top of page
  • Avukat Baran DELİL

Yardım Nafakası Nedir, Şartları Nelerdir? 2024

Delil Hukuk Bürosu

yardım nafakası
 

Makale İçeriği:

 

Nafaka Nedir, Nafaka Türleri Nelerdir?


Nafaka: Mahkeme kararıyla bir eşin diğer eşe veya bir kişinin, yardıma muhtaç olan yakınına ödemekle yükümlü tutulduğu ödemeye denir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde "Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü, geçimlik" ve "Birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık" şeklinde tanımlanmış olan nafaka, birçok farklı kişiye, birçok farklı hukuki sebeple bağlanabilmektedir.


Nafaka türlerini kısaca sayacak olursak:

şeklinde sayabiliriz.


Bunlardan tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası, boşanma davası ve velayet davası gibi davalarda söz konusu olabilmektedir ve genellikle boşanmayla ilişkili talepler olarak ileri sürülmektedir. Bu davalardan yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası, boşanma davasında talep edilebileceği gibi boşanmadan sonra süresi içerisinde ayrıca açılacak olan bir nafaka davası ile de talep edilebilmektedir.


Ancak bu makalemizde işleyecek olduğumuz yardım nafakası, boşanmadan farklı olarak kişilerin bakmakla yükümlü oldukları herkesi kapsayabilen nitelikte, daha geniş bir uygulama alanına tabidir.



Yardım Nafakası Nedir?


Yardım nafakası, kanunda sınırlı olarak sayılan aile bireylerinin yoksulluktan korunmasına ilişkin olarak sosyal yardımlaşma amacını da muhteviyatında barındıran bir nafaka türüdür. Kendisine yardım edilmemesi halinde zarurete düşecek olan altsoy lehine yardım nafakasına hükmedilebilir. Burada zarurete düşmekten kasıt, çok sıkıntılı bir durum ve zorlu ekonomik şartlar içerisinde olmak anlamındadır. Aşağıda alt başlıklar halinde yardım nafakası konusunu somutlaştıracağız ve hukukçu olmayan okurlarımızı da gözeterek onlar için de anlaşılabilir bir anlatım sağlamaya çalışacağız.


a) Yardım Nafakasının Hukuki Dayanağı


Yardım nafakasının hukuki dayanağı olarak Türk Medeni Kanunumuzun 364. maddesi ve devamındaki hükümler ile 328/2. maddeleri gösterilebilir. Türk Medeni Kanunumuzun 364. maddesi ve devamındaki hükümlerde düzenlenmiş olan yardım nafakası, daha geniş kapsamlıdır ve yardım nafakasının şartları ile uygulama kurallarına ilişkin detaylı açıklamalar ihtiva etmektedir.


Türk Medeni Kanunumuzun 328. Maddesinin 2. Fıkrasına Göre: "Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler."
Türk Medeni Kanunumuzun 364. Maddesine Göre: "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır."

Yukarıda alıntılamış olduğumuz 328. maddenin 2. fıkrası, esasen mahkeme kararıyla 18 yaşından küçük çocuklar için ödenmesi kararlaştırılan iştirak nafakasına ilişkin kanun hükümleri arasında istisnai bir hüküm olarak yer almaktadır ve müşterek çocuğun ergin olması akabinde eğitim hayatına devam etmesi durumunda ana ve babasına yönelik olarak talepte bulunabileceği yardım nafakasını konu edinmektedir. Ancak müşterek çocuklar ergin olsalar ve eğitim hayatlarına devam etmeseler dahi, Türk Medeni Kanunumuzun 364. maddesinde genel olarak düzenlenmiş bulunan yardım nafakası hükümlerinden faydalanabilirler.


b) Yardım Nafakasının Şartları Nelerdir?


Yardım nafakasına hükmedilebilmesi için bazı şartların mevcut olması gerekir, bu şartları kafa karışıklığı yaratmamak adına Türk Medeni Kanunumuzun 328/2. maddesi ve 364. maddesi hükümleri açısından ayrı başlıklar altında değerlendireceğiz.


b.1) TMK 328/2. Maddesi Uyarınca Yardım Nafakası Şartları


Türk Medeni Kanunumuzun 328. maddesinin 2. fıkrası, spesifik olarak ergin olduğu halde eğitimine devam eden çocukların anne ve babalarından talep edebilecekleri yardım nafakasını konu edinmektedir. Dolayısıyla TMK 364. maddede sınırlı olarak sayılan diğer kişiler, bu madde hükmüne dayanamayacaklardır. Ergin olmayan çocuklar için, bu çocukların velayeti mahkeme kararıyla kendisine bırakılmış olan anne veya baba, diğer eşten TMK 327. maddesi hükmü uyarınca iştirak nafakası talep edebilmektedir. Ancak müşterek çocuğun ergin olması durumunda velayet ortadan kalkacağı için iştirak nafakası talep edilmesi mümkün olamayacaktır. Bu durumda fiil ehliyeti olan ergin çocuk, bizzat kendisi anne veya babasına karşı yardım nafakası talepli dava açabilmektedir.


Türk Medeni Kanunumuzun 328. Maddesinin 2. Fıkrasına Göre: "Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler."

Bu sebeple yardım nafakası talebinde bulunulabilmesi için aşağıdaki şartların sağlanması gerekir:

  1. Talepte bulunanın, davalının çocuğu olması,

  2. Çocuğun ergin olması,

  3. Ergin olan çocuğun eğitim hayatına devam ediyor olması,

  4. Eğitimine devam eden çocuğun kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun olması,

  5. Davacı çocuğun kendisine yardım edilmemesi durumunda zarurete düşeceğinin (çok sıkıntılı bir duruma, zorlu ekonomik şartlara düşeceğinin) anlaşılması.


b.2) TMK 364. vd. Hükümleri Uyarınca Yardım Nafakası Şartları


Türk Medeni Kanunumuzun 364. maddesi ile devamındaki hükümlerde genel olarak yardım nafakası düzenlenmiş olup, burada düzenlenen haliyle yardım nafakası, daha geniş kapsamlı bir düzenleme ihtiva etmesi ve nafaka talebinde bulunan kişinin eğitim hayatına devam etmesi şartını içermemesi ile TMK 328/2. maddede düzenlenmiş olan yardım nafakasından ayrılmaktadır.


TMK 364. maddeye göre yardım nafakası talebinde bulunulabilmesi için aşağıdaki şartların sağlanması gerekir:

  1. Talepte bulunanın davalının üstsoyu, altsoyu ile kardeşlerinden biri olması,

  2. Talepte bulunanın kendisine yardım edilmemesi durumunda yoksulluğa düşecek olması,

  3. Davalının durumunun, yardım nafakası ödemeye elverişli olması,

  4. Davalı talepte bulunanın kardeşiyse, davalının refah içinde yaşıyor olması.


Unutulmamalıdır ki, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre yardım nafakası talebinde bulunan kişinin kendi kusuru ile muhtaç duruma düşmüş olması başlı başına davalıyı yardım nafakası ödeme yükümlülüğünden kurtarmayacaktır. Aynı şekilde, davalı ile yardım nafakası talep eden davacı arasındaki aile bağlarının zayıflamış olması da bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.


Yardım nafakasına hükmedilirken, nafaka vermekle yükümlü tutulacak olan kişilerin kendilerinin yardım nafakası nedeniyle geçim sıkıntısı yaşamayacak olması şartı aranır; aynı şekilde yardım nafakası talebinde bulunan kişinin de kendisine yardım edilmemesi durumunda yoksulluğa düşecek olması şartı aranmaktadır. Yardım nafakası talebinde bulunan kişinin yoksulluğa düşecek olduğunun tespitinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.1988 tarihli ve 1998/656-688 sayılı ilamında öngörülmüş olduğu üzere kişinin yeme, içme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi maddi varlığını sürdürmek ve geliştirmek için gerekli görülen harcamalar esas alınır. Bu temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olan kişinin yoksulluğa düşecek olduğu kabul edilebilir; aksi takdirde yardım nafakasının reddine hükmedilebilir.


c) Yardım Nafakası Kimler Tarafından Talep Edilebilir?


Yardım nafakası, davalının:

  1. Üstsoyu tarafından açılabilir, bunlar: Davalının annesi, babası, büyükanneleri, büyükbabaları ve diğer üstsoylarıdır,

  2. Altsoyu tarafından açılabilir, bunlar: Davalının çocukları, torunları ve onların çocukları ile altsoylarıdır,

  3. Kardeşleri tarafından açılabilir,

  4. TMK 365/4. maddesi gereğince nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurumlar tarafından açılabilir.


Saymış olduğumuz bu kişiler, Türk Medeni Kanunumuzun 364. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla bu kişiler dışında herhangi bir kişi tarafından yardım nafakası talebiyle nafaka davası açılması mümkün değildir. Örneğin kayınbiraderin, dayının, teyzenin yardım nafakası talep etme hakkı yoktur. Bununla birlikte, yukarıda açıklamış olduğumuz üzere, kardeşlerin nafaka yükümlülükleri refah içerisinde bulunmalarına bağlıdır.


d) Yardım Nafakası Nasıl Talep Edilir?


Yardım nafakası davası, görevli ve yetkili mahkemeye verilecek olan dava dilekçesi ile talep edilir. TMK 328/2. madde uyarınca açılacak olan yardım nafakası davası yalnızca anne veya babaya karşı açılabilmekteyken, TMK 364. maddede düzenlenmiş olan haliyle yardım nafakası davası davacının altsoyuna karşı, üstsoyuna karşı veya kardeşlerine karşı açılabilir.


Yardım nafakası davasının TMK 364. madde uyarınca açılması durumunda Türk Medeni Kanunumuzun 365. maddesi gereğince mirasçılıktaki sıranın göz önünde tutulması gerekir. Bu anlamda, miras hukuku kuralları çerçevesinde ilk olarak kim ya da kimler davacıya mirasçı olacaklarsa, öncelikli olarak onlardan yardım nafakası talebinde bulunulur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre mirasçılıktaki sıra takip edilmeksizin açılan yardım nafakası davasının dinlenmesine olanak yoktur.(Bakınız: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/15058 E., 2016/2662 K. sayılı kararı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/17247 E., 2017/6724 K. sayılı kararı ve diğer emsaller)


Yardım nafakası talebinde bulunacak olan davacı, sırasıyla:

  1. Altsoyu,

  2. Üstsoyu ve

  3. Kardeşlerine karşı talepte bulunmalıdır.

Dolayısıyla, örneğin üstsoyundan yardım nafakası talep eden davacı, öncelikle çocuklarının yardım nafakası ödeyecek durumlarının olmadığını ispatlamalıdır. Yardım nafakası talebinde bulunacak olan kişi, altsoyu varsa öncelikle altsoyuna başvurmalıdır. Bir ön sırada nafaka borçlusu bulunduğu sürece, bir sonraki sırada yer alan nafaka yükümlüsüne başvurulması mümkün değildir.


Aynı sırada birden fazla nafaka yükümlüsü varsa, ödenecek olan nafaka miktarı aynı sırada bulunan birden fazla nafaka yükümlüsü arasında, bu kişilerin ödeme güçleri oranında paylaştırılır; yani eşit pay edilmez. Bunun sebebi nafaka yükümlülüğünün, aynı sırada bulunan yükümlüler açısından müteselsil bir borç doğurmayacak olmasından kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde, aynı sırada bulunan davalılardan biri veya birkaçının yardım nafakası ödemesine karar verilebileceği gibi diğerlerinin yardım nafakası ödememesine de hükmedilebilir. Bu anlamda her bir davalı açısından somut olay ayrı ayrı değerlendirilir ve davalıların nafaka ödemeye yeterli imkanları olup olmadığı hususu dikkate alınır.


e) Yardım Nafakası Miktarı Nasıl Belirlenir?


Yardım nafakası miktarı hesaplanırken davacı ve davalı tarafların ekonomik durumları, yaşam standartları, sahip oldukları mal varlıkları ve sağlık durumları gibi faktörler dikkate alınmaktadır. Bunun yapılabilmesi için taraflarca sunulan deliller ile sosyal ve ekonomik durum araştırma raporu(SED raporu) incelenir ve tüm şartlar mevcutsa, TMK 4. maddede düzenlenmiş olan takdir yetkisi ve hakkaniyet ilkesine uygun olarak somut olaya uygun düşen bir miktar nafakaya hükmedilir.


Yardım nafakasına karar verilebilmesi için, nafaka isteyenin yardım edilmemesi durumunda zarurete(çok sıkıntılı bir durum ve zorlu ekonomik şartlar anlamında) düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir demiştik. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında görüldüğü üzere hükmedilecek yardım nafakası miktarı, yalnızca söz konusu olabilecek bu sıkıntılı durumu önlemeye ve ortadan kaldırmaya yönelik bir miktar olarak belirlenmektedir. Yani yardım nafakası talebinde bulunan kişinin nafaka yükümlüsü ile tam olarak aynı sosyal statüde yaşamasına yönelik bir nafaka ödemesine hükmedilemeyecektir. Örneğin aylık milyonlarca Türk Lirası gelir elde eden, lüks bir otomobili olan ve villada yaşayan bir kişiye karşı bir yakını tarafından yardım nafakası davası açılması durumunda, davacının da davalı ile aynı sosyal statüde bir yaşama sahip olmasına yönelik hüküm kurulamayacaktır. Dolayısıyla yardım nafakası davalarında her somut olay açısından ayrı ayrı değerlendirmeler söz konusu olabilmektedir.


Yardım nafakası miktarı belirlenirken nafaka isteyenin her türlü gereksinimlerinin sağlanması gerekmez; aynı şekilde nafaka vermekle yükümlü olan kişilerin de geçim sıkıntısına düşmemeleri gerekir. Bunun için davacının ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün gelirleri ile giderleri belirlenerek somut olaya uygun düşen bir miktar nafakaya hükmedilir.


Tüm bunlara ek olarak: Türk Medeni Kanunumuzun 365. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenleme gereğince aynı sırada bulunan yükümlülerin bir veya birkaçından yardım nafakası talep edilmesi durumunda hakim tarafından hakkaniyete göre karar verilir. Örneğin altsoyu bulunmayan bir kişinin hem annesi hem de babasından yardım nafakası talebinde bulunma imkanı varken yalnızca babasından yardım nafakası talep etmesi durumunda, annenin ekonomik durumu ve yardım nafakası ödeme yükümlülüğü de dikkate alınarak babanın ödeyeceği nafaka miktarının daha düşük tutulmasına karar verilebilir.


f) Yardım Nafakası Nasıl ve Ne Zaman Sona Erer?


Mahkeme tarafından hükme bağlanan yardım nafakası:

  • Nafaka yükümlüsünün ölümü,

  • Nafaka alacaklısının ölümü,

  • Nafaka alacaklısının yardıma muhtaçlık halinin ortadan kalkması,

  • Nafaka yükümlüsünün ekonomik durumunun değişmesi ve ödeme güçlüğüne düşmesi

hallerinde sona erer.


Ancak nafaka alacaklısı veya nafaka yükümlüsünün ölümü haricindeki hallerde, nafakanın kaldırılması için mahkemeye başvurulması ve bu durumun ispatlanması gerekmektedir.


g) Yardım Nafakası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme


Yardım nafakası davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, bu davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakacaktır.


Yardım nafakası davasında yetkili mahkeme ise TMK 365/6. maddesi gereğince davanın taraflarından birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Dolayısıyla:

  • Davacının yerleşim yeri mahkemesi,

  • Davalının yerleşim yeri mahkemesi veya

  • Davalı sayısı birden fazlaysa bunlardan her birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili mahkemedir.



Yardım Nafakasının Artırılması veya Azaltılması


Mahkeme tarafından yardım nafakasına hükmedilmesi durumunda, nafaka miktarının artırılması veya azaltılması için tekrar talepte bulunulması gerekecektir. Açılacak olan nafaka artırım davası veya nafaka miktarının azaltılması davasında değişen ekonomik durumlar ile nafakanın miktarının niçin artırılması veya azaltılmasına hükmedilmesi gerektiği hususları açıkça anlatılmalı ve ispat edilmelidir.


Ayrıca, yardım nafakası talepli olarak açılan davada, Türk Medeni Kanunumuzun 365/5. maddesi uyarınca hakimden irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceği hususunu da karara bağlaması istenebilir.



Yardım Nafakasının Kaldırılması


Yardım nafakasına hükmedilmesine sebebiyet veren şartların ortadan kalması durumunda, nafaka yükümlüsü tarafından nafakanın kaldırılması talep edilebilecektir. Nafaka alacaklısının veya nafaka yükümlüsünün ölümü durumunda nafakanın kaldırılmasının dava edilmesi gerekmemektedir. Ancak nafaka alacaklısının yoksulluk durumunun ortadan kalkması veya nafaka yükümlüsünün kendisinin nafaka ödeyecek durumunun kalmamış olması hallerinde nafakanın kaldırılmasına karar verilebilir. Bu davada ileri sürülen hususların hukuka uygun deliller ile ispat edilmesinin gerekeceği unutulmamalıdır.


 

Yardım Nafakasına İlişkin Yargıtay Kararları

 
  • TMK 328/2. maddesi uyarınca eğitim hayatına devam etmekte olan ergin çocuğun yardım nafakası talebine ilişkin karar,

  • Yardım nafakası miktarı belirlenirken, mirasçılıkta aynı sırada yer alan kişilerin nafakaya katılma yükümlülüklerinin de dikkate alınması gerektiğine ilişkin karar,

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/17254 E., 2016/3205 sayılı kararı

"...

...

...

Somut olayda dosya kapsamından, davacının... öğrencisi olduğu, apart otelde aylık 475,00 TL kira ödemek suretiyle kaldığı, aylık 330,00 TL katkı kredisi aldığı, yarı zamanlı işlerde çalışıp aylık 250,00 TL gelir elde ettiği, 2013 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu %28 oranında özürlü kaldığı, sağ elini kullanamadığı, kazaya neden olan aracın sigorta şirketinin davacıya 125.210,30 TL tazminat ödediği anlaşılmaktadır.


Görüldüğü üzere davacı eğitimini sürdürebilmek için anne babasının yardımına muhtaç olup, bu bağlamda mahkemece davacı lehine yardım nafakası takdir edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları reddedilmiştir. Ne var ki yardım nafakası takdir olunurken, nafaka vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Hükmedilecek yardım nafakası miktarı yalnızca sıkıntılı durumu önlemeye matuf olup, yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinmelerinin sağlanması gerekmez. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK'nın 4.maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.


Temyize konu iş bu davada, davalı babanın emekli olduğu, aylık 1.100,00 TL emekli maaşı aldığı, yeniden evlendiği, ikinci eşinden bir çocuğunun daha olduğu göz önüne alındığında, takdir olunan aylık 900,00 TL nafakanın davalı babanın ekonomik durumuyla uyumlu olmadığı açıktır. Diğer taraftan, mirasçılıkta davalı baba ile aynı sırada olan dava dışı anne, duruşmada tanık olarak dinlenmiş ve kendisinin emekli olduğunu ve aynı zamanda terzilik yaptığını beyan etmiştir. Hal böyle olunca; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, davalının gelir durumu, mirasçılıkta aynı sırada yer alan dava dışı annenin nafakaya katılma yükümlülüğü birlikte değerlendirildiğinde; davacı lehine hükmedilen aylık 900,00 TL nafaka miktarı biraz yüksek bulunmuş, davalı vekilinin temyiz itirazları bu yönden yerinde görülerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.


O halde mahkemece yapılacak iş; davacı öğrencinin giderleri ve nafaka yükümlüsü davalı babanın geliriyle orantılı olacak şekilde, dava dışı annenin de masraflara katlanma yükümlülüğü bulunduğu nazara alınıp, daha düşük bir miktar nafakaya hükmetmek olmalıdır.

...

...

..."


 
  • Birden fazla davalının bulunması durumunda, yardım nafakasına ilişkin hükmün davalılardan her biri açısından infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde ifade edilmesi gerektiğine ilişkin karar,

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/20001 E., 2017/13266 K. sayılı kararı

"...

...

...

Davalıların temyiz itirazlarına yönelik yapılan incelemeye gelince:

a)Davalı annenin tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna göre çalışmadığı, her hangi bir geliri ve mal varlığı bulunmadığı, bu suretle yardım nafakası ödeme gücü bulunmadığı anlaşılmakla anneye yönelik yardım nafakası talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

b)Kabule göre de; Hükmün 1. fıkrasında yer alan "dava tarihinden itibaren aylık 200 TL yardım nafakasının davalılardan alınarak davacıya verilmesine" hükmedilmek suretiyle davalılardan hangisinin ne miktarda yardım nafakası ödeyeceğinin infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar yerinde gösterilmemesi doğru olmamıştır.

...

...

..."


 
  • Yardım nafakasının mirasçılıktaki sıra göz önünde tutulmak suretiyle açılacak olduğuna ilişkin karar,

  • Miras hukukundaki sıra gözetilmeksizin açılan yardım nafakası davasının bu sebeple reddedilmesi gerekeceğine ilişkin karar,

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/15058 E., 2016/2662 K. sayılı kararı

"...

...

...

Dava; yardım nafakası istemine ilişkindir. Temyize konu uyuşmazlık; davalı kardeş ...'un, davacıya yardım nafakası ödeme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Kural olarak herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile anne ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.(TMK m.364)


Türk Medeni Kanunu’nun 364-366. maddeleri arasında düzenlenen yardım nafakası, sınırlı şekilde sayılan akrabaların birbirlerine karşılıklı olarak yardım etme yükümlülüğüne dayanmakta olup, kanun, nafaka ile yükümlü olanları tek tek saymıştır. Bunun dışındaki kimselerin nafaka verme yükümlülüğü yoktur. Yardım nafakası ilişkisinin tarafları; üstsoy, altsoy ve kardeşlerdir.


Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. (TMK m. 365) Nafaka alacaklısı kişi, miras hukuku kuralları çerçevesinde ilk olarak kim ya da kimler kendisine mirasçı olacaksa öncelikle onlardan yardım nafakası talebinde bulunabilir. Mirasçılıktaki sıra takip edilmeksizin açılan yardım nafakası davasının dinlenme olanağı yoktur. Mirasçılıkta ilk sırada yer alan kişi veya kişiler, yoksulluğa düşen kişinin yardım nafakası talebini yerine getiremediği durumlarda, daha sonra mirasçı olacak kişilerden nafaka talebinde bulunulabilir.


Türk Medeni Kanunun'da kan hısımlığı mirasçılığında zümre sistemi kabul edilmiş olup, nafaka yükümlüleri arasında ilk sırada, yardım nafakası talebinde bulunanın altsoyu, ikinci sırada üstsoyu olarak ana ve babası, üçüncü sırada ise refah halinde olması koşuluyla kardeşleri yer alır. Buna göre yardım nafakası talebinde bulunan kişi öncelikle altsoyuna başvurmalıdır. Nafaka talep edecek olan, bir ön sırada nafaka borçlusu bulunduğu sürece, bir sonraki sırada yer alan nafaka yükümlüsüne başvuramaz. Aynı sırada birden fazla nafaka yükümlüsü varsa, ödenecek olan nafaka miktarı, ödeme güçleri oranında paylaştırılır. Zira nafaka yükümlülüğü müteselsil bir borç doğurmaz. Nafaka alacaklısı, çocuklarının ve anne babasının ödeme gücü olmadığını ispat etmedikçe, refah içerisinde olan kardeşinden yardım nafakası talep edemez.


Hal böyle olunca, mahkemece; mirastaki tertip sırasına göre karar verilmesi gerektiği ilkesinden hareketle, davacının alt soyu bulunduğuna ve alt soyunun davacıya nafaka ödemesine karar verildiğine göre, davalı kardeş ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

...

...

..."


 
  • Yardım nafakası miktarının indirilmesine karar verilmiş olması durumunda kararın dava tarihinden itibaren hüküm ifade edeceğine ilişkin karar,

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/5808 E., 2016/10152 K. sayılı kararı

"...

...

...

Mahkemece yardım nafakasının kararın kesinleştiği tarihten itibaren indirilmesine karar verilmiştir. 28/11/1956 tarih ve ...sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili niteliğinde olup, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Buna göre, yardım nafakasının indirilmesine dava tarihinden itibaren hükmetmek gerekirken; indirme kararının kesinleşme tarihinden itibaren hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

...

...

..."


 
ankara avukat

Comments


bottom of page