• Hüseyin Baran DELİL

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat


boşanmada maddi manevi tazminat avukat

BOŞANMADA MADDİ MANEVİ TAZMİNAT


Hukuk sistemimizde kişiler arasındaki evlilik birliği çeşitli sebeplerle sona erebilmektedir. Anlaşmalı boşanma gibi kusur tespitinin yapılmadığı hallerin dışında, boşanma davalarında genellikle kusur tespiti yapılmakta ve evlilik birliğini sona erdiren sebeplere ilişkin olarak taraflara kusur atfedilmektedir. Boşanmada kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın maddi ve manevi olarak uğramış olduğu zararın karşı taraf tarafından karşılanmasına hükmedilmektedir.


Evlilik birliğinin boşanma ile sonuçlanmasında kusursuz ya da daha az kusurlu olan taraf, kusurlu taraftan mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma dolayısıyla zarara uğraması nedeniyle uygun bir miktar maddi tazminat isteyebilir.


Ayrıca maddi tazminat yanında, kusursuz veya daha az kusurlu eş; boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğramış olması halinde kusurlu olan diğer taraftan uygun bir miktar manevi tazminat da isteyebilir.


Bu ifadelerden de anlaşılabileceği üzere kanun, boşanmada maddi ve manevi tazminat talep edilebilmesini kusursuz olmaya değil, diğer eşe nazaran daha az kusurlu olma şartına bağlamıştır.



Boşanma Halinde Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Talep Edilmelidir?


Boşanma halinde maddi ve manevi tazminat, boşanma davasının ferisi olarak boşanma davası ile birlikte talep edilebileceği gibi, boşanma davasının kesinleştiği tarihten itibaren 1(bir) yıl içerisinde ayrı bir dava açılarak da talep edilebilecektir.



Boşanmada Maddi ve Manevi Zararın Tespiti


Boşanmada maddi ve manevi tazminatı düzenleyen Türk Medeni Kanunumuzun 174. maddesi genel hatları itibariyle tazminata dayanak teşkil edecek hususları düzenlemiştir. Maddeye göre:


"Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir."

Madde metninden de anlaşılabileceği üzere, boşanmada maddi tazminata hükmedilebilmesi, kanunen:

  1. Mevcut veya beklenen menfaatlerin boşanma yüzünden zedelenmiş olması ve

  2. Karşı tarafın kusurlu olması şartlarına bağlanmıştır.

Bunun yanında, yine aynı maddede yer alan ifadelerde açıkça belirtilmiş olduğu gibi boşanmada manevi tazminata hükmedilebilmesi:

  1. Talepte bulunan kişinin boşanmaya sebep olan olaylar dolayısıyla kişilik haklarının zedelenmiş olması ve yine

  2. Karşı tarafın kusurlu olması şartına bağlanmıştır.


Kanunda yer alan bu ifadelerin oldukça genel ve soyut ifadeler olmalarından kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi şartlarının kanun koyucu tarafından muğlak bırakıldığı düşünülebilir. Bu, hayli doğru bir saptamadır. Kanun koyucu, burada, aile hakiminin inisiyatif alabilmesi ve somut olayın gereklerine uygun olarak karar verebilmesi için kasıtlı olarak bir çeşit hukuki boşluk alanı bırakmıştır denilebilir.


Boşanmada maddi ve manevi zararın tespiti hususunda oldukça fazla Yargıtay kararı mevcuttur ve kanunda detaylandırılmamış olan bu konu, genel itibariyle Yargıtay tarafından verilmekte olan emsal kararlar ile şekillenmektedir. Makalemizin sonunda konuya dair çeşitli Yargıtay kararları yer almaktadır.



Boşanma Davalarında Maddi ve Manevi Tazminata İlişkin Olarak Avukat Desteği


Boşanma davalarında veya boşanma davaları sonrasında dava konusu edilecek olan maddi ve manevi tazminat taleplerinde tarafların kendilerini avukat ile temsil etmeleri gibi bir zorunluluk yoktur. Ancak boşanmada hangi davranış ve yaşanmışlıkların maddi ve/veya manevi tazminata hükmedilmesine sebebiyet vereceği hususunda belirsizlik mevcut olduğundan ve daha önce konuya ilişkin olarak verilmiş olup emsal teşkil eden Yargıtay kararlarının önemi de dikkate alındığında, olası hak kayıplarının önüne geçilebilmesi için Ankara boşanma avukatı ile irtibata geçilip, somut olayın özelliğine göre hukuki danışmanlık ve dava temsil desteği alınmasında büyük fayda vardır.



Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinde Harç vb. Yargılama Giderleri


Boşanma davası ile birlikte talep edilecek olan maddi ve manevi tazminat taleplerinde, maddi ve manevi tazminatın boşanmanın ferileri niteliğinde bulunmasından dolayı ayrıca harç alınmamaktadır.


Maddi ve manevi tazminat taleplerinin, boşanma davasının sonuçlanması akabinde 1(bir) yıllık süre içerisinde ayrı bir dava açılmak suretiyle talep edilmesi halinde Harçlar Kanunu ve diğer ilgili mevzuat doğrultusunda harç ve masraflar söz konusu olacaktır.



Aleyhine Tazminata Karar Verilen Tarafın Ödemeyi Reddetmesi Halinde Tazminat Alacaklısının Hakları


Boşanma davasında boşanma kararıyla birlikte veya boşanma davası sonrasında ayrıca açılan bir tazminat davası ile birlikte maddi ve/veya manevi tazminata hükmedilmesi halinde tazminat borçlusu taraf, tazminat alacaklısı tarafa bu tazminatı ödemekle hukuken yükümlü olacaktır. Aksi takdirde alacaklı taraf, icra vasıtasıyla bu alacağını takip edebilecektir.


Boşanma davasında boşanmaya karar verilmiş olması halinde, boşanma hususunun kesinleşmiş olmasıyla birlikte boşanmanın ferilerinin icra vasıtasıyla takip edilebilirliği söz konusu olacaktır. O halde, boşanma kararının kesinleştiği dosyalar açısından dava henüz nafaka ve tazminat gibi boşanmanın ferileri yönünden kesinleşmemiş olduğu halde tazminat alacaklısı bu alacağını icra vasıtasıyla talep edebilecektir. [Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 29.05.2017 tarih ve 2017/11280 E., 2017/7864 K. sayılı kararı]



Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminata İlişkin Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2017/11280 E., 2017/7864 K. "İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda, müvekkili aleyhine başlatılan ilamlı icra takibinde dayanak ilamın boşanma davasına ilişkin olduğunu, ilamın boşanma yönünden kesinleştiğini ancak yoksulluk nafakası ve diğer yönler yönünden kesinleşmediğini, kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağını, belirterek icra emrinin iptalini istemiştir.

Mahkemece; yoksulluk nafakasının icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerektiği gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verilmiş; hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

HUMK'nun 443/4. (HMK'nun 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez. Ayrıca, boşanma kararının "eklentisi" olan tazminatlar da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. Bir başka anlatımla boşanma hükmü kesinleşmiş ise eklentilerin (Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat vs.) infaz edilmesi için eklentiler yönünden kararın kesinleşmesi gerekmez.


Somut olayda takip dayanağı ilamda; hükme bağlanan yoksulluk nafakası ve diğer alacaklar ilamın ferileri niteliğinde olup boşanma hükmünün kesinleşmesi ile takibe konulabilir hale gelirler. Bu durumda boşanma hükmünün 03.06.2015 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle feri kalemler yönünden 22.06.2015 tarihinde çıkarılan icra emrinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.

O halde, mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İÎK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/19095 E., 2016/16821 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda, müvekkili aleyhine başlatılan ilamlı icra takibinde dayanak ilamın boşanma davasına ilişkin olduğunu, ilamın kesinleşmediğini, kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağını belirterek takibin iptalini istemiştir. Alacaklı ilamın boşanma yönünden temyiz edilmediğini, tazminata ilişkin takip yapılabileceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece; boşanma kararının temyiz edilmediği, bu nedenle fer’ilere ilişkin takip başlatılmasında aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş olup hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.

HUMK'nun 443/4. (HMK'nun 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez. Ayrıca, boşanma kararının "eklentisi" olan tazminatlar da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. Bir başka anlatımla boşanma hükmü kesinleşmiş ise eklentilerin (Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat vs.) infaz edilmesi için eklentiler yönünden kararın kesinleşmesi gerekmez.

İcra takip dosyası ve icra yargılama dosyası içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerden boşanma hükmünün temyiz kapsamında olup olmadığı bu nedenle takip tarihi itibarı ile boşanma yönünden hükmün kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamamaktadır.


Dayanak ilama ilişkin dosyanın mahal mahkemesinden getirtilerek takip tarihi itibariyle boşanma yönünden ilamın kesinleşip kesinleşmediği Yargıtay denetimine de imkan sağlayacak şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru değildir.


SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 29,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 12.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

2. Hukuk Dairesi 2021/809 E. , 2021/1996 K. "İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, erkeğin davasının kabulü, ferileri, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi ile iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davalı-karşı davacı erkek yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.08.03.2021

Hukuk Genel Kurulu 2017/2644 E. , 2021/68 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kayseri 1. Aile Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili 21.11.2014 tarihli dava dilekçesinde; tarafların 31.03.2000 tarihinde evlendiğini, ortak iki çocuklarının bulunduğunu, davalının aşırı bencil, ileri derecede cimri, eşine ve çocuklarına ilgisiz olduğunu, yalan söylediğini, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sürekli küfür ederek kötü davrandığını ve son olarak evden kovduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına, velayetlerin anneye verilmesine, çocuklar yararına ayrı ayrı 1.000,00TL tedbir-iştirak nafakası ve müvekkili yararına 1.000,00TL tedbir nafakası ile 50.000,00TL maddi, 50.000,00TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı İstemi: 5. Davalı 02.02.2015 tarihli cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkâr ederek, davacının Kayseri’de yaşamak istediğini, bu durumu kabul etmemesi nedeniyle boşanma davası açtığını, böyle bir sebeple evlilik birliğinin yıkılmaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. Kayseri 1. Aile Mahkemesi’nin 15.04.2015 tarihli ve 2014/894 E., 2015/285 K. sayılı kararı ile; davalı erkek eşin birlik görevlerini yerine getirmediği, cimri olduğu, evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, eşi ve çocukları ile ilgilenmediği, bu nedenle boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına, çocukların velayetlerinin anneye verilmesi ile her bir çocuk yararına ayrı ayrı 400,00TL tedbir-iştirak nafakası ile davacı yararına 15.000,00TL maddi tazminat ödenmesine, manevi tazminat talebinin ise davalı erkek aleyhine, kadın eşin kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte kusurlu bir davranışın varlığı ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.02.2016 tarihli ve 2015/12891 E., 2016/3100 K. sayılı kararı ile; "...Hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, manevi tazminatın reddi ve maddi tazminatın miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Toplanan delillerden, davalı erkeğin mahkemece belirlenen kusurlu davranışları yanında eşini evden kovduğu ve hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Erkeğin gerçekleşen bu kusurlu eylemleri davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Davacı kadın yararına manevi tazminatın (TMK. m.174/2) şartları oluştuğu nazara alınarak lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken kusur belirlemesinde yanılgıya düşülerek kusurların kadının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle bu isteğin reddine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir,..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı: 8. Kayseri 1. Aile Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli ve 2016/311 E, 2016/420 K. sayılı kararı ile bozma öncesi kararda yer alan gerekçenin yanında bozma ilamının yerinde olmadığı, önceki hükmün daha isabetli olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 9. Direnme kararı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 10. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı tarafın kusurlu davranışlarının tamamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının kişilik haklarının saldırıya uğrayıp uğramadığı, burada varılacak sonuca göre davacı yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/2 maddesinde yer alan manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 11. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir. 12. Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166. maddesinin bir ve ikinci fıkraları; "Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” hükmünü taşımaktadır. 13. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. 14. Boşanma nedeniyle eşlerin birbirine karşı nafaka ve tazminat ödeme yükümlülüğü TMK’nın 174. maddesiyle “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. 15. Eldeki davada; ilk derece mahkemesince boşanmaya sebep olan olaylarda erkek eşin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Ne var ki, erkek eşe yüklenen kusurlu davranışların diğer tarafın kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gerekçesiyle kadın eşin manevi tazminat istemi reddedilmiştir. 16. Manevi tazminat talepleri boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarından biri olup, boşanma nedeniyle hükmedilecek maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında TMK’nın 174. maddesi "Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir." hükmünü taşımaktadır. 17. Maddenin ikinci fıkrasına göre boşanma sonucunda manevi tazminata karar verilebilmesi için diğer koşullar yanında manevi tazminat talebinde bulunan tarafın, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğraması gerekir. 18. Kişilik hakları, bir bütün olarak kişinin maddi ve manevi varlığıyla ilişkili ve bu varlığın geliştirilmesini hedefleyen haklar ve özgürlükler olarak tanımlanır. Bu haklar; kişiliğe bağlı, dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez haklardır. Kişilik haklarının mutlak bir hak oluşu, hak sahibine, bu hakka ve hakkın içerdiği değerlere herkesin saygı göstermesini isteme, kişisel değerlerin korunmasını herkesten isteme, yasaların, kamu düzeninin ve genel ahlak ile adabın çizdiği sınırlar içerisinde dilediği gibi kullanma hakkı verir. Kişilik hakkı kavramı; kişiyi var eden, kişiliğini serbestçe geliştirmesini sağlayan, diğer kişilerden farklılığını temin eden bütün değerler üzerindeki haktır. Yaşam, vücut bütünlüğü, özgürlükler, şeref ve haysiyet, özel yaşam, isim, resim gibi kişisel varlıklar üzerindeki haklar kişilik hakkını ifade eder. Bu varlıklara yönelen saldırılar ise kişilik hakkının ihlali sonucunu doğururlar. 19. Kişilik haklarının korunmasına ilişkin temel düzenleme TMK’nın 23, 24 ve 25. maddelerinde yer almakta; Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi ile bu düzenlemeler tamamlanmaktadır. Ancak bu genel korumanın dışında bazı kişisel değerleri koruyan özel hükümler de bulunmakta olup, TMK’nın 174. maddesi bu hükümlerden biridir. 20. Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık; ilk derece mahkemesince belirlenen kusurlu davranışlar yanında ayrıca erkek eşin “evden kovma ve hakaret etme” şeklinde gerçekleşen kusurlu davranışları sergileyip sergilemediği noktasında toplandığına göre Yargıtay’da boşanma davalarına yönelik temyiz incelemesini hangi kıstaslara göre yapıldığıyla ilgili açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. 21. Yargıtay boşanma davalarında temyiz incelemesi aşamasının daha sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla; her bir davada verilecek olan boşanma kararı, ferileri ve boşanmanın mali sonuçları yönünden yapılacak denetlemeye uygun şekilde, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleşen kusurlu davranışları belirtildikten sonra eşlerin kusur durumlarını “kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş” şeklinde belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Yine Yargıtay, 03.07.1978 tarihli, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla da “kimin daha fazla kusurlu olduğunu tayin hususunda önceden bir ölçü konulamayacağına ve bu hususta bir içtihadı birleştirmeye gidilemeyeceğine” karar vererek her bir boşanma davasında tarafların kusurluluk durumlarının kendine özgü ve o evliliğe münhasır olduğunu kabul etmiştir. 22. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; TMK’nın 166. maddesinin 1 ve 2. fıkraları uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu takdirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Çünkü tam kusurlu eşin boşanma davası açması tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki “birlik artık sarsılmıştır” diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer (TMK m.2). Nitekim benzer ilkeye HGK’nın 04.12.2015 T., 2014/2-594 E. ve 2015/2795 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Bu durumda kusur ilkesine göre genel sebeple (TMK m. 166/1) boşanmaya karar verebilmek için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir. 23. Bu açıklamalar kapsamında elde ki davaya gelince; tarafların komşusu olan tanık beyanlarına göre, erkek eşin davacıyı evden kovduğu, bu nedenle kadın eşin iki gece tanık N.K.’nın evinde kaldığı, sonrasında komşuların aralarında para topladığı, toplanan parayla davacıya uçak bileti aldıkları ve davacı eşi Kayseri’ye ailesinin yanına gönderdikleri anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; erkek eşin davacıya hakaret ettiği ve zaten “eşini evden kovma” şeklinde gerçekleşen kusurlu davranışın kendi içinde “hakaret eylemini” barındırmasının doğal sonucu olmasına göre yerel mahkemece, somut olaya uygun ve aynı yönlere işaret eden bozma kararına uyulması gerekirken, davalı erkek eşin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan kusurlu davranışının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı kadın eşin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 24. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.02.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


ankara boşanma avukatı

Desert in Dark

Büromuzda randevusuz görüşme yapılmamaktadır. Lütfen öncelikle arayıp randevu alınız.