• Hüseyin Baran DELİL

Ölümlü ve Yaralanmalı Trafik Kazalarında Tazminat


trafik kazası tazminat avukatı


Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Trafik kazaları ve bu kazaları takiben başlatılan hukuki ve cezai süreçler ülkemizde sıklıkla görülmektedir. Meydana gelen trafik kazaları veya diğer trafik kurallarını ihlal halleri ceza hukuku anlamında duruma göre şartları oluştuysa taksirle öldürme, taksirle yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçlarını oluşturabilir ve bu anlamda bir ceza soruşturmasına ve kovuşturmasına sebebiyet verebilir.


Bu makalemizde ise trafik kazalarının ceza hukuku alanındaki süreç ve yaptırımlarından ziyade, özel hukuk alanında sebep olabileceği tazminat davalarını işleyeceğiz. Trafik kazalarının ceza hukuku alanında meydana getireceği etkiler için trafik suçları üst başlıklı makalemizi veya trafik ile alakalı suçları spesifik olarak kendi özelinde işlediğimiz taksirle öldürme suçu, taksirle yaralama suçu, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ve trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu başlıklı makalelerimizi inceleyebilirsiniz. Hukuki Olarak “Trafik Kazası” İfadesi Hangi Durumları Kapsamaktadır?


2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunumuza göre trafik kazası terimi: “Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm,yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olaydır.”


Demek ki bir olayın trafik kazası olarak nitelendirilebilmesi için:

1-Karayolu üzerinde gerçekleşmesi

2-Bir veya birkaç aracın olaya karışmış olması

3-Olaya karışan araç veya araçların en az birinin hareket halinde olması

4-Olay sonucunda ölüm, yaralanma ve zarar meydana gelmiş olması

şartlarının hep birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

Burada belirtmemiz gerekir ki “karayolu üzerinde” ifadesi yargı makamları tarafından geniş yorumlanmaktadır. Kazanın mutlak bir suretle karayolu üzerinde gerçekleşmesi gerekliliğinden ziyade, karayolu ile bağlantısı olan alanların da bu ifade kapsamında kabul edilmesi söz konusudur.


Örnek olaylar üzerinden gidecek olursak: Hareket halindeki motorlu bir aracın bir yayaya veya başka bir araca çarpması, taşımacılık işine konu olan bir aracın yaptığı kaza sonucu müşterilerden birinin yaralanması veya ölmesi hallerinde zarar görenlerin diğer şartların da oluşmuş olması şartıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunma hakları doğacaktır.


Trafik Kazası Nedeniyle Ceza Davası/Kamu Davası Açıldıysa Ayrıca Tazminat Davası Açılabilir mi?

Yaşanan bir trafik kazası nedeniyle açılacak ceza davası/kamu davası ile tazminat talepli açılacak olan hukuk davası birbirinden apayrı amaçlar güden, farklı nitelikte davalardır.


Kazaya ilişkin savcılık makamınca soruşturulup, mahkeme tarafından kovuşturulacak olan ceza davası, kanunda suç olarak tanımlanmış bir fiili cezalandırma amacı taşımaktadır; tazminat talepli olarak açılacak olan hukuk davasında ise trafik kazasının mağduru olan kişinin uğradığı maddi, manevi, finansal, ruhsal ve psikolojik zararların tümünün karşılığı olarak karşı taraftan kusur oranında tazminat alınması söz konusudur.


Kural olarak bu tazminatın hukuki dayanağı Türk Borçlar Kanunumuzun 49. ve devamındaki maddelerde ifade bulan haksız fiil sorumluluğudur. Yolcu taşıma sözleşmesi, iş sözleşmesi ve benzeri istisnai hallerde hukuki dayanak, bu sözleşmeler ve bu tip sözleşmeler ile ilgili yasal düzenlemeler olacaktır.

Trafik Kazası Nedeniyle Açılacak Tazminat Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Yetkili mahkeme: Söz konusu davanın konum olarak hangi yerdeki mahkemenin yetki alanına girdiğini belirlemek için alınan bir kıstastır. Hukuk sistemimizde tüm sorumlulara karşı:

  • KTK Madde 110.’a göre: “Sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.”

  • HMK madde 7/1.’e göre “Davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde” açılır. (Yargıtay’a göre 7. maddenin devamındaki ortak yetki kuralı trafik kazası nedeniyle açılacak tazminat davalarına uygulanmaz.)

  • HMK madde 16.’ya göre “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.”

Görüldüğü üzere tazminat talebinde bulunacak olan zarar görenlere yetki konusunda büyük bir seçme imkanı tanınmıştır.

Görevli Mahkeme: Konu itibariyle davaya bakma yetkisi olan mahkemeleri ifade etmek için kullanılır. Yetkili mahkemede yer esasken görevli mahkemede konu esastır. Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında da trafik kazasının hangi şartlarda ortaya çıktığı ve dava tarafları arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetine göre görevli mahkeme saptaması yapılmalıdır.

  • Haksız fiilden kaynaklanan davalar bakımından Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir.

  • İşçi-işveren arasındaki iş akdi dahilinde meydana gelen trafik iş kazalarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir.

  • Yolcu taşıma sözleşmesinin söz konusu olması halinde, meydana gelen trafik kazası sonucu zarar gören yolcu, kusurlu araç sürücüsüne ve işletmeciye karşı eskiden Asliye Ticaret Mahkemelerinde dava açabiliyorken, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile getirilen düzenleme nedeniyle Tüketici Mahkemelerine başvurmak durumunda kalacaktır. Bu düzenlemeden sonra asliye ticaret mahkemelerinin görevsizlik nedeniyle bu tip davaları reddettiği görülmüştür. Bu durum uygulamada bazı uyuşmazlıklara sebep olabilmektedir. Özellikle sigorta şirketleri ile alakalı düzenleme ve gelişmeler süreç ile alakalı problemler yaratabilmektedir. Dolayısıyla yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri ile alakalı hukuki süreçler açısından özellikle titizlik gösterilmesi gerektiğini belirtmemiz faydalı olacaktır.

Trafik Kazası Nedeniyle Kimler Tazminat Talebinde Bulunabilir?

Bu sorunun cevaplanabilmesi için trafik kazası sonucu meydana gelen zararın nitelik ve niceliğinin saptanması gerekir.

Ölümlü trafik kazalarında:

  • Destekten yoksun kalanlar için destekten yoksun kalma tazminatı talep edilir. Destekten yoksun kalan anne, baba, eş, çocuklar, nişanlı veya desteğin ispatlanması şartıyla ölenin destek verdiği kişi talepte bulunabilir, yani burada önemli olan belirlenmiş bir yakınlık derecesi değil, yakınlık ve kan bağı durumu ne olursa olsun destek hususunun ispatlanmasıdır.

  • Vefat edenin yakınları ölüm nedeniyle duydukları ızdıraptan kaynaklı olarak manevi tazminat talebinde bulunabilir,

  • Ölüm gerçekleşmeden önce yapılan tedavi giderleri talep edilebilir,

  • Ölen için yapılan cenaze masrafları talep edilebilir,

Yaralanmalı trafik kazalarında ise genel kural bizzat zarar görenin kendisinin talepte bulunmasıyken, istisnai olarak yaralanan kişinin ağır bedensel zarara ve uzuv kaybına uğraması hallerinde yakınları da tazminat talebinde bulunabilecektir. Yaralanmalı trafik kazalarında:

  • Tedavi giderleri,

  • Kazanç kaybı,

  • Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar,

  • Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar

talep edilebilecektir.


Bu zarar kalemlerinin hangi hususları kapsayacağının çok daha detaylı anlatıldığı Bedensel Zararlardan Doğan Tazminat Davaları makalemizi inceleyerek yaralanma halinde talep edilebilecek zararların kapsamı hakkında daha kapsamlı bilgi edinebilirsiniz.


Zarar veren olay nedeniyle aracında hasar meydana gelenler:

  • Araç hasar onarım bedelini,

  • Aracın pert olmuş olması halinde aracın kaza öncesi değerinin tamamını,

  • Aracın kaza nedeniyle piyasada uğrayacağı değer kaybını,

  • Araç ticari kullanıma konu ise(araç kiralama şirketlerince kiralanan araçlar, ticari taksi ve dolmuşlar ve benzeri ticari kullanım konusu araçlar için) kazanç kaybını,

talep edebileceklerdir.


Trafik iş kazasının gerçekleşmiş olması halinde işçi, işverene karşı talepte bulunabilecektir. Ancak burada mahiyeti itibariyle bir iş kazası meydana gelmiş olacağından yargılamanın bekletici mesele ile sekteye uğramaması açısından Sosyal Güvenlik Kurumuna gerekli bildirimin yapılması gibi öncül işlemlerin mahkeme huzuruna çıkmadan önce gerçekleştirilmesi gerekecektir.

Trafik Kazası Nedeniyle Kimlerin Tazminat Ödeme Sorumluluğu Doğabilir? Kimlere Karşı Dava Açılabilir?

Trafik kazası nedeniyle sorumluluğunun doğacağı söylenebilecek kişiler:

  • Kusurlu davranışıyla zarara sebebiyet veren araç sürücüsü,

  • Araç sahibi,

  • Araç işleteni,

  • Araç işleteni gibi sorumlu olanlar,

  • Taşımacı(yolcu taşıma sözleşmelerinin söz konusu olduğu hallerde) ve taşıma sözleşmesinin varlığı halinde sorumluluğu doğmuş olan diğer kimseler,

  • Trafikte iş kazasının söz konusu olması halinde işveren

  • Sigorta şirketi(söz konusu tazminatın sigorta limiti kadarıyla sınırlı olmak üzere)

  • Trafik iş kazası halinde işveren(Bu halde SGK'ya iş kazasının bildirilmesi ve SGK tarafından maluliyet tespiti yapılması gibi zorunlulukların mevzuubahis olacağı unutulmamalıdır.)

Ayrıca kusurlu davranışıyla zarara sebebiyet vermiş olması şartının gerçekleşmesi halinde yalnızca araç sürücüleri değil, yayaların da sorumluluğunun doğması söz konusu olabilir.

Araç sahibinin sorumluluğuna ilişkin olarak belirtmemiz gereken bir husus da şudur: araç sahibinin sorumluluğu, zarar görenin zararının olabildiğince çabuk karşılanması amacı güdülerek belirlenmiştir. Böylece araç sürücüsünün saptanamaması halinde dahi sicilde malik olarak görünen kişiye başvurulup zararın tazmini sağlanabilecektir. Ancak araç sahibinin araç işleten sıfatını haiz olmadığını, araç için bir başkasının harcamalarda bulunduğunu, araca ilişkin vergilerin, idari para cezalarının, benzin masraflarının, bakım ve onarım bedellerinin başkası tarafından ödendiğini, araca ilişkin sigorta kayıtlarında kendisinin ismi yazıyor olsa da sigorta primlerinin başkası tarafından ödendiği, aracın başkası tarafından kullanılıyor olduğu ve fiili olarak araç sahibinin kendisi olmadığı hususları kanıtlaması halinde sorumluluktan kurtulması mümkün olabilecektir.

Aracı araç kiralama şirketinden kiralayan kişinin araç işleteni gibi sorumlu olabilmesi için, söz konusu araç kiralama sözleşmesinin kısa süreli değil, uzun süreli bir araç kiralama sözleşmesi olmasıdır. Çeşitli Yargıtay kararlarında kiralama sözleşmesinin uzun süreli kiralamayı konu edinip edinmediğinin tespitinde her olayın özelinde ayrıca değerlendirme yapılması gerekliliği sıklıkla mevzuubahis edilmektedir. Bu nedenle kiracılara yönelik talepte bulunurken konuyla ilgili güncel Yargıtay kararlarını incelemekte fayda olacaktır.

Hatır Taşıması Halinde Tazminattan İndirim Yapılması

Hatır taşıması bir kişinin ücret almadan, karşılık beklemeden, taşınmak isteyen kişinin isteği ile taşınmasıdır. Hatır taşıması halinde tazminat tutarından indirim yapılması gerekmektedir.

Aile bireylerinin taşınması, Yargıtay'a göre hatır taşıması olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca taşıma ilişkisi herhangi bir şekilde ekonomik yarar ilişkisi içerisinde olan kimseler arasında geçiyorsa hatır taşımasından söz edilemez, mesela: bir ustayı iş için eve götüren iş sahibi, evdeki hastası için doktor veya hasta bakıcıyı taşıyan kimse, işçiyi şantiyeye götüren işveren örnekleri hatır taşıması çerçevesinde değerlendirilemeyecektir.


Trafik Kazası Nedenine Dayanan Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?


Trafik kazası nedenine dayanan tazminat davalarında zamanaşımının belirlenmesinde kural olarak Türk Borçlar Kanunumuzun 72/1. maddesi hükmü dikkate alınır: “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”


O halde zamanaşımının belirlenmesinde bu maddeye göre 3 kıstas temel alınmalıdır:

  1. Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmesinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi,

  2. Her halde zararı meydana getiren fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi,

  3. Zararı meydana getiren fiil, Türk Ceza Kanunumuzda bu 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinden daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüş olan cezayı gerektiren bir fiil ise, bu fiile yönelik Türk Ceza Kanunumuzda belirtilen zamanaşımı süresi tazminat davasında da uygulanır.

Trafik iş kazasının söz konusu olduğu hallerde zamanaşımı süresi için Türk Borçlar Kanunumuzun 146. Maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı dikkate alınır. Ancak aynı şekilde ceza kanunumuzda daha uzun zamanaşımı öngörülmüş olan fiillerden kaynaklanan zararlar için, tazminat davası zamanaşımında da ceza kanunumuzdaki zamanaşımı süresi dikkate alınacaktır. Örneğin: işyerinde taksirle adam öldürme suçunun tipiklik şartlarının gerçekleşmiş olması halinde, bu suç için ceza kanunumuzda 15 yıllık zamanaşımı öngörülmüş olması nedeniyle açılacak olan tazminat davasında da 15 yıllık süre dikkate alınacaktır.


Trafik kazalarından kaynaklı dava ve taleplerinize ilişkin kendinizi avukat ile temsil ettirme zorunluluğunuz bulunmamakla birlikte profesyonel tavsiyemiz herhangi bir kayıp yaşamamak adına Ankara Tazminat Avukatı/Tazminat Hukuku Avukatı ile irtibata geçip avukatlık hizmeti almanızdır. Detaylı bilgi için: Buraya Tıklayarak Bize Ulaşın!

Desert in Dark

Büromuzda randevusuz görüşme yapılmamaktadır. Lütfen öncelikle arayıp randevu alınız.