sürülebilir.
- Cezanın düşmesi: Trafik cezasının, fiilin işlendiği tarihi izleyen takvim yılının son gününe kadar hem verilmesi hem de tebliğ edilmesi gerekir; bu süre geçerse ceza verilemez, verilmiş olan da düşer (Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrası). Örneğin 2025’te işlenen bir ihlale ilişkin ceza, 31.12.2026’ya kadar tebliğ edilmelidir.
- Sürücü belgesinin geri alınması: Ceza ile birlikte verilen sürücü belgesinin geri alınması kararına karşı da adli yargıya, yani sulh ceza hâkimliğine başvurulur (yukarıda (c) bölümü).
İdari Para Cezalarında Zamanaşımı
Kabahatler Kanunu iki ayrı zamanaşımı öngörür. Soruşturma zamanaşımı dolduktan sonra ceza verilemez ve bu, sulh ceza hâkimliğine başvuruda ileri sürülebilir. Yerine getirme zamanaşımı ise ceza kesinleştikten sonra işlemeye başlar ve tahsil aşamasını ilgilendirir:
- Soruşturma zamanaşımı (Kanun’un 20. maddesi): Bu süre dolduktan sonra kabahat nedeniyle idari para cezası verilemez. Süre, 100.000 TL veya daha fazla idari para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, 50.000 TL veya daha fazla cezayı gerektirenlerde dört, 50.000 TL’den az cezayı gerektirenlerde üç yıldır; nispi idari para cezalarında sekiz yıldır. Süre fiilin işlenmesi veya neticenin gerçekleşmesiyle başlar ve sulh ceza hâkimliğindeki başvuru sonuçlanıncaya kadar işlemeye devam eder. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 28.02.2024 tarihli ve 2022/16368 E., 2024/2011 K. sayılı kararında, “kabahat tarihinden, kararın kesinleştiği tarihe kadar 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla” hâkimlik kararını kanun yararına bozmuş ve cezayı kaldırmıştır. Trafik, karayolu taşıma, nüfus ve seçim mevzuatı gibi kanunlarda sayılan kabahatler için yukarıda anlatılan "izleyen takvim yılının sonu" kuralı uygulanır.
- Yerine getirme zamanaşımı (Kanun’un 21. maddesi): Kesinleşen cezanın tahsil edilebileceği süredir. Süre, 50.000 TL veya daha fazla cezada yedi, 20.000 TL veya daha fazla cezada beş, 10.000 TL veya daha fazla cezada dört, 10.000 TL’den az cezada üç yıldır ve kararın kesinleştiği takvim yılını izleyen yılın başından itibaren işler.
Sıkça Sorulan Sorular
İdari para cezasına itiraz süresi kaç gündür?
Kabahatler Kanunu’na tabi cezalarda on beş gündür ve kararın tebliğ ya da tefhiminden itibaren işler. Çevre cezalarında otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılır; SGK cezalarında on beş gün içinde Kuruma itiraz edilebilir ya da otuz gün içinde doğrudan dava açılabilir.
Trafik cezasına e-Devlet’ten itiraz edilebilir mi?
Hayır, e-Devlet şifresi tek başına yetmez. UYAP Vatandaş Portalı’ndan elektronik itiraz için e-imza ya da mobil imza gerekir; bunlar yoksa dilekçe adliyedeki ön büroya verilir.
İtiraz için avukat tutmak zorunlu mu?
Hayır. Başvuruyu kişi kendisi yapabilir. Kişi adına ise yalnız kanuni temsilcisi (veli, vasi, şirketi temsile yetkili kişi) ya da vekâletnameli avukatı başvurabilir; bir yakının yaptığı başvuru reddedilebilir.
İdari para cezasına itiraz harçlı mı?
Hayır, başvuru harca tabi değildir. Başvuru reddedilirse yargılama masrafları başvurana yüklenir; vekâlet ücreti konusunda Yargıtay kararları farklı yönlerdedir.
Cezayı indirimli ödedim, yine de itiraz edebilir miyim?
Evet. Ödeme yapılması kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez (Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin altıncı fıkrası). İtiraz süresi ödemeden bağımsız olarak on beş gündür.
İtiraz edince cezanın tahsili durur mu?
Cezanın türüne göre değişir. Kabahatler Kanunu’na tabi cezalarda süresinde yapılan başvuru cezanın kesinleşmesini engeller ve genel bütçeye gelir kaydedilen cezalar kesinleşmeden tahsil dairesine gönderilmez. SGK cezalarında Kuruma itiraz takibi durdurur, ancak mahkemeye başvurulması durdurmaz; çevre cezalarında da dava açılması tahsili durdurmaz.
On beş günlük süreyi kaçırdım, ne yapabilirim?
Mücbir sebep varsa engelin kalktığı tarihten itibaren yedi gün içinde başvurulabilir. Tebliğ usulsüzse süre işlemeye başlamamış olabilir. Bunların dışında ceza kesinleşir. Kanun yararına bozma yalnız hâkim ve mahkeme kararlarına karşı işlediğinden, süresinde hiç başvurulmamış bir cezayı kaldırtmanın yolu kural olarak kalmaz.
Hâkimlik kararına itiraz edilebilir mi?
Ceza 15.000 TL’yi aşıyorsa evet; kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilir ve itiraz, kural olarak bir sonraki numaralı sulh ceza hâkimliğince dosya üzerinden incelenir. 15.000 TL ve altındaki cezalara ilişkin kararlar kesindir. Kabahat 01.06.2024’ten önce işlenmişse sınır 3.000 TL sayılabileceğinden, bu tutarı aşan cezalarda itiraz süresini kaçırmamak gerekir.
İmar para cezasına nereye itiraz edilir?
Kural olarak idare mahkemesine. İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre verilen para cezaları imar mevzuatına aykırı yapıya ilişkin idari işlemle bağlantılı olduğu için tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde dava konusu edilir.
